22. Ayet
اِنَّ هٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَٓاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا۟
Onlara şöyle denecektir: “Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنَّ هٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَٓاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا۟
Onlara şöyle denecektir: “Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür.”
Şüphe yok ki bu, size bir mükafattır ve çalışmanız, makbuldür.
İşte bunlar, sizlere ödül, sizin çalışmanız karşılıksız kalmıyacak
(O Cennetliklere şöyle denir:) “İşte bu sizin çalışmalarınızın karşılığıdır. Çalışmalarınız böylece karşılığını bulmuştur.”
Bunların hepsi size mükâfâtdır, mesâ’îniz takdîr olunur.
(Onlara şöyle denir:) Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.
Bu, ödülünüzdür ve gayretinize teşekkür edilmiştir.
Şöyle diye ki işte bu sizin bir mükâfatınızdı, sa'yiniz meşkûr oldu
(Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."
(Cennetliklere şöyle buyurulur:) “İşte bütün bunlar, (dünya da iken) yaptıklarınızın karşılığıdır. Sizin (Allah rızası için) yapmış olduklarınız, mükâfatlandırılmaya layık görülmüştür.”
"Şüphesiz bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin (hayır ve hizmet yolunda) çaba-harcamanız şükre değer (meşkur ve makbul) görülmüştür" (denilerek mü’minler sevindirilecektir).
Bu sizin ödülünüzdür. Çabalarınız bu karşılığı hak etti.
bayıķ uşbu oldı size yanud daħı oldı dürişmegüñüz şükr olınmış.
(Bütün) bu (ni'metler) şübhe yok ki sizin için bir mükâfatdır. Sa'yiniz meşkûr olmuşdur.
(Onlara şöyle denir:) “İşte bu (ni'metler) sizin için bir mükâfâttır; ve çalışmanız karşılığını bulmuştur!”
(Onlara şöyle denir.) Şüphesiz “Bütün bunlar, sizin için hazırlanmış mükâfattır ve (dünyadaki) gayretiniz kabul ve karşılık görmüştür.
Bunlar, sizin yaptıklarınızın karşılığı ve gayretleriniz için de bir teşekkür olmuştur.
Gerçekten bütün bunlar size karşılık olarak verilmiştir, çünkü çalışmanız övülmeye değer görülmüştür.
Bütün bunlar mükâfat olarak size verilecek. Sâ/yiniz hoşa gidecek, makbul olacak.
(Onlara denir ki): “Muhakkak bu sizin için bir mükâfattır. Çabalarınız/gayretleriniz makbul görülmüştür.”
Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Sizin çaba harcamanız da takdire değer görülmüştür.
Ve onlara: “Bunlar sizin ödüllerinizdir. Çünkü hayatta iken yaptığınız işlerle Allah'ın rızasını kazandınız” denilecek.
“Bunlar sizin ödülünüzdür, çabanız boşa gitmemiştir.”
Ve onları şu sözlerle kutlayacak: “İşte buyurun, sizin mükâfâtınız budur; Benim uğrumda harcadığınız çabalar gerçekten takdire şâyan görülmüş ve işte böyle ödüllendirilmiştir!”
Bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çabalarınız takdire değer oldu.
Artık, emeğinize teşekkür bağlamında bunların hepsi sizindir.
Onlara şöyle denecektir: "Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız kabul edilmiştir."
(Onlara şöyle denecektir:) “Şüphesiz ki bu(nlar), sizin için ödüldür. Çalışma(ları)nız karşılığını bulmuştur.”
(Onlara cennette): “İşte bütün bunlar, sizin yaptıklarınızın karşılığıdır. Çünkü sizin çalışmalarınız mükâfatlandırılmaya değer görülmüştür.” denilecek.
[Ve onlara:] “Bunlar sizin ödüllerinizdir, çünkü [hayatta iken] yaptığınız işler [Allah’ın] rızasını kazanmıştır!” [denilecek.]
İşte sizin ödülünüz budur, bütün yaptıklarınız böylece karşılığını bulmuştur. 3/133, 77/41...44
“İşte bu, size bir mükâfattır. Ameliniz, gayretiniz, hâlis niyetiniz devamlı karşılığını bulur.” denir.
(Kendilerine): “Bunlar size ödül olarak verilmiştir; ve (bu uğurdaki) üstün gayretiniz (Allah) tarafından fazlasıyla karşılanmıştır” (denilecek).
Şüphe yok ki, bu sizin için bir mükâfaat olmuştur ve sizin çalışmanız teşekküre layık bulunmuştur.
Onlara "Bu nimetler sizin için hazırlandı, gayretiniz (sâlih amelleriniz) karşılığını buldu (boşa gitmedi)" diye nida olunur.
Şüphesiz bu, sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı size verilmiştir!
İşte bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çalışmanızın karşılığıdır.
Budur sizüñ cezāñuz dinile. Daḫı sizüñ ‘amelüñüz maḳbūldür dinile.
21, 22. Elbiseleri ince veya kalın yeşil renkli ipeklerden, atlaslardandır. Gümüş bilezikler takınırlar. Onların Rabbi, kendilerine tertemiz bir içki ikram edip şöyle demiştir: “İşte bütün bunlar sizin mükâfatınızdır! Gayretleriniz makbul oldu. ”
Bu, sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı verilmiştir!
Onlara: "Bütün bu ni'metler sizin içün a'mâlinizin mükâfâtıdır ve dünyâda iken olan sa'yiniz makbûl ve rızâ-yı Bârî'ye mukârin oldı." denilür.
Bütün bunlar, emeğinize karşılıktır. Çalışmalarınız teşekkürle karşılanmış olur.
"Bu ancak sizin için bir mükafattır; gayretiniz kabul görmüştür."
İşte size ödül bu; emekleriniz böylece karşılık görmüştür.
İşte bu size bir ödüldür. Ve sizin gayretiniz şükranla karşılanmıştır.
Şüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Çaba-harcamanız şükre değer (meşkur:makbul) görülmüştür.
(Cennetliklere şöyle denir): İşte bu, sizin mükâfatınızdır. Ameliniz makbul olmuştur.
(Onlara:) “İşte bunlar, mükâfatınızdır. Ve çalışmanıza iyi bir karşılık verilmiştir.” (denilir.)
Şüphesiz bu, sizin ödülünüzdür, çalışmalarınızın karşılığı verilmiştir.