Ankebût

Alimler Heyeti · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

3236. Metin

{الم} سبق الكلام على الحروف المقطَّعة في أول سورة البقرة.

{ الم } Hurûf-ı mukatta'a hakkında açıklama Bakara Suresi'nin başında geçmişti.

3237. Metin

أظَنَّ الناس إذ قالوا: آمنا، أن الله يتركهم بلا ابتلاء ولا اختبار؟

İnsanlar «İman ettik» deyince, bir sınama ve imtihana tâbi tutulmaksızın bırakılacaklarını mı sandılar?

3238. Metin

ولقد فتنَّا الذين من قبلهم من الأمم واختبرناهم، ممن أرسلنا إليهم رسلنا، فليعلمنَّ الله علمًا ظاهرًا للخلق صدق الصادقين في إيمانهم، وكذب الكاذبين؛ ليميز كلَّ فريق من الآخر.

Andolsun ki biz, kendilerine elçilerimizi gönderdiğimiz, onlardan önceki ümmetleri de sınayıp imtihan ettik. Allah, her iki fırkayı birbirinden ayırmak için imanlarında doğru olanların doğruluğunu ve yalancıların da yalanını yaratılmışlara apaçık bir şekilde elbette bildirecektir.

3239. Metin

بل أظنَّ الذين يعملون المعاصي مِن شرك وغيره أن يعجزونا، فيفوتونا بأنفسهم فلا نقدر عليهم؟ بئس حكمهم الذي يحكمون به.

Yoksa şirk ve benzeri günahları işleyenler bizi aciz bırakacaklarını, kendilerini kurtarıp elimizden kaçacaklarını ve bizim onlara güç yetiremeyeceğimizi mi sandılar? Verdikleri hüküm ne kadar da kötüdür!

3240. Metin

من كان يرجو لقاء الله، ويطمع في ثوابه، فإن أجل الله الذي أجَّله لبعث خلقه للجزاء والعقاب لآتٍ قريبًا، وهو السميع للأقوال، العليم بالأفعال.

Kim Allah’a kavuşmayı umar ve O’nun mükâfatını arzularsa, bilsin ki Allah’ın, kullarını mükâfat ve ceza için diriltmek üzere belirlediği ecel pek yakında gelecektir. O, sözleri hakkıyla işiten, amelleri hakkıyla bilendir.

3241. Metin

ومن جاهد في سبيل إعلاء كلمة الله تعالى، وجاهد نفسه بحملها على الطاعة، فإنما يجاهد لنفسه؛ لأنه يفعل ذلك ابتغاء الثواب على جهاده. إن الله لغني عن أعمال جميع خلقه، له الملك والخلق والأمر.

Kim Allah Teâlâ’nın kelimesini yüceltmek uğrunda cihad eder ve nefsini itaate sevk ederek onunla mücadele ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur; zira o bunu, cihadının mükâfatını kazanmak arzusuyla yapmaktadır. Şüphesiz Allah, bütün yaratılmışların amellerinden müstağnidir (hiçbirine muhtaç değildir). Mülk de yaratma da emir de yalnız O’nundur.

3242. Metin

والذين صدَّقوا الله ورسوله، وعملوا الصالحات لنمحونَّ عنهم خطيئاتهم، ولنثيبنَّهم على أعمالهم الصالحة أحسن ما كانوا يعملون.

Allah’a ve Resulüne iman edip salih ameller işleyenlerin kötülüklerini elbette sileceğiz ve onları, yaptıkları salih amellerin en güzeliyle mükâfatlandıracağız.

3243. Metin

ووصينا الإنسان بوالديه أن يبرهما، ويحسن إليهما بالقول والعمل، وإن جاهداك -أيها الإنسان- على أن تشرك معي في عبادتي، فلا تمتثل أمرهما. ويلحق بطلب الإشراك بالله، سائر المعاصي، فلا طاعة لمخلوق كائنًا من كان في معصية الله سبحانه، كما ثبت ذلك عن رسول الله ﷺ. إليَّ مصيركم يوم القيامة، فأخبركم بما كنتم تعملون في الدنيا من صالح الأعمال وسيئها، وأجازيكم عليها.

İnsana, ana babasına iyilik etmesini, söz ve fiille onlara ihsanda bulunmasını tavsiye ettik. Eğer onlar -ey insan- ibadetimde bana şirk koşman için seninle mücadele ederlerse, onların bu emrine uyma! Allah’a şirk koşma talebine diğer bütün günahlar da dâhildir; zira Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den sabit olduğu üzere, Allah Sübhânehu'ya isyan olan bir hususta hiçbir mahlûka itaat yoktur. Kıyamet günü dönüşünüz banadır; dünyada yaptığınız iyi ve kötü amelleri size haber verecek ve karşılığını eksiksiz vereceğim.

3244. Metin

والذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا الصالحات من الأعمال، لندخلنهم الجنة في جملة عباد الله الصالحين.

Allah’a ve Resulüne iman edip salih ameller işleyenleri, elbette Allah’ın salih kulları zümresi içinde cennete koyacağız.

3245. Metin

ومن الناس من يقول: آمنا بالله، فإذا آذاه المشركون جزع من عذابهم وأذاهم، كما يجزع من عذاب الله ولا يصبر على الأذيَّة منه، فارتدَّ عن إيمانه، ولئن جاء نصر من ربك -أيها الرسول- لأهل الإيمان به ليقولَنَّ هؤلاء المرتدون عن إيمانهم: إنَّا كنا معكم -أيها المؤمنون- ننصركم على أعدائكم، أو ليس الله بأعلم من كل أحد بما في صدور جميع خلقه؟

İnsanlardan öylesi vardır ki «Allah’a iman ettik» der. Fakat müşrikler kendisine eziyet ettiğinde, onların azabından ve eziyetinden, tıpkı Allah’ın azabından feryat edercesine feryat eder, ondan gelen eziyete sabretmeyip dininden döner. Şayet Rabbinden O’na iman edenlere bir zafer gelecek olsa -ey Peygamber-, dinlerinden dönen bu kimseler: «Biz de sizinle beraberdik -ey müminler-, düşmanlarınıza karşı size yardım ediyorduk» derler. Allah, bütün yaratılmışlarının göğüslerinde olanı herkesten daha iyi bilen değil midir?

3246. Metin

وليعلمنَّ الله علمًا ظاهرًا للخلق الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، وليعلمنَّ المنافقين; ليميز كل فريق من الآخر.

