94315. Metin
يسمِ اللَّهِ الرحمن الرحيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
94316. Metin
تفسير سورة "القدر"
Kadr Suresi'nin Tefsiri
94317. Metin
القولُ في تأويل قوله جلّ ثناؤُه وتقدَّست أسماؤه: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ (١) وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ (٢) لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ (٣) تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (٤) سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ (٥)}.
Övgüsü yüce ve isimleri mukaddes olan [Allah]'ın şu buyruğunun teviline dair söz: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ (١) وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ (٢) لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ (٣) تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (٤) سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ (٥)} “Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik. (1) Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sana bildiren nedir? (2) Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. (3) Melekler ve Ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için peyderpey inerler. (4) O [gece], tan yeri ağarıncaya kadar bir esenliktir. (5)”.
94318. Metin
يقولُ تعالى ذكره: إنا أنزلنا هذا القرآنَ جملةً واحدةً إلى السماء الدنيا في ليلة القَدْرِ، وهى ليلةُ الحكمِ التي يَقْضِى اللَّهُ فيها قضاءَ السَّنة، وهو مصدرٌ مِن قولهم: قَدَر اللَّهُ عليَّ هذا الأمرَ. فهو يَقْدُرُ قَدْرًا.
Zikri yüce olan [Allah] şöyle buyurmaktadır: Biz bu Kur'an'ı Kadir Gecesi'nde dünya semasına toptan indirdik. O, Allah'ın o yılın takdirini hükme bağladığı hüküm gecesidir. [Kadr kelimesi], onların "قَدَر اللَّهُ عليَّ هذا الأمرَ (Allah bu işi benim aleyhime takdir etti)" sözünden gelen bir mastardır; "يَقْدُرُ قَدْرًا" şeklinde kullanılır.
94319. Metin
وبنحوِ الذي قلنا في ذلك قال أهلُ التأويلِ.
Bu konuda bizim söylediğimizin benzerini tevil ehli de söylemiştir.
94320. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
94321. Metin
حدَّثنا ابن المثنى، قال: ثنى عبدُ الأعلى، قال: ثنا داودُ، عن عكرمةَ، عن ابن عباسٍ،، قال: نزَل القرآنُ كلُّه جملةً واحدةً في ليلةِ القدرِ في رمضانَ إلى السماءِ الدنيا، فكان اللَّهُ إذا أراد أَنْ يُحْدِثَ في الأرضِ شيئًا أنزَله منه حتى جمَعه (¬١).
Bize İbnü'l-Müsennâ anlattı, dedi ki: Bize Abdüla'lâ anlattı, dedi ki: Bize Dâvûd, İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan [şöyle] dediğini anlattı: Kur'an'ın tamamı ramazan ayında Kadir Gecesi'nde dünya semasına toptan indirildi. Sonra Allah yeryüzünde bir şey meydana getirmeyi murat ettiğinde, onu tamamlayıncaya kadar ondan [parça parça] indirirdi (¬١).
94322. Metin
حدَّثنا ابن المثنى، قال: ثنا عبد الوهاب، قال: ثنا داودُ، عن عكرمةَ، عن ابن عباسٍ، قال: أنزل اللَّهُ القرآن إلى السماء الدنيا في ليلةِ القَدْرِ، وكان اللَّهُ إذا أراد أن يُوحِيَ منه شيئًا أوحاه، فهو قولُه: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ}.
Bize İbnü'l-Müsennâ anlattı, dedi ki: Bize Abdülvehhâb anlattı, dedi ki: Bize Dâvûd, İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan [şöyle] dediğini anlattı: Allah Kur'an'ı Kadir Gecesi'nde dünya semasına indirdi. Allah ondan bir şey vahyetmek istediğinde onu vahyederdi. İşte O'nun: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ} “Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik” buyruğu budur.
