60251. Metin
١٠١
101
60252. Metin
سُورَة القارعة
KÂRİA SÛRESİ
60253. Metin
مَكِّيَّة وآياتها إِحْدَى عشرَة بِسم الله الرحن الرَّحِيم
Mekkîdir ve on bir ayettir. Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
60254. Metin
الْآيَة ١ - ١١
Ayet 1-11
60255. Metin
أخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس ﵄ قَالَ: نزلت سُورَة القارعة بِمَكَّة
İbn Merdûye'nin İbn Abbâs radıyallâhu anhümâ'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Kâria Sûresi Mekke'de inmiştir.
60256. Metin
وَأخرج ابْن جرير وَابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم وَابْن مرْدَوَيْه من طرق عَن ابْن عَبَّاس ﵄ قَالَ: القارعة من أَسمَاء يَوْم الْقِيَامَة
İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye çeşitli yollardan İbn Abbâs radıyallâhu anhümâ'nın şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: el-Kâria, kıyamet gününün isimlerindendir.
60257. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير عَن قَتَادَة ﵁ فِي قَوْله: {يَوْم يكون النَّاس كالفراش المبثوث} قَالَ: هَذَا هُوَ الْفراش الَّذِي رَأَيْتُمْ يتهافت فِي النَّار وَفِي قَوْله: {وَتَكون الْجبَال كالعهن المنفوش} قَالَ: كالصوف وَفِي قَوْله: {فَأَما من ثقلت مَوَازِينه فَهُوَ فِي عيشة راضية} قَالَ: هِيَ الْجنَّة {وَأما من خفت مَوَازِينه فأمه هاوية} قَالَ: هِيَ النَّار مأواهم وأمهم ومصيرهم ومولاهم
Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in rivayet ettiğine göre Katâde radıyallâhu anh, {يَوْم يكون النَّاس كالفراش المبثوث} “O gün insanlar yayılmış pervaneler gibi olurlar” ayeti hakkında: “Bu, ateşe üşüştüğünü gördüğünüz pervanedir” dedi. {وَتَكون الْجبَال كالعهن المنfوش} “Dağlar da atılmış yün gibi olur” ayeti hakkında: “Yün gibi [olur]” dedi. {فَأَما من ثقلت مَوَازِينه فَهُوَ فِي عيشة راضية} “Artık kimin tartıları ağır gelirse, o hoşnut edici bir yaşayış içindedir” ayeti hakkında: “O, cennettir” dedi. {وَأما من خفت مَوَازِينه فأمه هاوية} “Kimin de tartıları hafif gelirse, artık onun anası (sığınağı) Hâviye'dir” ayeti hakkında da: “O, ateştir; onların barınağı, anası, varacakları yeri ve sığınaklarıdır” dedi.
60258. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَعبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة ﵁ فِي قَوْله: {فأمه هاوية} قَالَ: مصيره إِلَى النَّار وَهِي الهاوية
Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in rivayet ettiğine göre Katâde radıyallâhu anh, {فأمه هاوية} “Artık onun anası (sığınağı) Hâviye'dir” ayeti hakkında: “Onun varacağı yer ateştir; o da Hâviye'dir” dedi.
60259. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن عَبَّاس {فأمه هاوية} كَقَوْلِك هويت أمه
İbnu'l-Münzir'in İbn Abbâs'tan naklettiğine göre {فأمه هاوية} “Artık onun anası (sığınağı) Hâviye'dir” [ifadesi], senin “Anası yere batsın (yok olsun)” demen gibidir.
60260. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة قَالَ: هِيَ كلمة عَرَبِيَّة إِذا وَقع رجل فِي أَمر شَدِيد قَالُوا: هويت أمه
İbnu'l-Münzir'in Katâde'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Bu Arapça bir ifadedir; bir adam şiddetli ve çetin bir duruma düştüğünde “Anası yere batsın (yok olsun)” derler.