Allah, her iki fırkayı birbirinden ayırt etmek için Allah’a ve Resulüne iman edip şeriatıyla amel edenleri de münafıkları da yaratılmışlara apaçık bir şekilde elbette bildirecektir.

3247. Metin

وقال الذين جحدوا وحدانية الله من قريش، ولم يؤمنوا بوعيد الله ووعده، للذين صدَّقوا الله منهم وعملوا بشرعه: اتركوا دين محمد، واتبعوا ديننا، فإنا نتحمل آثام خطاياكم، وليسوا بحاملين من آثامهم من شيء، إنهم لكاذبون فيما قالوا.

Kureyş’ten Allah’ın birliğini inkâr eden ve O’nun vaat ile tehdidine inanmayan kimseler, içlerinden Allah’ı tasdik edip şeriatıyla amel edenlere: «Muhammed’in dinini bırakın, bizim dinimize uyun; sizin günahlarınızın vebalini biz üstleniriz» dediler. Hâlbuki onlar onların günahlarından hiçbir şeyi yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar, bu söylediklerinde kesinlikle yalancıdırlar.

3248. Metin

وليحملَنَّ هؤلاء المشركون أوزار أنفسهم وآثامها، وأوزار مَن أضلوا وصدُّوا عن سبيل الله مع أوزارهم، دون أن ينقص من أوزار تابعيهم شيء، وليُسألُنَّ يوم القيامة عما كانوا يختلقونه من الأكاذيب.

Bu müşrikler, kendi ağırlıklarını ve günahlarını yüklenecekleri gibi, saptırdıkları ve Allah yolundan alıkoydukları kimselerin günahlarını da -kendilerine uyanların günahlarından hiçbir şey eksilmeksizin- kendi günahlarıyla birlikte yükleneceklerdir. Uydurdukları yalanlardan dolayı kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.

3249. Metin

ولقد أرسلنا نوحًا إلى قومه فمكث فيهم ألف سنة إلا خمسين عامًا، يدعوهم إلى التوحيد وينهاهم عن الشرك، فلم يستجيبوا له، فأهلكهم الله بالطوفان، وهم ظالمون لأنفسهم بكفرهم وطغيانهم.

Andolsun ki biz Nûh’u kavmine elçi gönderdik; o da onların arasında elli yılı hariç bin sene kaldı; onları tevhide çağırıyor ve şirkten nehyediyordu. Ona icabet etmediler; bunun üzerine Allah onları, küfür ve taşkınlıklarıyla kendi nefislerine zulmeder oldukları hâlde tufanla helak etti.

3250. Metin

فأنجينا نوحًا ومَن تبعه ممن كان معه في السفينة، وجعلنا ذلك عبرة وعظة للعالمين.

Bunun üzerine biz Nûh’u ve gemide onunla beraber bulunan tâbilerini kurtardık ve bu olayı bütün âlemlere bir ibret ve nasihat kıldık.

3251. Metin

واذكر -أيها الرسول- إبراهيم ﵇ حين دعا قومه: أن أخلصوا العبادة لله وحده، واتقوا سخطه بأداء فرائضه واجتناب معاصيه، ذلكم خير لكم، إن كنتم تعلمون ما هو خير لكم مما هو شر لكم.

-Ey Peygamber- İbrahim'i de hatırla! Hani o kavmine şöyle demişti: «İbadeti yalnızca Allah’a tahsis edin ve farzlarını yerine getirip günahlarından kaçınarak O’nun gazabından sakının. Eğer sizin için neyin hayırlı neyin şerli olduğunu biliyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır.

3252. Metin

ما تعبدون -أيها القوم- مِن دون الله إلا أصنامًا، وتفترون كذبًا بتسميتكم إياها آلهة، إنَّ أوثانكم التي تعبدونها من دون الله لا تقدر أن ترزقكم شيئًا، فالتمسوا عند الله الرزق لا من عند أوثانكم، وأخلصوا له العبادة والشكر على رزقه إياكم، إلى الله تُردُّون من بعد مماتكم، فيجازيكم على ما عملتم.

Ey kavmim! Siz Allah’ı bırakıp sadece birtakım putlara tapıyor ve onları ilah diye isimlendirerek yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakıp taptığınız bu putlar size hiçbir rızık vermeye güç yetiremezler. O hâlde rızkı putlarınızın yanında değil, Allah katında arayın; ibadeti yalnız O’na yapın ve size rızık verdiği için O’na şükredin. Ölümünüzden sonra O’na döndürüleceksiniz; O da yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.»

3253. Metin

وإن تكذِّبوا -أيها الناس- رسولنا محمدًا ﷺ فيما دعاكم إليه من عبادة الله وحده، فقد كذبت جماعات من قبلكم رسلها فيما دعتهم إليه من الحق، فحل بهم سخط الله، وما على الرَّسول محمد إلا أن يبلغكم عن الله رسالته البلاغ الواضح، وقد فَعَل.

Ey insanlar! Eğer siz Elçimiz Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'i sizi çağırdığı tevhid hususunda yalanlarsanız, sizden önceki birtakım topluluklar da elçilerini çağırdıkları hak hususunda yalanlamışlardı da Allah’ın gazabı onların üzerine inmişti. Elçi Muhammed’e düşen ise Allah’tan gelen risaleti size apaçık bir tebliğ ile bildirmekten ibarettir; o da bunu yapmıştır.

3254. Metin

أو لم يعلم هؤلاء كيف ينشئ الله الخلق من العدم، ثم يعيده من بعد فنائه، كما بدأه أول مرة خلقًا جديدًا، لا يتعذر عليه ذلك؟ إن ذلك على الله يسير، كما كان يسيرًا عليه إنشاؤه.

Onlar, Allah’ın mahlûkatı yoktan nasıl var ettiğini, sonra yok olduktan sonra -tıpkı ilk defa yeni bir yaratılışla başlattığı gibi- onu tekrar nasıl dirilteceğini ve bunun O’na hiçbir şekilde zor gelmeyeceğini bilmediler mi? Şüphesiz bu, ilk başta var etmek kendisine nasıl kolay idiyse, Allah’a öylece pek kolaydır.

