56. Ayet
وَمَا يَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ
Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَمَا يَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ
Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
Ve Allah'ın dilediğinden başkası öğüt alamaz; odur çekinilmeye değer ve yarlıgayıp suçları örter.
Allahın, dilediği kimsedir ancak öğüt alanlar, sakınmaya, bağışa ancak o kimsedir yaraşan
(Ne var ki) Allah dilemedikçe (kendileri de istemedikçe) ondan ders almazlar. Saygıyla direktiflerine itaat edilmeye layık olan ancak O'dur, affetmeye ehil/yetkili olan da O'dur.
Ancak Allâh’ın istediği kimseler ihtârâtını dinlerler ancak ânlar mağfirete müstehakdırlar.(*)
Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O'dur.
ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlamanın kaynağıdır.
Maamafih Allah dilemeyince düşünmezler, koruyacak da odur, mağfiret edecek de
Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.
(Ve lâkin şu hakikati asla unutmayın ki,) Allah (insanların öğüt almasını) dilemedikçe (irâdesi/yaratması olmadıkça), onlar (asla) öğüt alamazlar. Allah (azabından) sakınılmaya lâyık olandır, (tövbe edildiği takdirde, günahları) bağışlayacak olan da O’dur!
(Ve tabi insanlar hidayete ve istikamete yönelmedikçe ve) Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; (oysa) takvanın sahibi (korkulmaya layık ve ehil olan) O’dur, mağfiretin sahibi (insanı bağışlamaya ehil ve yetkin olan da) O’dur.
Allah dilemedikçe¹ onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir² ve bağışlamaya ehildir.
daħı añmazlar illā kim dileye Tañrı. ol lāyıķdur ķorķmaġa ya'nį andan daħı lāyıķdur yarlıġamaġa.
Bununla beraber Allahın dileyeceğinden başkaları o öğüdü almazlar ki (Onun azabından) korunmıya ehil olan da odur, yarlığanmıya ehil olan da o.
Bununla berâber, Allah (hikmetine binâen kendi lütfundan) dilemedikçe nasîhat almazlar! (Kendisinden) sakınılmaya lâyık olan da, bağışlamaya ehil olan da O'dur!
Hâlbuki onlar (o inkâra direnenler kendi iradeleriyle şu an) öğüt almıyorlar. Ancak Allah (özgür iradelerini ellerinden almak suretiyle buna zorlamak) isterse o başka. O Allah, saygıyla direktiflerine itaat edilmeye layık olandır ve (kullarını) bağışlamaya ehil olan da yine odur. *
Allah’ın dilediklerinden başkası öğüt almaz. O (öğüt alanlar ise), korunan ve bağışlamasını bilenlerdir.
Ancak, bu öğüdü Allah’ın dilediği kimseden başkası alamaz. Sakınırlığı olan da o kimsedir, yarlıganmıya elverişli olan da o kimsedir.
Ancak Allah/ın dilediği kimse öğüt alır, işte o kimse Hûda/ya muhalefetten sakınmaya ve yarlıganmaya sezâdır.
Zaten onlar, ancak Allah dilerse öğüt alırlar. O, kendisine karşı sorumluluk duyulmaya ve bağışlamaya en ehil olandır.
Allah dilemeksizin hatırlayıp kendilerine gelemezler. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.
Ama öteki dünyaya inanmayanlar, Allah dilemedikçe O Kur'ân'dan ders alamazlar. O Allah, azabından korkulup korunulacak olan, ve kendi kitabıyla yol bulunandır. Bağışlamaya ehil olan da yalnızca O'dur.
Ve Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O’dur, mağfiret sahibi de O’dur.
Fakat şunu asla unutmayın ki, Allah insanların öğüt almasına izin vermediği takdirde, onlar asla öğüt alamazlar! Eğer insanlar özgür irâdelerini kullanarak birtakım tercihlerde bulunabiliyorlarsa, bu Rabb’inin lütuf ve kereminden dolayıdır. O hâlde, her türlü kötülükten, günahtan kurtulup gerçek anlamda dürüst ve erdemli olabilmek için O’na yönelsinler. Çünkü O,kendisinden sakınılmaya lâyık olan biricik otorite, biricik yargı makâmıdır ve çünkü O, her türlü affın, bağışlamanın kaynağıdır!
Allah’ın dilemesi dışında öğüt almıyorlar. O, Takva ehlidir ve Mağfiret ehlidir.
