10. Ayet
وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يمًاۚ
(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يمًاۚ
(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.
Ve hiçbir dost, dostunu sormaz.
Dostu sormaz dostunu !
(O gün) hiçbir dost, dostunu soramayacak.
8-14. Semânın erimiş tunç gibi ve dağların kırmızıya boyanmış yün parçaları gibi olacağı gün akrabâ karşulaşdırıldıkları halde biri birine hiç bir suâl sormayacakdır. O vakit mücrim ’azâbdan kurtulmak içün çocuklarını, zevcesini, birâderini, kendini seven akrabâsını, dünyâda bulunan bütün mahlûkâtı fedâ itmek isteyecekdir.
Dost, dostu sormaz.
Dost dostun durumunu sormaz.
Ve bir hısım bir hısıma halini sormaz
Dost dostun halini soramaz.
Ve (o kıyamet gününün dehşetinden) hiçbir dost, dostunu (n hâlini/durumunu) sormaz.
(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost, başka bir yakın dostu(nun halini) soramayacaktır.
Ve hiçbir hâmim¹, başka bir hamimi sormaz.
daħı śormaya ħıśm ħıśmı ya'nį «nitesin?» dimeye
hiçbir hısım bir hısımı sormayacak.
Ve (o günün dehşetinden) bir dost, bir dostu(n hâlini) sormaz!
Ve o gün (o hesap verme sürecinde herkes kendi derdine düşeceği için) hiçbir dost (ne durumdadır diye) dostunu soramaz.
O gün samimi arkadaş, samimi arkadaşın halini sormaz.
Yakın yakınını sormıyacak,
O gün candan dost, candan dostunun halini soramayacak [¹²].
Hiçbir samimi dost dostunu sormaz.
(Böyle bir günde) Hiç bir yakın dost, yakın bir dostu sormaz.
O gün herkes kendi derdine düşeceği için dost dostun halinden durumundan hiçbir şey soramaz.
Dost dostunun halini sormaz olur.
Ve herkes kendi canının derdine düşecek; öyle ki, dost dostun hâlini sormayacak.
Sıcak (samimi) bir dost bir dostu sormaz.
Dost dostundan geçecek.
O gün kendilerine hiçbir samimi dost bulamazlar. Dost dostunu soramaz. Herkes kendi telaşına düşmüştür.
Hiçbir dost da dostu(nu) soramaz. [*]
(İşte o gün) hiç bir dost, dostunu dahi soramayacak.
ve hiç kimsenin arkadaşını(n durumunu) sormayacağı,
İşte o zaman hiçbir yakın diğer bir yakınının hatırını sormaya mecali kalmayacak. 43/67, 44/41
Dostun dostuna halini hatırını soramayacağı günde görüyoruz.
bir dost başka bir dostu soramayacak.[⁵³⁰²]
Hiçbir dost da bir dostu sormaz.
(Herkes kendi derdine düşer) Birbirlerine gösterilirler ama, dost dostun hâlini soramaz. (Suçlu kişi -o günün azabından kurtulabilmek için- oğullarını,)
Dost dostun halini sormaz.
Hiçbir yakın bir yakınını soramaz.
Daḫı ṣormaya ol günde ḳarāyib ḳarāyib ḥālini.
10, 11, 12, 13, 14. Birbirlerine gösterildikleri halde hiçbir candan dost, dostunun hâlini sormaz. Her mücrim o günkü azaptan kurtulmak için fidye olarak oğullarını, eşini, kardeşini, kendisine sahip çıkan sülalesini, hatta dünyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister. [31, 33; 40, 18; 23, 101; 80, 34-37]
Dost dostun halini sormaz.
Bir akrabâ bir akrabâya, dost dosta hâlini sormaz.
Bir can yoldaşı, diğer can yoldaşını sormaz bile.
Hiçbir yakın dost bir yakın dostu(n halini) sormaz.
Dost dostun halini sormaz.
En yakın dostlar birbirlerinin halini sormaz/bir dost bir dostundan bir şey isteyemez.
(Böyle bir günde) Hiç bir yakın dost bir yakın dostu sormaz.
Hiç bir yakın (akraba), bir yakına halini sormaz.
Hiçbir dost başka bir dostu sormazken,
Dost dostun halini soramaz.