55909. Metin
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
55910. Metin
٦١
61
55911. Metin
سُورَة الصَّفّ
SAFF SÛRESİ
55912. Metin
مَدَنِيَّة وآياتها أَربع عشرَة
Medenîdir ve on dört ayettir.
55913. Metin
الْآيَة ١ - ٩
1 - 9. ÂYETLER
55914. Metin
أخرج عبد بن حميد وَابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: قَالَ نَاس: لَو نعلم أحب الْأَعْمَال إِلَى الله لفعلناه فَأخْبرهُم الله فَقَالَ: {إِن الله يحب الَّذين يُقَاتلُون فِي سَبيله صفا كَأَنَّهُمْ بُنيان مرصوص} فكرهوا ذَلِك فَأنْزل الله {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ كبر مقتاً عِنْد الله أَن تَقولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ} وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: كَانُوا يَقُولُونَ: وَالله لَو نعلم مَا أحب الْأَعْمَال إِلَى الله فَنزلت {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} إِلَى قَوْله: {بُنيان مرصوص} فدلهم على أحب الْأَعْمَال إِلَيْهِ
Abd b. Humeyd ve İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: İnsanlardan birtakımı, "Allah katında en sevimli amellerin hangisi olduğunu bir bilseydik, onu mutlaka yapardık" dediler. Bunun üzerine Allah onlara haber verip: {إِن الله يحب الَّذين يُقَاتلُون فِي سَبيله صفا كَأَنَّهُمْ بُنيان مرصوص} “Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak savaşanları sever” buyurdu. Fakat bundan hoşlanmadılar. Bunun üzerine Allah Teâlâ: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ كبر مقتاً عِنْد الله أَن تَقولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ} “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaba sebep olur” âyetini indirdi. İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Onlar, "Vallahi, Allah'a en sevimli gelen amellerin ne olduğunu bir bilseydik!" diyorlardı. Bunun üzerine {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” âyetinden {بُنيان مرصوص} “birbirine kenetlenmiş bir bina” ifadesine kadar olan kısım indi ve [Allah] onlara katında en sevimli olan ameli gösterdi.
55915. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي هُرَيْرَة قَالَ: قَالُوا: لَو كُنَّا نعلم أَي الْأَعْمَال أحب إِلَى الله فَنزلت {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} إِلَى قَوْله: {بُنيان مرصوص}
İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Onlar, "Hangi amelin Allah'a daha sevimli olduğunu bir bilseydik!" dediler. Bunun üzerine {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” âyetinden {بُنيان مرصوص} “birbirine kenetlenmiş bir bina” ifadesine kadar olan kısım indi.
55916. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر وَابْن عَسَاكِر عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} إِلَى قَوْله: {بُنيان مرصوص} قَالَ: نزلت فِي نفر من الْأَنْصَار مِنْهُم عبد الله بن رَوَاحَة قَالُوا فِي مجْلِس لَهُم: لَو نعلم أَي عمل أحب إِلَى الله لعملناه حَتَّى نموت فَأنْزل الله هَذَا فيهم فَقَالَ ابْن رَوَاحَة: لَا أَبْرَح حَبِيسًا فِي سَبِيل الله حَتَّى أَمُوت شَهِيدا فَقتل شَهِيدا
Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Asâkir'in Mücâhid'den naklettiğine göre: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” âyetinden {بُنيان مرصوص} “birbirine kenetlenmiş bir bina” ifadesine kadar olan kısım hakkında o şöyle demiştir: Bu âyet, aralarında Abdullah b. Revâha'nın da bulunduğu Ensâr'dan bir grup hakkında indi. Onlar bir meclislerinde, "Allah'a hangi amelin daha sevimli olduğunu bir bilseydik, ölünceye kadar onu yapardık" dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ bu âyetleri onlar hakkında indirdi. İbn Revâha da, "Şehit olarak ölünceye kadar kendimi Allah yoluna adamaktan vazgeçmeyeceğim" dedi ve şehit olarak öldürüldü.
