Târık Suresi 17. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

17. Ayet

فَمَهِّلِ الْكَافِر۪ينَ اَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا

Artık sen inkârcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık mühlet ver kafirlere mühlet ver onlara az bir müddet.

Besim Atalay (1965)

İmdi, kâfirlere ara veresin, Biraz bırak onları

Cemal Külünkoğlu

Onun için, sen o inkârcılara biraz daha mühlet ver, onları kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecektir).

Cemil Said (1924)

Kâfirlere bir mühlet vir, bir müddet ânları rahat bırak!

Diyanet Vakfı

11, 12, 13, 14, 15, 16, 17. Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe, (nebat ile) yarılan yere yemin ederim ki Kur'an, (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür. O, asla bir şaka değildir. Onlar bir tuzak kurarlar, ben de bir tuzak kurarım. Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).

Edip Yüksel

Öyleyse inkarcılara az bir süre daha tanı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için kâfirleri imhal eyle: mühlet ver onlara biraz

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.

Emrah Demiryent

(Resûlüm!) O kâfirlere çok az bir mühlet ver, onları kendi hâllerine bırak (onlara aldırış etme, kimin üstün geleceğini ve akıbetlerinin ne olduğunu yakında görecekler.)

Abdullah-Ahmet Akgül

(Öyle ise) Sen o kâfirlere (ve hain nankörlere şimdilik) mühlet ver ve biraz süre tanı. (Allah’ın va’adini ve kudretini ileride ve kesinlikle herkes görüp anlayacaklardır!)

Erhan Aktaş

Gerçeği yalanlayan nankörlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.

Eski Anadolu Türkçesi

pes mühlet vir kāfirlere mühlet vir anlara az [314a] mühlet virmek.

Hasan Basri Çantay

(Habîbim) sen şimdilik o kâfirlere mühlet ver, onları biraz gecikdiriver.

Hayrat Neşriyat

(Ey Habîbim!) O hâlde kâfirlere (azâb edeceğimiz vakte kadar) mühlet ver; onlara azıcık süre tanımakla, biraz (kendi hâllerine) bırak!

İhsan Aktaş

(Resulüm!) O hâlde sen (tebliğ görevini ihmal etmeden) o inkârcılara biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak. *

İlyas Yorulmaz

Doğruları inkâr edenlere zaman tanı, onlara az bir mühlet ver.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Artık sen tanımazlara gün ver, onları biraz geciktiriver.

İsmail Hakkı İzmirli

Artık kâfirlere mühlet ver, onları biraz bırakıver.

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) Artık sen inkârcılara mühlet ver, onlara biraz süre tanı⁷.

Kadri Çelik

Sen şimdi kâfirlere bir mühlet ver, kendilerine az bir süre tanı.

Abdullah Parlıyan

O halde sen onları kendi hallerine bırak. Onlara ne yapacağımı göreceksin.

Kuran Yolu

Sen o inkârcılara süre ver, onlara biraz zaman tanı.

Mahmut Kısa

Öyleyse, ey Peygamber ve ey Müslüman! Rabb’inin hükmü gelinceye kadar, inkârcılara biraz süre tanı; ilâhî gazâb başlarına çökmeden önce, azıcık daha mühlet ver onlara!

Mahmut Özdemir

Kâfirler’e süre tanı; onlara biraz süre ver!

Mehmet Çakır

Resulüm! Artık inkarcılara süre tanı. Biraz daha ağırdan al.

Mehmet Çoban

Onun için Ey Resulüm, sen inkâr edenlere süre ver! Onları kendi hallerine bırak! Belki düşünüp öğüt alırlar!

Mehmet Okuyan

Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı.

Mehmet Türk

Onun için sen kâfirlere mühlet ver ve onlara biraz zaman tanı.

Muhammed Esed

Öyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir süre!

Mustafa Çavdar

Sen o kâfirlere biraz mühlet ver ve onları biraz kendi hallerine bırak. 16/61, 35/45

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere, nankörlere mühlet ver. Onları biraz daha kendi hallerine bırak.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde kâfirlere süre ver, sadece kısa bir süre…

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık kâfirlere mühlet ver, onları biraz bırak.

Orhan Kuntman

Onun için (Ey Muhammed) Sen o kâfirlere biraz mühlet ver. Onlara az bir zaman tanı!

Osman Fırat

Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı da görelim

Şaban Piriş

-Kafirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı.

Satıraltı Meal (1534)

pes mühlet vir kāfirlere, helāk olmaġa tizletme. Az zamān anlara mühlet vir.Pes anları [helāk idecegim].

Suat Yıldırım

Öyleyse o kâfirleri [31, 24]kendi hallerine bırak! (yakında sana desteğimiz gelecektir. )

Süleyman Ateş

Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).

Süleyman Tevfik (1927)

İmdi (Yâ Muhammed) Kâfirlerin helâklerini 'acele itmeyüb bir mikdâr mühlet vir.

Süleymaniye Vakfı

Öyleyse o kâfirlere[*] süre (fırsat) ver. Evet, onlara biraz süre (fırsat) ver.

Ahmet Varol

Sen inkârcılara biraz mühlet ver; onlara biraz süre tanı.

Ümit Şimşek

Onun için sen o kâfirlere mühlet ver; bir süre onları kendi hallerine bırak.

Yaşar Nuri Öztürk

O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık...

Ali Bulaç

Sen kâfirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.

Ali Fikri Yavuz

Onun için, o kâfirlere mühlet ver. Onlara az bir mühlet ver...

Bahaeddin Sağlam

Artık o kâfirlere, az bir mühlet ver. (Kimin üstün geleceğini görecekler.)

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17. Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]