60261. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن أبي خَالِد الْوَالِبِي {فأمه هاوية} قَالَ: أم رَأسه
İbn Ebî Hâtim'in Ebû Hâlid el-Vâlibî'den naklettiğine göre o, {فأمه هاوية} “Artık onun anası (sığınağı) Hâviye'dir” ayeti hakkında: “Başının tepesidir” demiştir.
60262. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن عِكْرِمَة قَالَ: أم رَأسه هاوية فِي جَهَنَّم
İbn Ebî Hâtim'in İkrime'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Başının tepesi cehenneme yuvarlanır.”
60263. Metin
وَأخرج ابْن جرير عَن أبي صَالح قَالَ: يهوون فِي النَّار على رؤوسهم
İbn Cerîr'in Ebû Sâlih'ten rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Ateşe başları üstü yuvarlanırlar.”
60264. Metin
وَأخرج ابْن جرير عَن ابْن زيد قَالَ: الهاوية النَّار هِيَ أمه ومأواه الَّتِي يرجع إِلَيْهَا ويأوي إِلَيْهَا
İbn Cerîr'in İbn Zeyd'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: “Hâviye, ateştir. O, kişinin kendisine döneceği ve barınacağı anası ve barınağıdır.”
60265. Metin
وَأخرج عبد الرَّزَّاق وَابْن جرير عَن الْأَشْعَث بن عبد الله الْأَعْمَى قَالَ: إِذا مَاتَ الْمُؤمن ذهب بِرُوحِهِ إِلَى روح الْمُؤمنِينَ فَتَقول: روحوا لأخيكم فَإِنَّهُ كَانَ فِي غم الدُّنْيَا ويسألونه مَا فعل فلَان فيخبرهم فَيَقُول صَالح حَتَّى يسألوه مَا فعل فلَان فَيَقُول: مَاتَ أما جَاءَكُم فَيَقُولُونَ: لَا ذهب بِهِ إِلَى أمه الهاوية
Abdurrezzâk ve İbn Cerîr'in el-Eş'as b. Abdillâh el-A'mâ'dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Mümin vefat ettiği zaman ruhu müminlerin ruhlarına götürülür. Onlar: “Kardeşinizi rahat bırakın, çünkü o dünya kederi içindeydi” derler ve ona: “Falan ne yaptı?” diye sorarlar. O da haber verip “İyidir” der. Nihayet ona: “Falan ne yaptı?” diye sorarlar. O da: “Öldü, size gelmedi mi?” der. Onlar: “Hayır, o anası Hâviye'ye götürüldü” derler.
60266. Metin
وَأخرج الْحَاكِم عَن الْحسن ﵁ قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: إِذا مَاتَ العَبْد تلقى روحه أَرْوَاح الْمُؤمنِينَ فَيَقُولُونَ لَهُ: مَا فعل فلَان فَإِذا قَالَ مَاتَ قَالُوا ذهب بِهِ إِلَى أمه الهاوية فبئست الْأُم وبئست المربية
Hâkim'in Hasan radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kul öldüğü zaman onun ruhunu müminlerin ruhları karşılar ve ona: ‘Falan ne yaptı?’ derler. ‘Öldü’ dediğinde: ‘O, anası Hâviye'ye götürüldü; o ne kötü bir ana, ne kötü bir mürebbiyedir!’ derler.”
60267. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أنس بن مَالك ﵁ قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: إِذا مَاتَ الْمُؤمن تَلَقَّتْهُ أَرْوَاح الْمُؤمنِينَ يسألونه مَا فعل فلَان مَا فعلت فُلَانَة فَإِن كَانَ مَاتَ وَلم يَأْتهمْ قَالُوا خُولِفَ بِهِ إِلَى أمه الهاوية بئست الْأُم وبئست المربية حَتَّى يَقُولُوا: مَا فعل فلَان
İbn Merdûye'nin Enes b. Mâlik radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Mümin öldüğü zaman onu müminlerin ruhları karşılar; ona ‘Falan ne yaptı? Filanca kadın ne yaptı?’ diye sorarlar. Eğer o kişi ölmüş ve kendilerine gelmemişse: ‘O başka bir yere, anası Hâviye'ye götürüldü. Ne kötü bir ana ve ne kötü bir mürebbiyedir!’ derler. Hatta: ‘Falan ne yaptı?
