A'râf Suresi 171. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

171. Ayet

وَاِذْ نَتَقْنَا الْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَاَنَّهُ ظُلَّةٌ وَظَنُّٓوا اَنَّهُ وَاقِعٌ بِهِمْۚ خُذُوا مَٓا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا ف۪يهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ۟

Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani biz, dağı adeta bir gölgelik gibi çekmiş, üstlerine doğru yüceltmiştik de nerdeyse üstlerine düşecek sanmışlardı. Size verdiğimiz kitabı kuvvetle, azimle tutun, içinde ne varsa hatırlayıp ona göre hareket edin de sakınanlardan olun demiştik.

Besim Atalay (1965)

Hani gölgelik gibi, dağı üzerlerine yükseltmiş idi, üstlerine düşecek sanmaktaydılar, size verilen şeyi kuvvetle alın, içerisinde bulunanı anınız, ola ki sakınasız

Cemal Külünkoğlu

Hani o dağı (Tur-i Sina Dağı'nı tehdit için İsrailoğullarının) başına (bir bulut gibi) kaldırmıştık da onlar dağın üzerlerine düşeceğini sanmışlardı. Bu durumda kendilerine: “Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve içindeki mesajları sürekli aklınızda tutun. Böylelikle korunmuş olursunuz” demiştik.

Cemil Said (1924)

Cebel-i Tûr’ı gölgelik gibi başlarının üzerine kaldırdığımız zamân dağ başlarına düşecek zann itdiler o vakit ânlara: "Size virdiğimiz ahkâmı hüsn-ü niyetle alınız ve muhteviyâtını unutmayınız ki Allâh’dan korkasınız" didik.

Diyanet Vakfı

Bir zamanlar dağı İsrailoğullarının üzerine gölge gibi kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar. «Size verdiğimi (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın ki korunasınız» dedik.

Edip Yüksel

Dağı bir şemsiye gibi üzerlerinde sarsmıştık. Öyle ki tepelerine düşeceğini sanmışlardı: "Size verdiğime sımsıkı sarılın. Kurtulabilmeniz için içeriği üzerinde düşünün."

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem bir vakıt biz o dağı bir gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de kendilerine düşüyor zannettikleri bir halde demiştik ki size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın gerektir ki korunursunuz

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Hani bir zamanlar biz o dağı gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de üzerlerine düşüyor zannettikleri bir sırada demiştik ki; "size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın, umulur ki korunursunuz."

Emrah Demiryent

Bir zaman (Tûr) dağı (nı tehdit için İsrâiloğullarının) başlarının üstüne sanki bir gölge gibi (yerinden) kaldırmıştık. Onlar da hakikaten onun üzerlerine düşeceğini sanmışlardı. (İşte bu sırada,) “Size verdiğimizi kuvvetle tutun (Tevrât’ın hükümlerine uyun), onda olanı düşünün ki bu sayede (Allah’tan korkar ve günahlardan) sakınırsınız” (buyurmuştuk).

Abdullah-Ahmet Akgül

Hani bir zamanlar (kudretimizi göstermek ve onları ikaz etmek üzere) dağı (Tûr-i Sina’yı), sanki bir gölgelikmiş gibi (yerden yükseltip, bir mucize olarak Yahudilerin) üzerlerine kaldırmıştık. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiklerimize (İlahi emir ve hükümlerimize) sımsıkı sarılın ve onda (kitapta) olanı (sürekli) düşünüp hatırlayın ki, (küfür ve kötülükten) sakınasınız" demiştik.

Erhan Aktaş

Hani! Biz, dağı gölgelik gibi üzerlerine kaldırmıştık da onlar da üzerlerine düşecek sanmışlardı. “Size verdiğimize sımsıkı sarılın, içindeki öğüdü tutun ki takva sahibi olabilesiniz.”

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ol vaķt kim ķoparduķ ŧaġı anlaruñ üzerine ŧamam ol gölgelik gibi [86b] daħı bildiler kim bayıķ ol düşicidür anlara. “aluñ anı kim virdük size becid dutmaġ-ıla daħı anuñ anı kim anuñ içindedür anuñ-içün kim siz śaķınasız.”

Hasan Basri Çantay

Biz bir zaman dağı, sanki o bir gölgelik imiş gibi, çekib (İsrâîl oğullarının) üstlerine kaldırmışdık. Onlar hakıykaten bu, kendilerine düşecek sanmışlardı. (İşte o vakit): «Size verdiğimiz (kitâb) ı kuvvetle (ciddiyetle, azm ile) tutun. Onda olanı düşünün. Tâki (kötülükden) sakınmış olasınız» (demişdik).