94323. Metin
قال: ثنا ابن أبى عديٍّ، عن داودَ، عن عكرمةَ، عن ابن عباسٍ. فذكر نحوه،
[İbnü'l-Müsennâ] dedi ki: Bize İbn Ebî Adî, Dâvûd'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan anlattı ve [öncekinin] benzerini zikretti.1
94324. Metin
وزاد فيه: وكان بين أوله وآخره عشرون سنةً.
Ve buna [şunu] ekledi: Onun ilki ile sonu arasında yirmi yıl vardı.
94325. Metin
قال: ثنا عمرو بنُ عاصمٍ الكلابيُّ، قال: ثنا المعتمرُ بنُ سليمانَ التيميُّ، قال: ثنا عمرانُ أبو العوَّامِ، قال: ثنا داودُ بن أبي هندٍ، عن الشعبيِّ أنه قال في قولِ اللَّهِ: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ}. قال: نزَل أَوَّلُ القرآنِ في ليلةِ القَدْرِ (¬١).
Dedi ki: Bize Amr b. Âsım el-Kilâbî anlattı, dedi ki: Bize el-Mu'temir b. Süleymân et-Teymî anlattı, dedi ki: Bize İmrân Ebu'l-Avvâm anlattı, dedi ki: Bize Dâvûd b. Ebî Hind, Şa'bî'den Allah'ın: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ} “Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik” buyruğu hakkında şöyle dediğini anlattı: Kur'an'ın ilk kısmı Kadir Gecesi'nde indi (¬١).
94326. Metin
حدَّثني يعقوبُ، قال: ثنا هشيمٌ، قال: أخبَرنا حُصينٌ، عن حكيمِ بن جبيرٍ، عن ابن عباسٍ، قال: نزَل القرآن في ليلةٍ من السماءِ العليا إلى السماءِ الدنيا، جملةً واحدةً، ثم فُرِّق في السنينَ. قال: وتلا ابن عباسٍ هذه الآيةَ: {فَلَا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ} [الواقعة: ٧٥]. قال: نزل متفرِّقًا (¬٢).
Bana Ya'kûb anlattı, dedi ki: Bize Huşeym anlattı, dedi ki: Bize Husayn, Hakîm b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan bildirdi; [İbn Abbâs] dedi ki: Kur'an bir gecede en yüce semadan dünya semasına toptan indirildi, sonra seneler içinde parça parça indirildi. Dedi ki: İbn Abbâs şu ayeti okudu: {فَلَا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ} [الواقعة: ٧٥] “Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim ki”. Dedi ki: Parça parça indirildi (¬٢).
94327. Metin
حدَّثني يعقوبُ، قال: ثنا ابن عليةَ، عن داودَ، عن الشعبيِّ في قوله: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ}. قال: بلغنا أنَّ القرآن نزل جملةً واحدةً إلى السماءِ الدنيا (¬٢).
Bana Ya'kûb anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye, Dâvûd'dan, o da Şa'bî'den O'nun: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ} “Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik” buyruğu hakkında [şöyle] dediğini anlattı: Bize ulaştığına göre Kur'an dünya semasına toptan indirilmiştir (¬٢).
94328. Metin
حدَّثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا مِهْرانُ، عن سفيانَ، عن سلمةَ بن كهيلٍ، عن مسلمٍ، عن سعيدِ بن جبيرٍ: أنزل القرآنُ جملةً واحدةً، ثم أنزل ربُّنا في ليلةِ القدرِ: {فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ} (¬٣) [الدخان: ٤].
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o Seleme b. Küheyl'den, o Müslim'den, o da Saîd b. Cübeyr'den anlattı: Kur'an toptan indirildi, sonra Rabbimiz Kadir Gecesi'nde: {فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ} (¬٣) [الدخان: ٤] “Katımızdan bir emirle her hikmetli iş onda ayırt edilir” [ayetini] indirdi.
94329. Metin
قال: ثنا جريرٌ، عن منصورٍ، عن سعيدِ بن جبيرٍ، عن ابن عباسٍ في قوله: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ}. قال: أُنزِل القرآنُ جملةً واحدةً في ليلةِ القدرِ إلى سماءِ الدنيا، فكان بموقعِ النجومِ، فكان اللَّهُ يُنزله على رسوله، بعضَه في إِثْرِ بعضٍ.