Ama dersi, sadece Allah'ın ders almaya müsait kıldığı kimseler alır. Çünkü koruma ve af yetkisi onun elindedir.
Rabbiniz onları öğüt almaya zorlamayacaktır. Dileseydik onları zorla hidayete ulaştırırdık. O zaman kendiliğinden öğüt alanlara haksızlık etmiş olurduk. Biz öğüt almayı özgürlüklerine bıraktık ki, kendiliğinden öğüt alanlarla almayanlar belli olsun! İnkâr edenler hidayeti talep etmedikçe Rabbin onları hidayete ulaştırmaz! Rabbinin hidayete ulaştırmadığını kim hidayete ulaştırabilir? Ey insanlar! İyi bilin ki, hesabından sakınılacak bir makam varsa o makamın sahibi Allah’tır.
(Bunu yapanlar), Allah’ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. [*] [Takvâ]ya (duyarlı olmaya) layık olan da bağışlayan da O’dur.
Allah dilemedikçe, o (kâfirler ondan) öğüt almazlar. Gerçekten, sakınılmaya lâyık olan da bağışlamaya ehil olan da Odur.
Ama o [öteki dünyaya inanmaya]nlar, Allah dilemedikçe ³⁰ ondan ders almazlar: çünkü O, Allah’a karşı sorumluluk bilincinin ve mağfiretin Kaynağıdır.
Allah dilemiş bu Kuran’ı indirmiş öğüt alasınız diye. Çünkü sorumluluğunu yerine getiren de uyarı için vahiy indiren de O’dur, bağışlamaya en ehil olan da O’dur. 4/165, 6/156-157, 20/133-134
Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması halinde onlar da öğüt alabilirler. Allah, Kur’an esaslarını, korunma esaslarını ortaya koyan, takvaya dayalı düzeni insanlara benimsetip yeryüzüne hakim olan salih kullarına dahil ederek Allah’ın emirlerine muhalefetten korunmalarını sağlayan, insanları bağışlayan , koruma kalkanına alan kudret ve hükümranlık sahibi tek yüce varlıktr.
zaten onlar ancak Allah’ın istemesi durumunda öğüt alabilirler:[⁵⁴⁴¹] O, kendisine karşı sorumluluk duyulmaya ve bağışlamaya en ehil olandır.
Maamafih düşünüp tefekkür edemezler, meğer ki Allah dilesin, kendisinden korkulacak olan ve mağfiret buyurmaya ehl olan da ancak O'(Hâlık-i Kerîm) dur.
Bununla beraber Allah’ın dileyeceğinden başkaları o öğüdü alamazlar! (O’nun azabından) korunmaya ehil olan da. (Rableri tarafından) bağışlanmaya layık olan da ancak böyle (takva sahibi) kullardır!..
Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
Allah dilemedikçe öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O'dur, bağış sahibi O'dur.
Daḫı ögütlenmezler, illā Tañrı diledügi kimseler. Ol taḳvā ehlidür, daḫımaġfiret ehlidür.
Ama Allah dilemedikçe onlar ders alamazlar. Saygı duyulup cezasından sakınmaya lâyık olan da, günahkârların günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız O'dur.
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur).
Onunla ancak Allâh'ın istedikleri mütenebbih olurlar. Allâh ehl-i takvâ ve ehl-i mağfiretdir. (Muhâlefetden hazr olunmağa lâyık ve 'ibâdını mağfirete ehildir.)
O bilgiyi aklından çıkarmayanlar, tercihlerinin doğruluğunu Allah’ın onayladıklarıdır[*]. Böylesi, Allah’tan çekinip korunan ve affedilmeyi hak eden kişidir.
Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. Kendisinden sakınılmaya lâyık olan O'dur, bağışlamaya yetkili (ehil) olan da O'dur.
Ancak Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar.(8) Korkulmaya lâyık olan da Odur, günahları bağışlayacak olan da.(9)
Ve onlar, Allah'ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O'dur.
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da O'dur, bağışlayacak da O...
Fakat Allah dilemedikçe (onlar hak etmedikçe,) onu idrak edemezler. O Allah, takva ve bağışlanma ehlidir. (Korunmak ve sakınmak isteyenleri bağışlar.)
Böylece zaten onlar Allah'ın dilediğini ancak öğüt almış olurlar. Çünkü saygı duyulması gereken O'dur. Bağışlayacak olan da O'dur.[694]