3255. Metin

قل -أيها الرسول- لمنكري البعث بعد الممات: سيروا في الأرض، فانظروا كيف أنشأ الله الخلق، ولم يتعذر عليه إنشاؤه مبتدَأً؟ فكذلك لا يتعذر عليه إعادة إنشائه النشأة الآخرة. إن الله على كل شيء قدير، لا يعجزه شيء أراده.

-Ey Peygamber- ölümden sonra dirilişi inkâr edenlere de ki: «Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah’ın yaratılışı nasıl başlattığını ve ilk baştan yaratmanın O’na nasıl zor gelmediğini görün! İşte aynı şekilde O’na, ikinci yaratılışı yeniden gerçekleştirmek de zor gelmeyecektir. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla kadirdir, dilediği hiçbir şey O’nu aciz bırakamaz.»

3256. Metin

يعذب مَن يشاء مِن خلقه على ما أسلف مِن جرمه في أيام حياته، ويرحم مَن يشاء منهم ممن تاب وآمن وعمل صالحًا، وإليه ترجعون، فيجازيكم بما عملتم.

Kullarından dilediğine, hayatı boyunca işlemiş olduğu cürümlerinden ötürü azap eder; onlardan tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenlerden dilediğine de merhamet eder. Yalnızca O’na döndürüleceksiniz; O da yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

3257. Metin

وما أنتم -أيها الناس- بمعجزي الله في الأرض ولا في السماء إن عصيتموه، وما كان لكم من دون الله مِن وليٍّ يلي أموركم، ولا نصير ينصركم من الله إن أراد بكم سوءًا.

Ey insanlar! O’na isyan ederseniz ne yerde ne de gökte Allah’ı aciz bırakamazsınız. Sizin için Allah’tan başka işlerinizi üstlenecek bir dost da, şayet size bir kötülük murat ederse O’na karşı size yardım edecek bir yardımcı da yoktur.

3258. Metin

والذين جحدوا حُجج الله وأنكروا أدلته، ولقاءه يوم القيامة، أولئك ليس لهم مطمع في رحمتي لَمَّا عاينوا ما أُعِدَّ لهم من العذاب، وأولئك لهم عذاب مؤلم موجع.

Allah’ın hüccetlerini inkâr edip delillerini ve kıyamet günü O’na kavuşmayı yalanlayanlar var ya, işte onlar kendileri için hazırlanmış olan azabı gördüklerinde rahmetimden hiçbir ümitleri kalmaz. İşte onlar için pek acıklı, elem verici bir azap vardır.

3259. Metin

فلم يكن جواب قوم إبراهيم له إلا أن قال بعضهم لبعض: اقتلوه أو حرِّقوه بالنار، فألقوه فيها، فأنجاه الله منها، وجعلها عليه بردًا وسلامًا، إن في إنجائنا لإبراهيم من النار لأدلة وحججًا لقوم يصدِّقون الله ويعملون بشرعه.

Kavminin İbrahim’e cevabı, birbirlerine: «Onu öldürün ya da ateşte yakın!» demekten başka bir şey olmadı. Onu ateşe attılar, fakat Allah onu oradan kurtardı ve ateşi ona karşı serin ve selametli kıldı. Şüphesiz İbrahim’i ateşten kurtarmamızda, Allah’ı tasdik eden ve O’nun şeriatıyla amel eden bir kavim için kesin deliller ve hüccetler vardır.

3260. Metin

وقال إبراهيم لقومه: يا قوم إنما عبدتم من دون الله آلهة باطلة، اتخذتموها مودة بينكم في الحياة الدنيا، تتحابون على عبادتها، وتتوادون على خدمتها، ثم يوم القيامة، يتبرأ بعضكم من بعض، ويلعن بعضكم بعضًا، ومصيركم جميعًا النار، وليس لكم ناصر يمنعكم من دخولها.

İbrahim kavmine şöyle dedi: «Ey kavmim! Siz dünya hayatında aranızda bir sevgi bağı olsun, onların ibadeti üzerinde sevişip hizmetinde birbirinize dostluk gösteresiniz diye Allah’ı bırakıp birtakım batıl ilahlar edindiniz. Sonra kıyamet günü birbirinizi inkâr edip reddedecek ve birbirinize lanet okuyacaksınız. Hepinizin varacağı yer ateştir ve sizin oraya girmenize engel olacak hiçbir yardımcınız da yoktur.»

3261. Metin

فصدَّق لوطٌ إبراهيمَ وتبع ملته. وقال إبراهيم: إني تارك دار قومي إلى الأرض المباركة وهي «الشام» ، إن الله هو العزيز الذي لا يُغَالَب، الحكيم في تدبيره.

Bunun üzerine Lût, İbrahim’i tasdik etti ve onun dinine uydu. İbrahim de: «Ben kavmimin yurdunu bırakıp mübarek toprağa, yani Şam’a hicret ediyorum. Şüphesiz Allah, asla mağlup edilemeyen Azîz'dir, tedbirinde Hakîm'dir» dedi.

3262. Metin

ووهبنا له إسحاق ولدًا، ويعقوب من بعده وَلَدَ وَلَدٍ، وجعلنا في ذريته الأنبياء والكتب، وأعطيناه ثواب بلائه فينا، في الدنيا الذكر الحسن والولد الصالح، وإنه في الآخرة لمن الصالحين.

Ona evlat olarak İshak’ı, onun ardından da torun olarak Yakub’u bağışladık. Peygamberliği ve kitapları onun nesline verdik. Bizim uğrumuzdaki imtihanının mükâfatını dünyada ona güzel bir nam ve salih evlatlar olarak verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.

3263. Metin

واذكر -أيها الرسول- لوطًا حين قال لقومه: إنكم لتأتون الفعلة القبيحة، ما تَقَدَّمكم بفعلها أحد من العالمين، أإنكم لتأتون الرجال في أدبارهم، وتقطعون على المسافرين طرقهم بفعلكم الخبيث، وتأتون في مجالسكم الأعمال المنكرة كالسخرية من الناس، وحذف المارة، وإيذائهم بما لا يليق من الأقوال والأفعال؟ وفي هذا إعلام بأنه لا يجوز أن يجتمع الناس على المنكر مما نهى الله ورسوله عنه. فلم يكن جواب قوم لوط له إلا أن قالوا: جئنا بعذاب الله إن كنت من الصادقين فيما تقول، والمنجزين لما تَعِد.