60268. Metin
هلت تزوج مَا فعلت فُلَانَة هَل تزوجت فَيَقُولُونَ: دَعوه فيستريح فقد خرج من كرب الدُّنْيَا
Evlendi mi? Filanca kadın ne yaptı, evlendi mi?’ diye sorarlar. [Bunun üzerine içlerinden] bazıları: ‘Onu bırakın da dinlensin, zira o dünyanın sıkıntısından yeni çıktı’ derler.”
60269. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي أَيُّوب الْأنْصَارِيّ أَن رَسُول الله ﷺ قَالَ: إِن نفس الْمُؤمن إِذا قبضت تقلتها أهل الرَّحْمَة من عباد الله كَمَا يلقون البشير من أهل الدُّنْيَا فَيَقُولُونَ: انْظُرُوا صَاحبكُم يستريح فَإِنَّهُ كَانَ فِي كرب شَدِيد ثمَّ يسألونه مَا فعل فلَان وفلانة هَل تزوجت فَإِذا سَأَلُوهُ عَن الرجل قد مَاتَ قبله فَيَقُول: هَيْهَات قد مَاتَ ذَاك قبلي فَيَقُولُونَ: إِنَّا لله وَإنَّهُ إِلَيْهِ رَاجِعُون ذهب بِهِ إِلَى أمه الهاوية فبئست الْأُم وبئست المربية
İbn Merdûye'nin Ebû Eyyûb el-Ensârî'den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Müminin ruhu kabzedildiği zaman, Allah'ın kullarından rahmet ehli olanlar, dünyadakilerin müjdeciyi karşıladığı gibi onu karşılarlar ve: ‘Arkadaşınıza bakın da dinlensin, zira o şiddetli bir sıkıntı içindeydi’ derler. Sonra ona: ‘Falan ne yaptı? Filanca kadın evlendi mi?’ diye sorarlar. Kendisinden önce ölmüş bir adamı sorduklarında ise: ‘Heyhat! O benden önce öldü’ der. Bunun üzerine: ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Biz şüphesiz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz), o anası Hâviye'ye götürüldü; o ne kötü bir ana ve ne kötü bir mürebbiyedir!’ derler.”
60270. Metin
وَأخرج ابْن الْمُبَارك عَن أبي أَيُّوب الْأنْصَارِيّ قَالَ: إِذا قبضت نفس العَبْد
İbnu'l-Mübârek'in Ebû Eyyûb el-Ensârî'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Kulun ruhu kabzedildiği zaman,
60271. Metin
تلقاها أهل الرَّحْمَة من عباد الله كَمَا يلقون البشير فِي الدُّنْيَا فيقبلون عَلَيْهِ ليسألوه فَيَقُول بَعضهم لبَعض: انْظُرُوا أَخَاكُم حَتَّى يستريح فَإِنَّهُ كَانَ فِي كرب فيقبلون عَلَيْهِ يسألونه مَا فعل فلَان مَا فعلت فُلَانَة هَل تزوجت فَإِذا سَأَلُوهُ عَن الرجل مَاتَ قبله قَالَ لَهُم: إِنَّه قد هلك فَيَقُولُونَ: إِنَّا لله وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُون ذهب بِهِ إِلَى أمه الهاوية فبئست الْأُم وبئست المربية فَيعرض عَلَيْهِم أَعْمَالهم فَإِذا رَأَوْا حسنا فرحوا وَاسْتَبْشَرُوا وَقَالُوا: هَذِه نِعْمَتك على عَبدك فأتمها وَإِن رأو سوءا قَالُوا: اللَّهُمَّ رَاجع عَبدك
Allah'ın kullarından rahmet ehli olanlar, dünyada müjdeciyi karşıladıkları gibi onu karşılarlar ve ona sorular sormak üzere yönelirler. Birbirlerine: ‘Kardeşinize mühlet verin de dinlensin, zira o bir sıkıntı içindeydi’ derler. Sonra ona yönelip: ‘Falan ne yaptı? Filanca kadın ne yaptı, evlendi mi?’ diye sorarlar. Kendisinden önce ölmüş bir adamı sorduklarında onlara: ‘O helak oldu (öldü)’ der. Bunun üzerine: ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn, o anası Hâviye'ye götürüldü; ne kötü bir ana ve ne kötü bir mürebbiyedir!’ derler. Onlara amelleri arz edilir; güzel bir amel gördüklerinde sevinir, müjdelenir ve: ‘Bu, kuluna olan nimetindir; onu tamamla’ derler. Kötü bir amel gördüklerinde ise: ‘Allahım, kulunu [doğruya] döndür’ derler.