55917. Metin
وَأخرج مَالك فِي تَفْسِيره عَن زيد بن أسلم قَالَ: نزلت هَذِه الْآيَة فِي نفر من الْأَنْصَار فيهم عبد الله بن رَوَاحَة قَالُوا فِي مجْلِس: لَو نعلم أَي الْأَعْمَال أحب إِلَى الله لعملنا بِهِ حَتَّى نموت فَأنْزل الله هَذِه فيهم فَقَالَ ابْن رَوَاحَة: لَا أَبْرَح حَبِيسًا فِي سَبِيل الله حَتَّى أَمُوت شَهِيدا
Mâlik tefsirinde Zeyd b. Eslem'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Bu âyet, içlerinde Abdullah b. Revâha'nın da bulunduğu Ensâr'dan bir grup hakkında indi. Bir mecliste, "Hangi amellerin Allah'a daha sevimli olduğunu bir bilseydik, ölünceye kadar onunla amel ederdik" dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ bu âyeti onlar hakkında indirdi. İbn Revâha da, "Şehit olarak ölünceye kadar kendimi Allah yoluna adamaktan vazgeçmeyeceğim" dedi.
55918. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن مقَاتل قَالَ: قَالَ الْمُؤْمِنُونَ: لَو نعلم أحب الْأَعْمَال إِلَى الله لعملناه فدلهم على أحب الْأَعْمَال إِلَيْهِ فَقَالَ: {إِن الله يحب الَّذين يُقَاتلُون فِي سَبيله صفا} فَبين لَهُم فابتلوا يَوْم أحد بذلك فَوَلوا عَن النَّبِي ﷺ مُدبرين فَأنْزل الله فِي ذَلِك {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ}
İbn Ebî Hâtim'in Mukâtil'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Müminler, "Allah'a en sevimli amellerin hangisi olduğunu bir bilseydik, onu yapardık" dediler. Bunun üzerine [Allah] onlara katında en sevimli olan ameli göstererek: {إِن الله يحب الَّذين يُقَاتلُون فِي سَبيله صفا} “Şüphesiz Allah, kendi yolunda saf bağlayarak savaşanları sever” buyurdu ve onlara açıkladı. Uhud günü bununla imtihan edildiler, fakat Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den arkalarını dönüp kaçtılar. Bunun üzerine Allah Teâlâ bu hususta: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” âyetini indirdi.
55919. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن جرير وَابْن الْمُنْذر عَن أبي صَالح قَالَ: قَالَ الْمُسلمُونَ: لَو أمرنَا بِشَيْء نفعله فَنزلت {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} قَالَ: بَلغنِي أَنَّهَا نزلت فِي الْجِهَاد كَانَ الرجل يَقُول: قَاتَلت وَفعلت وَلم يكن فعل فوعظهم الله فِي ذَلِك أَشد الموعظة
Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in Ebû Sâlih'ten naklettiğine göre o şöyle demiştir: Müslümanlar, "Bize yapacağımız bir şey emredilseydi!" dediler. Bunun üzerine {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ} “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” âyeti indi. [Ebû Sâlih] dedi ki: Bana ulaştığına göre bu âyet cihat hakkında inmiştir. Kişi, "Savaştım, şunu yaptım" derdi, halbuki yapmamıştı. Allah Teâlâ da bu konuda onlara en şiddetli şekilde öğüt verdi.
55920. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس قَالَ: كَانَ رَسُول الله ﷺ يبْعَث السّريَّة فَإِذا رجعُوا كَانُوا يزِيدُونَ فِي الْفِعْل وَيَقُولُونَ قاتلنا كَذَا وَفعلنَا كَذَا فَأنْزل الله الْآيَة
İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem müfreze gönderirdi; geri döndüklerinde yaptıklarını abartarak anlatır, "Şöyle savaştık, böyle yaptık" derlerdi. Bunun üzerine Allah bu âyeti indirdi.