-Ey Peygamber- Lût’u da hatırla! Hani o kavmine şöyle demişti: «Doğrusu siz, âlemlerden hiç kimsenin sizden önce yapmadığı son derece çirkin bir fiili işliyorsunuz. Siz gerçekten erkeklerin arkalarına mı yanaşıyorsunuz, bu habis fiilinizle yolcuların yolunu mu kesiyorsunuz ve meclislerinizde insanlarla alay etmek, gelip geçenlere taş fırlatmak, yakışıksız söz ve fiillerle onlara eziyet etmek gibi münker işleri mi yapıyorsunuz?» Bunda, Allah ve Resulünün yasakladığı bir kötülük üzerinde insanların toplanmasının caiz olmadığına dair bir bildirim vardır. Kavminin ona cevabı ise sadece: «Eğer söylediklerinde doğrulardan isen ve vadettiğini yerine getireceksen, haydi bize Allah’ın azabını getir!» demek oldu.

3264. Metin

قال: رب انصرني على القوم المفسدين بإنزال العذاب عليهم; حيث ابتدعوا الفاحشة وأصرُّوا عليها، فاستجاب الله دعاءه.

«Rabbim! Hayâsızlığı ilk defa ortaya çıkarıp onda ısrar eden bozguncular topluluğuna karşı üzerlerine azap indirerek bana yardım et!» dedi. Allah da onun duasına icabet etti.

3265. Metin

ولما جاءت الملائكة إبراهيم بالخبر السارِّ من الله بإسحاق، ومن وراء إسحاق ولده يعقوب، قالت الملائكة لإبراهيم: إنا مهلكو أهل قرية قوم لوط، وهي «سدوم» ; إنَّ أهلها كانوا ظالمي أنفسهم بمعصيتهم لله.

Melekler İbrahim’e Allah’tan İshak’ı ve İshak’ın ardından da oğlu Yakub’u müjdeleyen sevindirici haberi getirdiklerinde melekler İbrahim’e: «Biz Lût kavminin memleketi olan Sodom halkını helak edeceğiz; çünkü onun halkı Allah’a isyan etmekle nefislerine zulmetmekteydiler» dediler.

3266. Metin

قال إبراهيم للملائكة: إنَّ فيها لوطًا وليس من الظالمين، فقالت الملائكة له: نحن أعلم بمن فيها، لننجِّينَّه وأهله من الهلاك الذي سينزل بأهل قريته إلا امرأته كانت من الباقين الهالكين.

İbrahim meleklere: «Orada Lût da var, o ise zalimlerden değildir» dedi. Melekler de ona: «Biz orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz. Memleket halkının başına inecek olan helaktan onu ve ailesini kesinlikle kurtaracağız; ancak karısı müstesna, o geride kalıp helak olanlardan olacaktır» dediler.

3267. Metin

ولما جاءت الملائكة لوطًا ساءه ذلك; لأنه ظنهم ضيوفًا من البشر، وحزن بسبب وجودهم; لعلمه خبث فعل قومه، وقالوا له: لا تَخَفْ علينا لن يصل إلينا قومك، ولا تحزن مما أخبرناك مِن أنا مهلكوهم، إنَّا منجُّوك من العذاب النازل بقومك ومنجُّو أهلك معك إلا أمرأتك، فإنها هالكة فيمن يهلك مِن قومها.

Melekler Lût’a geldiklerinde bu durum onu üzdü; çünkü onları insan suretinde misafirler sandı ve kavminin çirkin fiilini bildiği için onların varlığından dolayı kederlendi. Melekler ona şöyle dediler: «Bizim için korkma, kavmin bize asla ulaşamaz. Sana onları helak edeceğimizi bildirmemizden ötürü de üzülme. Şüphesiz biz, kavminin başına inecek azaptan seni ve seninle beraber aileni kurtaracağız; ancak karın müstesna, zira o, kavminden helak olacaklar içinde kalıp helak edilecektir.»

3268. Metin

إنا منزلون على أهل هذه القرية عذابًا من السماء; بسبب معصيتهم لله وارتكابهم الفاحشة.

«Şüphesiz biz bu memleket halkının üzerine, Allah’a isyan etmeleri ve hayâsızlığı işlemeleri sebebiyle gökten bir azap indireceğiz.»

3269. Metin

ولقد أبقينا مِن ديار قوم لوط آثارًا بينة لقوم يعقلون العبر، فينتفعون بها.

Andolsun ki biz, ibretleri kavrayıp onlardan faydalanan bir topluluk için Lût kavminin yurtlarından geriye apaçık izler bıraktık.

3270. Metin

وأرسلنا إلى «مدين» أخاهم شعيبًا، فقال لهم: يا قوم اعبدوا الله وحده، وأخلصوا له العبادة، ما لكم من إله غيره، وارجوا بعبادتكم جزاء اليوم الآخر، ولا تكثروا في الأرض الفساد والمعاصي، ولا تقيموا عليها، ولكن توبوا إلى الله منها وأنيبوا.

Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Onlara şöyle dedi: «Ey kavmim! Yalnızca Allah’a kulluk edin, ibadeti sadece O’na has kılın; sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. İbadetinizle ahiret gününün mükâfatını umun; yeryüzünde bozgunculuk ve günahları çoğaltmayın, bunlar üzerinde ısrar etmeyin; aksine bunlardan dolayı Allah’a tövbe edip O’na yönelin.»

3271. Metin

فكذَّب أهل «مدين» شعيبًا فيما جاءهم به عن الله من الرسالة، فأخذتهم الزلزلة الشديدة، فأصبحوا في دارهم صَرْعى هالكين.

Medyen halkı, Şuayb’ı Allah’tan getirdiği risalet hususunda yalanladı. Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı yakalayıverdi de yurtlarında yere serilmiş, helak olmuş hâle geldiler.

3272. Metin

وأهلكنا عادًا وثمود، وقد تبين لكم من مساكنهم خَرابُها وخلاؤها منهم، وحلول نقمتنا بهم جميعًا، وحسَّن لهم الشيطان أعمالهم القبيحة، فصدَّهم عن سبيل الله وعن طريق الإيمان به وبرسله، وكانوا مستبصرين في كفرهم وضلالهم، معجبين به، يحسبون أنهم على هدى وصواب، بينما هم في الضلال غارقون.