60272. Metin
قَالَ ابْن الْمُبَارك وَرَوَاهُ سَلام الطَّوِيل عَن ثَوْر فرفعه
İbnu'l-Mübârek dedi ki: Bunu Sellâm et-Tavîl, Sevr'den merfû olarak rivayet etti.
60273. Metin
وَأخرج ابْن الْمُبَارك عَن سعيد بن جُبَير أَنه قيل لَهُ: هَل يَأْتِي الْأَمْوَات أَخْبَار الْأَحْيَاء قَالَ: نعم مَا من أحد لَهُ حميم إِلَّا يَأْتِيهِ أَخْبَار أَقَاربه فَإِن كَانَ خيرا سرّ بِهِ وَفَرح بِهِ وَإِن كَانَ شرا ابتأس لذَلِك وحزن حَتَّى إِنَّهُم ليسألون عَن الرجل قد مَاتَ فَيُقَال: ألم يأتكم فَيَقُولُونَ: لقد خُولِفَ بِهِ إِلَى أمه الهاوية
İbnu'l-Mübârek'in Saîd b. Cübeyr'den rivayet ettiğine göre kendisine: “Ölülere dirilerin haberleri gelir mi?” diye soruldu. O da şöyle dedi: “Evet, hiçbir kimse yoktur ki bir yakını olsun da ona akrabalarının haberleri gelmesin. Şayet hayır ise buna sevinir ve mutlu olur; şayet şer ise buna üzülür ve kederlenir. Hatta onlar ölmüş bir adamı sorarlar da: ‘O size gelmedi mi?’ denilir. Onlar da: ‘O başka bir yere, anası Hâviye'ye götürüldü’ derler.”
60274. Metin
وَأخرج أَبُو نعيم فِي الْحِلْية عَن وهب بن مُنَبّه ﵁ قَالَ: مر عِيسَى ﵇ بقرية قد مَاتَ أَهلهَا إنسا وجنها وهوامها وأنعامها وطيورها فَقَامَ ينظر إِلَيْهَا سَاعَة ثمَّ أقبل على أَصْحَابه فَقَالَ: مَاتَ هَؤُلَاءِ بِعَذَاب الله وَلَو مَاتُوا بِغَيْر ذَلِك مَاتُوا مُتَفَرّقين ثمَّ ناداهم: يَا أهل الْقرْيَة
Ebû Nuaym el-Hilye'de Vehb b. Münebbih radıyallâhu anh'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Îsâ aleyhisselâm insanı, cini, haşeratı, hayvanları ve kuşlarıyla ahalisi tamamen ölmüş bir köye uğradı. Bir süre ona bakarak durdu, sonra ashabına dönüp: “Bunlar Allah'ın azabıyla öldüler; eğer bundan başka bir sebeple ölmüş olsalardı dağınık halde ölürlerdi” dedi. Sonra onlara: “Ey köy halkı!” diye seslendi.
60275. Metin
فَأَجَابَهُ مُجيب لبيْك يَا روح الله
Bunun üzerine cevap veren biri: “Buyur, ey Ruhullah!” dedi.