Hayrat Neşriyat

Bir zaman (Tûr) dağı(nı), bir gölgelikmiş gibi üzerlerine kaldırmıştık da, gerçekten onu (üstlerine düştü düşecek) olan bir şey zannetmişlerdi. (Onlara:) “Size verdiğimizi(Kitâb'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanları hatırlayın, tâ ki (ona muhâlefetten) sakınasınız!”(diye emretmiştik).

İhsan Aktaş

Ve bir zaman, o (dağ, İsrailoğullarının üzerinde) bir gölgelik gibi iken, (onlar misak için dağın eteğinde ve gölgesinde iken) dağı onların tepesinde (şiddetli bir depremle) salladık, onlar da, (o an) gerçekten onu (dağı) kendileriyle yıkılacağını sanmışlardı. (İşte o zaman onlara dedik ki:) Size verdiğimizi (kitabı) kuvvetle tutun ve onda olanı (onun içindeki emirlerimizi daima) hatırlayın ki, (kötülüklerden) sakınasınız.’’ *

İlyas Yorulmaz

Bir gölge gibi dağı onların üzerine salladığımızda, onlarda dağın sanki üzerlerine yıkılacağını zannetmişlerdi. “Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve kitabın içerisindekileri hatırlayın, umulur ki sakınırsınız” (demiştik.)

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O gün Biz dağı gölgelik gibi üzerlerine kaldırmıştık. Onlar da gerçekten dağ başlarına yıkılacak sanmışlardı. Biz de demiştik: "size verdiğimizi sımsıkı tutun. İçindekileri düşünün ki sakınmış olasınız."

İsmail Hakkı İzmirli

Hani Tur dağını üzerlerine gölgelik gibi kaldırmıştık, onlar ise onu üstlerine düşecek sanmışlardı. Onlara «— Size verdiğimizi kemal-i ciddiyetle alın. Ondaki evamir ve nevahiyi yâdedin ki sakınmış olasınız» demiştik.

İsmail Yakıt

Hani Biz o dağı, bir gölgelik gibi onların üzerine (bir sarsıntıyla) kaldırmıştık da, onlar üzerlerine düşeceğini zannetmişlerdi. Onlara, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılınız ve içindekileri hatırlayınız ki sorumluluk bilincine erişesiniz” (buyurmuştuk)⁶¹.

Kadri Çelik

Hani dağı (Tur'u tehdit olarak), bir gölgelik gibi koparıp tepenize dikmiştik de onlar tepelerine düşeceğini sanmışlardı. Onlara, “Size verdiğimize (kitaba) sıkıca sarılın ve içinde olanı hatırınızda tutun ki sakınanlardan olasınız” demiştik.

Abdullah Parlıyan

Bir zaman da, Sina dağını bir gölge gibi üzerlerine kaldırmıştık. Üstlerine düşecek sanmışlardı. Size sunduğumuz kitabı, kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırınızdan çıkarmayın ki, yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulmuş olasınız.

Kuran Yolu

Bir zamanlar İsrâiloğulları’nın üzerine dağı bir gölgelik gibi kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar. “Size verdiğimize (kitaba) kuvvetle sarılın ve içinde olanı aklınızda tutun ki korunasınız” dedik.

Mahmut Kısa

Hani Allah’a verdikleri sözün önemini iyice idrâk etmeleri ve bu antlaşmayı bozdukları takdirde doğabilecek vahim sonuçları belleklerinde hep canlı tutmaları için, Sînâ dağını yerinden söküp, tıpkı bir bulut gölgesi gibi üzerlerine kaldırmıştık da, koskoca dağ, başlarına yıkılacak sanmışlardı. Bu hâldeyken, onlardan şu sözü almıştık: “Size bahşettiğimiz Kitaba sımsıkı sarılın ve içindeki temel hayat prensiplerinisürekli aklınızda ve gündeminizde tutun ki, yeryüzünde adâlet, barış ve huzuru sağlayarak kötülüklerden sakınıp korunabilesiniz.” Zaten her insan, daha kendisine ruh verilirken, yaratılışına nakşedilen fıtrî özellikler sayesinde, Rabb’ini bizzat yüreğinde hissetme ve O’na bağlanma ihtiyacı duyar:

Mahmut Özdemir

Hani, onların üzerine Dağ’ı sanki bir gölgelik gibi uzattık. Zannettiler ki o, onların çok yakınında vaki’ olmaktadır. Size verdiğimiz şeyleri kuvvetle tutun! Onun içindekileri hatırlayın / anın! Umulur ki sakınıp korunursunuz.

