234. Bölüm

Bediüzzaman Said Nursî · Osmanlıca/Türkçe kaynak

1. Metin

234

2. Metin

Hulûsi Beyin fıkrasıdır.

3. Metin

Bugün hayreti mucip, nazarı cazip, dikkati câlip, mânâsı lâtif, tertibi zarif, tevafuku nazif, envârı zahir, icâzı bâhir, zübde-i burhan, erkân-ı iman, bir lem’ası i’câz-ı Kur’ân olan ve mübarek Hüsrev’in çok mükemmel bir tarzda istinsah ettiği, Yirmi Dokuzuncu Sözle, melfufu cidden çok mühim meseleleri cami ve bedî cevapları hâvi On Altıncı Lem’ayı ve benim gibi tembellere mükemmel bir ders-i ikaz olan Mektubu almakla bahtiyar ve çoktandır mahrum kaldığım Nurlara kavuşmaktan mütevellid nimete mazhariyetten dolayı, Cenâb-ı Hallâk-ı Rahîme teşekkürden âcizim.

4. Metin

Orada kardeşlerimizden beş nevi ibadet hakkındaki izahlarıyla kötü şahsiyetime değil, sırf Kur’ân’a, imana, Nura, hakâika müteveccih hâlime baktım. Ve kanaatlarımı yokladım, ben de aynı şeyleri düşünmüş ve kanaat getirmiştim.

5. Metin

1. Ehl-i dalâlete karşı mücahede: اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ

6. Metin

2. Neşr-i hakikatte Üstada yardım: وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىوَاَطِيعُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ

7. Metin

3. Müslümanlara iman cihetinden hizmet: اِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللّٰهِ اْلاِسْلاَمُوَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُوااِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ gibi âyetlerle اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ، اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ، اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ hadîs-i şerifi.

8. Metin

4. Kalemle ilmi tahsil: نۤ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ Madem ki hakikat ilmi tedris ediliyor; elbette mahfî hikmetlere binaen mahdut insanların eline geçen, kulağına giren bu nevi derslerin ciddi tahsili için, bilhassa okuması yazması olanların bizzat yazmak suretiyle bu neticeyi bulacaklarına şüphe edilmemelidir. Bir şeyi yazmak okumak, anlamak, sonra başka kâğıda nakletmektir ki, bu tarzla matlup istifadenin temin edileceği muhakkaktır.

9. Metin

5. Bir saati bir sene ibadet hükmüne geçecek tefekkür: Evet, Nurlarla istifade, böyle saatler, zannederim, hepimizin meşhudu olmuştur. Sözler’deki hakaiki tefekkür, aynen Kur’ân’ın künûzunu mânen taharrîdir ki, Fettâh ismi imdada yetişerek, öyle muhayyirü’l-ukul kapılar açıyor ki, zevkine nihayet bulunmuyor. Perdesiz, vasıtasız Kur’ân’a bakınca, zülâl gibi hakaikin tecellî ettiği, bulutsuz havada güneş ve böyle bir havada yıldızlarla süslenmiş semâda bedirlenmiş kamer gibi müşahede olunuyor.

10. Metin

Benim gibi bir isyankârın vaziyeti, hali, kabiliyeti, istidadı asla müstaid değilken, Allahü Zülcelâlin nihayetsiz kerem ve rahmeti, fazl ve inayetiyle, iki kere iki dört kat’iyetinde kat’î kanaatim gelmiştir ki, Hazret-i Gavs’ın ve onun Üstadı, iki cihan fahri Nebiyy-i Efhamımız aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz Hazretlerinin dua ve himmetleri, Hazret-i Kur’ân’ın şakirtleri üzerindedir.

11. Metin

Sû-i ihtiyarımızla bozmazsak, bu himayet ve sahâbet elbette devam edecektir, kat’î kanaat ve imanındayım. Şu satırları bana yazdırtan âsâr-ı Nurun şeref-i vürudları ve feyizleri, inşaallah içinde gizlenmiş olan aşr-i âhir-i Ramazan’daki leyle-i kadrin ihya edilmiş sevabını verir ve rızâ-yı Samedanîye mazhariyetle, saâdet-i ebediyeyi kazanmaya bir vesile olur.

12. Metin

Ey Üstadımın bu fâni âlemde arkadaşları, inşaallah âhiret âleminde de yoldaşları olacak olan aziz ve kıymetli kardeşlerim; Şu anda kalbim şöyle inliyor, ben de ihtiyarsız yazıyorum:

13. Metin

Hazret-i Üstadın gösterdiği yol, aynen Kur’ân’ın cadde-i kübrâsıdır; ondan ayrılmayalım, hizmetten kaçmayalım, fütur getirmeyelim. Sermayesi yalan ve yalancılık olan siyaset propagandaları, sû-i kesbimizle kazanılan ve bugün tevarüs edilen fena şeylere karşı, kaderi ittiham derecesinde muradullaha müdahaleye cesaret etmeyelim. Biz abdiz; sebeb-i hilkatimiz, Seyyidimizi, Yaratanımızı, Râzıkımızı bilmek ve bulmaktır. Hülâsa-i mevcudat olan Peygamberimiz vasıtasıyla inzal ve ikram buyurulan Kur’ân’ın ahkâmına ve o Hazretin sünnetine tevfik-i harekete bezl ü gayret edelim. İşte o Nur elimizde mürebbî, yanımızda muarrif, aramızda Nurları neşre, mürebbî ve muarrifimizi dinlemeye çalışalım. Biz vazife-i ubudiyeti yapalım, netice-i mükâfatı, Hâlık-ı Rahîmimize bırakalım. Yekdiğerimize en büyük yardım olan duayı da esirgemeyelim.