Âd ve Semûd kavimlerini de helak ettik. Onların meskenlerinden, yurtlarının harap olup insansız kaldığı ve azabımızın hepsinin başına indiği size apaçık belli olmuştur. Şeytan onlara çirkin amellerini süslü gösterdi de onları Allah yolundan, O’na ve elçilerine iman yolundan alıkoydu. Hâlbuki onlar küfür ve sapıklıklarında basiretli olduklarını zannediyor, kendilerini beğeniyor, doğru yolda ve hak üzere olduklarını sanıyorlardı; oysa sapıklığa gömülmüşlerdi.

3273. Metin

وأهلكنا قارون وفرعون وهامان، ولقد جاءهم جميعًا موسى بالأدلة الواضحة، فتعاظموا في الأرض، واستكبروا فيها، ولم يكونوا ليفوتوننا، بل كنا مقتدرين عليهم.

Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. Andolsun ki Mûsâ onlara apaçık delillerle gelmişti; fakat onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar, kibirlendiler. Hâlbuki onlar bizi atlatıp elimizden kaçacak değillerdi; aksine biz onlara güç yetirmekteydik.

3274. Metin

فأخذنا كلا من هؤلاء المذكورين بعذابنا بسبب ذنبه: فمنهم الذين أرسلنا عليهم ريحاً شديدة ترميهم بحجارة من طين متتابع، وهم قوم لوط، ومنهم مَن أخذته الصيحة، وهم قوم صالح وقوم شعيب، ومنهم مَن خسفنا به الأرض كقارون، ومنهم مَن أغرقنا، وهم قومُ نوح وفرعونُ وقومُه، ولم يكن الله ليهلك هؤلاء بذنوب غيرهم، فيظلمهم بإهلاكه إياهم بغير استحقاق، ولكنهم كانوا أنفسهم يظلمون بتنعمهم في نِعَم ربهم وعبادتهم غيره.

Adı geçen bu kimselerin her birini günahı sebebiyle azabımızla yakaladık: Onlardan kiminin üzerine, peş peşe balçık taşları yağdıran şiddetli bir fırtına gönderdik ki bunlar Lût kavmidir. Kimini o korkunç çığlık yakalayıverdi ki bunlar Sâlih’in kavmi ile Şuayb’ın kavmidir. Kimini yerin dibine geçirdik ki o da Kârûn’dur. Kimini de suda boğduk ki bunlar Nûh kavmi ile Firavun ve kavmidir. Allah onları başkalarının günahları sebebiyle helak edip de hak etmedikleri hâlde helak etmek suretiyle onlara zulmedecek değildi; lakin onlar Rablerinin nimetleri içinde zevk sürerken O’ndan başkasına ibadet etmekle bizzat kendi nefislerine zulmediyorlardı.

3275. Metin

مثل الذين جعلوا الأوثان من دون الله أولياء يرجون نصرها، كمثل العنكبوت التي عملت بيتًا لنفسها ليحفظها، فلم يُغن عنها شيئًا عند حاجتها إليه، فكذلك هؤلاء المشركون لم يُغْن عنهم أولياؤهم الذين اتخذوهم من دون الله شيئًا، وإن أضعف البيوت لَبيت العنكبوت، لو كانوا يعلمون ذلك ما اتخذوهم أولياء، فهم لا ينفعونهم ولا يضرونهم.

Allah’ı bırakıp da yardımlarını umarak putları veli ve dost edinenlerin durumu, kendisini korusun diye bir yuva yapan örümceğin durumuna benzer; o yuva, ona ihtiyaç duyduğu anda kendisine hiçbir fayda sağlamamıştır. İşte bu müşriklere de Allah’ı bırakıp edindikleri dostları hiçbir fayda sağlamamıştır. Şüphesiz evlerin en çürüğü elbette örümcek yuvasıdır. Keşke bunu bilselerdi, onları dost edinmezlerdi; zira onlar kendilerine ne fayda verebilir ne de zarar.

3276. Metin

إن الله يعلم ما يشركون به من الأنداد، وأنها ليست بشيء في الحقيقة، بل هي مجرد أسماء سَمَّوها، لا تنفع ولا تضر. وهو العزيز في انتقامه ممن كفر به، الحكيم في تدبيره وصنعه.

Şüphesiz Allah, Kendisine şirk koştukları ortakları ve onların hakikatte hiçbir şey olmadığını, bilakis ne fayda ne de zarar verebilen sadece uydurdukları birtakım isimlerden ibaret bulunduğunu bilir. O, Kendisini inkâr edenlerden intikam almada Azîz'dir, tedbir ve yaratmasında Hakîm'dir.

3277. Metin

وهذه الأمثال نضربها للناس; لينتفعوا بها ويتعلموا منها، وما يعقلها إلا العالمون بالله وآياته وشرعه.

İşte biz bu misalleri, faydalansınlar ve onlardan ders çıkarsınlar diye insanlara veriyoruz. Bunları ancak Allah’ı, O’nun ayetlerini ve şeriatını hakkıyla bilen âlimler kavrayabilir.

3278. Metin

خلق الله السموات والأرض بالعدل والقسط، إن في خلقه ذلك لدلالة عظيمة على قدرته، وتفرده بالإلهية، وخَصَّ المؤمنين؛ لأنهم الذين ينتفعون بذلك.

Allah gökleri ve yeri hak ve adaletle yaratmıştır. Şüphesiz O’nun bu yaratışında kudretine ve ilahlıkta tek olduğuna dair muazzam bir delil vardır. Müminler özellikle zikredilmiştir; çünkü bundan yalnızca onlar faydalanırlar.

3279. Metin

اتل ما أُنزل إليك من هذا القرآن، واعمل به، وأدِّ الصلاة بحدودها، إن المحافظة على الصلاة تنهى صاحبها عن الوقوع في المعاصي والمنكرات; وذلك لأن المقيم لها، المتمم لأركانها وشروطها، يستنير قلبه، ويزداد إيمانه، وتقوى رغبته في الخير، وتقل أو تنعدم رغبته في الشر، ولَذكر الله في الصلاة وغيرها أعظم وأكبر وأفضل من كل شيء. والله يعلم ما تصنعون مِن خيرٍ وشر، فيجازيكم على ذلك أكمل الجزاء وأوفاه.

