Zilzâl Suresi

Süyûtî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

60108. Metin

٩٩

99

60109. Metin

سُورَة الزلزلة

Zilzâl Suresi

60110. Metin

مَدَنِيَّة وآياتها ثَمَان بِسم الله الرَّحْمَن الرَّحِيم

Medenîdir ve sekiz ayettir. Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

60111. Metin

الْآيَة ١ - ٨

1 - 8. Ayetler

60112. Metin

أخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: نزلت سُورَة {إِذا زلزلت} بِالْمَدِينَةِ

İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: {إِذا زلزلت} “Yer sarsıldığı zaman” suresi Medine'de indi.

60113. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن قَتَادَة قَالَ: نزلت بِالْمَدِينَةِ {إِذا زلزلت}

İbn Merdûye'nin Katâde'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: {إِذا زلزلت} “Yer sarsıldığı zaman” Medine'de indi.

60114. Metin

وَأخرج أَحْمد وَأَبُو دَاوُد وَالنَّسَائِيّ وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن عبد الله بن عَمْرو قَالَ: أَتَى رجل رَسُول الله ﷺ فَقَالَ: اقرئني يَا رَسُول الله قَالَ لَهُ: اقْرَأ ثَلَاثًا من ذَوَات الرَّاء فَقَالَ لَهُ الرجل: كبر سني وَاشْتَدَّ قلبِي وَغلظ لساني

Ahmed, Ebû Dâvûd, Nesâî, Hâkim -sahih olduğunu belirterek-, İbn Merdûye ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî, Abdullah b. Amr'dan nakletmiştir: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: “Bana Kur'an okut ey Allah'ın Resûlü!” dedi. Ona: “Râ ile başlayan sûrelerden üç tanesini oku” buyurdu. Adam: “Yaşım ilerledi, kalbim katılaştı ve dilim ağırlaştı” dedi.

60115. Metin

قَالَ: اقْرَأ ثَلَاثًا من ذَوَات حم

“Hâ-Mîm ile başlayan sûrelerden üç tanesini oku” buyurdu.

60116. Metin

فَقَالَ مثل مقَالَته الأولى فَقَالَ: اقْرَأ ثَلَاثًا من المسبحات

Adam ilk sözünün benzerini söyledi. Bunun üzerine: “Müsebbihat (tesbih ile başlayan) sûrelerden üç tanesini oku” buyurdu.

60117. Metin

فَقَالَ مثل مقَالَته وَلَكِن اقرئني يَا رَسُول الله سُورَة جَامِعَة فَأَقْرَأهُ {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} حَتَّى فرغ مِنْهَا

Adam yine önceki sözünün benzerini söyledi ve: “Fakat ey Allah'ın Resûlü, bana [her şeyi] toplayan özlü bir sure okut” dedi. Bunun üzerine ona bitirinceye kadar {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} “Yer o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı zaman” suresini okuttu.

60118. Metin

قَالَ الرجل: وَالَّذين بَعثك بِالْحَقِّ لَا أَزِيد عَلَيْهَا ثمَّ أدبر فَقَالَ رَسُول الله ﷺ: أَفْلح الرويجل أَفْلح الرويجل

Adam: “Seni hak ile gönderene yemin olsun ki buna hiçbir şey eklemeyeceğim” dedi ve sonra dönüp gitti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Adamcık kurtuldu, adamcık kurtuldu!” buyurdu.

60119. Metin

وَأخرج التِّرْمِذِيّ وان مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ عَن أنس قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: من قَرَأَ {إِذا زلزلت} عدلت لَهُ بِنصْف الْقُرْآن وَمن قَرَأَ (قل هُوَ الله أحد) (سُورَة الإِخلاص) عدلت لَهُ بِثلث الْقُرْآن وَمن قَرَأَ (قل يَا أَيهَا الْكَافِرُونَ) (سُورَة الْكَافِرُونَ) عدلت لَهُ بِربع الْقُرْآن

Tirmizî, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin Enes'ten naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim {إِذا زلزلت} “Yer sarsıldığı zaman” suresini okursa bu onun için Kur'an'ın yarısına denk olur. Kim (İhlâs suresi olan) {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ} suresini okursa bu onun için Kur'an'ın üçte birine denk olur. Kim de (Kâfirûn suresi olan) {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ} suresini okursa bu onun için Kur'an'ın dörtte birine denk olur.”

60120. Metin

وَأخرج التِّرْمِذِيّ وَابْن الضريس وَمُحَمّد بن نصر الْحَاكِم وَصَححهُ وَالْبَيْهَقِيّ عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: {إِذا زلزلت} تعدل نصف الْقُرْآن و (قل هُوَ الله أحد) تعدل ثلث الْقُرْآن و (قل يَا أَيهَا الْكَافِرُونَ) تعدل ربع الْقُرْآن

Tirmizî, İbnu'd-Durays, Muhammed b. Nasr, Hâkim -sahih olduğunu belirterek- ve Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “{إِذا زلزلت} “Yer sarsıldığı zaman” Kur'an'ın yarısına denktir; {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ} Kur'an'ın üçte birine denktir ve {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ} Kur'an'ın dörtte birine denktir.”

60121. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة سَمِعت رَسُول الله ﷺ يَقُول: من قَرَأَ فِي لَيْلَة {إِذا زلزلت} كَانَ لَهُ عدل نصف الْقُرْآن

İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Kim bir gecede {إِذا زلزلت} “Yer sarsıldığı zaman” suresini okursa bu onun için Kur'an'ın yarısına denk olur.”

60122. Metin

وَأخرج أَبُو دَاوُد وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن رجل من بني جُهَيْنَة أَنه سمع النَّبِي ﷺ يقْرَأ فِي الصُّبْح {إِذا زلزلت الأَرْض} فِي الرَّكْعَتَيْنِ كلتيهما فَلَا أَدْرِي أنس أم قَرَأَ ذَلِك عمدا

Ebû Dâvûd ve Sünen'inde Beyhakî, Cüheyne kabilesinden bir adamdan nakletmiştir: O, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in sabah namazının her iki rekatında da {إِذا زلزلت الأَرْض} “Yer o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı zaman” suresini okuduğunu işitmiştir. [Ravi der ki:] Unuttu mu yoksa bunu kasten mi okudu bilemiyorum.

60123. Metin

وَأخرج سعيد بن مَنْصُور عَن سعيد بن الْمسيب أَن رَسُول الله ﷺ صلى بِأَصْحَابِهِ الْفجْر فَقَرَأَ بهم فِي الرَّكْعَة الأولى {إِذا زلزلت الأَرْض} ثمَّ أَعَادَهَا فِي الثَّانِيَة

Saîd b. Mansûr'un Saîd b. el-Müseyyeb'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabına sabah namazını kıldırdı ve ilk rekatta onlara {إِذا زلزلت الأَرْض} “Yer sarsıldığı zaman” suresini okudu, sonra ikinci rekatta da onu tekrarladı.

60124. Metin

وَأخرج أَحْمد وَمُحَمّد بن نصر وَالطَّبَرَانِيّ وَالْبَيْهَقِيّ فِي سنَنه عَن أبي امامة أَن النَّبِي ﷺ كَانَ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ بعد الْوتر وَهُوَ جَالس يقْرَأ فيهمَا {إِذا زلزلت} و (قل يَا أَيهَا الْكَافِرُونَ)

Ahmed, Muhammed b. Nasr, Taberânî ve Sünen'inde Beyhakî, Ebû Ümâme'den nakletmiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem vitirden sonra oturarak iki rekat namaz kılar ve bu iki rekatta {إِذا زلزلت} “Yer sarsıldığı zaman” ve {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ} surelerini okurdu.

