Kâria Suresi

Zemahşerî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

17831. Metin

مكية، وآياتها ١١ [نزلت بعد قريش] بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

Mekkîdir ve 11 ayettir. [Kureyş Suresi'nden sonra inmiştir.] Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

17832. Metin

[سورة القارعة (١٠١) : الآيات ١ الى ١١]

[Kâria Suresi (101): Ayetler 1-11]

17833. Metin

﷽

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

17834. Metin

الْقارِعَةُ (١) مَا الْقارِعَةُ (٢) وَما أَدْراكَ مَا الْقارِعَةُ (٣) يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَراشِ الْمَبْثُوثِ (٤)

{ الْقارِعَةُ } “Yürekleri dehşetle sarsan o kıyamet!” (1) { مَا الْقارِعَةُ } “Nedir o yürekleri dehşetle sarsan kıyamet?” (2) { وَما أَدْراكَ مَا الْقارِعَةُ } “O yürekleri dehşetle sarsan kıyametin ne olduğunu sana ne bildirdi?” (3) { يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَراشِ الْمَبْثُوثِ } “O gün insanlar yayılmış kelebekler gibi olurlar.” (4)

17835. Metin

وَتَكُونُ الْجِبالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِ (٥) فَأَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوازِينُهُ (٦) فَهُوَ فِي عِيشَةٍ راضِيَةٍ (٧) وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوازِينُهُ (٨) فَأُمُّهُ هاوِيَةٌ (٩)

{ وَتَكُونُ الْجِبالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِ } “Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olur.” (5) { فَأَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوازِينُهُ } “Artık kimin tartıları ağır gelirse,” (6) { فَهُوَ فِي عِيشَةٍ راضِيَةٍ } “O, hoşnut kalacağı bir hayat içindedir.” (7) { وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوازِينُهُ } “Kimin de tartıları hafif gelirse,” (8) { فَأُمُّهُ هاوِيَةٌ } “Onun anası Hâviye'dir (uçurumdur/cehennemdir).” (9)

17836. Metin

وَما أَدْراكَ ما هِيَهْ (١٠) نارٌ حامِيَةٌ (١١)

{ وَما أَدْراكَ ما هِيَهْ } “Onun ne olduğunu sana ne bildirdi?” (10) { نارٌ حامِيَةٌ } “O, kızgın bir ateştir!” (11)

17837. Metin

الظرف نصب بمضمر دلت عليه القارعة، أى: تقرع يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَراشِ الْمَبْثُوثِ شبههم بالفراش في الكثرة والانتشار والضعف والذلة، والتطاير إلى الداعي من كل جانب، كما يتطاير الفراش إلى النار. قال جرير:

Zarf, el-Kâria kelimesinin delalet ettiği gizli bir fiil ile mansub olmuştur; yani: { يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَراشِ الْمَبْثُوثِ } “İnsanların saçılmış kelebekler gibi olduğu günde çarpar.” İnsanları çokluk, dağılma, zayıflık, zillet ve kelebeklerin ateşe uçuştuğu gibi her taraftan çağırıcıya doğru uçuşmaları hususunda kelebeklere benzetmiştir. Cerîr şöyle demiştir:

17838. Metin

إنّ الفرزدق ما علمت وقومه … مثل الفراش غشين نار المصطلى «٢»

Şüphesiz Ferazdak -bildiğim kadarıyla- ve kavmi, ateş başında ısınanın ateşini saran kelebekler gibidir.2

17839. Metin

وفي أمثالهم: أضعف من فراشة وأذل وأجهل. وسمى فراشا: لتفرّشه وانتشاره. وشبه الجبال بالعهن وهو الصوف المصبغ ألوانا، لأنها ألوان، وبالمنفوش منه، لتفرق أجزائها.

Onların darbımesellerinde de [şöyle denir]: "Kelebekten daha zayıf, daha zelil ve daha cahil." Yayılıp dağılmasından ötürü ona feraş (kelebek/pervane) denilmiştir. Dağlar renk renk olduğu için onları renk renk boyanmış yün olan ıhna (العِهْن), parçalarının birbirinden ayrılması bakımından da atılmış yüne benzetmiştir.

17840. Metin

وقرأ ابن مسعود: كالصوف. الموازين: جمع موزون وهو العمل الذي له وزن وخطر عند الله.

İbn Mes'ûd ise: "Yün gibi (الصوف)" şeklinde okumuştur. Mevâzîn (الموازين): Allah katında ağırlığı ve değeri olan amel demek olan mevzûnun (tartılanın) çoğuludur.

