5129. Metin
أقسم الله تعالى بالخيل الجاريات في سبيله نحو العدوِّ، حين يظهر صوتها من سرعة عَدْوِها. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم إلا بالله، فإن القسم بغير الله شرك.
Allah Teâlâ, kendi yolunda düşmana doğru koşan ve süratle koşmasından ötürü [soluma] sesi çıkan atlara yemin etmiştir. Bir yaratılmışın Allah'tan başkasına yemin etmesi caiz değildir; zira Allah'tan başkası adına yemin etmek şirktir.
5130. Metin
فالخيل اللاتي تنقدح النار من صلابة حوافرها؛ من شدَّة عَدْوها.
Ve şiddetli koşmalarından ötürü [nallarının] sertliğinden kıvılcım çıkaran atlara [yemin olsun].
5131. Metin
فالخيل التي تغير بركبانها على الأعداء عند الصبح.
Ve sabah vakti üzerlerindeki süvarilerle düşmanlara baskın yapan atlara [yemin olsun].
5132. Metin
فهيَّجْنَ بهذا العَدْو غبارًا.
Böylece bu koşuyla tozu dumana kattılar.
5133. Metin
فتوسَّطن بركبانهن جموع الأعداء.
Ve üzerlerindeki süvarilerle düşman topluluklarının tam ortasına daldılar.
5134. Metin
إن الإنسان لِنعم ربه لَجحود، وإنه بجحوده ذلك لمقر. وإنه لحب المال لشديد.
Şüphesiz insan, Rabbinin nimetlerine karşı pek nankördür; ve o, bu nankörlüğünü bizzat ikrar etmektedir. Muhakkak ki o, mal sevgisinde pek aşırıdır.
5135. Metin
أفلا يعلم الإنسان ما ينتظره إذا أخرج الله الأموات من القبور للحساب والجزاء؟
İnsan, Allah'ın hesap ve karşılık için kabirlerdeki ölüleri dışarı çıkardığı vakit kendisini neyin beklediğini bilmez mi?
5136. Metin
واستُخرج ما استتر في الصدور من خير أو شر.
Ve göğüslerde gizlenen hayır yahut şer ortaya çıkarıldığında [ne olacağını bilmez mi?]
5137. Metin
إن ربهم بهم وبأعمالهم يومئذ لخبير، لا يخفى عليه شيء من ذلك.
Şüphesiz Rableri, o gün onlardan da amellerinden de hakkıyla haberdardır; bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.