[İbn Humeyd] dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan [radıyallâhu anhümâ] O'nun: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ} “Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik”1 buyruğu hakkında [şöyle] dediğini nakletti: Kur'an, Kadir Gecesi'nde dünya semasına toptan indirildi2 ve yıldızların mevkilerinde (parça parça inecek şekilde) yerini aldı. Allah da onu Resûlü'ne [sallallâhu aleyhi ve sellem] birbiri ardınca peyderpey indiriyordu.3
94330. Metin
ثم قرأ: {[وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا] (¬١) لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذَلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا} (¬٢) [الفرقان: ٣٢].
Sonra: {[وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا] (¬١) لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذَلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا} (¬٢) [الفرقان: ٣٢] “[İnkâr edenler dediler ki:] 'Ona Kur'an toptan bir defada indirilseydi ya!' Biz onunla kalbini pekiştirmek için onu böyle [indirdik] ve onu tane tane okuduk” [ayetini] okudu.
94331. Metin
وبنحو الذي قلنا في [معنى القدرِ] (¬٣) قال أهل التأويلِ.
[Kadrin anlamı] (¬٣) konusunda bizim söylediğimizin benzerini tevil ehli de söylemiştir.
94332. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
94333. Metin
حدَّثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا مهران، عن سفيانَ، عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهدٍ: {لَيْلَةِ الْقَدْرِ}: ليلة الحكمِ (¬٤).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan, o İbn Ebî Necîh'ten, o da Mücâhid'den: {لَيْلَةِ الْقَدْرِ} “Kadir Gecesi” [ifadesi hakkında]: Hüküm gecesidir, dediğini anlattı (¬٤).
94334. Metin
حدَّثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا وكيعٌ، عن سفيانَ، عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهدٍ: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ}. قال: ليلةِ الحكمِ.
Bize Ebû Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o İbn Ebî Necîh'ten, o da Mücâhid'den: {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ} “Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik” buyruğu hakkında: Hüküm gecesi[dir], dediğini anlattı.
94335. Metin
[حدَّثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا مهرانُ] (¬٥)، عن سفيانَ، عن محمدِ بن سُوقةَ، عن سعيدِ بن جبيرٍ: يُؤذَنُ للحُجاج في ليلةِ القَدْرِ، فيُكتبون بأسمائهم وأسماءِ آبائهم، فلا يُغادَرُ منهم أحدٌ، ولا يُزادُ فيهم، ولا يُنقَصُ منهم (¬٦)
[Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân anlattı] (¬٥), Süfyân'dan, o Muhammed b. Sûka'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den: Kadir Gecesi'nde hacılara izin verilir de kendi isimleri ve babalarının isimleriyle yazılırlar; onlardan hiçbiri dışarıda bırakılmaz, onlara ne bir kimse eklenir ne de eksiltilir (¬٦).
94336. Metin
حدَّثني يعقوبُ، قال: ثنا ابن عليةَ، قال: ثنا ربيعةُ بن كلثومٍ، قال: قال رجلٌ
Bana Ya'kūb anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı, dedi ki: Bize Rebî'a b. Külsûm anlattı, dedi ki: Bir adam...
94337. Metin
للحسن وأنا أسمعُ: أرأيتَ ليلة القدر في كلِّ رمضان هي؟ قال: نعم، واللَّهِ الذي لا إله إلا هو إنَّها لفى كلِّ رمضانٍ، وأنَّها لليلةُ القَدْرِ، {فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ} [الدخان: ٤]. فيها يَقْضِى اللَّهُ كلَّ أجلٍ وعملٍ ورزقٍ إلى مثلِها (¬١).
