20. Ayet
اِنّ۪ي ظَنَنْتُ اَنّ۪ي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ
“Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنّ۪ي ظَنَنْتُ اَنّ۪ي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ
“Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum.”
Zaten ben biliyordum ki kıyamet günü kavuşacağım hesabıma.
Hesabıma kavuşacağımı ben biliyordum!»
19-20. Amel defteri (Hard Diski) sağ tarafından verilen kimse, (iftiharla) haykıracak: “İşte defterim, okuyun (işte hayat filmim seyredin)! Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı (yaşadıklarımla yüzleşeceğimi) zaten biliyordum” diyecek.
19,20. Sağ eline defter-i a’mâli virilecek olan (mesrûran) "Bu kitâbı okuyunuz, ben dâimâ bir gün hesâb virmek lâzım geleceğini düşünür idim." diyecek.
19, 20. Kitabı sağ tarafından verilen: Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum, der.
"Hesabımla karşılaşacağıma inanıyordum."
Çünkü ben sezmiştim ki ben kavuşacağım hisabıma
"Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim" der.
19-20. (O gün) kitabı, (amel defteri) sağ tarafından verilen kimse der ki: “Alın kitabımı okuyun. Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağıma (dünyadayken) kesinlikle inanıyordum.”
"Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağıma (zaten inanmış ve) kesin kanaatle (hazırlanmıştım" diye ferahlanacaktır.)
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.
“bayıķ ben bildüm gümānsuz kim bayıķ ben göriciven ḥisābumı.
«Çünkü ben hakıykaten hisâbıma kavuşacağımı (kuvvetle) zannetmişdim».
19,20. İşte kitâbı sağ eline verilen kimseye gelince, (sevinerek) der ki: “Alın, kitâbımı okuyun; doğrusu ben, hesâbımla karşılaşacak kimse olduğumu gerçekten sezmiştim(bilmiştim)!” der.
Şüphesiz ben (bu ahiret günü) hesabımla karşılaşacağımı, (yaşadıklarımla yüzleşeceğimi) zaten biliyordum”diyecek.
“Zaten ben yaptıklarımın hesabıyla karşılaşacağımı (dünyada iken) biliyordum” der.
çünkü ne de olsa hesabımla karşılaşacağımı çok iyi biliyordum."
Ben zaten hesabımın görüleceğini bilirdim.» diyecek.
“Muhakkak ki ben hesabımla karşılaşacağımı zannetmekteydim.”
“Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı biliyordum.”
Ben zaten hesabımın bir gün önüme konulacağını bilip inanıyordum.”
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum.”
“Ben zaten, böyle güzel bir hesapla karşılaşacağımı anlamıştım!”
“Gerçekten ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum”.
" zaten hesabımın böyle olacağını biliyordum " diyecek.
"Çünkü ben, öldükten sonra dünya hayatımın hesabını vereceğimi zaten biliyordum! Ona göre yaşayarak geldim!"
Doğrusu ben hesabımla karşılaşacağıma inanmıştım.”
19,2. (O gün) kitabı¹ sağ eline verilen kişi: “Gelin, şu kitabımı bir okuyun. Doğrusu ben, bu hesaplaşma ile karsılaşacağıma (ta dünyadayken) kesinlikle inanıyordum.” der.²
Zaten [bir gün] hesabımın önüme konulacağını bilmiştim!” ¹³
Evet ben bir gün yaptıklarımın hesabıyla karşılaşacağımı biliyordum. 37/40...61, 39/74
“Ben kesinlikle hesabımla karşılaşacağımı, sorguya çekileceğimi anlamış ve hazırlanmıştım.”
Kesinlikle ben, hesabımla yüzleşeceğime gönülden inanmıştım!”[⁵²⁸⁴]
«Şüphe yok, ben zannetmiştim ki, ben muhakkak hesabıma uğrayacağım.»
“Çünkü ben böyle bir hesaplaşma ile karşılaşacağımdan emindim, (kötülüklerden sakınmaya, sâlih ameller işlemeye gayret ettim)" der.
Ben hesabımla karşılaşacağımı (kuvvetle) zannetmiştim zaten.
19,20. -Kimin kitabı sağından verilirse,-Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı tahmin etmiştim, der.
Ben yaḳīn bildüm ki ḥisābumı görecek‐men.
“Zaten ben hesabımla karşılaşacağımı biliyordum! ” der.
Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten.
"Ben kıyâmet gününde hesâbıma mülâkî olacağım zan idiyorum." dir.
Ben hesabımla yüzleşeceğimi biliyordum.”
Çünkü ben hesabımla karşılaşacağımı sanmıştım (anlamıştım)."
“Ben zaten hesaba çekileceğimi biliyordum.”
"Kendi hesabıma kavuşacağımı sezmiştim zaten."
'Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım.'
Çünkü ben, hesabıma kavuşacağımı sezmiştim.”
Ben hesabımla karşılaşacağımı sanıyordum.” diyecek.
19,20. Kitabı sağ tarafından verilenler, “Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum” diyecek.