Bu Kur’an’dan sana vahyolunanı oku, onunla amel et ve namazı hududuna riayet ederek ikame et. Şüphesiz namaza devam etmek, sahibini günahlara ve münkerata düşmekten alıkoyar. Çünkü namazı kılan, rükünlerini ve şartlarını eksiksiz yerine getiren kimsenin kalbi nurlanır, imanı artar, hayra olan arzusu güçlenir, şerre olan arzusu ise azalır veya tamamen yok olur. Namazda ve namaz dışındaki Allah’ı zikir ise her şeyden daha büyük, daha yüce ve daha faziletlidir. Allah, hayır ve şerden ne yaparsanız hakkıyla bilir; böylece onun karşılığını size en kâmil ve en eksiksiz şekilde verecektir.

3280. Metin

ولا تجادلوا -أيها المؤمنون- اليهودَ والنصارى إلا بالأسلوب الحسن، والقول الجميل، والدعوة إلى الحق بأيسر طريق موصل لذلك، إلا الذين حادوا عن وجه الحق وعاندوا وكابروا وأعلنوا الحرب عليكم فجالدوهم بالسيف حتى يؤمنوا، أو يعطوا الجزية عن يدٍ وهم صاغرون، وقولوا: آمنا بالقرآن الذي أُنزل إلينا، وآمنا بالتوراة والإنجيل اللذَيْن أُنزلا إليكم، وإلهنا وإلهكم واحد لا شريك له في ألوهيته، ولا في ربوبيته، ولا في أسمائه وصفاته، ونحن له خاضعون متذللون بالطاعة فيما أمرنا به، ونهانا عنه.

Ey müminler! Yahudiler ve Hristiyanlarla ancak en güzel üslupla, tatlı dille ve buna ulaştıran en kolay yolla hakkı tebliğ ederek mücadele edin. Hak yoldan sapan, inat edip büyüklük taslayan ve size karşı savaş açanlar müstesnadır; onlar iman edinceye veya bizzat kendi elleriyle küçülmüş olarak cizye verinceye kadar onlarla kılıçla savaşın. Ve deyin ki: «Bize indirilen Kur’an’a da, size indirilen Tevrat ve İncil’e de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir; O’nun uluhiyetinde de rububiyetinde de isim ve sıfatlarında da hiçbir ortağı yoktur. Bizler O’nun bize emrettiği ve bizi nehyettiği hususlarda itaat ederek O’na boyun eğmiş teslim olanlarız.»

3281. Metin

وكما أنزلنا -أيها الرسول- الكتب على مَن قبلك من الرسل، أنزلنا إليك هذا الكتاب المصدق للكتب السابقة، فالذين آتيناهم الكتاب من بني إسرائيل فعرفوه حق معرفته يؤمنون بالقرآن، ومِن هؤلاء العرب من قريش وغيرهم مَن يؤمن به، ولا ينكر القرآن أو يتشكك في دلائله وبراهينه البينة إلا الكافرون الذين دَأْبُهم الجحود والعناد.

-Ey Peygamber- senden önceki elçilere kitapları indirdiğimiz gibi, sana da önceki kitapları tasdik eden bu Kitab'ı indirdik. İsrailoğullarından kendilerine Kitap verdiğimiz ve onu hakkıyla tanıyan kimseler Kur’an’a iman ederler. Bu Araplardan, Kureyş’ten ve başkalarından da ona iman edenler vardır. Kur’an’ı ve onun apaçık delil ve burhanlarını ancak âdetleri inkâr ve inat olan kâfirler inkâr eder ya da ondan şüpheye düşer.

3282. Metin

ومن معجزاتك البينة -أيها الرسول- أنك لم تقرأ كتابًا ولم تكتب حروفًا بيمينك قبل نزول القرآن عليك، وهم يعرفون ذلك، ولو كنت قارئًا أو كاتبًا من قبل أن يوحى إليك لشك في ذلك المبطلون، وقالوا: تعلَّمه من الكتب السابقة أو استنسخه منها.

-Ey Peygamber- senin apaçık mucizelerinden biri de, Kur’an sana indirilmeden önce hiçbir kitap okumamış ve sağ elinle tek bir harf dahi yazmamış olmandır. Onlar da bunu bilmektedirler. Eğer sana vahyedilmeden önce okuyan veya yazan biri olsaydın, batıla sapanlar bundan şüphe eder ve: «Bunu önceki kitaplardan öğrendi yahut onlardan kopyaladı» derlerdi.

3283. Metin

بل القرآن آيات بينات واضحة في الدلالة على الحق يحفظه العلماء، وما يكذِّب بآياتنا ويردها إلا الظالمون المعاندون الذين يعلمون الحق ويحيدون عنه.

Aksine Kur’an, hakkı göstermede apaçık deliller taşıyan ve âlimlerin ezberlediği apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi ancak hakkı bildiği hâlde ondan sapan inatçı zalimler yalanlar ve reddeder.

3284. Metin

وقال المشركون: هلا أُنزل على محمد دلائل وحجج من ربه نشاهدها كناقة صالح، وعصا موسى! قل لهم: إن أمر هذه الآيات لله، إن شاء أنزلها، وإن شاء منعها، وإنما أنا لكم نذير أحذركم شدة بأسه وعقابه، مبيِّن طريق الحق من الباطل.

Müşrikler: «Muhammed’e Rabbinden, Sâlih’in devesi ve Mûsâ’nın asası gibi gözümüzle göreceğimiz deliller ve hüccetler indirilmeli değil miydi?» dediler. Onlara de ki: «Bu ayetlerin işi yalnızca Allah’a aittir; dilerse indirir, dilerse engeller. Ben ise ancak sizi O’nun çetin azabından ve cezasından sakındıran, hak ile batılın yolunu apaçık gösteren bir uyarıcıyım.»

3285. Metin

أو لم يكف هؤلاء المشركين في علمهم بصدقك -أيها الرسول- أنَّا أنزلنا عليك القرآن يتلى عليهم؟ إن في هذا القرآن لَرحمة للمؤمنين في الدنيا والآخرة، وذكرى يتذكرون بما فيه من عبرة وعظة.

Bu müşriklere, senin doğruluğunu bilmeleri hususunda -ey Peygamber- kendilerine okunmakta olan Kur’an’ı sana indirmiş olmamız yetmedi mi? Şüphesiz bu Kur’an’da, müminler için dünya ve ahirette büyük bir rahmet ve içindeki ibret ve öğütlerden ders çıkaracakları bir tezkire (öğüt) vardır.