Mehmet Çakır

Kasabalarına tepeden bakan Tûr dağı, sanki bir gölgelik gibiydi. Hep onu üzerilerine düşecek sanırlardı. Kendilerine: " size verdiğimiz Kitaba sıkı sarılın. Kendinizi sağlama alabilmeniz için onu dilinizden düşürmeyin " demiştik...

Mehmet Çoban

İsrailoğulları bir zamanlar büyük bir dağın eteklerinde yaşıyorlardı. Dağın gölgesinden yararlanıyor, güneşten, rüzgârlardan korunuyorlardı. Dağa baktıkları zaman sanki dağ üzerlerine devrilecekmiş gibi görünüyordu. Onlara dedik ki: "Size gönderdiğim ayetlere uyun! Yasalarımıza göre yaşayın ki, Rabbinizin cezalandırmasından korunasınız!"

Mehmet Okuyan

Hani üstlerine düşeceğini sandıkları (Sînâ) [*] Dağı’nı onların üzerine gölge gibi kaldırmıştık. (Onlara) “Size verdiğimizi (Kitabı) kuvvetle alın (sıkıca tutunun) ve içinde olanı hatırlayın ki [takvâ]lı olabilesiniz.” (demiştik).

Mehmet Türk

Hani bir zamanlar Biz o dağı bir gölgelik gibi onların üzerlerine çekmiştik, onlar da onu tepelerine düşecek sanmışlardı.¹ (O zaman) Biz onlara: “Eğer Allah’tan hakkıyla sakınmak istiyorsanız size verdiğimiz (kitaba) sımsıkı sarılın ve içerisindekini hatırınızdan çıkarmayın.” dedik.²

Muhammed Esed

Ve Sina Dağı’nı, adeta bir gölge gibi İsrailoğulları’nın tepesinde salladığımız ve onların da dağın üzerlerine yıkılacağını düşündükleri zaman ¹³⁷ [onlara dememiş miydik:] “Size bahşettiğimiz kitaba sıkıca sarılın ve onun içindekileri aklınızda iyi tutun, ki Allah’a karşı sorumluluk bilincine erişesiniz”? ¹³⁸

Mustafa Çavdar

Dağı onların üzerine sanki bir gölgelik gibi kaldırmıştık. Öyle ki dağın başlarına düşeceğini zannettiler. Ve onlara “Size verdiğimiz vahye kuvvetle sarılın. Onun içindekileri aklınızda tutun ki sorumlu davranasınız.” dedik. 2/63, 4/174- 175, 43/43

Ahmet Tekin

Bir zamanlar, o dağı, Tûr'u gölgelik gibi kaldırıp silkeleyerek İsrailoğulları'nın üstüne çekmiştik. Dağı üstlerine düşecek sandılar. “Size verdiğimiz kitaba sıkı sıkı sarılın, sorumluluğuna pürdikkat sahip çıkın. İçindekileri ezberleyin, iyi düşünüp tahlil edin. Allah'a sığınıp, emirlerine yapışmanıza günahlardan arınıp, azaptan korunmanıza, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmanıza, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmanıza vesile olur" demiştik.

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz (Sina) Dağı’nı bir gölgelik gibi tepelerine dikip, onların dağın üzerlerine yıkılacağını zannettikleri o zaman da (demiştik): “Size bahşettiğimiz vahye sımsıkı sarılın ve onun ilkelerini aklınızdan çıkarmayın ki, sorumluluğunuzu yerine getirmiş olasınız!”[¹²⁸⁸]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir vakit, dağı sanki o bir gölgelik imiş gibi onların üstlerine koparıp kaldırmıştı. Ve sandılar ki, o hakikaten üstlerine düşecek. (Onlara dedik ki:) «Size verdiğimizi kuvvetle tutun, ve onda olanı zikrediniz, İhtimal ki, sakınırsınız.»

Orhan Kuntman

Bir vakit (İsrailoğuları, Tevrat’ın hükümlerini ağır görüp, uygulamaktan kaçındılar, bunun üzerine) dağı (Tûr dağının bir kısmını) Sanki bir gölgelik (bir tavan) imiş gibi onların üstlerine (yerinden) koparıp kaldırdık, onlar (çok korktular) dağ gerçekten üstlerine düşecek sandılar. O zaman (Ey İsrailoğulları) Size verdiğimizi (Tevrat'ın hükümlerini) kuvvetle tutun, (uygulayın) ve içindekini (Rabbinizin emirlerini) hatırınızdan hiç çıkarmayın ki, (O'nun azabından) korunabilesiniz" dedik, (ve böylece onlardan zorla da olsa bir söz almış olduk.. nitekim Yahudiler, secde edecekleri zaman "bu secde bizi cezadan kurtaran secdedir" derlermiş İsrailoğullarından evvel Ademoğullarının tümünden de kesin bir söz almıştık)

Osman Fırat

Bir zaman da üzerlerine dağı, bir gölge gibi kaldırmıştık, üstlerine düşecek sanmışlardı: "Size verdiğim(Kitap)ı kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın ki (azabımızdan) korunasınız!" (demiştik).