55921. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن مَيْمُون بن مهْرَان قَالَ: إِن الْقَاص ينْتَظر المقت فَقيل لَهُ أَرَأَيْت قَول الله: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ كبر مقتاً عِنْد الله أَن تَقولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ} أهوَ الرجل يقرظ نَفسه فَيَقُول: فعلت كَذَا وَكَذَا من الْخَيْر أم هُوَ الرجل يَأْمر بِالْمَعْرُوفِ وَينْهى عَن الْمُنكر وَإِن كَانَ فِيهِ تَقْصِير فَقَالَ: كِلَاهُمَا ممقوت
Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in Meymûn b. Mihrân'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: "Vaiz kimse Allah'ın gazabını bekler." Kendisine, "Allah Teâlâ'nın: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا لم تَقولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ كبر مقتاً عِنْد الله أَن تَقولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ} “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaba sebep olur” buyruğunu nasıl değerlendirirsin? Bu, kişinin kendisini övüp 'Şöyle şöyle iyilikler yaptım' demesi midir, yoksa kendisinde kusur bulunsa da iyiliği emredip kötülükten sakındıran kimse midir?" diye soruldu. O da, "Her ikisi de gazaba uğramıştır" dedi.
55922. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن أبي خَالِد الْوَالِبِي قَالَ: جلسنا إِلَى خباب فَسكت فَقُلْنَا: أَلا تحدثنا فَإِنَّمَا جلسنا إِلَيْك لذَلِك فَقَالَ: أتأمروني أَن أَقُول مَا لَا أفعل
Abd b. Humeyd'in Ebû Hâlid el-Vâlibî'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Habbâb'ın yanına oturduk, o ise sustu. Biz, "Bize hadis rivayet etmeyecek misin? Biz senin yanına ancak bunun için oturduk" dedik. O da, "Bana yapmadığım şeyi söylememi mi emrediyorsunuz?" dedi.
55923. Metin
قَوْله تَعَالَى: {إِن الله يحب الَّذين يُقَاتلُون فِي سَبيله صفا} الْآيَات
Allah Teâlâ'nın: {إِن الله يحب الَّذين يُقَاتلُون فِي سَبيله صفا} “Şüphesiz Allah, kendi yolunda saf bağlayarak savaşanları sever” âyetleri.
55924. Metin
وَأخرج ابْن الْمُنْذر وَابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس فِي قَوْله: {كَأَنَّهُمْ بُنيان مرصوص} قَالَ: مُثبت لَا يَزُول ملصق بعضه بِبَعْض
İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan naklettiğine göre: {كَأَنَّهُمْ بُنيان مرصوص} “Sanki birbirine kenetlenmiş bir bina gibi” âyeti hakkında o, "Sapasağlam yerleştirilmiş, sarsılmaz, birbirine kenetlenmiş [bina]" demiştir.
55925. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة {إِن الله يحب الَّذين يُقَاتلُون فِي سَبيله صفا} الْآيَة قَالَ: ألم تروا إِلَى صَاحب الْبناء كَيفَ لَا يحب أَن يخْتَلف بينانه فَكَذَلِك الله لَا يحب أَن يخْتَلف أمره وَإِن الله وصف الْمُسلمين فِي قِتَالهمْ وَصفهم فِي صلَاتهم فَعَلَيْكُم بِأَمْر الله فَإِنَّهُ عصمَة لمن أَخذ بِهِ
Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in Katâde'den naklettiğine göre: {إِن الله يحب الَّذين يُقَاتلُون فِي سَبيله صفا} “Şüphesiz Allah, kendi yolunda saf bağlayarak savaşanları sever” âyeti hakkında o şöyle demiştir: Yapı ustasını görmez misiniz, binasının düzensiz olmasını nasıl istemez! İşte Allah da işinde ihtilaf olmasını sevmez. Şüphesiz Allah müslümanları savaşlarında da namazlarındaki safları gibi vasfetmiştir. Allah'ın emrine sarılın; zira o, sarılan kimse için bir korunaktır.