...ben işitirken el-Hasan'a: "Bana söyler misin, Kadir Gecesi her ramazanda var mıdır?" dedi. O da şöyle dedi: Evet, kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin olsun ki o her ramazandadır ve o Kadir Gecesi'dir: {فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ} [الدخان: ٤] “Katımızdan bir emirle her hikmetli iş onda ayırt edilir”. Allah onda bir sonraki [yıla] kadar her eceli, ameli ve rızkı hükme bağlar (¬١).
94338. Metin
حدَّثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا وكيعٌ، عن سفيانَ، عن أبي إسحاق، عن سعيدِ بن جبيرٍ، عن ابن عمرَ (¬٢)، قال: ليلةُ القَدْرِ في كلِّ رمضانٍ (¬٣).
Bize Ebû Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o Ebû İshâk'tan, o Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Ömer'den (¬٢) [şöyle] dediğini anlattı: Kadir Gecesi her ramazandadır (¬٣).
94339. Metin
وقولُه: {وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ} يقولُ: وما أشْعَرك يا محمدٌ أيُّ شيءٍ ليلة القدر!.
O'nun: {وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ} “Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sana bildiren nedir?” buyruğu; Ey Muhammed! Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sana ne bildirdi! demektir.
94340. Metin
{لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ}. اختلَف أهل التأويلِ في معنى ذلك؛ فقال بعضُهم: معنى ذلك: العملُ في ليلةِ القدرِ بما يُرْضِى اللَّهَ خيرٌ مِن خيرٌ من العملِ في غيرها ألفَ شهرٍ.
{لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ} “Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır”. Tevil ehli bunun anlamında ihtilaf etmiştir. Bazıları şöyle demiştir: Bunun anlamı; Kadir Gecesi'nde Allah'ı razı edecek amelde bulunmak, onun dışındaki bin ayda amel etmekten daha hayırlıdır.
94341. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
94342. Metin
حدَّثنا ابن حميدٍ، قال: ثنا مِهْرانُ، عن سفيانَ، قال: بلَغنى عن مجاهدٍ: {لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ}. قال: عملُها وصيامُها وقيامها خيرٌ مِن ألفِ شهرٍ (¬٤).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân'dan anlattı, dedi ki: Mücâhid'den O'nun: {لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ} “Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır” buyruğu hakkında [şöyle] dediği bana ulaştı: Ondaki amel, oruç ve gece ibadeti bin aydan daha hayırlıdır (¬٤).
94343. Metin
قال: ثنا الحكم بنُ بشيرٍ، قال: ثنا عمرُو بنُ قيسٍ المُلائى قولَه: {خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ}. قال: عملٌ فيها خيرٌ مِن عمل ألفِ شهرٍ ٥.
[Müellif] dedi ki: Bize el-Hakem b. Beşîr anlattı, dedi ki: Bize Amr b. Kays el-Melâî, O'nun: {خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ} “Bin aydan daha hayırlıdır” buyruğu hakkında [şöyle] anlattı: "Ondaki bir amel, bin ayın amelinden daha hayırlıdır." 5
94344. Metin
وقال آخرون: معنى ذلك أنَّ ليلةَ القدرِ خيرٌ مِن ألفِ شهرٍ ليس فيها ليلةُ القدر.
Başkaları ise şöyle demiştir: Bunun anlamı, Kadir Gecesi'nin içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı olduğudur.
94345. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
94346. Metin
حدَّثنا ابن عبد الأعلى، قال: ثنا ابن ثورٍ، عن معمرٍ، عن قتادةَ: {خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ}: ليس فيها ليلةُ القدر (¬١).
Bize İbn Abdila'lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma'mer'den, o da Katâde'den: {خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ} “Bin aydan daha hayırlıdır” [ifadesi hakkında]: İçinde Kadir Gecesi bulunmayan [bin ay], dediğini anlattı (¬١).