60125. Metin

وَأخرج الْبَيْهَقِيّ عَن أنس أَن النَّبِي ﷺ كَانَ يُصَلِّي بعد الْوتر رَكْعَتَيْنِ وَهُوَ جَالس يقْرَأ فِي الرَّكْعَة الأولى بِأم الْكتاب و {إِذا زلزلت} وَفِي الثَّانِيَة (قل يَا أَيهَا الْكَافِرُونَ)

Beyhakî'nin Enes'ten naklettiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem vitirden sonra oturarak iki rekat namaz kılar; birinci rekatta Ümmü'l-Kitâb (Fâtiha) ile {إِذا زلزلت} “Yer sarsıldığı zaman” suresini, ikinci rekatta ise {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ} suresini okurdu.

60126. Metin

وَأخرج الْخَطِيب فِي تَارِيخه عَن الشّعبِيّ قَالَ: من قَرَأَ {إِذا زلزلت} فَإِنَّهَا تعدل سدس الْقُرْآن

Hatîb Tarih'inde Şa'bî'den nakletmiştir, o şöyle demiştir: “Kim {إِذا زلزلت} “Yer sarsıldığı zaman” suresini okursa, o Kur'an'ın altıda birine denk olur.”

60127. Metin

وَأخرج ابْن الضريس عَن عَاصِم قَالَ: كَانَ يُقَال: (قل هُوَ الله أحد) ثلث الْقُرْآن و {إِذا زلزلت الأَرْض} نصف الْقُرْآن و (قل يَا أَيهَا الْكَافِرُونَ) ربع الْقُرْآن

İbnu'd-Durays'ın Âsım'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Şöyle denilirdi: “{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ} Kur'an'ın üçte biridir, {إِذا زلزلت الأَرْض} “Yer sarsıldığı zaman” Kur'an'ın yarısıdır ve {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ} Kur'an'ın dörtte biridir.”

60128. Metin

أخرج عبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} تحركت من أَسْفَلهَا {وأخرجت الأَرْض أثقالها} قَالَ: الْمَوْتَى {وَقَالَ الإِنسان مَا لَهَا} قَالَ: يَقُول الْكَافِر مَالهَا {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} قَالَهَا رَبك قولي فَقَالَت: {بِأَن رَبك أوحى لَهَا} قَالَ: أوحى إِلَيْهَا {يَوْمئِذٍ يصدر النَّاس أشتاتاً} قَالَ: من كل من هَهُنَا وَهَهُنَا

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre o: {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} “Yer o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı zaman” ayeti hakkında: “Altından harekete geçtiği [zaman]” demiştir. {وأخرجت الأَرْض أثقالها} “Ve yer ağırlıklarını dışarı attığı [zaman]” ayeti hakkında: “Ölüleri” demiştir. {وَقَالَ الإِنسان مَا لَهَا} “Ve insan: 'Ona ne oluyor?' dediği [zaman]” ayeti hakkında: “Kâfir 'Ona ne oluyor?' der” demiştir. {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} “İşte o gün [yer], haberlerini anlatır” ayeti hakkında: “Rabbin ona: 'Söyle' demiştir de o da söylemiştir” demiştir. {بِأَن رَبك أوحى لَهَا} “Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir” ayeti hakkında: “Ona vahyetmiştir” demiştir. {يَوْمئِذٍ يصدر النَّاس أشتاتاً} “O gün insanlar bölük bölük çıkarlar” ayeti hakkında ise: “Şuradan ve buradan her taraftan” demiştir.

60129. Metin

وَأخرج الْفرْيَابِيّ وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {وأخرجت الأَرْض أثقالها} قَالَ: من فِي الْقُبُور {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} قَالَ: تخبر النَّاس بِمَا عمِلُوا عَلَيْهَا {بِأَن رَبك أوحى لَهَا} قَالَ: أمرهَا وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا

Firyâbî, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den naklettiğine göre o, Allah Teâlâ'nın: {وأخرجت الأَرْض أثقالها} “Ve yer ağırlıklarını dışarı attığı [zaman]” sözü hakkında: “Kabirlerde olanları” demiştir. {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} “İşte o gün [yer], haberlerini anlatır” sözü hakkında: “Üzerinde işledikleri şeyleri insanlara haber verir” demiştir. {بِأَن رَبك أوحى لَهَا} “Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir” sözü hakkında ise: “Ona emretmiş ve o da içindekileri dışarı atmıştır” demiştir.

60130. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن عَطِيَّة {وأخرجت الأَرْض أثقالها} قَالَ: مَا فِيهَا من الْكُنُوز والموتى

İbn Ebî Hâtim'in Atıyye'den naklettiğine göre o, {وأخرجت الأَرْض أثقالها} “Ve yer ağırlıklarını dışarı attığı [zaman]” ayeti hakkında şöyle demiştir: “İçindeki hazineleri ve ölüleri.”

60131. Metin

وَأخرج مُسلم عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: تقيء الأَرْض أفلاذ كَبِدهَا أَمْثَال الأسطوان من الذَّهَب وَالْفِضَّة فَيَجِيء الْقَاتِل فَيَقُول فِي هَذَا قتلت وَيَجِيء الْقَاطِع فَيَقُول فِي هَذَا قطعت رحمي وَيَجِيء السَّارِق فَيَقُول فِي هَذَا قطعت يَدي ثمَّ يَدعُونَهُ فَلَا يَأْخُذُونَ مِنْهُ شَيْئا

Müslim'in Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Yer, ciğerparelerini (bağrındaki hazineleri) altın ve gümüşten sütunlar gibi kusup çıkarır. Katil gelir ve: 'İşte bunun yüzünden adam öldürdüm' der. Akrabalık bağını koparan gelir ve: 'İşte bunun yüzünden akrabamla ilişkimi kestim' der. Hırsız gelir ve: 'İşte bunun yüzünden elim kesildi' der. Sonra onu bırakırlar da ondan hiçbir şey almazlar.”

60132. Metin

وَأخرج أَحْمد وَعبد بن حميد وَالتِّرْمِذِيّ وَصَححهُ وَالنَّسَائِيّ وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَالْحَاكِم وَصَححهُ وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الْإِيمَان عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: قَرَأَ رَسُول الله ﷺ هَذِه الْآيَة {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} قَالَ: أَتَدْرُونَ مَا أَخْبَارهَا قَالُوا: الله وَرَسُوله أعلم قَالَ: فَإِن أَخْبَارهَا أَن تشهد على كل عبد أَو أمة بِمَا عمل على ظهرهَا تَقول: عمل كَذَا وَكَذَا فِي يَوْم كَذَا وَكَذَا فَهَذِهِ أَخْبَارهَا

Ahmed, Abd b. Humeyd, Tirmizî -sahih olduğunu belirterek-, Nesâî, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, Hâkim -sahih olduğunu belirterek-, İbn Merdûye ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî, Ebû Hureyre'den nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şu {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} “İşte o gün [yer], haberlerini anlatır” ayetini okudu ve: “Onun haberleri nedir bilir misiniz?” buyurdu. “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Buyurdu ki: “Onun haberleri; her erkek veya kadın kulun kendi sırtında ne amel işlediğine şahitlik ederek: 'Falan günde şöyle şöyle işler yaptı' demesidir. İşte onun haberleri budur.”