14. Metin

Zühre, Habbe, Katre ve Zeylinin Arabî bir nüshası bu fakire ihdâ buyurulmuş, bir gün tercümesinin de yapılacağına işaret olunmuştu. Demek zamanı geldi ve benim gibi Arabî bilmeyen kardeşlerin mânevî arzuları, Zühre’nin tercümesine vesile oldu. Çok muhtasar olarak duygularımı arz edeceğim:

15. Metin

BİRİNCİ NOTA: فَاعْلَمْ اَنَّهُ لاٰ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ kelime-i tevhidiyle Mâbud-u Hakikîye bağlanmalı.

16. Metin

İKİNCİ NOTA: اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ لآ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ وَ ِللّٰهِ الْحَمْدُ tekbir-i ekberiyle kibriya ve azamet sahibi ancak Allahü Zü’l-Celâl ve’l-Kemâl olduğunu...

17. Metin

ÜÇÜNCÜ NOTA: كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ nass-ı azîmi ile, madem her şey helâk olacak; ey zaif insan, bundan senin, şemse nisbeten bir zerre bile olmayan hayatının da hissesi olduğunu anla, aklını başına topla, yaratılışındaki hikmeti düşün, haddini bil, ömür ve hayatını, sana saâdet-i ebediyeyi temin edecek şeylerle geçir, hakikatini...

18. Metin

DÖRDÜNCÜ NOTA: كُلُّ نَفْسٍ ذَاۤئِقَةُ الْمَوْتِقُلْ يُحْيِيهَا الَّذِۤى اَنْشَأَهَاۤ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌgibi âyetlerle müeyyed olduğu üzere ba’delmevt... ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ اُخْرٰى فَاِذَاهُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ âyetinin sırrı zahir olacak ceza ve hesap gününde, Mâlik-i Yevmiddîn’in huzurunda, mahlûkat ve mevcûdatın en kıymettarı olan insanın, aynen halk olunarak bulundurulacağını...

19. Metin

BEŞİNCİ NOTA: Avrupa’nın sûrî medeniyetinin hakaik-i Kur’âniyeyle butlanını وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ âyetinin bir muhavere şeklinde tedrisini...

20. Metin

ALTINCI NOTA: اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌكَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً gibi âyetlerle, hem iman tâcını giyen hizbullahın galebesini ve hem zahir insan suretinde halk olunan müşrikînin ve onların bir nev’i olan, her şeyi inkâr edenlerin, Kur’ân nazarındaki kıymetlerini...

21. Metin

YEDİNCİ NOTA: وَلاَ تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَااِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَاْلاِحْسَانِوَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى gibi âyâtın mânâsını hatırlattığını...

22. Metin

SEKİZİNCİ NOTA: Sonunda zikrolunan dört âyet-i celîlenin bir nevi tefsiri...

23. Metin

DOKUZUNCU NOTA: Bugünün Dokuzuncu Sözünün bir çekirdeği olduğunu...

24. Metin

ONUNCU NOTA: Mârifetullaha yol açacak, bid’aların kesreti zamanında Risale-i Nur ünvanını alacak ve en evvel ehl-i iman “Öldükten sonra dirilmek var, ceza ve hesap günü var, uyanın” hitabıyla mevki-i intişara konulacak olan Onuncu Söze mahfî işaret ettiğini...

25. Metin

ON BİRİNCİ NOTA: On Bir, On İki, On Üç, On Dördüncü Sözler gibi, Kur’ân’dan fazlaca bahs eden Nur risalelerini, bilhassa bunlar arasında parlak bir mevkii işgal eden Yirmi Beşinci Sözün geleceğine imâ edildiğini...

26. Metin

ON İKİNCİ NOTA: Bütün Müslümanlara, muhtelif tarikatlarda sülûk ile kazanılacak neticeye, acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür tarikinde besmele olacak bir ders verdiğini...

27. Metin

ON ÜÇÜNCÜ NOTA: Yirmi Altıncı Sözü اِنْ اَجْرِىَ اِلاَّ عَلَى اللّٰهِ âyetlerini, مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ hadisini, Birinci Sözü, mecazî muhabbetteki mâkul dereceyi göstererek, taklitten tahkike geçmek lüzumunu...

28. Metin

ON DÖRDÜNCÜ NOTA: Çok mühim ve pek nurlu bir eser olan, Yirminci Tevhid Mektubunu...

29. Metin

ON BEŞİNCİ NOTA: Üç meselesiyle, Kur’ân’daki emir ve nehyin ne kadar yerinde olduklarını ve şeriat-ı Ahmediye desâtirinin, ne kadar mâkul ve mantıkî esaslara istinad ettiğini, ayân beyân göstermektedir.

30. Metin

Çok kusurlu ve âciz talebeniz, aldığı feyizleri ancak metindeki yazıları tekrarla ifade edebilir. Hitabı azaltmak için, sözü itnâba düşürmemek daha mâkul düşüncesiyle, mâruzatımı kısa kesmeyi daha faideli görüyorum.

31. Metin

Hulûsi