5168. Metin
أرأيت حال ذلك الذي يكذِّب بالبعث والجزاء؟
[Öldükten sonra] dirilmeyi ve karşılığı (ceza ve mükâfatı) yalanlayan o kimsenin durumunu gördün mü?
5169. Metin
فذلك الذي يدفع اليتيم الذي مات أبوه وهو صغير بعنف وشدة عن حقه؛ لقساوة قلبه.
İşte o, kalbinin katılığı sebebiyle, henüz küçükken babası ölen yetimi hakkından şiddet ve sertlikle itip kakan kimsedir.
5170. Metin
ولا يحضُّ غيره على إطعام المحتاج الذي لا يملك ما يكفيه ويسد حاجته، فكيف له أن يطعمه بنفسه؟
Kendisine yetecek ve ihtiyacını giderecek bir şeyi bulunmayan muhtacı doyurmaya başkasını da teşvik etmez; artık kendisinin doyurması nasıl [mümkün] olsun?
5171. Metin
فعذاب شديد للمصلين الذين هم عن صلاتهم لاهون، لا يقيمونها على وجهها، ولا يؤدونها في وقتها.
Namazlarından gafil olan, onu gereği gibi kılmayan ve vaktinde eda etmeyen o namaz kılanlara şiddetli bir azap olsun!
5172. Metin
الذين هم يتظاهرون بأعمال الخير مراءاة للناس.
Onlar, insanlara gösteriş yapmak amacıyla hayır amelleri sergileyen kimselerdir.
5173. Metin
ويمنعون إعارة ما لا تضر إعارته من الآنية وغيرها، فلا هم أحسنوا عبادة ربهم، ولا هم أحسنوا إلى خلقه.
Kap kacak ve benzeri, ödünç verilmesi zarar vermeyecek şeyleri ödünç vermekten de menederler. Böylece onlar ne Rablerine ibadeti güzelce yaptılar ne de O'nun yarattıklarına iyilikte bulundular.