60133. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن أنس بن مَالك أَن رَسُول الله ﷺ قَالَ: إِن الأَرْض لِتُخْبِرَ يَوْم الْقِيَامَة بِكُل مَا عمل على ظهرهَا وَقَرَأَ رَسُول الله ﷺ: {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} حَتَّى بلغ {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} قَالَ: أَتَدْرُونَ مَا أَخْبَارهَا جَاءَنِي جِبْرِيل قَالَ: خَبَرهَا إِذا كَانَ يَوْم الْقِيَامَة أخْبرت بِكُل عمل عمل على ظهرهَا

İbn Merdûye ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî'nin Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz yer, kıyamet gününde kendi üzerinde işlenen her şeyi haber verecektir.” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} “Yer o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı zaman” ayetini {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} “İşte o gün [yer], haberlerini anlatır” ayetine kadar okudu ve: “Onun haberleri nedir bilir misiniz? Cebrail bana gelip şöyle dedi: 'Onun haberi, kıyamet günü olduğunda sırtında işlenen her ameli haber vermesidir'” buyurdu.

60134. Metin

وَأخرج الطَّبَرَانِيّ عَن ربيعَة الجرشِي ﵁ أَن رَسُول الله ﷺ قَالَ:

Taberânî'nin Rebîa el-Cüreşî radıyallâhu anh'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

60135. Metin

تحفظُوا من الأَرْض فَإِنَّهَا أمكُم وَإنَّهُ لَيْسَ من أحد عَامل عَلَيْهَا خيرا أَو شرا إِلَّا وَهِي مخرة بِهِ

“Yeryüzünden sakının; çünkü o sizin ananızdır. Onun üzerinde hayır veya şer işleyen hiç kimse yoktur ki [yer] onu mutlaka haber verecek olmasın.”

60136. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن الحكم ﵁ قَالَ: رَأَيْت أَبَا أُميَّة صلى فِي الْمَسْجِد الْحَرَام المتوبة ثمَّ تقدم فَجعل يُصَلِّي هَهُنَا وَهَهُنَا فَلَمَّا فرغ قلت لَهُ: مَا هَذَا الَّذِي رَأَيْتُك تصنع قَالَ: قَرَأت هَذِه الْآيَة {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} إِلَى قَوْله: {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} فَأَرَدْت أَن تشهد لي يَوْم الْقِيَامَة

Abd b. Humeyd'in Hakem radıyallâhu anh'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Ümeyye'yi Mescid-i Harâm'da el-Mütevvebe mevkiinde namaz kılarken gördüm. Sonra öne geçti ve şurada burada namaz kılmaya başladı. Bitirince ona: “Bu yaptığını gördüğüm şey nedir?” dedim. Şöyle dedi: “Şu {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} “Yer o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı zaman” ayetinden {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} “İşte o gün [yer], haberlerini anlatır” kavline kadar olan kısmı okudum ve [bu yerlerin] kıyamet gününde benim lehime şahitlik etmesini istedim.”

60137. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة فِي المُصَنّف وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن الْأَنْبَارِي فِي الْمَصَاحِف عَن إِسْمَاعِيل بن عبد الله قَالَ: سَمِعت سعيد بن جُبَير يقْرَأ بِقِرَاءَة ابْن مَسْعُود هَذِه الْآيَة: يَوْمئِذٍ تنبئ أَخْبَارهَا وَقَرَأَ مرّة {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا}

İbn Ebî Şeybe Musannef'te, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve el-Mesâhif'te İbnu'l-Enbârî, İsmâil b. Abdillâh'tan nakletmiştir, o şöyle demiştir: Saîd b. Cübeyr'i bu ayeti İbn Mes'ûd'un kıraatiyle: “O gün haberlerini bildirir” şeklinde okurken işittim. Bir keresinde de {يَوْمئِذٍ تحدث أَخْبَارهَا} “İşte o gün [yer], haberlerini anlatır” şeklinde okudu.

60138. Metin

وَأخرج ابْن بِي حَاتِم عَن السّديّ ﵁ فِي قَوْله: {يَوْمئِذٍ يصدر النَّاس أشتاتاً} قَالَ: فرقا

İbn Ebî Hâtim'in es-Süddî radıyallâhu anh'den naklettiğine göre o, {يَوْمئِذٍ يصدر النَّاس أشتاتاً} “O gün insanlar bölük bölük çıkarlar” kavli hakkında: “Fırka fırka” demiştir.

60139. Metin

وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن جريج ﵁ {يَوْمئِذٍ يصدر النَّاس} قَالَ: يتصدعون {أشتاتاً} فَلَا يَجْتَمعُونَ بعد ذَلِك آخر مَا عَلَيْهِم وَكَانَ يُقَال إِن هَذِه السُّورَة الفاذة الجامعة

İbnu'l-Münzir'in İbn Cüreyc radıyallâhu anh'den naklettiğine göre o, {يَوْمئِذٍ يصدر النَّاس} “O gün insanlar çıkarlar” ayeti hakkında: “Ayrışırlar” demiştir; {أشتاتاً} “Bölük bölük” ayeti hakkında ise: “Bundan sonra bir daha asla bir araya gelmezler, bu onların son durumudur” demiştir. Ve bu sûreye 'el-Fâzatu'l-Câmia' (özlü ve toparlayıcı sûre) denilirdi.

60140. Metin

أخرج ابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَالطَّبَرَانِيّ فِي الْأَوْسَط وَالْحَاكِم فِي تَارِيخه وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الْإِيمَان عَن أنس ﵁ قَالَ: بَيْنَمَا أَبُو بكر الصّديق ﵁ يَأْكُل مَعَ النَّبِي ﷺ: إِذا نزلت عَلَيْهِ {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} فَرفع أَبُو بكر ﵁ يَده وَقَالَ: يَا رَسُول الله إِنِّي لراء مَا عملت من مِثْقَال ذرة من شَرّ فَقَالَ: يَا أَبَا بكر أَرَأَيْت مَا ترى فِي الدُّنْيَا مِمَّا تكره فبمثاقيل ذَر بشر وَيدخل لَك مَثَاقِيل ذَر الْخَيْر حَتَّى توفاه يَوْم الْقِيَامَة

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, el-Evsat'ta Taberânî, Tarih'inde Hâkim, İbn Merdûye ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî, Enes radıyallâhu anh'den nakletmiştir: Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yemek yerken ona {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür” ayeti indi. Bunun üzerine Ebû Bekir radıyallâhu anh elini [yemekten] çekti ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Ben işlediğim zerre ağırlığınca şerri mutlaka görecek miyim?” dedi. Buyurdu ki: “Ey Ebû Bekir! Dünyada hoşlanmadığın gördüğün şeyler var ya, işte onlar zerreler ağırlığındaki şerlerin karşılığıdır. Zerreler ağırlığındaki hayırlar ise kıyamet gününde sana eksiksiz verilmek üzere biriktirilir.”