94347. Metin
وقال آخرون في ذلك ما حدَّثنا به ابن حميدٍ، قال: ثنا حكامُ بنُ سَلْم، عن المُثنَّى بن الصبَّاح، عن مجاهدٍ، قال: كان في بني إسرائيلَ رجلٌ يقومَ الليلَ حتى يصبحَ، ثم يجاهدُ العدوَّ بالنهارِ حتى يُمْسِىَ، ففعَل ذلك ألفَ شهرٍ، فأنزَل اللَّهِ هذه الآيةَ: {لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ}. قيامُ تلك الليلةِ خيرٌ من عملِ ذلك الرجل (¬٢).
Başkaları da bu konuda bize İbn Humeyd'in anlattığı şu rivayeti söylemişlerdir; dedi ki: Bize Hükkâm b. Selm, el-Müsennâ b. es-Sabbâh'tan, o da Mücâhid'den [şöyle] dediğini anlattı: İsrailoğulları içinde bir adam vardı; sabaha kadar gece ibadeti yapar, sonra akşama kadar gündüz düşmanla cihat ederdi. Bunu bin ay boyunca yaptı. Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi: {لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ} “Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır”. O gecenin ibadeti, o adamın amelinden daha hayırlıdır (¬٢).
94348. Metin
وقال آخرون في ذلك ما حدَّثني أبو الخطاب الجاروديُّ سهيلٌ، قال: ثنا سَلْمُ بن قتيبةَ، قال: ثنا القاسمُ بنُ الفضلِ، عن عيسى بن مازنٍ، قال: قلتُ للحسنِ بن عليٍّ ﵁: يا مُسوِّدَ وجوهِ المؤمنين، عمَدْتَ ٣ إلى هذا الرجل فبايعْتَ له! يعنى معاويةَ بنَ أبي سفيانَ. فقال: إنَّ رسولَ اللَّهِ ﷺ أُرِى في منامه بني أميةً يَعْلُون منبرَه خليفةً خليفةً، فشقَّ ذلك عليه، فأنزَل اللَّهِ: {إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ} [الكوثر: ١]. {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ ١ وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ ٢ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ}. يعنى مُلْكَ بني أميةَ. قال القاسمُ: فحسبنا مُلْكَ بني أميةَ، فإذا هو ألفُ شهرٍ (¬١).
Başkaları da bu konuda bana Ebü'l-Hattâb el-Cârûdî Süheyl'in anlattığı şu rivayeti söylemişlerdir; dedi ki: Bize Selm b. Kuteybe anlattı, dedi ki: Bize el-Kâsım b. el-Fadl, Îsâ b. Mâzin'den [şöyle] dediğini anlattı: Hasan b. Ali'ye radıyallâhu anh: "Ey müminlerin yüzünü kara çıkaran! Gittin 3 bu adama -Muâviye b. Ebî Süfyân'ı kastediyor- biat ettin!" dedim. Bunun üzerine [Hasan b. Ali] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e rüyasında Emevîlerin birbiri ardınca kendi minberine çıktıkları gösterildi. Bu durum ona ağır geldi; bunun üzerine Allah Teâlâ: {إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ} [el-Kevser: 1] “Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik”, {إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ 1 وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ 2 لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ} “Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır” [ayetlerini] indirdi. [Bin aydan maksat,] Emevîlerin saltanatıdır. el-Kâsım dedi ki: Emevîlerin saltanat [süresini] hesapladık; bir de gördük ki tam bin aymış! (¬١).
94350. Metin
وأشبهُ الأقوال في ذلك بظاهرِ التنزيلِ قولُ مَن قال: عملٌ في ليلةِ القَدْرِ خَيرٌ مِن عملِ ألفِ شهرٍ ليس فيها ليلةُ القَدْرِ. وأما الأقوالُ الأُخَرُ، فدعاوى معانٍ (¬٢) باطلةِ، لا دلالةَ عليها من خبرٍ ولا عقلٍ، ولا هي موجودةٌ في التنزيلِ.
Bu konuda Kur'an'ın zahirine en uygun görüş: "Kadir Gecesi'nde yapılan bir amel, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin ayın amelinden daha hayırlıdır" diyenin görüşüdür. Diğer görüşlere gelince; onlar ne bir rivayetten ne akıldan bir delili olan ne de indirilen [kitapta] bulunan batıl mana (¬٢) iddialarıdır.
