95702. Metin
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
95703. Metin
القولُ في تأويلِ قولِه جلَّ ثناؤُه وتقدَّست أسماؤُه: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ (١) مَلِكِ النَّاسِ (٢) إِلَهِ النَّاسِ (٣) مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ (٤) الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ (٥) مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ (٦)}.
Övgüsü yüce ve isimleri mukaddes olan [Allah]’ın şu sözünün teviline dair açıklama: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ (١) مَلِكِ النَّاسِ (٢) إِلَهِ النَّاسِ (٣) مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ (٤) الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ (٥) مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ (٦)} “De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Melikine (hükümranına), insanların İlahına; o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların göğüslerine vesvese verenin, gerek cinlerden gerek insanlardan!”
95704. Metin
يقولُ تعالى ذكرُه لنبيِّه محمدٍ ﷺ: قلْ يا محمدُ: أستجيرُ {بِرَبِّ النَّاسِ (١) مَلِكِ النَّاسِ}. وهو مَلِكُ جميعِ الخَلْقِ؛ إنسِهم وجنِّهم، وغيرِ ذلك. إعلامًا منه بذلك مَن كان يُعَظِّمُ الناسَ تعظيمَ المؤمنين ربَّهم، أنه مَلِكُ مَن يُعظِّمُه، وأن ذلك في مُلْكِه وسُلْطانِه، تجري عليه قُدْرتُه، وأنه أولى بالتعظيمِ، وأحقُّ بالتعبُّدِ له ممن يُعظِّمُه ويتعبَّدُ له، من غيرِه مِن الناسِ.
Zikri yüce olan Allah, Peygamberi Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: De ki ey Muhammed: {بِرَبِّ النَّاسِ (١) مَلِكِ النَّاسِ} “İnsanların Rabbine, insanların Melikine” sığınırım. O, insanların, cinlerin ve bunların dışındaki bütün yaratılmışların Melikidir (hükümdarıdır). [Allah] bununla, insanları müminlerin Rablerini yücelttiği gibi yücelten kimselere; Kendisinin o yüceltilenlerin Meliki olduğunu, onların Kendi mülkünde ve hâkimiyetinde bulunduğunu, kudretinin üzerlerinde cari olduğunu ve Kendisinin, o yüceltilen ve kulluk edilen diğer insanlardan yüceltilmeye daha layık ve kulluk edilmeye daha hak sahibi olduğunu bildirmektedir.
95705. Metin
وقوله: {إِلَهِ النَّاسِ}. يقولُ: معبودِ الناس، الذي له العبادةُ دونَ كلِّ شيءٍ سواه.
O’nun: {إِلَهِ النَّاسِ} “İnsanların İlahına” sözü; insanların mabuduna, Kendisinden başka hiçbir şeye değil, yalnızca Kendisine ibadet edilen [anlamına] gelir.
95706. Metin
وقولُه: {مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ}. يعني: من شرِّ الشيطانِ، {الْخَنَّاسِ}: الذي يَخْنِسُ مرَّةً، ويُوسوِسُ أخرى. وإنما يَخْنِسُ فيما ذُكر عند ذكرِ العبدِ ربَّه.
O’nun: {مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ} “O vesvesecinin şerrinden” sözü, şeytanın şerrinden demektir. {الْخَنَّاسِ} “Sinsi (hannâs)” ise; bir geri çekilen, bir vesvese verendir. Zikredildiğine göre o, ancak kul Rabbini andığı zaman geri çekilir.