60141. Metin

وَأخرج إِسْحَق بن رَاهَوَيْه وَعبد بن حميد وَالْحَاكِم وَابْن مرْدَوَيْه عَن أَسمَاء قَالَت: بَيْنَمَا أَبُو بكر ﵁ يتغدى مَعَ رَسُول الله ﷺ إِذا نزلت هَذِه الْآيَة {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} فَأمْسك أَبُو بكر ﵁ وَقَالَ: يَا رَسُول الله أكل مَا عَمِلْنَاهُ من سوء رَأَيْنَاهُ فَقَالَ: مَا ترَوْنَ مِمَّا تَكْرَهُونَ فَذَاك مِمَّا تُجْزونَ بِهِ ويدخر الْخَيْر لأَهله فِي الْآخِرَة

İshâk b. Râhûye, Abd b. Humeyd, Hâkim ve İbn Merdûye, Esmâ'dan nakletmiştir: Ebû Bekir radıyallâhu anh Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile öğle yemeği yerken şu {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür” ayeti indi. Ebû Bekir radıyallâhu anh elini [yemekten] çekti ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Yaptığımız her kötülüğü mutlaka görecek miyiz?” dedi. Buyurdu ki: “Hoşlanmadığınız gördüğünüz şeyler var ya, işte onlar karşılığını aldığınız şeylerdir. Hayır ise sahipleri için ahirette biriktirilir.”

60142. Metin

وَأخرج ابْن أبي الدُّنْيَا فِي كتاب الْبكاء وَابْن جرير وَالطَّبَرَانِيّ وَابْن مرْدَوَيْه وَالْبَيْهَقِيّ فِي شعب الإِيمان عَن عبد الله بن عَمْرو بن الْعَاصِ ﵁ قَالَ: أنزلت {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} وَأَبُو بكر الصّديق ﵁ قَاعد فَبكى فَقَالَ لَهُ رَسُول الله ﷺ: مَا يبكيك يَا أَبَا بكر قَالَ: تبكيني هَذِه السُّورَة

İbn Ebî'd-Dünyâ Kitâbü'l-Bükâ'da, İbn Cerîr, Taberânî, İbn Merdûye ve Şuabü'l-Îmân'da Beyhakî, Abdullah b. Amr b. el-Âs radıyallâhu anh'den nakletmiştir: Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh otururken {إِذا زلزلت الأَرْض زِلْزَالهَا} “Yer o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı zaman” suresi indirildi ve ağladı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Seni ağlatan nedir ey Ebû Bekir?” buyurdu. “Beni bu sûre ağlatıyor” dedi.

60143. Metin

فَقَالَ: لَوْلَا أَنكُمْ تخطئون وتذنبون فَيغْفر لكم لخلق الله أمة يخطئون ويذنبون فَيغْفر لَهُم

Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Eğer siz hata edip günah işlemeseydiniz ve Allah da sizi bağışlamasaydı, Allah hata edip günah işleyen ve kendilerini bağışlayacağı bir ümmet yaratırdı.”

60144. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي أَيُّوب الْأنْصَارِيّ ﵁ قَالَ: بَيْنَمَا رَسُول الله ﷺ وَأَبُو بكر الصّديق إِذْ نزلت عَلَيْهِ هَذِه الْآيَة {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} فَأمْسك رَسُول الله ﷺ يَده عَن الطَّعَام ثمَّ قَالَ: من عمل مِنْكُم خيرا فَجَزَاؤُهُ فِي الْآخِرَة وَمن عمل مِنْكُم شرا يرَاهُ فِي الدُّنْيَا مصيبات وأمراضاً وَمن يكن فِيهِ مِثْقَال ذرة من خير دخل الْجنَّة

İbn Merdûye'nin Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallâhu anh'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile Ebû Bekir es-Sıddîk [birlikte] iken ona şu {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür” ayeti indi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem elini yemekten çekti, sonra şöyle buyurdu: “Sizden kim bir hayır işlerse onun mükafatı ahirettedir. Sizden kim de bir şer işlerse onu dünyada musibetler ve hastalıklar olarak görür. Kimde zerre ağırlığınca hayır bulunursa cennete girer.”

60145. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي إِدْرِيس الْخَولَانِيّ ﵁ قَالَ: كَانَ أَبُو بكر الصّديق ﵁ يَأْكُل مَعَ رَسُول الله ﷺ إِذْ نزلت عَلَيْهِ هَذِه الْآيَة {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} فَأمْسك أَبُو بكر يَده وَقَالَ: يَا رَسُول الله إِنَّا لراؤون مَا عَملنَا من خير أَو شرا فَقَالَ رَسُول الله ﷺ: يَا أَبَا بكر أَرَأَيْت مَا رَأَيْت مِمَّا تكره فَهُوَ من مَثَاقِيل الشَّرّ ويدخر لَك مَثَاقِيل الْخَيْر حَتَّى توفاه يَوْم الْقِيَامَة وتصديق ذَلِك فِي كتاب الله (وَمَا أَصَابَكُم من مُصِيبَة فبمَا كسبت أَيْدِيكُم وَيَعْفُو عَن كثير) (سُورَة الشورى الْآيَة ٣٠)

İbn Merdûye'nin Ebû İdrîs el-Havlânî radıyallâhu anh'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile yemek yerken ona şu {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür” ayeti indi. Ebû Bekir elini çekti ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Biz işlediğimiz hayrı veya şerri mutlaka görecek miyiz?” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey Ebû Bekir! Hoşlanmadığın gördüğün şeyler var ya, işte onlar şerlerin ağırlıklarındandır. Hayrın ağırlıkları ise kıyamet gününde sana tastamam verilmek üzere biriktirilir. Bunun doğrulaması da Allah'ın Kitabı'ndaki şu ayettedir: {وَمَا أَصَابَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ} “Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin kazandığı (günahlar) yüzündendir; O yine de çoğunu affeder” (Şûrâ suresi, 30. ayet).”

60146. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن أبي سعيد الْخُدْرِيّ قَالَ: لما أنزلت هَذِه الْآيَة {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} قلت: يَا رَسُول الله إِنِّي لراء عَمَلي قَالَ: نعم

İbn Ebî Hâtim'in Ebû Saîd el-Hudrî'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Şu {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür” ayeti indirildiğinde: “Ey Allah'ın Resûlü! Ben amelimi mutlaka görecek miyim?” dedim. “Evet” buyurdu.

60147. Metin

قلت: تِلْكَ الْكِبَار الْكِبَار قَالَ: نعم

“Şu büyük büyük [günahları da mı]?” dedim. “Evet” buyurdu.

60148. Metin

قلت: الصغار الصغار

“Küçük küçük [günahları da mı]?” dedim.

60149. Metin

قَالَ: نعم

“Evet” buyurdu.

60150. Metin

قلت: واثكل أُمِّي

“Vah anacığımın başına gelenlere!” dedim.

60151. Metin

قَالَ: أبشر يَا أَبَا سعيد فَإِن الْحَسَنَة بِعشر أَمْثَالهَا يَعْنِي إِلَى سَبْعمِائة ضعف وَالله يُضَاعف لمن يَشَاء والسيئة بِمِثْلِهَا أَو يعْفُو الله وَلنْ ينجو أحد مِنْك بِعَمَلِهِ

Buyurdu ki: “Müjde olsun ey Ebû Saîd! Çünkü bir iyilik on misliyledir, yani yedi yüz kata kadardır ve Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Kötülük ise misliyledir veya Allah bağışlar. Sizden hiç kimse sırf ameliyle kurtulamaz.”

60152. Metin

قلت: وَلَا أَنْت يَا نَبِي الله قَالَ: وَلَا أَنا الا أَن يتغمدني الله مِنْهُ بِالرَّحْمَةِ

“Sen de mi ey Allah'ın Nebisi?” dedim. “Allah beni tarafından bir rahmete büründürmedikçe ben de [kurtulamam]” buyurdu.

