5165. Metin
اعْجَبوا لإلف قريش، وأمنهم، واستقامة مصالحهم، وانتظام رحلتيهم في الشتاء إلى «اليمن» ، وفي الصيف إلى «الشام» ، وتيسير ذلك; لجلب ما يحتاجون إليه.
Kureyş’in [birlik ve] alışkanlığına, güvenliklerine, menfaatlerinin düzgün işlemesine, kışın Yemen’e ve yazın Şam’a yaptıkları iki yolculuğun intizamına ve ihtiyaç duydukları şeyleri getirmeleri için bunun [onlara] kolaylaştırılmasına şaşın!
5166. Metin
فليشكروا، وليعبدوا رب هذا البيت الذي يعتزون به -وهو الكعبة-، وبسببه نالوا الشرف والرفعة، وليوحدوه ويخلصوا له العبادة.
[O hâlde] şükretsinler ve kendisiyle izzet buldukları bu Ev’in -ki o Kâbe’dir- ve onun sebebiyle şeref ile yücelik kazandıkları [Evin] Rabbine ibadet etsinler; O’nu birlesinler ve ibadeti yalnızca O’na has kılsınlar.
5167. Metin
الذي أطعمهم من جوع شديد، وآمنهم من فزع وخوف عظيم.
O [Rab] ki, onları şiddetli bir açlıktan [kurtarıp] doyurdu ve onları büyük bir dehşet ile korkudan emin kıldı.