95707. Metin
ذكرُ مَن قال ذلك
Bunu söyleyenlerin zikri:
95708. Metin
حدَّثنا أبو كريبٍ، قال: ثنا يحيى بنُ عيسى، عن سفيانَ، عن حكيمِ بن جبيرٍ، عن سعيدِ بن جبيرٍ، عن ابن عباسٍ، قال: ما من مولودٍ إلا على قلْبِه الوَسْوَاسُ، فإذا
Bize Ebû Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Yahyâ b. Îsâ, Süfyân’dan, [o] Hakîm b. Cübeyr’den, [o] Saîd b. Cübeyr’den, [o da] İbn Abbâs’tan [naklen] anlattı, dedi ki: Doğan hiçbir çocuk yoktur ki kalbinin üzerinde vesveseci olmasın; [çocuk]
95709. Metin
عقَل فذكَر الله خَنَس، وإذا غَفَل وَسْوَس. قال: فذلك قولُه: {الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ} (¬١).
akıl erdirip Allah’ı andığında geri çekilir, gaflete düştüğünde ise vesvese verir. [İbn Abbâs] dedi ki: İşte O’nun: {الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ} “O sinsi vesveseci” sözü budur (¬١).
95710. Metin
حدَّثنا ابنُ حميدٍ، قال: ثنا جريرٌ، عن منصورٍ، عن سعيدٍ (¬٢)، عن ابن عباسٍ في قولِه: {الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ}. قال: الشيطانُ جاثمٌ على قلبِ ابن آدمَ، فإذا سها وغفَل وَسْوَس، وإذا ذكر الله خَنَس (¬٣).
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr’dan, [o] Saîd’den (¬٢), [o da] İbn Abbâs’tan O’nun: {الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ} “O sinsi vesveseci” sözü hakkında [naklen] anlattı, dedi ki: Şeytan âdemoğlunun kalbine çöreklenmiştir; [insan] unutup gaflete daldığında vesvese verir, Allah’ı andığında ise geri çekilir (¬٣).
95711. Metin
قال: ثنا مِهْرانُ، عن عثمانَ، عن مجاهدٍ: {الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ}. قال: يَنْبَسِطُ، فإذا ذكر الله خَنَس وانْقَبَض، فإذا غفَل انْبَسَط.
Dedi ki: Bize Mihrân, Osmân’dan, [o da] Mücâhid’den {الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ} “O sinsi vesveseci” hakkında [naklen] anlattı, dedi ki: [Kalbe] yayılır; Allah anıldığı zaman geri çekilir ve büzülür, gaflete düşüldüğü zaman ise yayılır.
95712. Metin
حدَّثني محمدُ بن عمرٍو، قال: ثنا أبو عاصمٍ، قال: ثنا عيسى، وحدَّثنى الحارثُ، قال: ثنا الحسنُ، قال ثنا ورقاءُ، جميعًا عن ابن أبي نجيحٍ، عن مجاهدٍ في قولِه: {الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ}. قال: الشيطانُ يكونُ على قلبِ الإنسانِ، فإذا ذكر الله خَنَس (¬٤).
Bana Muhammed b. Amr anlattı, dedi ki: Bize Ebû Âsım anlattı, dedi ki: Bize Îsâ anlattı; ve bana el-Hâris anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Varkâ anlattı; hepsi birden İbn Ebî Necîh’ten, [o da] Mücâhid’den O’nun: {الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ} “O sinsi vesveseci” sözü hakkında [naklen] anlattı, dedi ki: Şeytan insanın kalbinde bulunur; Allah anıldığı zaman geri çekilir (¬٤).
95713. Metin
حدَّثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن معمرٍ، عن قتادةَ: {الْوَسْوَاسِ}. قال: هو الشيطانُ، وهو الخَنَّاسُ أيضًا، إذا ذكَر العبدُ ربَّه خَنَس، وهو يُوسْوِسُ ويَخْنِسُ ٥.
Bize İbn Abdi’l-A‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma‘mer’den, [o da] Katâde’den {الْوَسْوَاسِ} “O vesveseci” [lafzı] hakkında [naklen] anlattı, dedi ki: O şeytandır; o aynı zamanda el-Hannâs (sinsi)’tır da. Kul Rabbini andığı zaman geri çekilir; o hem vesvese verir hem de geri çekilir 5.
95714. Metin
حدَّثنا بشرٌ، قال: ثنا يزيدُ، قال: ثنا سعيدٌ، عن قتادةَ: {مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ}. يعنى: الشيطانُ، يُوسْوِسُ في صَدْرِ ابن آدمَ، ويَخْنِسُ إذا ذكر الله.