60153. Metin

وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن جُبَير ﵁ فِي قَوْله: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} الْآيَة قَالَ: لما نزلت (ويطعمون الطَّعَام على حبه) (سُورَة الْإِنْسَان الْآيَة ٨) كَانَ

İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. Cübeyr radıyallâhu anh'den naklettiğine göre o: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” ayeti hakkında şöyle demiştir: (İnsân suresi 8. ayetteki) {وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِ} “Ve sevdikleri halde yemeği yedirirler” ayeti indiğinde şöyle oldu:

60154. Metin

الْمُسلمُونَ يرَوْنَ أَنهم لَا يؤجرون على الشَّيْء الْقَلِيل إِذا أَعْطوهُ فَيَجِيء السَّائِل إِلَى أَبْوَابهم فيستقلون أَن يعطوه التمرة والكسرة فيردونه وَيَقُولُونَ: مَا هَذَا بِشَيْء إنَّهُمَا نؤجر على مَا نعطي وَنحن نحبه وَكَانَ آخَرُونَ يرَوْنَ أَنهم لَا يلامون على الذَّنب الْيَسِير كالكذبة والنظرة والغيبة وَأَشْبَاه ذَلِك وَيَقُولُونَ: إِنَّمَا وعد الله النَّار على الْكَبَائِر فرغبهم فِي الْخَيْر الْقَلِيل أَن يعملوه فَإِنَّهُ يُوشك أَن يكثر وحذرهم الْيَسِير من الشَّرّ فَإِنَّهُ يُوشك أَن يكثر {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة} يَعْنِي وزن أَصْغَر النَّمْل {خيرا يره} يَعْنِي فِي كِتَابه ويسره ذَلِك

Müslümanlar verdikleri zaman az bir şeyden ötürü kendilerine ecir verilmeyeceğini düşünüyorlardı. Kapılarına bir dilenci gelir, ona bir hurma veya bir lokma ekmek vermeyi azımsarlar, onu geri çevirirler ve: “Bu hiçbir şey değildir; biz ancak sevdiğimiz şeylerden verdiğimizde ecir alırız” derlerdi. Başkaları da yalan, [harama] bakış, gıybet ve benzeri küçük günahlardan dolayı kınanmayacaklarını düşünüyorlar ve: “Allah ateşi ancak büyük günahlar için vadetmiştir” diyorlardı. Bunun üzerine [Allah] az bir hayrı işlemeleri için onları teşvik etti, çünkü onun çoğalması yakındır; az bir şerden de onları sakındırdı, çünkü onun da çoğalması yakındır. {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة} “Artık kim zerre ağırlığınca...” yani en küçük karıncanın ağırlığınca {خيرا يره} “bir hayır işlerse onu görür” yani kitabında görür ve bu onu sevindirir.

60155. Metin

وَأخرج ابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَالْبَيْهَقِيّ فِي الْبَعْث عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة} الْآيَة قَالَ: لَيْسَ من مُؤمن وَلَا كَافِر عمل خيرا وَلَا شرا فِي الدُّنْيَا إِلَّا أره الله إِيَّاه فَأَما لمُؤْمِن فيريه الله حَسَنَاته وسيئاته فَيغْفر لَهُ من سيئاته ويثيبه على حَسَنَاته وَأما الْكَافِر فيريه حَسَنَاته وسيئاته فَيرد حَسَنَاته ويعذبه بسيئاته

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve el-Ba's'ta Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre o, {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة} “Artık kim zerre ağırlığınca...” ayeti hakkında şöyle demiştir: Dünyada hayır veya şer işleyen hiçbir mümin veya kâfir yoktur ki Allah ona onu göstermiş olmasın. Mümin kişiye gelince; Allah ona hem iyiliklerini hem kötülüklerini gösterir, kötülüklerinden [dilediğini] bağışlar ve iyiliklerine karşılık mükafat verir. Kâfire gelince; ona iyiliklerini ve kötülüklerini gösterir, iyiliklerini reddeder ve kötülükleri sebebiyle ona azap eder.

60156. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن مُحَمَّد بن كَعْب فِي الْآيَة قَالَ: من يعْمل مِثْقَال ذرة من خير من كَافِر يرى ثَوَابهَا فِي الدُّنْيَا فِي نَفسه وَأَهله وَمَاله وَولده حَتَّى يخر من الدُّنْيَا وَلَيْسَ عِنْده خير {وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا} من مُؤمن يرى عُقُوبَته فِي الدُّنْيَا فِي نَفسه وَأَهله وَمَاله وَولده حَتَّى يخرج من الدُّنْيَا وَلَيْسَ عَلَيْهِ شَيْء

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in Muhammed b. Ka'b'dan naklettiğine göre o, bu ayet hakkında şöyle demiştir: Bir kâfirden kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun sevabını dünyada kendisinde, ailesinde, malında ve çocuğunda görür; nihayet dünyadan çıktığında yanında hiçbir hayır kalmaz. Bir müminden {وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا} “Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse” onun cezasını dünyada kendisinde, ailesinde, malında ve çocuğunda görür; nihayet dünyadan çıktığında üzerinde [cezalandırılacağı] hiçbir şey kalmaz.

60157. Metin

وَأخرج ابْن الْمُبَارك فِي الزّهْد وَأحمد وَعبد بن حميد وَالنَّسَائِيّ وَالطَّبَرَانِيّ وَابْن مرْدَوَيْه عَن صعصعة بن مُعَاوِيَة عَم الفرزدق أَنه أَتَى النَّبِي ﷺ فَقَرَأَ عَلَيْهِ {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} فَقَالَ: حسبي لَا أُبَالِي أَن لَا أسمع من الْقُرْآن غَيرهَا

İbnu'l-Mübârek ez-Zühd'de, Ahmed, Abd b. Humeyd, Nesâî, Taberânî ve İbn Merdûye, Farazdak'ın amcası Sa'saa b. Muâviye'den nakletmiştir: O, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi, Resûlullah ona {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür” ayetini okudu. Bunun üzerine o: “Bu bana yeter, Kur'an'dan bundan başkasını işitmesem de aldırmam” dedi.

60158. Metin

وَأخرج سعيد بن مَنْصُور عَن الْمطلب بن عبد الله بن حنْطَب أَن رَسُول الله ﷺ قَرَأَ فِي مجْلِس وَمَعَهُمْ أَعْرَابِي جَالس {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} فَقَالَ الْأَعرَابِي: يَا رَسُول الله أمثقال ذرة قَالَ: نعم

Saîd b. Mansûr'un el-Muttalib b. Abdillâh b. Hantab'dan naklettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanlarında oturan bir bedevînin de bulunduğu bir mecliste {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür” [ayetini] okudu. Bunun üzerine bedevî: “Ey Allah'ın Resûlü, zerre ağırlığınca mı?” dedi. [Resûlullah]: “Evet” buyurdu.

60159. Metin

فَقَالَ الْأَعرَابِي: واسوأتاه

Bunun üzerine bedevî: “Vay başıma gelenler!” dedi.

60160. Metin

ثمَّ قَالَ وَهُوَ يَقُولهَا فَقَالَ رَسُول الله ﷺ: لقد دخل قلب الْأَعرَابِي الإِيمان

Sonra o bunu söylerken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bedevînin kalbine gerçekten iman girdi” buyurdu.

