Kıyamet Suresi 27. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

27. Ayet

وَق۪يلَ مَنْ۔ رَاقٍۙ

26,27,28,29,30. Hayır, can boğaza dayandığı, “Kimdir (bunu) iyi edecek?” dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve bir okuyup üfleyen yok mu denince.

Besim Atalay (1965)

«Nerdedir hekim?» diyerek bağıracaktır!

Cemal Külünkoğlu

“Yok mu buna bir çare (ölümü engelleyecek birileri yok mu)?” diye feryat edilecek.

Cemil Said (1924)

ve herkes "Kim kurtaracak" diyu bağırdığı

Diyanet Vakfı

«Tedavi edebilecek kimdir?» denir.

Edip Yüksel

Ve, "Çare bulan var mı?" dendiği zaman.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve denilir: kim var bir okuyacak?

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.

Emrah Demiryent

26-27. Hayır! (Dünya hayatı fanidir.) Can (boğaza gelip de) köprücük kemiklerine dayandığı zaman (ölmek üzere olanın, yanında bulunanlar:) “Bunu kurtaracak/tedavi edecek biri yok mu?” derler.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Ona: Haydi görelim şimdi tedavi için) "Son müdahaleyi yapacak kimdir?" (En güvendiğin hekiminiz, sahte şeyhiniz ve şöhretliniz nerededir?) diye (hatırlatılacaktır).

Erhan Aktaş

“Kurtaracak olan kimdir?” denir.

Eski Anadolu Türkçesi

26-27. degül eyle ya'nį inanmaz kāfir buna. ķaçan irdi ya'nį can boyun sürtüklerine daħı eyidildi “kimdür afsun eyleyici?”

Hasan Basri Çantay

«Tedâvî edebilecek kim?» denildi (denilecek).

Hayrat Neşriyat

26,27. Hayır! (Can) köprücük kemiklerine dayandığı zaman: “Var mı (bu hastaya) bir okuyacak (tedâvi edecek) kişi?” denilir.

İhsan Aktaş

(Telaşa düşülür) ‘’Ve yok mu tedavi edip kurtaran?’ dendiğinde,

İlyas Yorulmaz

Tedavi edecek yok mu? Denir.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

denilecek: «Bir iyileştirici yok mu?»

İsmail Hakkı İzmirli

Hazır olanlara «— Yok mu bir tabip?» [²] diye sorulacak.

İsmail Yakıt

“Kim onu kurtarabilir?” denir.

Kadri Çelik

“Kurtarıcı kim?” denir.

Abdullah Parlıyan

insanlar: “Bunu tedavi edebilecek kim vardır?” diyecekler.

Kuran Yolu

“Yok mu bir şifacı?” dendiğinde;

Mahmut Kısa

Ve can çekişen adamın etrafındaki yakınlarının, “Bunu kurtaracak bir hekim yok mu!” diye feryat ettikleri zaman,

Mahmut Özdemir

Dendi ki: -“Kim üfleyip okuyacak?”.

Mehmet Çakır

26,27. Can boğaza gelince // çare yok mu denince,

Mehmet Çoban

"Beni kurtaracak kim?" diye etrafına bakınır.

Mehmet Okuyan

26,27,28,29,30. Doğrusu (can), köprücük kemiğine dayanıp “Tedavi edebilecek kimdir?” dendiğinde, bunun gerçek bir ayrılık olduğunu anlayıp bacak(lar) birbirine dolaştığında, işte o gün varılacak yer sadece Rabbinin huzuru olacaktır.

Mehmet Türk

26,27. Hayır! (Dikkat edin!) Can köprücük kemiğine gelip dayanınca ve “bir kurtarıcı¹ yok mu?” denilmeye başlanılınca,

Muhammed Esed

ve insanlar: “[onu kurtaracak] bir hekim yok mu?” ¹⁰ diye sorarlar;

Mustafa Çavdar

Bir çığlık koparılacak “Doktor nerede/şifacı kim?” 23/99...108, 63/10

Ahmet Tekin

“Kim tedavi edecek?” denilecek.

Mustafa İslamoğlu

bir çığlık koparılacak: “Kim…şifacı?”

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve denilmiş olur ki: «Tedavi edebilecek kim var?»

Orhan Kuntman

(Etrafındakiler hastamızı) "Tedavi edebilecek kim var?" diye kıvranır,

Osman Fırat

Ve denilir ki; kim bunu kurtaracak?

Şaban Piriş

-son nefesini veren kimdir? denmiş.

Satıraltı Meal (1534)

daḫı eyidile ki: Kimdür bunuñ cānını aparıcı?

Suat Yıldırım

“Bunu iyileştiren, kurtaran yok mu? ” der.

Süleyman Ateş

Ve (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir,

Süleyman Tevfik (1927)

26,27. Hayır (böyle olmaz) rûh boğaza geldiği ve hâzır olanlara: "Bunı 'ilâc idecek kim vardır?" dinildiği vakitde

Süleymaniye Vakfı

(telaşa düşülür) "Bunu kurtaracak biri var mı?" denir.

Ahmet Varol

Ve: "Kim efsun yapar?" [1] denir,

Ümit Şimşek

“Yok mu kurtaran?” dendiğinde,

Yaşar Nuri Öztürk

"Kim var okuyup üfleyecek?" denilir!

Ali Bulaç

'Son müdahaleyi yapacak kim' denir.

Ali Fikri Yavuz

(Yanında bulunanlar tarafından) denilir ki: “- (Bunu) tedavi edecek bir doktor kim var?”

Bahaeddin Sağlam

Ve “yukarı çeken kimdir?” denilince,

Bayraktar Bayraklı

26,27,28,29,30. Hayır! Can köprücük kemiğine dayandığında, “Kim tedavi edecektir?” dendiğinde, onun kesin ayrılış olduğunu anladığında, bacaklar birbirine dolaştığında, o gün sevk yeri yalnızca Rabbinin huzurudur.