15. Ayet
وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا
Allah, bunun sonucundan çekinmez de!
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا
Allah, bunun sonucundan çekinmez de!
Bu işin sonundan korkmazdı ki.
Korkmaz Tanrı sonucundan
Allah (yaptığı bir işin) sonucundan asla çekinmez (O'nun yaptıklarından dolayı hiç kimseye verecek bir hesabı yoktur).
Allâh te’âlâ bunun netâyicinden havf itmez.
11, 12, 13, 14, 15. Semûd kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında, Allah'ın Resûlü onlara: «Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!» dedi. Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felâket gönderdi de hepsini helâk etti. (Allah, bu şekilde azap etmenin) âkıbetinden korkacak değil ya!
Ne var ki hâlâ onların sonlarından ders alınmıyor
Âlemlerin rabbı da günahlarını başlarına geçiri geçiriverdi de o yeri düzleyiverdi. Öyle ya o sonundan korkacak değil ki
Öyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya.
Oysa o (deveyi kesen bedbaht) böyle bir cezalandırılma korkusu/endişesi taşımıyordu.
(Allah, asla) Bunun (gibi intikamlarının) sonucundan korkmazdı (ve hiçbir güç O’nu durduramazdı.)
O cezalandırmasının sonucundan çekinmez.
daħı ķorķmaz ya'nį Tañrı śoñından.
bunun sonundan (hiç bir vech ile) korkmayarak!
Ve (O,) bunun (bu yaptığı işin) âkıbetinden korkmaz!(1)
Oysa ki, o (o deveyi öldüren azılı şakî) yaptığının sonucundan (bir bedeli olacağından) korkup endişe etmezdi. *
(Deveyi kesme) Sonucundan hesap gününden korkuları yoktu.
Allah bu işin sonundan korkmaz.
Allah bunun sonundan korkmaz [³].
(Allah) yaptığı işin sonucundan çekinmez/korkmaz.
(Allah, asla) Bunun sonucundan da korkmaz.
Çünkü Allah bu işin sonundan korkmazdı ki.
O, yaptığının sonucundan korkacak değildir.
Hem de, bu işin sonucundan zerrece korkmadan! Çünkü O’nun üstünde O’nu sorumlu tutacak, O’na zarar verebilecek hiçbir kuvvet ve kudret yoktur.
Bunun akıbetinden / sonuçlarından korkmaz.
Hem de sonucundan hiç korkmadan.
Ey resulüm onlara söyle: "Geçmişteki Semud halkı gibi Rabbinize karşı gelirseniz, emirlerini yerine getirmekten kaçınarak karşı gelirseniz, başınıza gelecek budur. Gücünüze kuvvetinize dayanarak şımarmanız, Rabbinize karşı isyan etmeniz hiçbir şeyi değiştirmez. Rabbiniz dünyada yapılan her işin sonunu mutlaka tamamlar. Rabbiniz sizlerden korkmaz. Sizlere azap göndermekten de korkmaz. Ne kadar aptalca düşünceler içindesiniz. Sanki sizin meydan okumanızdan dolayı Allah korkacak, sizi cezalandırmayacak öyle mi? Andolsun ki, yaptığınız her şey yazılmaktadır. Ummadığınız yerden size azap gönderilecektir. Allah’ın azabı geldiği gün neye uğradığınızı şaşırırsınız."
(Bu toplum) kendi sonundan da korkmuyordu.
O, (Allah) yaptığı işin sonucundan korkmaz.¹
çünkü [onlardan] hiç biri başlarına gelecek şeyin korkusunu taşımıyordu. ¹⁰
Oysa onlar böyle bir cezalandırılma korkusu taşımıyorlardı. 16/36, 20/128, 30/9
Azılı şakî yaptığının bir bedeli olacağından korkmuyor; Sâlih de bunun ümmetine, mü'minlere bir zararı dokunacağı endişesini taşımıyordu.
oysa ki o (kavim) kendi akıbetinden zerrece endişe etmezdi.[⁵⁷⁵⁸]
Ve Allah Teâlâ onların bu ihlak-i akibetinden korkacak değildir.
Verdiği bu cezanın çok şiddetli olmasından hiç çekinmeyerek!
Allah (böyle yapmakla), bunun sonucundan çekinmez de!
Bunun sonucundan Allah'ın bir endişesi yoktur.
Daḫı ol helāklik ṣoñından ḳorḳmadı.
Bunun sonucundan da asla endişe etmedi.
(Rab) Bu işin sonundan korkmaz.
Allâh bunun 'âkıbetinden korkmaz.
Hâlbuki o hayırsız[*], bu işin böyle biteceğini hiç beklemiyordu.
Bunun sonundan da korkmamaktadır.
Allah bunun sonucundan korkacak değil ya!
Allah, işin sonundan korkacak değil ya!
(Allah, asla) Bunun sonucundan korkmaz.
Allah (yaptığı bu azabın) akıbetinden korkacak değildir, (hiç bir sorumluluğu yoktur).
Allah, bu işi böyle bitirdiğinden korkmaz. (O adaletle hükmettiği için, her şeyi yerli yerinde ve güzeldir. İmtihan gereği üstünlerin, iyilerin oluşması için, bazılarının kaybetmesi lazım. Ve kimsenin, neden ben böyle oldum? Diye şikâyet hakkı yoktur. Çünkü kendisi isteyerek yanlışı tercih etmiştir.)
Çünkü onların hiçbiri, başlarına gelecek şeyin korkusunu taşımıyordu.[765]