Gâşiye Suresi 21. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

21. Ayet

فَذَكِّرْ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ

Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık korkut, öğüt ver, sen, ancak bir korkutucusun, bir öğütçü.

Besim Atalay (1965)

Sen ki ancak öğütçüsün

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resûl!) Sen (Allah'ın nimetlerini) hatırlat ve öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.

Cemil Said (1924)

Sen insânlara va’az it. Sen bir peygambersin.

Diyanet Vakfı

21, 22, 23, 24, 25, 26. O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.

Edip Yüksel

Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.

Elmalılı Hamdi Yazır

haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir ögütçüsün

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.

Emrah Demiryent

(Habibim!) Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.

Abdullah-Ahmet Akgül

Artık Sen, öğüt verip-hatırlat. (Çünkü) Sen, sadece bir öğüt verici-bir uyarıcısın.

Erhan Aktaş

Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.

Eski Anadolu Türkçesi

pes ögütlemegülsin sen illā ögüdeyici.

Hasan Basri Çantay

(Habîbim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhîd delîllerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin!

İhsan Aktaş

(Resulüm!) Artık sen (insanlara ikna edici delil ve yöntemlerle) öğüt ver (onlara Kur’an’ı tebliğ et). Sen ancak bir öğüt vericisin (senin görevin sadece tebliğ yapmaktır).

İlyas Yorulmaz

Bundan sonra sen, yalnızca hatırlat. Çünkü sen, ancak ve ancak hatırlatıcısın.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Şimdi onlara öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin,

İsmail Hakkı İzmirli

Artık onlara öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin.

İsmail Yakıt

Öyleyse (Ey Peygamber!) Öğüt ver! Sen ancak öğüt vericisin.

Kadri Çelik

Artık sen uyarıp hatırlat. Sen, yalnızca bir uyarıp hatırlatıcısın.

Abdullah Parlıyan

İşte böyle ey peygamber! Onlara öğüt ver, senin görevin yalnızca öğüt vermektir.

Kuran Yolu

Artık sen öğüt ver, çünkü sen ancak bir uyarıcısın.

Mahmut Kısa

O hâlde, ey Peygamber ve onun izinden yürüyen Müslüman! Bu ayetleri okuyarak insanları uyar! Fakat inatçı zâlimleri iknâ edeceğim diye de kendini yiyip bitirme! Çünkü sen, yalnızca bir uyarıcısın.

Mahmut Özdemir

Artık öğüt ver! Doğrusu sen bir öğüt vericisin / uyarıcısın.

Mehmet Çakır

21,22. Resulüm! sen sadece hatırlat, senin görevin bu. // Sen onların başında bir zorba değilsin.

Mehmet Çoban

Sen onlara öğüt ver. Verdiğin örnekler üzerinde iyice düşünsünler. Sen onlara sadece öğüt vericisin!

Mehmet Okuyan

Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın. [*]

Mehmet Türk

21,22. (Ey Muhammed!) Sen öğüt ver. Zîrâ senin görevin, sadece öğüt vermektir. Çünkü sen, onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.

Muhammed Esed

İşte böyle, [ey Peygamber,] onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:

Mustafa Çavdar

Sen öğüt verip uyarmaya devam et! Zira sen ancak uyarmakla mükellefsin. 13/40, 51/55

Ahmet Tekin

O halde, tebliğe devam et, Kur'ân ile öğüt ver. Çünkü sen vahyi, Kur'ân'ı tebliğ ile memursun, öğüt vericisin.

Mustafa İslamoğlu

İmdi sen (ey Nebî) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık sen hatırlat. Şüphe yok ki, sen ancak bir hatırlatıcısın.

Orhan Kuntman

(Ey Muhammed) Sen yine de öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin. (Onları ahiret azabı ile uyarmakla görevlisin, dileyen doğru yola gelir, dileyen küfürde direnir)

Osman Fırat

Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.

Şaban Piriş

-Hatırlat/uyar!sen ancak uyarıcısın.

Satıraltı Meal (1534)

Pes ögütle anları, sen ögütleyicisin.

Suat Yıldırım

İşte böyle. . . Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.

Süleyman Ateş

Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.

Süleyman Tevfik (1927)

(Yâ Muhammed) Kavmine va'az it ve Allâh'ın 'azâbını hâtırlat. Muhakkak sen va'az ve ihtâr idicisin.

Süleymaniye Vakfı

Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur’an’ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.

Ahmet Varol

Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.

Ümit Şimşek

Öğüt ver; çünkü sen öğüt vericisin.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.

Ali Bulaç

Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.

Ali Fikri Yavuz

Artık sen (Ey Rasûlüm, deliller göstererek) nasihat et. Sen ancak bir öğüd vericisin.

Bahaeddin Sağlam

Sen, onlara mesajı ilet! Sen, ancak uyarıp hatırlatansın.

Bayraktar Bayraklı

Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.