94351. Metin
وقولُه: {تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ}. اختلف أهلُ التأويلِ في تأويلِ ذلك؛ فقال بعضُهم: معنى ذلك: تَنزِلُ الملائكة وجبريلُ معهم، وهو الروحُ، في ليلةِ القدرِ، {بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ}. يعنى: بأمرِ (¬٣) ربِّهم؛ مِن كلِّ أمرٍ قضاه اللَّهُ في تلك السنةِ، من رزقٍ وأجلٍ وغيرِ ذلك.
O'nun: {تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ} “Melekler ve Ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için peyderpey inerler” buyruğu hakkında tevil ehli ihtilaf etmiştir. Bazıları şöyle demiştir: Bunun anlamı; Melekler ve onlarla birlikte Ruh olan Cibrîl, Kadir Gecesi'nde {بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ} “Rablerinin izniyle her bir iş için” inerler; yani o yıl rızık, ecel ve diğer hususlardan Allah'ın hükme bağladığı her bir işten ötürü Rablerinin emriyle (¬٣) [inerler].
94352. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
94353. Metin
حدَّثنا ابن عبد الأعلى، قال: ثنا ابن ثورٍ، عن معمرٍ، عن قتادةَ في قوله: {مِنْ كُلِّ أَمْرٍ}. قال: يُقْضَى فيها ما يكون في السنة إلى مثلها (¬٤).
Bize İbn Abdila'lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma'mer'den, o da Katâde'den O'nun: {مِنْ كُلِّ أَمْرٍ} “Her bir iş için” buyruğu hakkında şöyle dediğini anlattı: Onda o yıldan bir sonraki [yıla] kadar olacak şeyler hükme bağlanır (¬٤).
94354. Metin
فعلى هذا القولُ منتهى الخبر وموضع الوقفِ {مِنْ كُلِّ أَمْرٍ}.
Bu söze göre cümlenin sonu ve vakıf (durak) yeri {مِنْ كُلِّ أَمْرٍ} “Her bir iş için” [ifadesidir].
94355. Metin
وقال آخرون: {تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ}: لا يلْقَون مؤمنًا ولا
Başkaları ise şöyle demiştir: {تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ} “Melekler ve Rûh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için iner” [ifadesinin anlamı]: Karşılaştıkları hiçbir mümin erkek ve...
94356. Metin
مؤمنةً إلا سلَّموا عليه.
...mümin kadın yoktur ki ona selam vermiş olmasınlar.
94357. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
94358. Metin
حدَّثتُ عن يحيى بن زيادٍ الفرَّاءِ، قال: ثني أبو بكر بنُ عياشٍ، عن الكلبيُّ، عن أبي صالحٍ، عن ابن عباسٍ أنه كان يقرأُ: (مِنْ كُلِّ امْرِيءٍ سَلَامٌ) (¬١).
Yahyâ b. Ziyâd el-Ferrâ'dan rivayetle bana anlatıldı, dedi ki: Bize Ebû Bekr b. Ayyâş, el-Kelbî'den, o Ebû Sâlih'ten, o da İbn Abbâs'tan [şöyle] okuduğunu anlattı: (مِنْ كُلِّ امْرِيءٍ سَلَامٌ - Her bir kimseden bir selamdır) (¬١).
94359. Metin
وهذه القراءةُ من قرَأ بها وجَّه معنى (من كلِّ امرئٍ): مِن كُلِّ مَلَكٍ؛ كأن معناه عنده: تَنزِلُ الملائكة والروحُ فيها بإذنِ رَبِّهِم مِن كُلِّ مَلَكٍ تسليمٌ (¬٢) على المؤمنين والمؤمناتِ. ولا أرى القراءةَ بها جائزةً؛ لإجماع الحجة من القرأةِ على خلافِها، وأنها خلافٌ لما في مصاحف المسلمين، وذلك أنه ليس في مصحفٍ من مصاحفِ المسلمين في قوله: {أَمْرٍ} ياءٌ، وإذا قُرِئت: (مِنْ كُلِّ امرئٍ) لحقتها همزةٌ، تصيرُ في الخطِّ ياءً.