55926. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن الْبَراء بن عَازِب قَالَ: كَانَ رَسُول الله ﷺ إِذا أُقِيمَت الصَّلَاة يمسح مناكبنا وصدورنا وَيَقُول: لَا تختلفوا فتختلف قُلُوبكُمْ إِن الله وَمَلَائِكَته يصلونَ على الصُّفُوف الأول وصلوا المناكب بالمناكب والأقدام بالأقدام فَإِن الله يحب فِي الصَّلَاة مَا يحب فِي الْقِتَال {صفا كَأَنَّهُمْ بُنيان مرصوص}
İbn Merdûye'nin Berâ b. Âzib'den naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza durulduğu zaman omuzlarımızı ve göğüslerimizi sıvazlar ve şöyle buyururdu: "Saflarda düzensiz olmayın ki kalpleriniz ihtilafa düşmesin. Şüphesiz Allah ve melekleri ön saflara rahmet ve dua ederler. Omuzları omuzlara, ayakları ayaklara bitiştirin. Çünkü Allah, savaşta {صفا كَأَنَّهُمْ بُنيان مرصوص} “birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlamayı” sevdiği gibi namazda da sever."
55927. Metin
وَأخرج أَحْمد وَابْن ماجة وَالْبَيْهَقِيّ فِي الْأَسْمَاء وَالصِّفَات عَن أبي سعيد عَن النَّبِي ﷺ قَالَ: ثَلَاثَة يضْحك الله إِلَيْهِم: الْقَوْم إِذا اصطفوا للصَّلَاة وَالْقَوْم إِذا اصطفوا لقِتَال الْمُشْركين وَرجل يقوم إِلَى الصَّلَاة فِي جَوف اللَّيْل
Ahmed, İbn Mâce ve el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Beyhakî'nin Ebû Saîd'den naklettiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Üç kişi vardır ki Allah onlara güler (rızasını gösterir): Namaz için saf tutan topluluk, müşriklerle savaşmak için saf tutan topluluk ve gecenin ortasında kalkıp namaz kılan kişi."
55928. Metin
قَوْله تَعَالَى: {وَإِذ قَالَ عِيسَى ابْن مَرْيَم} الْآيَة
Allah Teâlâ'nın: {وَإِذ قَالَ عِيسَى ابْن مَرْيَم} “Hani Meryem oğlu İsa demişti ki...” âyeti.
55929. Metin
أخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن العرياض بن سَارِيَة: سَمِعت رَسُول الله ﷺ يَقُول: إِنِّي
İbn Merdûye'nin İrbâd b. Sâriye'den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Şüphesiz ben,
55930. Metin
عبد الله فِي أم الْكتاب وَخَاتم النَّبِيين وَإِن آدم لَمُنْجَدِل فِي طينته وسوف أنبئكم بِتَأْوِيل ذَلِك
Ümmü'l-Kitâb'da Allah'ın kulu ve peygamberlerin sonuncusuydum; Âdem ise henüz çamuru içinde yoğrulma halindeydi. Size bunun tevilini haber vereyim:
55931. Metin
أَنا دَعْوَة إِبْرَاهِيم وَبشَارَة عِيسَى قومه ورؤيا أُمِّي الَّتِي رَأَتْ أَنه خرج مِنْهَا نور أَضَاء لَهُ قُصُور الشَّام
Ben İbrâhim'in duası, Îsâ'nın kavmine müjdesi ve annemin gördüğü rüyayım; annem rüyasında kendisinden çıkan bir nurun Şam'ın saraylarını aydınlattığını görmüştü."