60161. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَسَعِيد بن مَنْصُور وَعبد بن حميد عَن زيد بن أسلم ﵁ أَن النَّبِي ﷺ قَرَأَ {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} الْآيَة فَقَامَ رجل

Abdurrezzâk, Saîd b. Mansûr ve Abd b. Humeyd'in Zeyd b. Eslem radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” ayetini [sonuna kadar] okudu. Bunun üzerine bir adam ayağa kalktı.

60162. Metin

فَجعل يضع يَده على رَأسه وَهُوَ يَقُول: واسوأتاه فَقَالَ النَّبِي ﷺ: أما الرجل فقد آمن

Elini başına koymaya başladı ve: “Vay başıma gelenler!” diyordu. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bu adama gelince, o gerçekten iman etmiştir” buyurdu.

60163. Metin

وَأخرج ابْن الْمُبَارك عَن زيد بن أسلم ﵁ أَن رجلا قَالَ: يَا رَسُول الله لَيْسَ أحد يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا إِلَّا رَآهُ وَلم يعْمل مِثْقَال ذرة شرا إِلَّا رَآهُ قَالَ: نعم

İbnu'l-Mübârek'in Zeyd b. Eslem radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre bir adam: “Ey Allah'ın Resûlü! Zerre ağırlığınca bir hayır işleyen kimse mutlaka onu görür ve zerre ağırlığınca bir şer işleyen kimse de mutlaka onu görür, [öyle mi?]” dedi. [Resûlullah]: “Evet” buyurdu.

60164. Metin

فَانْطَلق الرجل وَهُوَ يَقُول: واسوأتاه فَقَالَ النَّبِي ﷺ: آمن الرجل

Adam: “Vay başıma gelenler!” diyerek çekip gitti. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Adam iman etti” buyurdu.

60165. Metin

وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن أبي حَاتِم عَن زيد بن أسلم ﵁ أَن النَّبِي ﷺ دفع رجلا إِلَى رجل يُعلمهُ فَعلمه حَتَّى بلغ {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} فَقَالَ الرجل: حسبي فَقَالَ الرجل: يَا رَسُول الله أَرَأَيْت الرجل الَّذِي أَمرتنِي أَن أعلمهُ لما بلغ {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} فَقَالَ حسبي: فَقَالَ النَّبِي ﷺ: دَعه فقد فقه

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in Zeyd b. Eslem radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama öğretmesi için bir adamı [öğretmene] teslim etti. O da ona öğretti, nihayet {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” [ayetine] ulaştığında [öğrenen] adam: “Bu bana yeter” dedi. [Öğreten] adam: “Ey Allah'ın Resûlü! Bana öğretmemi emrettiğin adamı gördün mü? {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” [ayetine] ulaşınca ‘Bu bana yeter’ dedi” deyince Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onu bırak, zira o dini iyice kavradı” buyurdu.

60166. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن قَتَادَة ﵁ قَالَ: ذكر لنا أَن رجلا ذهب مرّة يَسْتَقْرِئ فَلَمَّا سمع هَذِه الْآيَة {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} إِلَى آخرهَا فَقَالَ: حسبي حسبي إِن عملت مِثْقَال ذرة من خيرا رَأَيْته وَإِن عملت مِثْقَال ذرة من شَرّ رَأَيْته

Abd b. Humeyd'in Katâde radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Bize anlatıldığına göre, bir adam bir defasında Kur'an öğrenmeye gitti. {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” ayetini sonuna kadar işitince: “Bana yeter, bana yeter! Eğer zerre ağırlığınca bir hayır işlersem onu görürüm, zerre ağırlığınca bir şer işlersem onu görürüm” dedi.

60167. Metin

قَالَ: وَذكر أَن النَّبِي ﷺ كَانَ يَقُول: هِيَ الجامعة الفاذة

[Katâde] dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu zikredildi: “O, [hükümleri kendinde toplayan] kapsamlı ve eşsiz bir ayettir.”

60168. Metin

وَأخرج ابْن الْمُبَارك وَعبد الرَّزَّاق عَن الْحسن قَالَ: لما نزلت {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} الْآيَة قَالَ رجل من الْمُسلمين: حسبي حسبي إِن عملت مِثْقَال ذرة من خير أَو شَرّ رَأَيْته انْتَهَت الموعظة

İbnu'l-Mübârek ve Abdurrezzâk'ın Hasan'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” ayeti indiğinde Müslümanlardan bir adam şöyle dedi: “Bana yeter, bana yeter! Eğer zerre ağırlığınca bir hayır veya şer işlersem onu görürüm; öğüt tamamlanmıştır!”

60169. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن الْحَارِث بن سُوَيْد أَنه قَرَأَ {إِذا زلزلت} حَتَّى بلغ {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} قَالَ: إِن هَذَا الإِحصاء شَدِيد

İbn Ebî Şeybe'nin Hâris b. Süveyd'den naklettiğine göre o, {إِذا زلزلت} [Suresi'ni] okudu; nihayet {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” [ayetine] ulaşınca şöyle dedi: “Şüphesiz bu sayıp dökme pek çetindir!”

60170. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن عِكْرِمَة فِي الْآيَة قَالَ: هُوَ الْكَافِر يُعْطي كِتَابه يَوْم الْقِيَامَة فَينْظر فِيهِ فَيرى فِيهِ كل حَسَنَة عَملهَا فِي الدُّنْيَا فَترد عَلَيْهِ حَسَنَاته وَذَلِكَ قَول الله تَعَالَى: (وَقدمنَا إِلَى مَا عمِلُوا من عمل فجعلناه هباء منثورا) (سُورَة الْفرْقَان الْآيَة ٢٣) فابلس واسود وَجهه وَأما الْمُؤمن فَإِنَّهُ يعْطى كِتَابه بيمنيه يَوْم الْقِيَامَة فَيرى فِيهَا كل خَطِيئَة عَملهَا فِي دَار الدُّنْيَا ثمَّ يغْفر لَهُ ذَلِك وَذَلِكَ قَول الله: (فَأُولَئِك يُبدل الله سيئاتهم حَسَنَات) (سُورَة الْفرْقَان الْآيَة ٧٠) فابيض وَجهه وَاشْتَدَّ سروره

Abd b. Humeyd'in İkrime'den bu ayet hakkında naklettiğine göre o şöyle demiştir: O kâfirdir; kıyamet günü kitabı kendisine verilir, içine bakar ve dünyada işlediği her iyiliği orada görür. Fakat iyilikleri ona geri çevrilir (reddedilir). Nitekim Yüce Allah'ın: (وَقدمنَا إِلَى مَا عمِلُوا من عمل فجعلناه هباء منثورا) (Furkan Suresi, 23. ayet) “Biz onların yaptıkları her bir amelin önüne geçtik de onu saçılmış toz zerreleri kıldık” buyurduğu gibidir. Bunun üzerine o ümidini kesip suskunlaşır ve yüzü kararır. Mümine gelince; kıyamet günü kitabı sağ eline verilir, dünya yurdunda işlediği her günahı onda görür; sonra bunlar kendisi için bağışlanır. Nitekim Allah'ın: (فَأُولَئِك يُبدل الله سيئاتهم حَسَنَات) (Furkan Suresi, 70. ayet) “İşte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir” buyurduğu gibidir. Bunun üzerine yüzü ağarır ve sevinci son derece artar.

60171. Metin

وَأخرج ابْن جرير عَن سُلَيْمَان بن عَامر ﵁ أَنه قَالَ: يَا رَسُول الله إِن

İbn Cerîr'in Süleymân b. Âmir radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Resûlü! Şüphesiz...