Bu kıraatle okuyan kimse, (مِنْ كُلِّ امرئٍ) ifadesinin anlamını "her bir melekten" şeklinde yorumlamıştır; sanki ona göre bunun anlamı şöyledir: Melekler ve Ruh onda Rablerinin izniyle inerler; her bir melekten mümin erkek ve kadınlara bir selam verme (¬٢) vardır. Fakat kurrâ icmasının buna aykırı olması ve Müslümanların mushaflarındakine muhalif bulunması sebebiyle bu kıraatle okumayı caiz görmüyorum. Zira Müslümanların mushaflarının hiçbirinde O'nun: {أَمْرٍ} “İş” buyruğunda [sonunda] "ye" harfi yoktur. (مِنْ كُلِّ امرئٍ) şeklinde okunduğunda ise yazıya "ye" olarak geçen bir hemze eklenmiş olur.
94360. Metin
والصواب من القولِ في ذلك القولُ الأوَّلُ الذي ذكَرناه قبلُ، على ما تأوَّله قتادةُ.
Bu konudaki görüşlerin doğru olanı, Katâde'nin tevil ettiği üzere daha önce zikrettiğimiz birinci görüştür.
94361. Metin
وقولُه: {سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ}: سلامٌ ليلةُ القدرِ مِن الشرِّ كلِّه؛ مِن أوَّلها إلى طلوعِ الفجرِ من ليلتها.
O'nun: {سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ} “O [gece], tan yeri ağarıncaya kadar bir esenliktir” buyruğu; Kadir Gecesi başından o gecenin fecri doğuncaya kadar her türlü şerden yana bir esenliktir, demektir.
94362. Metin
وبنحوِ الذي قلنا في ذلك قال أهلُ التأويلِ.
Bu konuda bizim söylediğimizin benzerini tevil ehli de söylemiştir.
94363. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
94364. Metin
حدَّثنا ابن عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابن ثورٍ، عن معمر، عن قتادةَ: {سَلَامٌ هِيَ}. قال: خيرٌ، {حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ} (¬١).
Bize İbn Abdi'l-A‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer'den, o da Katâde'den [şöyle] anlattı: {سَلَامٌ هِيَ} “O [gece], bir esenliktir”. [Katâde] dedi ki: “[Yani] hayırdır”, {حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ} “tan yeri ağarıncaya kadar”.12
94366. Metin
حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادة: {مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (٤) سَلَامٌ هِيَ}. أي: هي خيرٌ كلها إلى مطلعِ الفجرِ.
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den: {مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (٤) سَلَامٌ هِيَ} “Her bir iş için esenliktir o” [buyruğu hakkında] anlattı. Yani: Fecrin doğuşuna kadar onun tamamı hayırdır.
94367. Metin
حدَّثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا وكيعٌ، عن إسرائيل، عن جابر، عن مجاهدٍ: {سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ}. قال: مِن كلِّ أمرٍ سلامٌ.
Bize Ebû Kureyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî‘, İsrâîl'den, o Câbir'den, o da Mücâhid'den: {سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ} “O [gece], tan yeri ağarıncaya kadar bir esenliktir” [ayeti hakkında] anlattı; [Mücâhid] dedi ki: Her bir işten yana esenliktir.
94368. Metin
حدَّثني يونس، قال: أخبَرنا ابنُ وهب، قال: قال ابنُ زيدٍ في قولِ اللَّهِ {سَلَامٌ هِيَ}. قال: ليس فيها شرٌّ (¬٢)، هي خيرٌ كلُّها {حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ}.
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd, Allah'ın: {سَلَامٌ هِيَ} “O [gece], bir esenliktir” buyruğu hakkında şöyle dedi: Onda hiçbir şer yoktur (¬٢), {حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ} “Tan yeri ağarıncaya kadar” onun tamamı hayırdır.