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den [naklen] anlattı: {مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ} “O sinsi vesvesecinin şerrinden”; yani şeytandır, âdemoğlunun göğsüne vesvese verir ve Allah anıldığı zaman geri çekilir.
95715. Metin
حدَّثنا ابنُ عبدِ الأعلى، قال: ثنا ابنُ ثورٍ، عن أبيه، قال: ذُكر لى أنَّ الشيطان - أو قال: الوَسْوَاسَ - يَنْفُثُ في قلبِ الإنسانِ عندَ الحزن وعندَ الفرحِ، وإذا ذكَر الله خَنَس (¬١).
Bize İbn Abdi’l-A‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr babasından [naklen] anlattı, dedi ki: Bana anlatıldığına göre şeytan -yahut vesveseci dedi- hüzün anında ve sevinç anında insanın kalbine üfler, Allah anıldığında ise geri çekilir (¬١).
95716. Metin
حدَّثني يونسُ، قال: أخبرَنا ابنُ وهبٍ قال: قال ابنُ زيدٍ في قولِه: {الْخَنَّاسِ}. قال: الخَنَّاسُ الذي يُوسوس مرَّةً، ويَخْنِسُ مرَّةً، من الجنِّ والإنسِ، وكان يقالُ: شيطانُ الإنسِ أشدُّ على الناس من شيطانِ الجنِّ؛ شيطانُ الجنِّ يُوسوِسُ ولا تَراه، وهذا يُعاينُك معاينةً (¬٢).
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd O’nun: {الْخَنَّاسِ} “Hannâs (sinsi)” sözü hakkında şöyle dedi: Hannâs; cinlerden ve insanlardan olup bir vesvese veren, bir geri çekilendir. Şöyle denilirdi: İnsan şeytanı, insanlara cin şeytanından daha çetindir; zira cin şeytanı vesvese verir ve sen onu görmezsin, bu ise seninle göz göze gelir (¬٢).
95717. Metin
ورُوِى عن ابن عباسٍ ﵁ أنه كان يقولُ في ذلك: {مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ}: الذي يُوسوِسُ بالدعاءِ إلى طاعتِه في صُدُورِ الناسِ، حتى يُستجابَ له إلى ما دعا إليه مِن طاعتِه، فإذا استُجيب له إلى ذلك خَنَس.
İbn Abbâs’tan (radıyallâhu anh) bu konuda şöyle dediği rivayet edilmiştir: {مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ} “O vesvesecinin şerrinden”; insanları kendisine itaate çağırarak göğüslerine vesvese veren, kendisine itaate çağırdığı şeye icabet edilinceye kadar [bunu sürdüren], buna icabet edildiğinde ise geri çekilen kimsedir.
95718. Metin
ذكرُ الرواية بذلك
Buna dair rivayetin zikri:
95719. Metin
حدَّثني محمدُ بنُ سعدٍ، قال: ثني أبي، قال: ثني عمي، قال: ثني أبي، عن أبيه، عن ابن عباسٍ في قولِه: {الْوَسْوَاسِ}. قال: هو الشيطانُ يأمرُه، فإذا أُطِيع خَنَس (¬٣).
Bana Muhammed b. Sa‘d anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bana babam, babasından, [o da] İbn Abbâs’tan O’nun: {الْوَسْوَاسِ} “O vesveseci” sözü hakkında [naklen] anlattı, dedi ki: O, [insana kötülüğü] emreden şeytandır; kendisine itaat edildiğinde ise geri çekilir (¬٣).