17841. Metin

أو جمع ميزان. وثقلها: رجحانها. ومنه حديث أبى بكر لعمر رضى الله عنهما في وصيته له:

Ya da mîzânın çoğuludur. Ağırlığı ise [sevap kefesinin] ağır basmasıdır. Ebû Bekir'in Ömer'e (radıyallâhu anhümâ) vasiyetindeki şu hadisi de bu kabildendir:

17842. Metin

«وإنما ثقلت موازين من ثقلت موازينهم يوم القيامة باتباعهم الحق وثقلها في الدنيا، وحق لميزان لا توضع فيه إلا الحسنات أن يثقل، وإنما خفت موازين من خفت موازينه لاتباعهم الباطل وخفتها في الدنيا، وحق لميزان لا توضع فيه إلا السيئات أن يخف «١» » فَأُمُّهُ هاوِيَةٌ من قولهم إذا دعوا على الرجل بالهلكة «٢» : هوت أمّه، لأنه إذا هوى أى سقط وهلك، فقد هوت أمّه ثكلا وحزنا قال:

«Kıyamet gününde tartıları ağır gelenlerin tartıları, ancak dünyada hakka uymaları ve hakkın [onlara] ağır gelmesi sebebiyle ağır gelmiştir; içine yalnızca iyilikler konulan bir terazinin de ağır gelmesi haktır. Tartıları hafif gelenlerin tartıları ise, dünyada batıla uymaları ve batılın [onlara] hafif gelmesi sebebiyle hafif gelmiştir; içine yalnızca kötülükler konulan bir terazinin de hafif gelmesi haktır. «١»» { فَأُمُّهُ هاوِيَةٌ } “Onun anası Hâviye'dir” ifadesi, bir adama helak olması için beddua ettiklerinde söyledikleri "Anası düşesiye! / Helak olasıca! (هوت أمّه)" sözündendir. Çünkü adam düştüğü, yani yere serilip helak olduğu zaman, anası da evlat acısı ve hüzün sebebiyle [çöküntüye] düşmüş olur. [Şair] şöyle demiştir:

17843. Metin

هوت أمّه ما يبعث الصّبح غاديا … وماذا يردّ اللّيل حين يئوب «٣»

Anası düşesiye/ağlayasıca! Sabah erkenden gönderdiği neyi geri getirir ki … Gece geri döndüğünde neyi geri çevirir? «٣»

17844. Metin

فكأنه قيل. وأما من خفت موازينه فقد هلك. وقيل هاوِيَةٌ من أسماء النار، وكأنها النار العميقة لهوى أهل النار فيها مهوى بعيدا، كما روى «يهوى فيها سبعين خريفا «٤» » أى فمأواه النار. وقيل للمأوى: أمّ، على التشبيه، لأنّ الأمّ مأوى الولد ومفزعه. وعن قتادة: فأمّه هاوية، أى فأمّ رأسه هاوية في قعر جهنم، لأنه يطرح فيها منكوسا هِيَهْ ضمير الداهية التي

Sanki şöyle denilmiştir: Tartıları hafif gelen kimseye gelince, o helak olmuştur. Hâviye'nin (هاوِيَة) cehennemin isimlerinden biri olduğu da söylenmiştir; cehennemliklerin içinde uzak bir mesafeye doğru yuvarlanmaları sebebiyle derin ateştir; nitekim «Orada yetmiş sonbahar [yıl] boyunca yuvarlanır.»4 şeklinde rivayet edilmiştir. Yani onun barınağı ateştir. Barınağa (me'vâ), annenin çocuğun sığınağı ve iltica ettiği yer olması sebebiyle benzetme yoluyla 'ümm' (ana) denilmiştir. Katâde'den [şöyle rivayet edilmiştir]: { فَأُمُّهُ هاوِيَةٌ } “onun anası Hâviye'dir”, yani cehenneme baş aşağı atılacağı için başının tepesi cehennemin dibine yuvarlanacaktır. { هِيَهْ } ise şu büyük felaketin zamiridir ki

17845. Metin

دلّ عليها قوله فَأُمُّهُ هاوِيَةٌ في التفسير الأوّل. أو ضمير هاوية والهاء للسكت، وإذا وصل القارئ حذفها. وقيل: حقه أن لا يدرج لئلا يسقطها الإدراج، لأنها ثابتة في المصحف.

birinci tefsire göre { فَأُمُّهُ هاوِيَةٌ } sözü ona delalet etmiştir. Veyahut Hâviye'nin zamiridir ve hâ harfi sekte içindir; okuyucu vasıl (bağlantı) yaparsa onu hazfeder. [Diğer bir görüşe göre]: Mushaf'ta sabit olduğu için vaslın onu düşürmemesi adına vasıl yapılmaması gerekir, denmiştir.

17846. Metin

وقد أجيز إثباتها مع الوصل.

Vasıl halinde de sabit bırakılması caiz görülmüştür.

17847. Metin

عن رسول الله ﷺ: «من قرأ سورة القارعة ثقل الله بها ميزانه يوم القيامة «١» »

Resûlullah'tan (sallallâhu aleyhi ve sellem): «Kim Kâria Suresi'ni okursa, Allah kıyamet gününde onun sayesinde terazisini ağırlaştırır. «١»»