Şaban Piriş

Dağı onların üzerine kaldırmıştık. Sanki o gölgelik gibiydi. Öyle ki başlarına düşeceğini zannettiler. Size verdiğimize kuvvetle sarılın. Onun içinde olanları aklınızda tutun ki korunabilesiniz!

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı ẕikr eyle ol güni ki ṭaġı ḳoparduḳ anlar üstine. Ṣanasın ki birbulıt idi. Daḫı yaḳın bildiler ol ṭaġ anlar üstine düşecekdür. Aluñuz sizevirdügümüz kitābı cidd [ü] cehd‐ile. Daḫı ẕikr eyleñüz anuñ içinde olanı.Ola kim müttaḳīlerden olasız.

Suat Yıldırım

Hem bir vakit biz o dağı bir gölgelik gibi İsrailoğullarının başlarının üstüne kaldırmıştık da onlar, dağın üzerlerine düşeceğini sanmışlardı. O zaman demiştik ki: Size verdiğimiz bu kitab'a ciddiyetle sarılın ve içindeki gerçekleri düşünüp hiç hatırınızdan çıkarmayın ki Allah'ı sayıp kötülüklerden sakınasınız.

Süleyman Ateş

Bir zaman da üzerlerine dağı, bir gölge gibi kaldırmıştık, üstlerine düşecek sanmışlardı: "Size verdiğim(Kitap)ı kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlay(ıp yap)ın ki (azabımızdan) korunasınız!" (demiştik).

Süleyman Tevfik (1927)

Dağı yerinden koparub üzerlerine gölgelik gibi kıldık, onı üstlerine düşecek zan itdiler. O zamân onlara: "Size virdiğimiz şeyi (Tevrât'ı) 'azim ile alın ve onda olan şeyleri tezekkür idin, şâyed ki (bu tezekkür sâyesinde) fenâ hallerden sakınasınız" didik. [¹]

Süleymaniye Vakfı

Bir gün o dağı adeta bir gölgelik gibi üzerlerine kaldırdık; başlarına düşeceğini sandılar. “Size verdiğimizi(Tevrat'ı) sıkı tutun. İçindekilerini düşünün ki kendinizi koruyabilesiniz” dedik.

Ahmet Varol

Bir zamanlar dağı, onların üzerlerine doğru adeta bir gölgelik gibi yükseltmiştik de onun başlarına düşeceğini sanmışlardı. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve içinde bulunanları düşünün, olur ki sakınırsınız."

Ümit Şimşek

Hani Biz dağı onların üzerine gölgelik gibi kaldırmıştık da üzerlerine düşüverecek sanmışlardı. “Size verdiğimiz kitaba bütün gücünüzle sarılın; onda olanları hatırlayın ki korunmuş olasınız” demiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir zaman, dağı tepelerine bir gölgelik gibi çekmiştik de onu üstlerine düşüyor sanmışlardı. "Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın ki korunabilesiniz."

Ali Bulaç

Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine yükseltmiştik. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) 'Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün, ki sakınasınız.'

Ali Fikri Yavuz

Biz, bir vakit Tur dağını söküp İsraîloğullarının üzerine, gölgelik imiş gibi kaldırmıştık. Onlar, onu gerçekten üzerlerine düşecek sanmışlardı. Kendilerini bununla korkutup şöyle demiştik: “- Size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindeki emirlerle yasakları hatırlayın, düşünün. Olur ki, Allah'dan korkar, sakınırsınız.

Bahaeddin Sağlam

Ve bir zaman dağı onların üstünden bir gölgelik gibi yükselttik. Onlar dağın başlarına düşeceğini sandılar. “Size verdiğimiz kitabı kuvvet ile tutun, ondaki mesajları hatırlayın, belki korunursunuz.” (dedik.)

Bayraktar Bayraklı

Bir zamanlar, dağı İsrailoğulları'nın tepesine bir gölgelik gibi çekmiştik de onu üstlerine düşüyor sanmışlardı. “Size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutunuz ve içindekini hatırınızdan çıkarmayınız ki korunabilesiniz” dedik.