60172. Metin

أبي كَانَ يصل الرَّحِم ويفي بِالذِّمةِ وَيكرم الضَّيْف

...babam akrabayı gözetir, ahdine vefa gösterir ve misafire ikram ederdi.”

60173. Metin

قَالَ: مَاتَ قبل الإِسلام قَالَ: نعم

[Resûlullah]: “İslam'dan önce mi öldü?” buyurdu. [Süleymân]: “Evet” dedi.

60174. Metin

قَالَ: لن يَنْفَعهُ ذَلِك وَلكنهَا تكون فِي عقبه فَلَنْ تخزوا أبدا وَلنْ تذلوا أبدا وَلنْ تفتقروا أبدا

[Resûlullah] buyurdu ki: “Bu ona fayda vermez; fakat bu onun neslinde kalıcı olur. Dolayısıyla siz asla rezil olmazsınız, asla zelil olmazsınız ve asla fakir düşmezsiniz.”

60175. Metin

وَأخرج أَحْمد فِي الزّهْد وَابْن الْمُنْذر عَن أبي الدَّرْدَاء ﵁ قَالَ: لَوْلَا ثَلَاث لأحببت أَن لَا أبقى فِي الدُّنْيَا وضعي وَجْهي للسُّجُود لخالقي فِي اخْتِلَاف اللَّيْل وَالنَّهَار أقدمه لحياتي وظمأ الهواجر ومقاعدة أَقوام ينتقون الْكَلَام كَمَا تنتقى الْفَاكِهَة وَتَمام التَّقْوَى أَن يَتَّقِي الله تَعَالَى الْبعد حَتَّى يتقيه فِي مِثْقَال ذرة حَتَّى أَن يتْرك بعض مَا يرى أَنه حَلَال خشيَة أَن يكون حَرَامًا حَتَّى يكون حاجزاً بَينه وَبَين الْحَرَام إِن الله قد بَين للنَّاس الَّذِي هُوَ يصيرهم إِلَيْهِ قَالَ: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} فَلَا تحقرن شَيْئا من الشَّرّ أَن تتقيه وَلَا شَيْئا من الشَّرّ أَن تَفْعَلهُ

Ahmed ez-Zühd'de ve İbnu'l-Münzir'in Ebü'd-Derdâ radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: “Üç şey olmasaydı dünyada kalmayı hiç arzu etmezdim: Gece ile gündüzün değişiminde [ebedî] hayatım için önceden takdim etmek üzere Yaratıcıma secde için yüzümü [yere] koymam, kavurucu sıcaklardaki susuzluk (oruç) ve meyvenin seçildiği gibi sözleri özenle seçen kimselerle oturup sohbet etmek. Takvanın kemali, kulun zerre ağırlığınca [bir şeyde] bile Allah'tan sakınması, hatta haram olması korkusuyla helal olduğunu gördüğü bazı şeyleri haram ile kendi arasında bir engel olsun diye terk etmesidir. Şüphesiz Allah insanlara onları neye ulaştıracağını açıklamış ve: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür” buyurmuştur. Sakın sakınacağın hiçbir şerri küçük görme ve işleyeceğin hiçbir kötülüğü de küçük görme.”

60176. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس ﵄ قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: اعملو أَن الْجنَّة وَالنَّار أقرب إِلَى أحدكُم من شِرَاك نَعله {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره}

İbn Merdûye'nin İbn Abbâs radıyallâhu anhümâ'dan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bilin ki Cennet de Cehennem de her birinize ayakkabısının bağından daha yakındır. {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür”.”

60177. Metin

وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن عَائِشَة ﵂ قَالَت: سَمِعت النَّبِي ﷺ يَقُول: اتقو النَّار وَلَو بشق تَمْرَة

İbn Merdûye'nin Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: “Yarım hurmayla da olsa ateşten korunun.”

60178. Metin

ثمَّ قَرَأت {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره}

Sonra [Âişe]: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” [ayetini] okudu.

60179. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن قَتَادَة ﵁ قَالَ: ذكر لنا أَن عَائِشَة ﵂ جاءها سَائل فَسَأَلَ فَأمرت لَهُ بتمرة فَقَالَ لَهَا قَائِل: يَا أم الْمُؤمنِينَ إِنَّكُم لتصدقون بالتمرة قَالَت: نعم وَالله إِن الْخلق كثير وَلَا يشبعه إِلَّا الله أوليس فِيهَا مَثَاقِيل ذَر كَثِيرَة

Abd b. Humeyd'in Katâde radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Bize anlatıldığına göre, Âişe radıyallâhu anhâ'ya bir dilenci geldi ve bir şey istedi. O da ona bir hurma verilmesini emretti. Bunun üzerine birisi ona: “Ey Müminlerin Annesi! Siz gerçekten bir tek hurmayı mı sadaka veriyorsunuz?” deyince o: “Evet, vallahi insanlar çoktur ve onları ancak Allah doyurur. Hem onda birçok zerre ağırlığı yok mudur?” dedi.

60180. Metin

وَأخرج الْبَيْهَقِيّ فِي شبع الإِيمان عَن عَائِشَة أَن سَائِلًا جاءها فَقَالَت لجاريتها: أطعميه فَوجدت تَمْرَة فَقَالَت: أعْطِيه إِيَّاهَا فَإِن فِيهَا مَثَاقِيل ذَر إِن تقبلت

Beyhakî'nin Şuabu'l-Îmân'da Âişe'den naklettiğine göre ona bir dilenci geldi. Câriyesine: “Ona yiyecek ver” dedi. Câriye bir hurma buldu. Bunun üzerine [Âişe]: “Onu kendisine ver; zira kabul edildiği takdirde onda pek çok zerre ağırlığı vardır” dedi.

60181. Metin

وَأخرج مَالك وَابْن سعد وَعبد بن حميد من طَرِيق عَائِشَة ﵂ أَن سَائِلًا أَتَاهَا وَعِنْدهَا سلة من عِنَب فَأخذت حَبَّة من عِنَب فَأَعْطَتْهُ فَقيل لَهَا فِي ذَلِك فَقَالَت: هَذِه أثقل من ذَر كثير ثمَّ قَرَأت {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره}

Mâlik, İbn Sa'd ve Abd b. Humeyd'in Âişe radıyallâhu anhâ kanalıyla naklettiğine göre, yanında bir sepet üzüm varken ona bir dilenci geldi. O da bir üzüm tanesi alıp ona verdi. Kendisine bunun sebebi sorulunca şöyle dedi: “Bu, pek çok zerreden daha ağırdır.” Sonra {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür” [ayetini] okudu.

60182. Metin

وَأخرج عبد بن حميد عَن جَعْفَر بن برْقَان قَالَ: بلغنَا أَن عمر بن الْخطاب أَتَاهُ مِسْكين وَفِي يَده عنقود من عِنَب فَنَاوَلَهُ مِنْهُ حَبَّة وَقَالَ: فِيهِ مَثَاقِيل ذَر كَثِيرَة

Abd b. Humeyd'in Ca'fer b. Burkân'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Bize ulaştığına göre, Ömer b. el-Hattâb'a bir yoksul geldi. [Ömer'in] elinde bir salkım üzüm vardı; ondan bir tane uzattı ve: “Bunda pek çok zerre ağırlığı vardır” dedi.

