10. Ayet
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىۜ
8,9,10. Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىۜ
8,9,10. Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Artık ona da en güç yolu kolaylaştırırız.
Güç yollara yollayacağız!
İşte onun için de zorluğa ve sıkıntıya giden yolu kolaylaştırırız.
8,9,10. Lâkin müstağnî görünen hasîs ile ahsen-i dîni yalan ’add idene müşkil bir idbâr yolı görinecekdir.
8, 9, 10, 11. Kim cimrilik eder, kendini müstağni sayar, en güzeli de yalanlarsa, biz de onu en zora hazırlarız. Düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda vermez.
Onu da zora yöneltiriz.
Onu da usraya (en zoruna) kolaylıyacağız
Onu da en zor yola hazırlarız.
8-9-10. Fakat kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve o en güzel (kelimey) i (“Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah” sözünü) yalanlarsa, onu da en zor olana (cehenneme) iletiriz.
Biz ona da en zorlu (ve zararlı) olanı (kötülük yollarını ve azaba uğramasını) kolaylaştıracağız (böylece adım adım rezalet ve felaketlere hazırlayacağız).
Ona en zoru¹ kolaylaştıracağız.
8-10. daħı ammā ol kim çıġan oldı daħı ḥācetsüz oldı daħı yalan duttı görklüyi geñez eyleyevüz aña śarpı ya'nį ma'śįyet.
biz de ona en güc olanı kolaylaşdırırız.
8,9,10. Ama kim cimrilik eder ve kendini (Allah'ın sevâbına) muhtaç görmezse, ve o en güzel olanı yalanlarsa, onu da en zor olana (Cehenneme) muvaffak kılarız!
8,9,10. Fakat her kim de (malından yoksula, muhtaç olana ve işsize vermeyip) cimrilik eder ve kendini yeterli derecede ihtiyaçsız görüp en güzel olanı (kelime-i tevhidi, Allah’ın birliğini ve gönderdiği mesajları) yalanlamışsa, biz de onu zora dayatacağız.
Zorlukları kolaylaştıracağız.
Biz onun işinin güçlüğe sarmasını sağlarız.
Biz ona güçlüğe götürecek yol için yine kolaylık veririz [⁶].
Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız.⁵
Biz de ona en güç olanı kolaylaştırırız.
ona da güçlük, zorluk ve sıkıntıya giden yolu kolaylaştıracağız.
Biz onu zora sokarız.
Ona da, zorluk ve sıkıntıya giden ve sonu cehennemle biten yolu kolaylaştıracağız!
Ona Zorluğu kolaylaştıracağız.
zoru, daha da zorlaştırırız.
Biz ona da cehennemin yolunu kolaylaştırırız. O şımarıklıkla, azgınlıkla, kendini hiçbir şeye muhtaç görmeyerek hareket eder. Hâlbuki onun gittiği yol güçlüktür. Yolun sonunda hesabı geri dönülmez bir kayıpla biter.
Ona da zor olanı (cehenneme gitmeyi) kolaylaştıracağız.
Biz ona da zor olan (kâfirliği) daha da kolaylaştırırız.¹
onun için zorluğa ve sıkıntıya giden yolu kolaylaştırırız:
Biz de ona kolayı zorlaştırırız. 9/34-35, 63/10
Ona da, en zor yolu, başarısızlığı, vicdan azâbını, âhiret azâbını kolaylaştıracağız.
işte ona da, zorluk ve felaketin en dibine giden yolu kolaylaştırırız;[⁵⁷⁶⁶]
Onu da en zor olan için kolayca iletiriz.
9,10. Ve en güzeli de -iman hükümlerini de- yalan sayarsa, biz de onu en zora (cehenneme) hazırlarız!
Ona da en zor olanı (işlemeyi) kolaylaştırırız.
Biz de ona zorluğu kolaylaştırırız.
Aña geñez iderüz yamanlıḳ yolını.
9, 10. O en güzel kelimeyi (kelime-i tevhidi) yalan sayanı ise, en güç yola sardırırız.
Ona da en güç(yolda gitmey)i kolaylaştırırız.
Ona da güçlük ve su'ûbet yollarını kolaylaşdırırız.
Onu da en zora, kolayca ulaştırırız.
Ona da en zor olan(a ulaşmay)ı kolaylaştıracağız.
Ona da kötülük yolunu kolaylaştırırız.
Biz onu, en zor olana sevk edeceğiz.
Biz de ona en zorlu olanı (azaba uğramasını) kolaylaştıracağız.
Biz de onu, en şiddetli yola (ateşe) hazırlarız.
9, 10. Güzel Cenneti yalanlayan ise, Biz onu zora dayatacağız.
8,9,10,11. Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.[768]