21. Ayet
فَذَكِّرْ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَذَكِّرْ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Artık korkut, öğüt ver, sen, ancak bir korkutucusun, bir öğütçü.
Sen ki ancak öğütçüsün
(Ey Resûl!) Sen (Allah'ın nimetlerini) hatırlat ve öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.
Sen insânlara va’az it. Sen bir peygambersin.
21, 22, 23, 24, 25, 26. O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.
haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir ögütçüsün
Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
(Habibim!) Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.
Artık Sen, öğüt verip-hatırlat. (Çünkü) Sen, sadece bir öğüt verici-bir uyarıcısın.
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
pes ögütlemegülsin sen illā ögüdeyici.
(Habîbim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhîd delîllerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.
(Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin!
(Resulüm!) Artık sen (insanlara ikna edici delil ve yöntemlerle) öğüt ver (onlara Kur’an’ı tebliğ et). Sen ancak bir öğüt vericisin (senin görevin sadece tebliğ yapmaktır).
Bundan sonra sen, yalnızca hatırlat. Çünkü sen, ancak ve ancak hatırlatıcısın.
Şimdi onlara öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin,
Artık onlara öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin.
Öyleyse (Ey Peygamber!) Öğüt ver! Sen ancak öğüt vericisin.
Artık sen uyarıp hatırlat. Sen, yalnızca bir uyarıp hatırlatıcısın.
İşte böyle ey peygamber! Onlara öğüt ver, senin görevin yalnızca öğüt vermektir.
Artık sen öğüt ver, çünkü sen ancak bir uyarıcısın.
O hâlde, ey Peygamber ve onun izinden yürüyen Müslüman! Bu ayetleri okuyarak insanları uyar! Fakat inatçı zâlimleri iknâ edeceğim diye de kendini yiyip bitirme! Çünkü sen, yalnızca bir uyarıcısın.
Artık öğüt ver! Doğrusu sen bir öğüt vericisin / uyarıcısın.
21,22. Resulüm! sen sadece hatırlat, senin görevin bu. // Sen onların başında bir zorba değilsin.
Sen onlara öğüt ver. Verdiğin örnekler üzerinde iyice düşünsünler. Sen onlara sadece öğüt vericisin!
Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın. [*]
21,22. (Ey Muhammed!) Sen öğüt ver. Zîrâ senin görevin, sadece öğüt vermektir. Çünkü sen, onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.
İşte böyle, [ey Peygamber,] onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:
Sen öğüt verip uyarmaya devam et! Zira sen ancak uyarmakla mükellefsin. 13/40, 51/55
O halde, tebliğe devam et, Kur'ân ile öğüt ver. Çünkü sen vahyi, Kur'ân'ı tebliğ ile memursun, öğüt vericisin.
İmdi sen (ey Nebî) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;
Artık sen hatırlat. Şüphe yok ki, sen ancak bir hatırlatıcısın.
(Ey Muhammed) Sen yine de öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin. (Onları ahiret azabı ile uyarmakla görevlisin, dileyen doğru yola gelir, dileyen küfürde direnir)
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
-Hatırlat/uyar!sen ancak uyarıcısın.
Pes ögütle anları, sen ögütleyicisin.
İşte böyle. . . Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
(Yâ Muhammed) Kavmine va'az it ve Allâh'ın 'azâbını hâtırlat. Muhakkak sen va'az ve ihtâr idicisin.
Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur’an’ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.
Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.
Öğüt ver; çünkü sen öğüt vericisin.
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.
Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.
Artık sen (Ey Rasûlüm, deliller göstererek) nasihat et. Sen ancak bir öğüd vericisin.
Sen, onlara mesajı ilet! Sen, ancak uyarıp hatırlatansın.
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.