6. Ayet
اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يدًاۙ
Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يدًاۙ
Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.
Şüphe yok ki onlar uzak görürler onu.
Onlar, O'nu uzak görüyor
Şüphesiz onlar, o (kıyameti/cehennem azabı)nı uzak görüyorlar.
6,7. Kâfirler kıyâmet gününi imkândan ba’îd görirler, biz ânı yakın göririz.
Doğrusu onlar, o azabı (ihtimalden) uzak görüyorlar.
Onlar onu uzak görüyorlar.
Çünkü onlar onu uzak görürler
Çünkü onlar onu uzak görürler.
Şüphesiz onlar (müşrikler), onu (azabı) uzak görüyorlar. (Böyle bir şeyin olmayacağına inanıyorlar.)
Çünkü (inkârcılar), gerçekten onlar, bunu uzak (bir ihtimal) görmektedirler.
Onlar onu¹ uzak olarak görüyorlar.
bayıķ anlar görürler anı ya'nį 'aźābı ıraķ.
Filhakıyka onlar bunu (imkândan) uzak görürler,
Doğrusu onlar, onu (o azâbı akıldan) uzak görüyorlar.
Şüphesiz onlar onu (azabın gerçekleşeceği Hesap Günü’nü) çok uzak (bir ihtimal olarak) görüyorlar.
İnkâr edenler o azabın başlarına gelmesini çok uzak görüyorlar.
Gerçekten onlar o günü uzak görüyorlar.
Kâfirler o günü uzak görürler,
Muhakkak ki onlar onu/azabı (kendilerine) uzak görüyorlar.
Çünkü gerçekten onlar, bunu (kıyameti) uzak görmektedirler.
O inkârcılar o kıyamet gününü uzak görürler.
Doğrusu onlar o azabı ihtimalden uzak görüyorlar.
Gerçi inkârcılar onun gerçekleşeceği vakti uzak görüyorlar.
Onlar, bunu uzak görüyor;
5,6,7. Sabırlı ol. // insanlar bunu uzak gibi görse de // bize göre felaket / BEDİR, yakındır.
Şüphesiz inkâr edenler azabı kendilerinden uzak görüyorlar.
Doğrusu onlar, o (hesabı) uzak (ihtimal) görüyorlar.
6,7. Doğrusu onlar, o azabı (ihtimâlden) uzak görüyorlarsa da Biz, onu pek yakın görüyoruz.
bak, insanlar ⁶ o [hesaba] uzak bir şey olarak bakıyorlar,
Çünkü onlar hesap gününü çok uzak bir ihtimal olarak görüyorlar. 27/71-72, 29/53...55
Doğrusu onlar, o azâbı uzak bir ihtimal olarak görüyorlar.
Çünkü onlar (Hesap Günü’nü) çok uzak bir ihtimal olarak görüyorlar;
Şüphe yok ki, onlar onu uzak görürler.
Onlar o azabı (ihtimalden) uzak görüyorlar.
Şüphesiz onlar O’nu (azabı) uzak görüyorlar.
Onlar bunu uzak görüyorlar.
Anlar anı ıraḳ görürler
6, 7. Onlar, o günü çok uzakta zannediyorlar, ama Biz yakın olduğunu biliyoruz.
Onlar onu uzak görüyor(lar).
Onlar, 'azâbı uzak görirler.
Onlar o günü uzak görüyorlar;
Onlar onu uzak görüyorlar.
Onlar o günü uzak görüyorlar.
Onlar onu çok uzak görüyorlar.
Çünkü, gerçekten onlar, bunu uzak görüyorlar.
Doğrusu onlar, onu uzak (imkânsız) görüyorlar.
Çünkü onlar, o azabı uzak görüyorlar. (Muhal görüyorlar.)
6,7. Kâfirler o azabı uzak görüyorlar; biz ise onu yakın görmekteyiz.