55932. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي مُوسَى قَالَ: أمرنَا النَّبِي ﷺ أَن ننطلق مَعَ جَعْفَر بن أبي طَالب إِلَى أَرض النَّجَاشِيّ قَالَ: مَا مَنعك أَن تسْجد لي قلت: لَا نسجد إِلَّا لله قَالَ: وَمَا ذَاك قلت: إِن الله بعث فِينَا رَسُوله وَهُوَ الرَّسُول الَّذِي بشر بِهِ عِيسَى بن مَرْيَم برَسُول يَأْتِي من بعد اسْمه أَحْمد فَأمرنَا أَن نعْبد الله وَلَا نشْرك بِهِ شَيْئا
İbn Merdûye'nin Ebû Mûsâ'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bize Ca'fer b. Ebî Tâlib ile birlikte Necâşî'nin memleketine gitmemizi emretti. [Necâşî] bana, "Bana secde etmene ne engel oldu?" dedi. Ben, "Biz Allah'tan başkasına secde etmeyiz" dedim. "Bu da nedir?" dedi. Ben de şöyle dedim: "Şüphesiz Allah bize Resûlü'nü gönderdi. O, Îsâ b. Meryem'in 'benden sonra gelecek, ismi Ahmed olan bir elçi' diye müjdelediği peygamberdir. O bize yalnızca Allah'a ibadet etmemizi ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamamızı emretti."
55933. Metin
وَأخرج مَالك وَالْبُخَارِيّ وَمُسلم والدرامي وَالتِّرْمِذِيّ وَالنَّسَائِيّ عَن جُبَير بن مطعم قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ: إِن لي خَمْسَة أَسمَاء: أَنا مُحَمَّد وَأَنا أَحْمد وَأَنا الحاشر الَّذِي يحْشر النَّاس على قدمي وَأَنا الماحي الَّذِي يمحو الله بِي الْكفْر وَأَنا العاقب وَالْعَاقِب الَّذِي لَيْسَ بعده نَبِي
Mâlik, Buhârî, Müslim, Dârimî, Tirmizî ve Nesâî'nin Cübeyr b. Mut'ım'dan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Benim beş ismim vardır: Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben insanların ayaklarımın dibinde toplanacağı Hâşir'im, ben Allah'ın kendisiyle küfrü yok ettiği Mâhî'yim ve ben Âkıb'ım. Âkıb ise kendisinden sonra peygamber gelmeyendir."
55934. Metin
وَأخرج الطيالس وَابْن مرْدَوَيْه عَن جُبَير بن مطعم سَمِعت النَّبِي ﷺ يَقُول: أَنا مُحَمَّد وَأَنا أَحْمد والحاشر وَنَبِي التَّوْبَة وَنَبِي الملحمة
Tayâlisî ve İbn Merdûye'nin Cübeyr b. Mut'ım'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, Hâşir'im, tevbe peygamberiyim ve savaş peygamberiyim."
55935. Metin
وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن أبي بن كَعْب أَن النَّبِي ﷺ قَالَ: أَعْطَيْت مَا لم يُعْط أحد من أَنْبيَاء الله قُلْنَا يَا رَسُول الله مَا هُوَ قَالَ: نصرت بِالرُّعْبِ وَأعْطيت مَفَاتِيح الأَرْض وَسميت أَحْمد وَجعل لي تُرَاب الأَرْض طهُورا وَجعلت أمتِي خير الْأُمَم
İbn Merdûye'nin Übey b. Ka'b'dan naklettiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bana Allah'ın peygamberlerinden hiçbirine verilmeyen şeyler verildi." Biz, "Ey Allah'ın Resûlü, onlar nedir?" dedik. Şöyle buyurdu: "Korku salmakla yardım olundum, bana yeryüzünün anahtarları verildi, bana Ahmed ismi verildi, yeryüzünün toprağı bana temizleyici kılındı ve ümmetim ümmetlerin en hayırlısı kılındı."
55936. Metin
أخرج ابْن الْمُنْذر عَن ابْن جريج فِي قَوْله: {فَلَمَّا جَاءَهُم بِالْبَيِّنَاتِ} قَالَ: مُحَمَّد وَفِي قَوْله: {يُرِيدُونَ ليطفئوا نور الله بأفواههم} قَالَ: بألسنتهم
İbnu'l-Münzir'in İbn Cüreyc'den naklettiğine göre: {فَلَمَّا جَاءَهُم بِالْبَيِّنَاتِ} “Fakat onlara apaçık delillerle gelince...” âyeti hakkında o, "Muhammed'dir" dedi. {يُرِيدُونَ ليطفئوا نور الله بأفواههم} “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar” âyeti hakkında ise, "Dilleriyle" dedi.