60183. Metin

وَأخرج ابْن أبي شيبَة عَن أبي هُرَيْرَة ﵁ أَن سَائِلًا سَأَلَ عبد الرَّحْمَن بن عَوْف وَبَين يَدَيْهِ طبق وَعَلِيهِ فَنَاوَلَهُ حَبَّة فكأنهم أَنْكَرُوا ذَلِك عَلَيْهِ فَقَالَ: فِي هَذِه مَثَاقِيل ذَر كثير

İbn Ebî Şeybe'nin Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre, önünde bir tabak varken bir dilenci Abdurrahmân b. Avf'tan [bir şey] istedi. O da ona bir tane uzattı. Sanki oradakiler bunu yadırgamış gibi olunca o: “Bunda pek çok zerre ağırlığı vardır” dedi.

60184. Metin

وَأخرج سعد عَن عَطاء بن فروخ أَن سعد بن مَالك أَتَاهُ سَائل وَبَين يَدَيْهِ طبق عَلَيْهِ تمر فَأعْطَاهُ تَمْرَة فَقبض السَّائِل يَده

Sa'd'ın Atâ b. Ferrûh'tan naklettiğine göre, önünde hurma dolu bir tabak varken Sa'd b. Mâlik'e bir dilenci geldi. [Sa'd] ona bir hurma verdi, dilenci ise elini geri çekti.

60185. Metin

فَقَالَ سعد: وَيحك تقبل الله منا مثقا الذّرة والخردلة وَكم فِي هَذِه من مَثَاقِيل الذَّر

Bunun üzerine Sa'd: “Yazıklar olsun sana! Allah bizden zerre ve hardal tanesi ağırlığını kabul buyurur; oysa bunda nice zerre ağırlıkları vardır!” dedi.

60186. Metin

وَأخرج ابْن سعد عَن شَدَّاد بن أَوْس أَنه خطب النَّاس فَحَمدَ الله وَأثْنى عَلَيْهِ وَقَالَ: يَا أَيهَا النَّاس أَلا إِن الدُّنْيَا أجل حَاضر يَأْكُل مِنْهَا الْبَار والفاجر أَلا وَإِن الْآخِرَة أجل مستأخر يقْضِي فِيهَا ملك قَادر أَلا وَإِن الْخَيْر بحذافيره فِي الْجنَّة أَلا وَإِن الشَّرّ بحذافيره فِي النَّار أَلا وَاعْلَمُوا أَنه {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره}

İbn Sa'd'ın Şeddâd b. Evs'ten naklettiğine göre o, insanlara hutbe irat edip Allah'a hamd ve senâda bulundu ve şöyle dedi: “Ey insanlar! Dikkat edin, dünya hazır bir süredir; ondan iyi de kötü de yer. Dikkat edin, ahiret ise ertelenmiş bir süredir; orada mutlak güç sahibi bir Hükümdar hükmeder. Dikkat edin, hayır bütünüyle Cennet'tedir. Dikkat edin, şer bütünüyle Cehennem'dedir. Dikkat edin ve bilin ki: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür”.”

60187. Metin

وَأخرج الزجاجي فِي أَمَالِيهِ عَن أنس بن مَالك أَن سَائِلًا أَتَى النَّبِي ﷺ فَأعْطَاهُ تَمْرَة فَقَالَ السَّائِل: نَبِي من أَنْبيَاء يتَصَدَّق بتمرة

Zeccâcî el-Emâlî'sinde Enes b. Mâlik'ten nakletmiştir: Bir dilenci Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi, o da ona bir hurma verdi. Dilenci: “Peygamberlerden bir peygamber bir hurmayı mı sadaka veriyor?” dedi.

60188. Metin

فَقَالَ النَّبِي ﷺ: أما علمت أَن فِيهَا مَثَاقِيل ذَر كثير

Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onda pek çok zerre ağırlığı bulunduğunu bilmez misin?” buyurdu.

60189. Metin

وَأخرج هناد عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {مِثْقَال ذرة} إِنَّه أَدخل يَده فِي التُّرَاب ثمَّ رَفعهَا ثمَّ نفخ فِيهَا وَقَالَ: كل من هَؤُلَاءِ مِثْقَال ذرة

Hennâd'ın İbn Abbâs'tan {مِثْقَال ذرة} “Zerre ağırlığınca” [ifadesi] hakkında naklettiğine göre o, elini toprağa soktu, sonra kaldırdı, ardından eline üfledi ve: “Bunların her biri bir zerre ağırlığıdır” dedi.

60190. Metin

وَأخرج الْحُسَيْن بن سُفْيَان فِي مُسْنده وَأَبُو نعيم فِي الْحِلْية عَن شَدَّاد بن أَوْس قَالَ: سَمِعت رَسُول الله ﷺ يَقُول: أَيهَا النَّاس إِن الدُّنْيَا عرض حَاضر يَأْكُل مِنْهُ الْبر والفاجر وَإِن الْآخِرَة وعد صَادِق يحكم فِيهَا ملك قَادر يحِق فِيهَا الْحق وَيبْطل الْبَاطِل أَيهَا النَّاس كونُوا من أَبنَاء الْآخِرَة وَلَا تَكُونُوا من أَبنَاء الدُّنْيَا فَإِن كل أم يتبعهَا وَلَدهَا

el-Hüseyn b. Süfyân Müsned'inde ve Ebû Nuaym el-Hilye'de Şeddâd b. Evs'ten nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: “Ey insanlar! Şüphesiz dünya hazır bir metadır; ondan iyi de kötü de yer. Ahiret ise dosdoğru bir vaaddir; onda mutlak güç sahibi bir Hükümdar hükmeder, hakkı gerçekleştirir ve batılı yok eder. Ey insanlar! Ahiretin evlatları olun, dünyanın evlatları olmayın; zira her çocuk kendi annesine uyar.

60191. Metin

اعْمَلُوا وَأَنْتُم من الله على حذر وَاعْمَلُوا أَنكُمْ معرضون على أَعمالكُم وأنكم ملاقوا الله لَا بُد مِنْهُ {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره}

Allah'tan sakınarak amel edin ve bilin ki siz amellerinize arz olunacaksınız ve kaçınılmaz olarak Allah'a kavuşacaksınız. {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür”.”

60192. Metin

وَأخرج مَالك وَالْبُخَارِيّ وَأحمد وَمُسلم وَالنَّسَائِيّ وَابْن ماجة عَن أبي هُرَيْرَة أَن رَسُول الله ﷺ قَالَ: الْخَيل لثَلَاثَة: لرجل أجر ولرجل ستر وعَلى رجل وزر الحَدِيث

Mâlik, Buhârî, Ahmed, Müslim, Nesâî ve İbn Mâce'nin Ebû Hüreyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “At üç kişi içindir: Bir adam için ecir, bir adam için örtü (geçim vesilesi), bir adam için de günahtır...” -hadisin devamı-.

60193. Metin

قَالَ: وَسُئِلَ عَن الْحمر فَقَالَ: مَا نزل عليّ فِيهَا إِلَّا هَذِه الْآيَة الجامعة الفاذة {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره}

[Ravi] dedi ki: Resûlullah'a merkepler hakkında sorulunca şöyle buyurdu: “Onlar hakkında bana şu [hükümleri kendinde toplayan] kapsamlı ve eşsiz ayetten başkası indirilmedi: {فَمن يعْمل مِثْقَال ذرة خيرا يره وَمن يعْمل مِثْقَال ذرة شرا يره} “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür”.”