3286. Metin

قل: كفى بالله بيني وبينكم شاهدًا على صدقي أني رسوله، وعلى تكذيبكم لي وردكم الحق الذي جئتُ به من عند الله، يعلم ما في السموات والأرض، فلا يخفى عليه شيء فيهما. والذين آمنوا بالباطل وكفروا بالله -مع هذه الدلائل الواضحة- أولئك هم الخاسرون في الدنيا والآخرة.

De ki: «Benim gerçekten O'nun elçisi olduğuma dair doğruluğuma ve sizin beni yalanlayıp Allah katından getirdiğim hakkı reddettiğinize karşı benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir; bunlardaki hiçbir şey O’na gizli kalmaz.» Bu apaçık delillere rağmen batıla iman edip Allah’ı inkâr edenler ise dünyada da ahirette de hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

3287. Metin

ويستعجلك -أيها الرسول- هؤلاء المشركون من قومك بالعذاب استهزاء، ولولا أن الله جعل لعذابهم في الدنيا وقتًا لا يتقدم ولا يتأخر، لجاءهم العذاب حين طلبوه، وليأتينهم فجأة، وهم لا يشعرون به ولا يُحِسُّون.

-Ey Peygamber- Kavminden olan bu müşrikler alay ederek senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Şayet Allah dünyadaki azapları için öne alınmaz ve ertelenmez bir vakit belirlememiş olsaydı, onu istedikleri anda azap kendilerine gelirdi. O [azap], onlar hiç farkında değilken ve hissetmiyorken kendilerine ansızın mutlaka gelecektir.

3288. Metin

يستعجلونك بالعذاب في الدنيا، وهو آتيهم لا محالة إمَّا في الدنيا وإما في الآخرة، وإن عذاب جهنم في الآخرة لمحيط بهم، لا مفرَّ لهم منه.

Senden dünyada azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa [bu azap] gerek dünyada gerekse ahirette kaçınılmaz olarak onların başına gelecektir. Şüphesiz ahiretteki cehennem azabı onları çepeçevre kuşatacaktır; ondan kaçıp kurtulacakları hiçbir yer yoktur.

3289. Metin

يوم القيامة يغشى الكافرين عذاب جهنم من فوق رؤوسهم، ومِن تحت أقدامهم، فالنار تغشاهم من سائر جهاتهم، ويقول الله لهم حينئذ: ذوقوا جزاء ما كنتم تعملونه في الدنيا: من الإشراك بالله، وارتكاب الجرائم والآثام.

Kıyamet günü cehennem azabı kâfirleri başlarının üstünden de ayaklarının altından da bürür; ateş onları her taraflarından kuşatır. İşte o vakit Allah onlara şöyle buyurur: «Allah'a şirk koşmak, suç ve günah işlemek suretiyle dünyada yaptıklarınızın cezasını tadın!»

3290. Metin

يا عبادي الذين آمنوا إن كنتم في ضيق من إظهار الإيمان وعبادة الله وحده، فهاجِروا إلى أرض الله الواسعة، وأخلصوا العبادة لي وحدي.

Ey iman eden kullarım! İmanı açığa vurmaktan ve yalnızca Allah'a ibadet etmekten yana bir darlık içindeyseniz, Allah'ın geniş yeryüzüne hicret edin ve ibadeti sadece Bana has kılın.

3291. Metin

كل نفس حية ذائقة الموت، ثم إلينا ترجعون للحساب والجزاء.

Her canlı nefis ölümü tadacaktır. Sonra hesap ve mükâfat için yalnızca Bize döndürüleceksiniz.

3292. Metin

والذين صدَّقوا بالله ورسوله وعملوا ما أُمروا به من الصالحات لننزلنَّهم من الجنة غرفًا عالية تجري من تحتها الأنهار، ماكثين فيها أبدًا، نِعْمَ جزاء العاملين بطاعة الله هذه الغرف في جنات النعيم.

Allah'ı ve Resulü'nü tasdik edip emrolundukları salih amelleri işleyenleri, altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetin yüksek köşklerine yerleştireceğiz. Allah'a itaat yolunda çalışanların mükâfatı olan Naîm cennetlerindeki bu köşkler ne güzeldir!

3293. Metin

إن تلك الجنات المذكورة للمؤمنين الذين صبروا على عبادة الله، وتمسكوا بدينهم، وعلى الله يعتمدون في أرزاقهم وجهاد أعدائهم.

Şüphesiz anılan bu cennetler; Allah'a ibadette sabreden, dinlerine sımsıkı sarılan, rızıkları ve düşmanlarıyla cihat hususunda yalnızca Allah'a tevekkül eden müminler içindir.

3294. Metin

وكم من دابة لا تدَّخر غذاءها لغد، كما يفعل ابن آدم، فالله ﷾ يرزقها كما يرزقكم، وهو السميع لأقوالكم، العليم بأفعالكم وخطرات قلوبكم.

Nice canlı vardır ki Âdemoğlunun yaptığı gibi yarın için yiyeceğini biriktirip saklamaz. Allah [celle celâluhu] sizi rızıklandırdığı gibi onu da rızıklandırır. O, sözlerinizi hakkıyla işiten, amellerinizi ve kalplerinizden geçenleri hakkıyla bilendir.

3295. Metin

ولئن سألت -أيها الرسول- المشركين: من الذي خلق السموات والأرض على هذا النظام البديع، وذلَّل الشمس والقمر؟ ليقولُنَّ: خلقهن الله وحده، فكيف يصرفون عن الإيمان بالله خالق كل شيء ومدبره، ويعبدون معه غيره؟ فاعجب من إفكهم وكذبهم!!

-Ey Peygamber- Şayet o müşriklere: «Gökleri ve yeri bu eşsiz nizam üzere yaratan, güneşi ve ayı [emre] boyun eğdiren kimdir?» diye soracak olsan, mutlaka: «Onları tek başına Allah yarattı» diyeceklerdir. Öyleyse her şeyin yaratıcısı ve idarecisi olan Allah'a iman etmekten nasıl döndürülüyor ve O'nunla birlikte başkasına kulluk ediyorlar? Onların bu iftira ve yalanlarına şaşmak gerekir!

3296. Metin

الله ﷾ يوسع الرزق لمن يشاء من خلقه، ويضيق على آخرين منهم; لعلمه بما يصلح عباده، إن الله بكل شيء من أحوالكم وأموركم عليم، لا يخفى عليه شيء.

