98. Ayet
اَوَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا ضُحًى وَهُمْ يَلْعَبُونَ
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اَوَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا ضُحًى وَهُمْ يَلْعَبُونَ
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Yahut memleketlerdeki halk, kuşluk çağı oynayıp dururken azabımızın birdenbire gelmeyeceğinden emin mi?
Şehirlerde bulunanlar, kuşluk vakti oynarlarken azabımızın, gelip çatmıyacağından emniyette imiydiler?
Yahut hangi memleketin halkı, (işleyecekleri kötü fiillerden dolayı) azabımızın, güpegündüz onlar oyalanıp dururken başlarına gelmeyeceğinden emin olabilir?
Karyeler ehli emin mi idiler ki bizim gazabımız gündüz vakti eğlendikleri esnâda ânlara irişmiyecek?
Ya da o ülkelerin halkı kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Ülkelerin halkları, azabımızın gündüzün onlar oynarlarken kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Yine o köy kasaba ahâlisi kuşluk vakti oynayıb eğlenib dururlarken kendilerine azâbımızın gelivermiyeceğinden emin mi oldular?
Yoksa o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken onlara azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler?
Ya da o memleketin halkı (ndan, kâfir olanlar) kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden mi emin oldular?
Ya da o ülkelerin halkı (ve bu çağın insanları), kuşluk vakti (işe güce ve) eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın (tekrar) gelmeyeceğinden nasıl emindiler?
Ya da o beldelerin halkı, gündüzün serin vaktinde dünya işleriyle oyalanırlarken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular?
daħı imin oldı mı köyler ķavmı kim gele anlara 'aźābumuz ķuştuķ anlar oynar- iken.
Yoksa o memleketlerin ehâlîsi, kendileri güpegündüz oynarlarken, azabımızın onlara gelib çatmasından mı (korkmayıb) emîn oldu (lar)?
Veya o şehirlerin halkı, kendileri eğlenirlerken, azâbımızın kendilerine kuşluk vakti(güpegündüz) gelmesinden mi emîn oldular?
Yahut (inkâr, zulüm vb. kötü davranışlarda bulunan) ülkelerin halkı bir kuşluk vaktinde (güpegündüz dünyayla) oyalanıp dururken kendilerine, azabımızın ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular?
Yoksa o kasaba halkı gündüz vakti oynarlarken azabımızın gelmeyeceğinden güven içinde midirler?
Ya da il kişileri ne biliyorlar ki azabımız onları gündüzün oyalanıp dururlarken gelip çarpmıyacak?
Yahut onlar oynarlarken [¹] kuşluk vaktinde kendilerine azabımızın gelmesinden mi emin oldular?
Veyahut o beldelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmeyeceğinden emin midirler?
Yahut kasabaların halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden güvende midirler?
Ya da azabımızın güpegündüz onlar dünyada oyun ve eğlencede oyalanıp dururken, onlara gelip çatmasından korkmayıp emin mi oldular?
Veya o ülkenin halkının güpegündüz eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceği konusunda güvenceleri mi vardı?
Veya bu dünya toplumları, gündüz vakti dünyanın zevk ve nîmetlerine dalmış oyalanıp dururlarken, azâbımızın gelip çatmayacağından nasıl emîn olabiliyorlar?
Yahut Şehirler’in ahâlisi oynamaktayken kuşluk vakti onlara azabımızın gelmesinden güvende mi oldu?
Peki, şehir halkları, dalöğlen, tam da iş güç zamanı, bizim felaketlerimize karşı güvenceli mi?
Ya da kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımız gelmeyecek mi sandılar?
Veya o şehirlerin halkı, eğlenirlerken kuşluk vakti kendilerine azabımızın gelmesinden güvende miydi!
Veya (helâk edilen) bu ülkelerin halkları, güpegündüz oyalanıp duruyorlarken kendilerine helâkin gelmesinden hiç emin olabilirler mi?
Yahut, artık hangi toplumun insanları, azabımızın, güpegündüz onlar [dünyayla] oyalanıp dururken başlarına kopmayacağından emin olabilirler? ⁷⁸
Ya da o ülkelerin halkı gündüzün eğlenirken azabımızın kendilerine ansızın gelip çatmayacağından emin midirler? 67/20
Yoksa o ülkelerin halkı, ileri gelenleri, idarecileri kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azâbımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Ya da, (sözkonusu) ülkelerin insanları azabımızın gündüz gözüyle onlar (hayat) oyununu oynarken gelip çatmayacağından emin miydiler?[¹²³²]
Ya o beldeler ahalisi, Bizim azabımızın onlara gündüzün oynar dururlarken geleceğinden emin mi bulundular?
Ya da azabımızın -gündüzün gaflet içinde oynayıp dururlarken- ansızın başlarına inmeyeceğinden mi emin oldular?
Ya da (o) beldenin halkı, güpe gündüz ve de eğlenirlerken azâbımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular ?
97,98,99. -Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz.
Yā imin mi oldı şehrler ḳavmi özlerine bizüm ‘aẕābumuz gelmekden ḳuşluġınanlar oynarlarken?
Yoksa onlar güpegündüz eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden emin mi oldular?
Ya da (o) ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin midirler?
Karyeler ahâlîsi, sabah vakti oyunla meşgûller iken şiddetli 'azâbımızın gelmesinden nice emîn olurlar?
Yoksa böyle kentlerin ahalisinin, gündüzün[*] oyalanırken baskınımıza uğramayacaklarına güvenleri mi var?
Yahut kasabaların halkı, eğlenmekte oldukları bir kuşluk vaktinde kendilerine şiddetli azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
Veya o beldelerin ahalisi, onlar gündüz vakti oyalanırken azabımızın gelmeyeceğinden de mi emin oldular?
Yoksa o kentler halkının, bir kuşluk vakti oynayıp eğlenirken azabımızın yakalarına yapışmayacağına ilişkin bir garantileri mi vardı?
Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu-azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
Yine o memleketlerin halkı, gündüz ortasında oynayıp eğlenirlerken, azabımızın gelip çatmasından emin mi oldular.
Yoksa kuşluk vakti onlar oynarken, azabımızın kendilerine gelmeyeceğinden mi emindiler?
Ya da o ülke halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?