Şems Suresi 8. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

8. Ayet

فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ

7,8,9. Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken ona kötülüğünü de, çekinmesini de ilham etmiştir.

Besim Atalay (1965)

Ona kötülüğü, ona iyiliği öğretene ant içerim ki

Cemal Külünkoğlu

Sonra da ona kötülük ve iyilik kabiliyeti/eğilimi ilham edene andolsun ki,

Cemil Said (1924)

âna fücûr ve takvâyı ilhâm iyleyenin hakkı içün yemîn iderim.

Diyanet Vakfı

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.

Edip Yüksel

Sonra da ona kötülüğünü ve erdemliliğini bildirene andolsun ki;

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham eyliyene ki

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,

Emrah Demiryent

7-8. Ve insana, (yaratılış maksadına uygun akıl ve idrak melekesi vererek) onu düzenleyene ve kendisi için neyin kötü, neyin iyi olduğunu öğret (ip ikisinden birini tercih etme kabiliyeti ver) ene kasem olsun ki,

Abdullah-Ahmet Akgül

Sonra da (her nefse) fücurunu (imani ve ahlâki düşüklüklerini) ve takvasını (küfür ve kötülükten sakınma çarelerini) ilham edip (öğreten yüce Rabbe yemin olsun ki).

Erhan Aktaş

Sonra ona fücurunu¹ ve takvasını² ilham³ etti.

Eski Anadolu Türkçesi

[316a] göñline bıraķdı anuñ ya'nį bildürdi buyruķdan çıķmaġını daħı śaķınıcılıġını

Hasan Basri Çantay

sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı ilham edene ki,

Hayrat Neşriyat

Sonra da ona (o kişiye) günâhını ve takvâsını (neyin isyan, neyin itâat olduğunu bildirerek) ilhâm edene (yemîn olsun)!

İhsan Aktaş

Ki, (o yaratıcı olan zatım) ona (nefse) kötülüğünü de (kötülükleri anlama ve kavrama yeteneği), takvasını da (iyilikleri anlama ve kötülükten sakınma yeteneği de) ilham etmiştir. *

İlyas Yorulmaz

Nefse günah işlemeyi ve korunmayı (nefsin kendisi) ilham etmiştir.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

sonra sapkınlığı da, sakınırlığı da onun gönlüne doğuran hakkı için,

İsmail Hakkı İzmirli

Sakınma yollarını akılla ilham eden hakkı için [²],

İsmail Yakıt

Böylece ona hem kötülüğü ve hem de Allah’a karşı sorumluluk bilincini ilham edene.²

Kadri Çelik

Sonra ona kötülüğü ve ondan sakınmayı ilham edene.

Abdullah Parlıyan

sonra da o insana kötü ile iyiyi, doğruluk ile sapıklığı birbirinden ayıracak özellik ve ölçüyü öğretene veya insanlara hayrı ve şerri, itaat ve isyanı ilham ile öğreten Allah'a.

Kuran Yolu

Ona kötü ve iyi olma yeteneklerini yerleştirene ki,

Mahmut Kısa

Sonra da ona doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme yeteneği bahşeden; bununla birlikte hakîkati apaçık ortaya koyan ayetler göndererek, ona kendisi için neyin iyi, neyin kötü olduğunu öğreten yüce Rabb’e!

Mahmut Özdemir

Derken ona fücurunu (kötülüğünü) ve takvâsını (sakınıp korunmasını) ilham etti.

Mehmet Çakır

7,8. kişiye denge verene, // ona iyiliği ve kötülüğü yükleyene yemin ederim ki

Mehmet Çoban

İnsan yaratılışından uzaklaşıp insanlığından çıktığı zaman, kötü yola düştüğü zaman, düzelmesi için kalbine iyiliği koyana, doğru yolu gösterene, düşünüp akıl etmesini sağlayan şahittir ki;

Mehmet Okuyan

Sonra da ona ([nefs]e), kötülük ve [takvâ] (duyarlılık) kabiliyetini verene ki [*]

Mehmet Türk

Sonra da onun gönlüne, kötülük ve iyilik yapma kabiliyetini verene yemin olsun ki,¹

Muhammed Esed

ve nasıl ahlakî zaaflarla olduğu kadar Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını! ⁶

Mustafa Çavdar

Bu çerçevede ona hem iyiyi hem de kötüyü ilham edecek olan iç donanıma. 30/30, 41/52-53

Ahmet Tekin

Andolsun nefsi, insanı, günah işleme, mantıklı düşünme ve dinin dışına çıkma zaaflarıyla, vicdan azabıyla; takva esaslarını-Kur'an esaslarını benimseme ve hayata geçirme, Allah'a sığınma, emirlerine yapışma, günahlardan arınma, azaptan korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla özgürce şahsiyetini geliştirme, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma kabiliyetiyle donatana!

Mustafa İslamoğlu

ve nihayet insan benliğine iyiyi ve kötüyü tanıyıp sorumsuz ve sorumlu davranma yeteneğini[⁵⁷⁵²] yerleştiren (şahit olsun) ki:[⁵⁷⁵³]

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra da ona günahını ve takvâsını ilham etmiş olana (andolsun ki),

Orhan Kuntman

Sonra da ona (insana) hem kötülüğü hem de (kötülükten) sakınmayı (hayr ile şerri) ilham edene (âlemlerin Rabbine) ki;

Osman Fırat

ona bozgunculuğun ve korunmanın (isyânının ve itâ’atinin) ilhâmını (verendir. )

Şaban Piriş

Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene..

Satıraltı Meal (1534)

İlhām eyledi aña yamanlıġı ve yaḫşılıġı.

Suat Yıldırım

8, 9. Ona hem kötülük, hem de ondan sakınma yolu ilham eden hakkı için ki: Nefsini maddî ve manevî kirlerden arındıran, felaha erer. [90, 10; 76, 3]

Süleyman Ateş

Ona bozukluğunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki:

Süleyman Tevfik (1927)

Ona fücûr ve hakkı ilhâm iden hakkıyçün

Süleymaniye Vakfı

Sonra yaptığının kötü veya iyi olduğunu ilham[*] edene yemin olsun ki

Ahmet Varol

Sonra ona kötülüğe eğilimini ve takvasını ilham edene.

Ümit Şimşek

Kötülüğünü de, iyiliğini de ona ilham edene:

Yaşar Nuri Öztürk

Ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene ki,

Ali Bulaç

Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).

Ali Fikri Yavuz

Sonra da o nefse, isyanını ve itaatını öğretene ki,

Bahaeddin Sağlam

O nefse bozulma ve korunmayı yanlış ve doğruyu ilham edene (yapısına) andolsun ki

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8. Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]