55937. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن مَسْرُوق أَنه كَانَ يقْرَأ الَّتِي فِي الْمَائِدَة وَفِي الصَّفّ وَفِي يُونُس سَاحر
Abd b. Humeyd'in Mesrûk'tan naklettiğine göre o, Mâide, Saff ve Yûnus sûrelerindeki kelimeyi [sihir yerine] "sâhir" (büyücü) şeklinde okurdu.
55938. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن عَاصِم أَنه قَرَأَ {هَذَا سحر مُبين} بِغَيْر ألف وَقَرَأَ {وَالله متم نوره} بتنوين متم وبنصب نوره
Abd b. Humeyd'in Âsım'dan naklettiğine göre o, {هَذَا سحر مُبين} “Bu apaçık bir sihirdir” kısmını elifsiz [sihr şeklinde] okumuş ve {وَالله متم نوره} “Allah ise nurunu tamamlayacaktır” kısmını da 'mutimmün' kelimesini tenvinli ve 'nûrahû' kelimesini mansub olarak okumuştur.
55939. Metin
الْآيَة ١٠ - ١٤
10 - 14. ÂYETLER
55940. Metin
أخرج ابْن أبي حَاتِم عَن سعيد بن جُبَير فِي قَوْله: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا هَل أدلكم على تِجَارَة} الْآيَة قَالَ: لما نزلت قَالَ الْمُسلمُونَ: لَو علمنَا مَا هَذِه التِّجَارَة لأعطينا فِيهَا الْأَمْوَال والأهلين فَبين لَهُم التِّجَارَة فَقَالَ: {تؤمنون بِاللَّه وَرَسُوله}
İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. Cübeyr'den naklettiğine göre: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا هَل أدلكم على تِجَارَة} “Ey iman edenler! Size bir ticaret göstereyim mi?” âyeti hakkında o şöyle demiştir: Bu âyet inince müslümanlar, "Bu ticaretin ne olduğunu bir bilseydik, onun uğrunda mallarımızı ve ailelerimizi verirdik" dediler. Bunun üzerine [Allah] onlara bu ticareti açıklayıp: {تؤمنون بِاللَّه وَرَسُوله} “Allah'a ve Resûlü'ne iman edersiniz...” buyurdu.
55941. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن قَتَادَة {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا هَل أدلكم على تِجَارَة} الْآيَة قَالَ: فلولا أَن الله بَينهَا وَدلّ عَلَيْهَا للهف الرِّجَال أَن يَكُونُوا يعلمونها حَتَّى يطلبوها ثمَّ دلهم الله عَلَيْهَا فَقَالَ: {تؤمنون بِاللَّه وَرَسُوله} الْآيَة
Abd b. Humeyd'in Katâde'den naklettiğine göre: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا هَل أدلكم على تِجَارَة} “Ey iman edenler! Size bir ticaret göstereyim mi?” âyeti hakkında o şöyle demiştir: Eğer Allah onu açıklayıp göstermeseydi, insanlar onu aramak için bilmeyi çok arzulayıp hayıflanırlardı. Sonra Allah onlara bunu gösterip şöyle buyurdu: {تؤمنون بِاللَّه وَرَسُوله} “Allah'a ve Resûlü'ne iman edersiniz...”
55942. Metin
وَأخرج عبد بن حميد عَن عَاصِم أَنه قَرَأَ {على تِجَارَة تنجيكم} خَفِيفَة
Abd b. Humeyd'in Âsım'dan naklettiğine göre o, {على تِجَارَة تنجيكم} “sizi kurtaracak bir ticaret üzerine” ifadesini [şeddesiz] hafif olarak (tüncîküm şeklinde) okumuştur.
55943. Metin
قَوْله تَعَالَى: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا كونُوا أنصار الله}
Allah Teâlâ'nın: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا كونُوا أنصار الله} “Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun” kavli.