60276. Metin
قَالَ: مَا كَانَ جنايتكم قَالُوا عبَادَة الطاغوت وَحب الدُّنْيَا
[Îsâ]: “Sizin suçunuz neydi?” dedi. Onlar: “Tâğûta kulluk etmek ve dünya sevgisiydi” dediler.
60277. Metin
قَالَ: وَمَا كَانَت عبادتكم الطاغوت قَالَ: الطَّاعَة لأهل معاصي الله تَعَالَى
[Îsâ]: “Tâğûta kulluğunuz nasıldı?” dedi. [O]: “Allah Teâlâ'ya isyan eden kimselere itaat etmekti” dedi.
60278. Metin
قَالَ: فَمَا كَانَ حبكم الدُّنْيَا قَالُوا: كحب الصبيّ لأمه
[Îsâ]: “Peki, dünya sevginiz nasıldı?” dedi. Onlar: “Çocuğun annesine olan sevgisi gibiydi” dediler.
60279. Metin
كُنَّا إِذا أَقبلت فرحنا وَإِذا أَدْبَرت حزنا مَعَ أمل بعيد وإدبار عَن طَاعَة الله وإقبال فِي سخط الله
“Dünya bize yöneldiğinde sevinir, sırt çevirdiğinde ise üzülürdük; bununla birlikte bitmek bilmeyen bir emel, Allah'ın itaatinden yüz çevirme ve Allah'ın gazabına yönelme [içindeydik].”
60280. Metin
قَالَ: وَكَيف كَانَ شَأْنكُمْ قَالُوا: بِنَا لَيْلَة فِي عَافِيَة وأصبحنا فِي الهاوية
[Îsâ]: “Durumunuz nasıl oldu?” dedi. Onlar: “Geceyi afiyet içinde geçirdik, sabahleyin ise kendimizi Hâviye'de bulduk” dediler.
60281. Metin
فَقَالَ عِيسَى: وَمَا الهاوية قَالَ: سِجِّين
Îsâ: “Hâviye nedir?” dedi. [O]: “Siccîn'dir” dedi.
60282. Metin
قَالَ: وَمَا سِجِّين قَالَ: جَمْرَة من نَار مثل أطباق الدُّنْيَا كلهَا دفنت أَرْوَاحنَا فِيهَا
[Îsâ]: “Siccîn nedir?” dedi. [O]: “Bütün dünya tabakaları büyüklüğünde bir ateş korudur ki ruhlarımız onun içine gömülmüştür” dedi.
60283. Metin
قَالَ: فَمَا بَال أَصْحَابك لَا يَتَكَلَّمُونَ قَالَ: لَا يَسْتَطِيعُونَ أَن يتكلموا ملجمون بلجام من نَار
[Îsâ]: “Peki, arkadaşlarının hali nedir ki konuşmuyorlar?” dedi. [O]: “Konuşamazlar, zira ateşten bir gem ile gemlenmişlerdir” dedi.
60284. Metin
قَالَ: فَكيف كَلَّمتنِي أَنْت من بَينهم قَالَ: إِنِّي كنت فيهم وَلم أكن على حَالهم فَلَمَّا جَاءَ الْبلَاء عمني مَعَهم فَأَنا مُعَلّق بشعرة فِي الهاوية لَا أَدْرِي أكردس فِي النَّار أم أنجو
[Îsâ]: “Öyleyse onların arasından sen benimle nasıl konuşabildin?” dedi. [O]: “Ben onların içindeydim fakat onların halinde değildim. Bela geldiğinde onlarla birlikte beni de kuşattı. Şimdi ben Hâviye'de bir kıl ile asılı durmaktayım; ateşe mi yuvarlanacağım yoksa kurtulacak mıyım bilmiyorum” dedi.
60285. Metin
فَقَالَ عِيسَى: بِحَق أَقُول لكم لأكل خبز الشّعير وَشرب مَاء القراح وَالنَّوْم على الْمَزَابِل مَعَ الْكلاب كثير مَعَ عَافِيَة الدُّنْيَا وَالْآخِرَة
Bunun üzerine Îsâ şöyle dedi: “Hak olarak size söylerim ki, dünya ve ahiret afiyeti ile birlikte arpa ekmeği yemek, duru su içmek ve çöplüklerde köpeklerle uyumak bile pek çoktur.”
