39. Ayet
كَلَّاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
كَلَّاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
Fakat imkanı yok; şüphe yok ki biz, onları, onların da bildikleri şeyden yarattık.
Öyle değil, biz onları bildikleri şeyden yaratmışızdır
Hayır (Aldatıcı akıbetten kurtulamazlar onlar)! Biz onları (da diğer insanlar gibi) çok iyi bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
Hayır biz ânları neden halk itdiğimizi bilürler.
Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).
Asla; biz onları yarattık, bildikleri şeyden...
Yağma yok, biz onları o bildikleri nesneden yarattık
Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır! (Kâfirlerin cennete girmesi mümkün değildir!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden (nutfeden) yarattık.
Hayır öyle değil! Doğrusu Biz onları bildikleri şeyden (basit bir meniden) yarattık (bir ömür boyu nice imkân ve fırsatlar tanıdık, ama imana ve itaate yanaşmamışlardır).
Hayır, boşuna ummasınlar! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.
degül eyle bayıķ biz yarat(t)uķ anları andan kim bilürler.
Hayır (ne gezer)! Hakıykat biz onları (da) o bilib durdukları şeyden yaratdık.
Aslâ! Şübhesiz ki biz, onları bilmekte oldukları şeyden (bir damla hakir sudan)yarattık.
Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden (döllenmiş yumurtadan) yaratmışızdır.
Hayır biz onları bildikleri şeylerden (toprak ve sudan) yarattık.
Olamaz ki! Çünkü Biz onları da o bildikleri nesneden yarattık.
Yok yok, ummasınlar! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık [³].
Hayır, asla! Muhakkak ki Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır, doğrusu biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Asla biz o inkârcıları da inananları da bildikleri basit bir çamurdan veya bir damla sudan yarattık ama yaratılışta birlik cennete girmeyi sağlamıyor. İman ve Allah'a teslimiyet gerekiyor.
Asla! Biz onları, şu bildikleri şeyden yaratmışızdır.
Hayır, asla! DoğrusuBiz onları, gâyet iyi bildikleri bir şeyden, bir damlacık sudan yarattık. Sahip olduğu güç ve servetle şımarıp kibirlenerek Rabb’ine başkaldırma cüretini gösteren insan, kendisinin bir zamanlar bir damla su olduğunu ve ancak Rabb’inin yardım ve inâyeti sayesinde bunca nîmetlere kavuştuğunu hiç düşünmez mi?
Hayır asla! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.
Boşuna. Çünkü biz, onları da, o malum çamurdan yarattık...
Hayır! Elbette biz, onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır! Şüphesiz ki biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır, (kesinlikle ummasınlar!) Doğrusu Biz, onları çok iyi bildikleri bir şeyden yarattık.
Asla! Çünkü, Biz onları [çok iyi] bildikleri bir şeyden ¹⁶ yarattık!
Hayır asla! Biz onları diğer insanlar gibi o bildikleri şeyden yarattık. 80/17...23
Yok öyle yağma! Biz onları, iyi bildikleri şeylerden yarattık, boşuna kibirlenmesinler.
Kesinlikle hayır. Şu bir gerçek ki, onları iyi bildikleri bir şeyden[⁵³¹⁷] Biz yarattık.
Hayır, asla. Şüphe yok ki Biz onları bilir oldukları şeyden yarattık.
Hayır!.. (Onlar cennete girmeye layık değildirler.. kendilerini yoksul müminlerden üstün görerek böbürlenmesinler.. kalıp ve kıyafetle cennete girilmez, cennete girmek için şart ancak, iman ve takva sahibi olmaktır. Unutmasınlar ki, herkes gibi) Biz onları adi bir sudan yarattık. (Kalıplarına değil kalblerine baksınlar, hardal tanesi kadar bir imanları yoksa bilsinler ki cehennemde sonsuza dek kalacaklardır)
Hayıır! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
-Asla! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Biz yaratduḳ anları, özleri bildügi nesneden.
(Hiç heveslenmesin, hiç kimsenin öteki insanlar üzerinde böbürlenmeye hakkı olamaz). Çünkü Biz onları da, öbür insanlar gibi, o bildikleri nesneden, meniden yarattık. [77, 20; 86, 5-10]
Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır! (Kat'iyyen cennete girmezler.) Biz onları bildikleri şeyden halk itdik. (Meniden yaratdık)
Boşuna beklerler. Biz, onları da bildikleri şeyden yarattık.
Hayır. Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Asla! Biz onları da o bildikleri şeyden yarattık.
Hayır, ummasınlar! Gerçek şu ki biz onları, bildikleri şeyden yarattık.
Hayır; doğrusu Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır, öyle şey yok. Biz; onları bildikleri şeyden (nutfeden) yarattık; (insanın aslı olan bu maddenin, iman olmaksızın ne değeri olabilir? Bununla yoğrulup da iman nuru ile aydınlığa çıkmıyan kimse, cennete girmeyi nasıl isteyebilir?)
Hayır, asla! Biz onları, onların bildiği meniden yarattık. (Onların Cennet layık olmadıklarını biliyoruz.)
38,39. Onlardan her biri nimet cennetine girmeyi mi umuyor? Hayır, öyle değil; biz onları bildikleri şeyden yarattık.