55944. Metin
أخرج عبد بن حميد عَن عَاصِم أَنه قَرَأَ {كونُوا أنصار الله} مُضَاف
Abd b. Humeyd'in Âsım'dan naklettiğine göre o, {كونُوا أنصار الله} ifadesini izafetle (Ensâra'llâhi şeklinde) okumuştur.
55945. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَعبد الرَّزَّاق وَابْن الْمُنْذر عَن قَتَادَة فِي قَوْله: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا كونُوا أنصار الله} قَالَ: قد كَانَ ذَلِك ببحمد الله جَاءَهُ سَبْعُونَ رجلا فَبَايعُوهُ عِنْد الْعقبَة فنصروه وآووه حَتَّى أظهر الله دينه وَلم يسمّ حيّ من السَّمَاء قطّ باسم لم يكن لَهُم قبل ذَلِك غَيرهم وَذكر لنا أَن بَعضهم قَالَ: هَل تَدْرُونَ مَا تُبَايِعُونَ هَذَا الرجل إِنَّكُم تبايعونه على محاربة الْعَرَب كلهَا أَو يسلمُوا وَذكر لنا أَن رجلا قَالَ: يَا نَبِي الله اشْترط لبرك وَلِنَفْسِك مَا شِئْت فَقَالَ: أشْتَرط لرَبي أَن تَعْبُدُوهُ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئا وَأَشْتَرِط لنَفْسي أَن تَمْنَعُونِي مِمَّا تمْنَعُونَ مِنْهُ أَنفسكُم وأبناءكم قَالُوا: فَإِذا فعلنَا ذَلِك فَمَا لنا يَا نَبِي الله قَالَ: لكم النَّصْر فِي الدُّنْيَا وَالْجنَّة فِي الْآخِرَة فَفَعَلُوا فَفعل الله
Abd b. Humeyd, Abdurrezzâk ve İbnu'l-Münzir'in Katâde'den naklettiğine göre: {يَا أَيهَا الَّذين آمنُوا كونُوا أنصار الله} “Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun” âyeti hakkında o şöyle demiştir: Allah'a hamdolsun ki bu gerçekleşti; O'na yetmiş kişi geldi ve Akabe'de O'na biat ettiler. Allah dinini üstün kılıncaya kadar O'na yardım edip O'nu barındırdılar. Onlardan başka gökten, daha önce sahip olmadıkları bir isimle isimlendirilen hiçbir kabile olmadı. Bize aktarıldığına göre onlardan biri şöyle demiştir: "Bu adama ne üzerine biat ettiğinizi biliyor musunuz? Siz O'na bütün Araplarla savaşmak veya onların müslüman olması üzerine biat ediyorsunuz." Yine bize aktarıldığına göre bir adam, "Ey Allah'ın Peygamberi! Rabbin için ve kendin için dilediğin şartı koş" dedi. O da: "Rabbim için O'na ibadet etmenizi ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamanızı şart koşuyorum; kendim için ise kendinizi ve çocuklarınızı koruduğunuz şeylerden beni de korumanızı şart koşuyorum" buyurdu. Onlar, "Bunu yaparsak bizim için ne var, ey Allah'ın Peygamberi?" dediler. O da, "Dünyada zafer, ahirette ise cennet var" buyurdu. Onlar bunu yerine getirdiler, Allah da [vaadini] yerine getirdi.
55946. Metin
قَالَ: والحواريون كلهم من قُرَيْش أَبُو بكر وَعمر وَعلي وَحَمْزَة
[Katâde] dedi ki: Havârilerin hepsi Kureyş'tendir: Ebû Bekir, Ömer, Ali, Hamza,
55947. Metin
وجعفر وَأَبُو عُبَيْدَة بن الْجراح وَعُثْمَان بن مَظْعُون وَعبد الرَّحْمَن بن عَوْف وَسعد بن أبي وَقاص وَعُثْمَان بن عَفَّان وَطَلْحَة بن عبيد الله وَالزُّبَيْر بن العوّام
Ca'fer, Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh, Osmân b. Maz'ûn, Abdurrahmân b. Avf, Sa'd b. Ebî Vakkâs, Osmân b. Affân, Talha b. Ubeydillâh ve ez-Zübeyr b. el-Avvâm.
