1. Metin
Hakikat Işıkları
2. Metin
Herkes bilmez gökte ne var, Görür onu göz sahibi Parıldıyor güneş kadar Hakikatı ummân gibi. İster gönül elbet huzûr Âhir demde etmiş zuhûr, Âlemlere doğmuş o nûr; Gökten inen fermân gibi. Ferdiyeti elhak ayân, Odur gönüllere sultân, Var mı bilmem ulu bürhân; Bu Bediüzzamân gibi. Lisânından saçılır nûr, Cinnî okur, insan okur, Hûr-u Cennet işte bu “Nûr”; Gönüllerde cânân gibi. Âhir zamân esrârını, İhbâr-ı gayb envârını, Attı âlem ekdârını, Doğdu şems-i tâbân gibi. Semâvâttan rahmet indi. Akan göz yaşları dindi, Küfr ü dalâl yıldı, sindi; Görünmeyen şeytân gibi.
3. Metin
Söndü hâin faâliyet, Yıkıldı o deccâliyet, Halâs buldu İslâmiyet; Tahta çıkan hakan gibi. Ey yâreli şîr-i jiyan, Bu hâb-ı gafletten uyan, Âlemlere devr-i umrân; Asr-ı nüzul-i Furkan gibi. İklimlerde imân yeli, Eser, gönüller neş’eli; Öpsem o gül kokan eli, O bülbül-ü handân gibi. Âdemoğlu necât arar, Hak daveti Nûrlarda var. Ey şehriyâr-ı şehriyâr! Sensin bize sultân gibi. Arşa çıkan feryâdımız, Alındı şimdi dâdımız; O sevgili üstâdımız, Gönülde Süleymân gibi. Ey- ekmel-i ahirzaman, Sensin mahbûb-u müsteân, Fedâ sana bu cism ü cân; Hak yolunda kurban gibi. Said’i beklerdi yıllar, Sensin gönülde muntazar, Peygamberim vermiş haber, Olma bize pinhân gibi.
4. Metin
Perdelenmişse zuhûrun, Gizlenmez haşmetli nûrun; Gölgesi olmaz ki nûrun; Firdevs’deki cânân gibi. Ey hatib-i devr-i zamân, Sürur buldu kevn ü mekân; Seni bekler gizli ayân, Hep hastalar Lokmân gibi. Nûr yolunun kurbânıyız, Kehkeşânın sâmânıyız, O âteşin dumânıyız; Âteş yanan külhân gibi. Rânâ rengin güle benzer, Rûh üfürür, kokun eser, Ufkumuzda oldun seher; Tâm ağaran bir tan gibi Ey cilvesi zâhir rahmet, Bâri bizlere imdât et, Kulun olmak diler elbet; Bahçenizde fidan gibi. Pes gönlümüz hep dâim pes, Ey ağlayan, feryâdı kes! Boş geçmesin hiçbir nefes, “Allah bes, gayrı heves.”
5. Metin
Mehmed Kayalar