17704. Metin
مكية، وآيها ثلاث آيات
Mekkîdir ve ayetleri üç ayettir.
17705. Metin
[سورة العصر (١٠٣) : الآيات ١ الى ٢]
[Asr Suresi (103): 1 ila 2. Ayetler]
17706. Metin
﷽
Bismillâhirrahmânirrahîm
17707. Metin
وَالْعَصْرِ (١) إِنَّ الْإِنْسانَ لَفِي خُسْرٍ (٢)
{ وَالْعَصْرِ (١) إِنَّ الْإِنْسانَ لَفِي خُسْرٍ (٢) } “Asra yemin olsun ki (1) İnsan gerçekten bir ziyan içindedir. (2)”
17708. Metin
وَالْعَصْرِ أقسم سبحانه بصلاة العصر لفضلها، أو بعصر النبوة أو بالدهر لاشتماله على الأعاجيب والتعريض بنفي ما يضاف إليه من الخسران.
{ وَالْعَصْرِ } “Asra yemin olsun”; [Allah] Sübhânehu, faziletinden dolayı ikindi namazına, yahut nübüvvet asrına veya acayiplikleri barındırması ve ona nispet edilen hüsranı reddetmeye bir ima olmak üzere zamana yemin etmiştir.
17709. Metin
إِنَّ الْإِنْسانَ لَفِي خُسْرٍ إن الناس لفي خسران في مساعيهم وصرف أعمارهم في مطالبهم، والتعريف للجنس والتنكير للتعظيم.
{ إِنَّ الْإِنْسانَ لَفِي خُسْرٍ } “İnsan gerçekten bir ziyan içindedir”; şüphesiz insanlar gayretlerinde ve ömürlerini [dünyevi] taleplerine harcamalarında büyük bir hüsran içindedirler. [İnsan kelimesindeki] belirlilik takısı cins içindir, [husr kelimesindeki] belirsizlik (tenvin) ise [hüsranın] büyüklüğünü ifade etmek içindir.
17710. Metin
[سورة العصر (١٠٣) : آية ٣]
[Asr Suresi (103): 3. Ayet]
17711. Metin
إِلاَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحاتِ وَتَواصَوْا بِالْحَقِّ وَتَواصَوْا بِالصَّبْرِ (٣)
{ إِلاَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحاتِ وَتَواصَوْا بِالْحَقِّ وَتَواصَوْا بِالصَّبْرِ (٣) } “Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnadır. (3)”
17712. Metin
إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحاتِ فإنهم اشتروا الآخرة بالدنيا ففازوا بالحياة الأبدية والسعادة السرمدية. وَتَواصَوْا بِالْحَقِّ الثابت الذي لا يصح إنكاره من اعتقاد أو عمل. وَتَواصَوْا بِالصَّبْرِ عن المعاصي أو على الحق، أو ما يبلو الله به عباده. وهذا من عطف الخاص على العام للمبالغة إلا أن يخص العمل بما يكون مقصوراً على كماله، ولعله ﷾ إنما ذكر سبب الربح دون الخسران اكتفاء ببيان المقصود، وإشعاراً بأن ما عدا ما عد يؤدي إلى خسر ونقص حظ، أو تكرماً فإن الإبهام في جانب الخسر كرم.
{ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحاتِ } “Ancak iman edip salih ameller işleyenler müstesnadır”; çünkü onlar dünya karşılığında ahireti satın almış, böylece ebedî hayata ve sonsuz mutluluğa ermişlerdir. { وَتَواصَوْا بِالْحَقِّ } “Ve birbirlerine hakkı tavsiye edenler”; inanç veya amelden inkârı doğru olmayan sabit gerçeği [tavsiye edenler]. { وَتَواصَوْا بِالصَّبْرِ } “Ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler”; günahlardan kaçınmaya veya hak üzere olmaya yahut Allah'ın kullarını kendisiyle sınadığı şeylere [karşı sabrı tavsiye edenler]. Bu, mübalağa amacıyla özelin genele atfedilmesidir; meğerki amel [kavramı] sadece onun kemaliyle sınırlandırılsın. [Allah] celle celâluhu'nun hüsranın değil de kazancın sebebini zikretmiş olması, belki de kastedileni açıklamakla yetinmek ve sayılanların dışındakilerin hüsrana ve nasip noksanlığına yol açacağını bildirmek içindir; yahut bir ikram kabilindendir, zira hüsran tarafında müphemlik bırakmak bir ikramdır.
17713. Metin
عن النبي ﷺ «من قرأ سورة وَالْعَصْرِ غفر الله له وكان ممن تواصوا بالحق وتواصوا بالصبر» .
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den [rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur]: “Kim Vel'asr Suresi'ni okursa, Allah onu bağışlar ve o, hakkı tavsiye edenlerden ve sabrı tavsiye edenlerden olur.”