55948. Metin
وَأخرج ابْن إِسْحَق وَابْن سعد عَن عبد الله بن أبي بكر بن مُحَمَّد بن عَمْرو بن حزم قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ للنفر الَّذين لَا قوه بِالْعقبَةِ: اخْرُجُوا إليّ اثْنَي عشر رجلا مِنْكُم يَكُونُوا كفلاء على قَومهمْ كَمَا كفلت الحواريون لعيسى بن مَرْيَم وَأخرج ابْن سعد عَن مُحَمَّد بن لبيد قَالَ: قَالَ رَسُول الله ﷺ للنقباء: أَنْتُم كفلاء على قومكم ككفالة الحواريين لعيسى بن مَرْيَم أَنا كَفِيل قومِي قَالُوا: نعم
İbn İshâk ve İbn Sa'd'ın Abdullah b. Ebî Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Akabe'de kendisiyle buluşan topluluğa: "Havârilerin Îsâ b. Meryem'e kefil oldukları gibi, kendi kavimlerine kefil olacak on iki kişiyi içinizden seçip bana çıkarın" buyurdu. İbn Sa'd'ın Muhammed b. Lebîd'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem nakîblere: "Havârilerin Îsâ b. Meryem'e kefil oldukları gibi siz de kavminize kefilsiniz; ben de kendi kavmime kefilim" buyurdu, onlar da "Evet" dediler.
55949. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن مُجَاهِد فِي قَوْله: {من أَنْصَارِي إِلَى الله} قَالَ: من يَتبعني إِلَى الله وَفِي قَوْله: {فَأَصْبحُوا ظَاهِرين} قَالَ: من آمن مَعَ عِيسَى من قومه وَأخرج ابْن مرْدَوَيْه عَن ابْن عَبَّاس {فأيدنا الَّذين آمنُوا} قَالَ: فقوّينا الَّذين آمنُوا
Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in Mücâhid'den naklettiğine göre: {من أَنْصَارِي إِلَى الله} “Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?” âyeti hakkında o, "Allah'a [giden yolda] bana uyacak kimdir?" demiştir. {فَأَصْبحُوا ظَاهِرين} “Böylece üstün geldiler” âyeti hakkında ise, "Kavminden Îsâ ile birlikte iman edenlerdir" demiştir. İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan naklettiğine göre: {فأيدنا الَّذين آمنُوا} “Bunun üzerine iman edenleri destekledik” âyeti hakkında o, "İman edenleri güçlendirdik" demiştir.
55950. Metin
وَأخرج عبد بن حميد وَابْن الْمُنْذر عَن إِبْرَاهِيم النَّخعِيّ {فَأَصْبحُوا ظَاهِرين} قَالَ: أَصبَحت حجَّة من آمن بِعِيسَى ظَاهِرَة بِتَصْدِيق مُحَمَّد أَن عِيسَى كلمة الله وروحه
Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in İbrâhîm en-Nehaî'den naklettiğine göre: {فَأَصْبحُوا ظَاهِرين} “Böylece üstün geldiler” âyeti hakkında o şöyle demiştir: Muhammed'in, Îsâ'nın Allah'ın kelimesi ve ruhu olduğunu tasdik etmesiyle Îsâ'ya iman edenlerin delili galip ve üstün geldi.
55951. Metin
وَأخرج ابْن أبي حَاتِم عَن ابْن عَبَّاس {فأيدنا الَّذين آمنُوا} بِمُحَمد ﷺ {فَأَصْبحُوا} الْيَوْم {ظَاهِرين} وَالله أعلم
İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan naklettiğine göre: {فأيدنا الَّذين آمنُوا} “İman edenleri destekledik” yani Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ile destekledik. {فَأَصْبحُوا} “Böylece oldular” yani bugün {ظَاهِرين} “üstün geldiler”. Doğrusunu Allah bilir.