60286. Metin
وَأخرج أَبُو يعلى قَالَ: كَانَ رَسُول الله ﷺ إِذا فقد الرجل من إخوانه ثَلَاثَة أَيَّام سَأَلَ عَنهُ فَإِن كَانَ غَائِبا دَعَا لَهُ وَإِن كَانَ شَاهدا زَارَهُ وَإِن كَانَ مَرِيضا عَاده
Ebû Ya'lâ'nın rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, din kardeşlerinden bir adamı üç gün görmediğinde onu sorardı; şayet uzakta ise ona dua eder, hazırda ise onu ziyaret eder, hasta ise onu yoklardı.
60287. Metin
ففقد رجلا من الْأَنْصَار فِي الْيَوْم الثَّالِث فَسَأَلَ عَنهُ فَقَالُوا: تَرَكْنَاهُ مثل الفرخ لَا يدْخل فِي رَأسه شَيْء إِلَّا خرج من دبره
Üçüncü günde Ensâr'dan bir adamı göremedi ve onu sordu. [Sahâbîler]: “Biz onu bir kuş yavrusu gibi bıraktık; ağzından ne giriyorsa arkasından çıkıyor” dediler.
60288. Metin
قَالَ: عودوا أَخَاكُم فخرجنا مَعَ رَسُول الله ﷺ نعوده فَلَمَّا دَخَلنَا عَلَيْهِ قَالَ رَسُول الله ﷺ: كيفت تجدك قَالَ: لَا يدْخل فِي رَأْسِي شَيْء أَلا خرج من دبري
[Resûlullah]: “Kardeşinizi ziyaret ediniz” buyurdu. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte onu ziyarete gittik. Yanına girdiğimizde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kendini nasıl buluyorsun?” dedi. [Adam]: “Ağzımdan ne giriyorsa arkamdan çıkıyor” dedi.
60289. Metin
قَالَ: ومم ذَاك قَالَ يَا رَسُول الله: مَرَرْت بك وَأَنت تصلي الْمغرب فَصليت مَعَك وَأَنت تقْرَأ هَذِه السُّورَة {القارعة مَا القارعة} إِلَى آخرهَا {نَار حامية} فَقلت اللَّهُمَّ مَا كَانَ من ذَنْب أَنْت معذبي عَلَيْهِ فِي الْآخِرَة فَعجل لي عُقُوبَته فِي الدُّنْيَا فَنزل بِي مَا ترى
[Resûlullah]: “Bu nedendir?” buyurdu. [Adam]: “Ey Allah'ın Resûlü, sen akşam namazını kıldırırken yanına uğramıştım ve seninle birlikte namaz kılmıştım. Sen bu sûreyi: {القارعة مَا القارعة} “Kâria! Nedir o Kâria?” ayetinden sonuna {نَار حامية} “Kızgın bir ateştir!”e kadar okumuştun. Ben de: ‘Allahım! Ahirette beni kendisiyle cezalandıracağın ne günahım varsa, onun cezasını bana dünyada çabuklaştır’ dedim; bunun üzerine gördüğün bu hal başıma geldi” dedi.
60290. Metin
قَالَ رَسُول الله ﷺ: بئس مَا قلت أَلا سَأَلت الله أَن يؤتيك فِي الدُّنْيَا حَسَنَة وَفِي الْآخِرَة حَسَنَة ويقيك عَذَاب النَّار فَأمره النَّبِي ﷺ فَدَعَا بذلك ودعا لَهُ النَّبِي ﷺ فَقَامَ كَأَنَّهُمَا نشط من عقال
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ne kötü bir şey söylemişsin! Allah'tan sana dünyada da iyilik, ahirette de iyilik vermesini ve seni cehennem azabından korumasını isteseydin ya!” buyurdu. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ona emretti, o da böyle dua etti. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem de onun için dua etti; adam bağından kurtulmuş gibi ayağa kalktı.