95720. Metin
والصوابُ مِن القولِ في ذلك عندى أنْ يقالَ: إِنَّ الله تعالى ذكرُه أمَر نبيَّه
Bu hususta bana göre doğru olan görüş, şöyle denilmesidir: Şânı yüce olan Allah, Peygamberi
95721. Metin
محمدًا ﷺ أنْ يستعيذَ به مِن شرِّ شيطانٍ يُوسوِسُ مُرَّةً ويَخْنِسُ أخرى، ولم يخُصَّ وَسوستَه على نوعٍ من أنواعِها، ولا خُنُوسَه على وجْهٍ دونَ وجهٍ، وقد يُوسوِسُ بالدعاءِ إلى معصيةِ اللهِ، فإذا أُطيع فيها خَنَس، وقد يُوسوِسُ بالنَّهي عن طاعةِ اللهِ فإذا ذكَر العبدُ أمرَ ربِّه، فأطاعه فيه وعصى الشيطانَ، خَنَس، فهو في كلِّ حالتَيْه وَسْوَاسٌ خَنَّاسٌ، وهذه الصفةُ صفتُه.
Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir vesvese veren ve bir geri çekilen şeytanın şerrinden Kendisine sığınmasını emretmiştir; O, onun vesvesesini belirli bir türe, geri çekilmesini de belirli bir şekle has kılmamıştır. Nitekim o, bazen Allah’a isyana çağırarak vesvese verir ve bu konuda kendisine itaat edildiğinde geri çekilir; bazen de Allah’a itaatten alıkoymak için vesvese verir, kul Rabbinin emrini hatırlayıp O’na itaat ettiğinde ve şeytana karşı geldiğinde ise geri çekilir. Dolayısıyla o, her iki durumda da vesveseci ve sinsidir (hannâstır) ve bu nitelik onun sıfatıdır.
95722. Metin
وقوله: {الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ}. يعنى بذلك الشيطانَ الوَسْواسَ، الذي يُوسْوِسُ في صُدُورِ الناسِ؛
O’nun: {الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ} “İnsanların göğüslerine vesvese veren” sözü; bununla insanların göğüslerine vesvese veren o vesveseci şeytanı kastetmektedir;
95723. Metin
جِنِّهم وإنسِهم.
gerek cinlerinden gerekse insanlarından olan [insanların].
95724. Metin
فإن قال قائلُ: فالجنُّ ناسٌ فيقالَ: {الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ (٥) مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ}؟
Eğer birisi: "Cinler de insan mıdır ki {الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ (٥) مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ} “Gerek cinlerden gerek insanlardan, insanların göğüslerine vesvese veren” denilsin?" derse,
95725. Metin
قيل: قد سمَّاهم اللهُ في هذا الموضعِ ناسًا، كما سمَّاهم في موضعٍ آخرَ رِجالًا، فقال: {وَأَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْإِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ} [الجن: ٦]. فجعَل الجنَّ رِجالًا، وكذلك جعَل منهم ناسًا.
Şöyle denilir: Allah başka bir yerde onları adamlar (ricâl) olarak isimlendirdiği gibi bu yerde de onları insanlar (nâs) olarak isimlendirmiştir. Nitekim şöyle buyurmuştur: {وَأَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْإِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ} [Cin: 6] “Doğrusu insanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırlardı”. Böylece cinleri adamlar kılmıştır; aynı şekilde onlardan insanlar (nâs) da kılmıştır.
95726. Metin
وقد ذُكر عن بعضِ العربِ أنه قال وهو يحدِّثُ: إذْ جاء قومُ مِن الجنِّ فوقَفوا، فقيل: من أنتم؟ فقالوا: ناسٌ مِن الجنِّ. فجعل منهم ناسًا، فكذلك ما في التنزيلِ من ذلك.
Nitekim Araplardan birinin bir hadiseyi anlatırken şöyle dediği zikredilmiştir: "Cinlerden bir topluluk gelip durdu. 'Siz kimsiniz?' denildi. Onlar: 'Cinlerden bir insan topluluğuyuz (nâs)' dediler." Böylece onlardan da insanlar (nâs) kılmış oldu; Kur’an’da geçen bu ifade de böyledir.
95727. Metin
آخرُ كتابِ التفسيرِ، والحمدُ للهِ العليِّ الكبيرِ
Tefsir kitabının sonudur. Yüce ve büyük olan Allah’a hamdolsun.