Allah [celle celâluhu], kullarına neyin iyi geleceğini bildiği için yaratıklarından dilediğine rızkı bollaştırır, onlardan diğerlerine de daraltır. Şüphesiz Allah, durumlarınızdan ve işlerinizden her şeyi hakkıyla bilendir; hiçbir şey O’na gizli kalmaz.

3297. Metin

ولئن سألت -أيها الرسول- المشركين: مَنِ الذي نزَّل من السحاب ماء فأنبت به الأرض من بعد جفافها؟ ليقولُنَّ لك معترفين: الله وحده هو الذي نزَّل ذلك، قل: الحمد لله الذي أظهر حجتك عليهم، بل أكثرهم لا يعقلون ما ينفعهم ولا ما يضرهم، ولو عَقَلوا ما أشركوا مع الله غيره.

-Ey Peygamber- Şayet o müşriklere: «Buluttan su indirip onunla kurumasının ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?» diye soracak olsan, mutlaka itiraf ederek sana: «Onu indiren yalnızca Allah’tır» diyeceklerdir. De ki: «Sana karşı onların aleyhindeki hüccetini ortaya koyan Allah’a hamdolsun.» Bilakis onların çoğu kendilerine neyin fayda neyin zarar vereceğini akletmezler. Eğer akletselerdi, Allah ile birlikte başkasına şirk koşmazlardı.

3298. Metin

وما هذه الحياة الدنيا إلا لهو ولعب، تلهو بها القلوب وتلعب بها الأبدان; بسبب ما فيها من الزينة والشهوات، ثم تزول سريعًا، وإن الدار الآخرة لهي الحياة الحقيقية الدائمة التي لا موت فيها، لو كان الناس يعلمون ذلك لما آثروا دار الفناء على دار البقاء.

Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir; içindeki süs ve şehvetler sebebiyle kalpler onunla oyalanır, bedenler onunla eğlenir, sonra da çabucak yok olup gider. Şüphesiz ahiret yurdu ise içinde ölümün bulunmadığı hakiki ve ebedî hayatın ta kendisidir. İnsanlar bunu bilselerdi, fani yurdu baki yurda tercih etmezlerdi.

3299. Metin

فإذا ركب الكفار السفن في البحر، وخافوا الغرق، وحَّدوا الله، وأخلصوا له في الدعاء حال شدتهم، فلما نجَّاهم إلى البر، وزالت عنهم الشدة، عادوا إلى شركهم، إنهم بهذا يتناقضون، يوحِّدون الله ساعة الشدة، ويشركون به ساعة الرخاء. وشِرْكهم بعد نعمتنا عليهم بالنجاة من البحر; ليكونَ عاقبته الكفر بما أنعمنا عليهم في أنفسهم وأموالهم، وليكملوا تمتعهم في هذه الدنيا، فسوف يعلمون فساد عملهم، وما أعدَّه الله لهم من عذاب أليم يوم القيامة. وفي ذلك تهديد ووعيد لهم.

Kâfirler denizde gemilere bindiklerinde ve boğulmaktan korktuklarında, darlık anlarında Allah’ı birler ve duayı yalnızca O’na has kılarlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığında ve darlık üzerlerinden kalktığında ise tekrar şirklerine dönerler. Onlar bu tutumlarıyla çelişki içindedirler; zorluk anında Allah’ı birler, genişlik ve rahatlık anında ise O’na ortak koşarlar. Denizden kurtarma nimetimizden sonraki bu şirkleri; kendilerine ve mallarına bahşettiğimiz nimetleri nankörce inkâr etmeleri ve bu dünyadaki geçici zevklerini tamamlamaları neticesini doğurur. İleride amellerinin bozukluğunu ve Allah'ın kıyamet günü kendileri için hazırladığı elem verici azabı bileceklerdir. Bunda onlar için açık bir tehdit ve uyarı vardır.

3300. Metin

أو لم يشاهد كفار «مكة» أن الله جعل «مكة» لهم حَرَمًا آمنًا يأمن فيه أهله على أنفسهم وأموالهم، والناسُ مِن حولهم خارج الحرم، يُتَخَطَّفون غير آمنين؟ أفبالشرك يؤمنون، وبنعمة الله التي خصَّهم بها يكفرون، فلا يعبدونه وحده دون سواه؟

Mekke kâfirleri, Harem'in dışındaki çevrelerinde insanlar güven içinde olmayıp kapılıp götürülürken, Allah’ın Mekke’yi halkının canları ve malları hususunda güvende olduğu emin bir Harem kıldığını görmediler mi? Hâlâ şirke inanıp Allah’ın kendilerine tahsis ettiği nimeti inkâr mı ediyorlar da başkasını bırakıp yalnızca O'na ibadet etmiyorlar?

3301. Metin

لا أحد أشد ظلمًا ممن كذَب على الله، فنسب ما هو عليه من الضلال والباطل إلى الله، أو كذَّب بالحق الذي بعث الله به رسوله محمدًا ﷺ، إن في النار لمسكنًا لمن كفر بالله، وجحد توحيده وكذَّب رسوله محمدًا ﷺ.

Allah adına yalan uydurarak içinde bulunduğu sapıklığı ve batılı Allah'a nispet eden yahut Allah'ın Peygamberi Muhammed'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gönderdiği hakkı yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz Allah'ı inkâr eden, O'nun tevhidini hiçe sayan ve Peygamberi Muhammed'i (sallallâhu aleyhi ve sellem) yalanlayanlar için ateşte bir barınak vardır.

3302. Metin

والمؤمنون الذين جاهدوا أعداء الله، والنفس، والشيطان، وصبروا على الفتن والأذى في سبيل الله، سيهديهم الله سبل الخير، ويثبتهم على الصراط المستقيم، ومَن هذه صفته فهو محسن إلى نفسه وإلى غيره. وإن الله ﷾ لمع مَن أحسن مِن خَلْقِه بالنصرة والتأييد والحفظ والهداية.

Allah’ın düşmanlarıyla, nefisle ve şeytanla cihat eden; Allah yolunda fitnelere ve eziyetlere sabreden müminleri Allah, mutlaka hayır yollarına iletecek ve onları dosdoğru yol üzere sabit kılacaktır. Kim bu vasfa sahip olursa, hem kendi nefsine hem de başkalarına iyilik etmiş olur. Şüphesiz Allah [celle celâluhu], yarattıklarından iyilik edenlerin yardım, destek, koruma ve hidayetle muhakkak yanındadır.