94369. Metin
حدَّثنى موسى بنُ عبدِ الرحمنِ المسروقيُّ، قال: ثنا عبدُ الحميدِ الحِمَّانيُّ، عن الأعمشِ، عن المنهالِ، عن عبدِ الرحمن بن أبي ليلى في قولِه: {مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (٤) سَلَامٌ هِيَ}. قال: لا يَحْدُثُ فيها أمرٌ.
Bana Mûsâ b. Abdirrahmân el-Mesrûkī anlattı, dedi ki: Bize Abdülhamîd el-Himmânî, el-A‘meş'ten, o el-Minhâl'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan O'nun: {مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (٤) سَلَامٌ هِيَ} “Her bir iş için esenliktir o” buyruğu hakkında anlattı; dedi ki: Onda [kötü] bir iş meydana gelmez.
94370. Metin
وعُنى بقوله: {حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ}: إلى مطلَعِ الفجرِ.
O'nun: {حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ} “Tan yeri ağarıncaya kadar” buyruğu ile fecrin doğuşuna kadar [olan vakit] kastedilmiştir.
94371. Metin
واختلَفتِ القرأةُ في قراءةِ قولِه: {حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ}؛ فقرأت ذلك عامةُ قرأةِ الأمصارِ، سوى يحيى بن وثَّابٍ والأعمشِ والكسائيِّ: {مَطْلَعِ الْفَجْرِ} بفتحِ اللَّامِ ٣، بمعنى: حتى طلوعِ الفجرِ. تقولُ العربُ: طلَعتِ الشمسُ طُلوعًا ومَطْلَعًا. وقرَأ ذلك يحيى بنُ وثَّابٍ والأعمشُ والكسائيُّ: (حَتَّى مَطْلِعِ الْفَجْرِ). بكسرِ اللَّامِ ٤، توجيهًا منهم ذلك إلى الاكتفاء بالاسمِ من المصدرِ، وهم يَنْوُون بذلك
Kurrâ, O'nun: {حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ} “Tan yeri ağarıncaya kadar” buyruğunun kıraatinde ihtilaf etmiştir. İslâm beldeleri kurrâsının geneli —Yahyâ b. Vessâb, el-A‘meş ve el-Kisâî müstesna— fecrin doğuşuna (tulûuna) kadar manasında olmak üzere lâmın fethasıyla: {مَطْلَعِ الْفَجْرِ} şeklinde okumuştur3. Nitekim Araplar: «طلَعتِ الشمسُ طُلوعًا ومَطْلَعًا» [Güneş doğdukça doğdu] derler. Yahyâ b. Vessâb, el-A‘meş ve el-Kisâî ise masdar yerine isimle yetinme yolunu tercih ederek lâmın kesresiyle: (حَتَّى مَطْلِعِ الْفَجْرِ) şeklinde okumuşlardır4; onlar bununla
94372. Metin
المصدرَ.
...masdarı kastetmektedirler.
94373. Metin
والصوابُ من القراءةِ في ذلك عندَنا فتح اللَّامِ (¬١)؛ لصحةِ معناه في العربية، وذلك أنَّ المطلع بالفتحِ هو الطُّلوعُ، والمطلِعَ بالكسرِ هو الموضعُ الذي يَطْلُعُ منه، ولا معنى للموضعِ الذي يَطلُعُ منه في هذا الموضع.
Bize göre bu hususta kıraatin doğru olanı, Arapça açısından anlamının sıhhati sebebiyle lâmın fethalı okunmasıdır (¬١). Zira fetha ile olan matla‘ (مَطْلَع), doğuş (tulu‘); kesre ile olan matli‘ (مَطْلِع) ise doğduğu yerdir. Bu makamda ise doğduğu yerin [kastedilmesinin] bir anlamı yoktur.
94374. Metin
آخرُ تفسير سورةِ "القدرِ"
Kadr Suresi tefsirinin sonu.1