4261. Metin
الذين جحدوا أن الله هو الإله الحق وحده لا شريك له، وصدوا الناس عن دينه، أَذْهَبَ الله أعمالهم، وأبطلها، وأشقاهم بسببها.
Allah'ın tek ve ortaksız hak ilah olduğunu inkâr eden ve insanları O'nun dininden alıkoyanların amellerini Allah boşa çıkarmış, onları hükümsüz kılmış ve bu sebeple kendilerini bedbaht etmiştir.
4262. Metin
والذين صدَّقوا الله واتَّبَعوا شرعه وصدَّقوا بالكتاب الذي أنزل على محمد ﷺ، وهو الحق الذي لا شك فيه من ربهم، عفا عنهم وستر عليهم ما عملوا من السيئات، فلم يعاقبهم عليها، وأصلح شأنهم في الدنيا والآخرة.
Allah'ı tasdik edip O'nun şeriatına uyan, Muhammed'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) indirilen ve Rablerinden gelen şüphesiz hak olan kitaba iman edenlere gelince; [Allah] onların işledikleri kötülükleri bağışlamış, üzerlerini örtmüş, bu sebeple onları cezalandırmamış ve dünyada da ahirette de durumlarını ıslah etmiştir.
4263. Metin
ذلك الإضلال والهدى سببه أن الذين كفروا اتَّبَعوا الشيطان فأطاعوه، وأن الذين آمنوا اتَّبَعوا الرسول ﷺ وما جاء به من النور والهدى، كما بيَّن الله تعالى فِعْلَه بالفريقين أهل الكفر وأهل الإيمان بما يستحقان يضرب سبحانه للناس أمثالهم، فيلحق بكل قوم من الأمثال والأشكال ما يناسبه.
Bu sapkınlık ve hidayetin sebebi; inkâr edenlerin şeytana uyup ona itaat etmeleri, iman edenlerin ise Resul'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve onun getirdiği nura ve hidayete uymalarıdır. Nitekim Allah Teâlâ, hak ettikleri üzere küfür ehli ile iman ehline yaptıklarını böylece açıklamıştır. O, insanlara kendi durumlarını misallerle anlatır ve her topluluğa kendisine uygun olan misalleri ve benzerleri yükler.
4264. Metin
فإذا لقيتم -أيها المؤمنون- الذين كفروا في ساحات الحرب فاصدقوهم القتال، واضربوا منهم الأعناق، حتى إذا أضعفتموهم بكثرة القتل، وكسرتم شوكتهم، فأحكموا قيد الأسرى: فإما أن تَمُنُّوا عليهم بفك أسرهم بغير عوض، وإما أن يفادوا أنفسهم بالمال أو غيره، وإما أن يُسْتَرَقُّوا أو يُقْتَلوا، واستمِرُّوا على ذلك حتى تنتهي الحرب. ذلك الحكم المذكور في ابتلاء المؤمنين بالكافرين ومداولة الأيام بينهم، ولو يشاء الله لانتصر للمؤمنين من الكافرين بغير قتال، ولكن جعل عقوبتهم على أيديكم، فشرع الجهاد؛ ليختبركم بهم، ولينصر بكم دينه. والذين قُتلوا في سبيل الله من المؤمنين فلن يُبْطِل الله ثواب أعمالهم، سيوفقهم أيام حياتهم في الدنيا إلى طاعته ومرضاته، ويُصْلح حالهم وأمورهم وثوابهم في الدنيا والآخرة، ويدخلهم الجنة، عرَّفهم بها ونعتها لهم، ووفقهم للقيام بما أمرهم به -ومن جملته الشهادة في سبيله-، ثم عرَّفهم إذا دخلوا الجنة منازلهم بها.
[Ey müminler!] Savaş meydanlarında kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlarla kıyasıya savaşın ve boyunlarını vurun. Nihayet çokça öldürerek onları sindirdiğiniz ve güçlerini kırdığınız zaman, esirlerin bağlarını sıkı tutun: Artık bundan sonra ya onları karşılıksız salıvererek lütufta bulunursunuz ya da mal veya başka bir şey karşılığında fidye alırsınız; yahut köleleştirilirler ya da öldürülürler. Savaş sona erene kadar bu şekilde devam edin. Bu, müminlerin kâfirlerle imtihan edilmesi ve günler [ile üstünlüğün] aralarında döndürülmesi hususunda zikredilen hükümdür. Şayet Allah dileseydi, savaş olmaksızın da kâfirlere karşı müminlere zafer verirdi. Fakat O, kâfirlerin cezasını sizin ellerinizle vermek istemiştir. Sizi onlarla sınamak ve O'nun dinine sizinle zafer bahşetmek için cihadı meşru kılmıştır. Allah yolunda öldürülen müminlere gelince; Allah onların amellerinin sevabını asla boşa çıkarmayacaktır. Dünyadaki hayatları boyunca onları O'nun itaatine ve rızasına muvaffak kılacak, dünyada ve ahirette durumlarını, işlerini ve mükâfatlarını ıslah edecek ve onları cennete koyacaktır. Cenneti onlara tanıtmış, niteliklerini bildirmiş ve kendilerine emrettiği şeyleri —ki O'nun yolunda şehit olmak da bunlardandır— yerine getirmeye onları muvaffak kılmıştır; sonra da cennete girdiklerinde oradaki konaklarını onlara tanıtmıştır.
4265. Metin
يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، إن تنصروا دين الله بالجهاد في سبيله، والحكم بكتابه، وامتثال أوامره، واجتناب نواهيه، ينصركم الله على أعدائكم، ويثبت أقدامكم عند القتال.
Ey Allah'ı ve Resulü'nü tasdik edip O'nun şeriatıyla amel edenler! Eğer siz O'nun yolunda cihad ederek, Kitabı ile hükmederek, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'ın dinine yardım ederseniz, Allah da düşmanlarınıza karşı size yardım eder ve savaş anında ayaklarınızı sabit kılar.
4266. Metin
والذين كفروا فهلاكًا لهم، وأذهب الله ثواب أعمالهم؛ ذلك بسبب أنهم كرهوا كتاب الله المنزل على نبيه محمد ﷺ، فكذبوا به، فأبطل أعمالهم; لأنها كانت في طاعة الشيطان.
İnkâr edenlere gelince, yıkım onlara olsun! Allah onların amellerinin sevabını yok etmiştir. Bu, Peygamberi Muhammed'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) indirilen Allah'ın Kitabı'nı kerih görüp yalanlamaları sebebiyledir. Dolayısıyla [Allah], şeytana itaat yolunda olduğu için onların amellerini boşa çıkarmıştır.
4267. Metin
أفلم يَسِرْ هؤلاء الكفار في أرض الله معتبرين بما حلَّ بالأمم المكذبة قبلهم من العقاب؟ دمَّر الله عليهم ديارهم، وللكافرين أمثال تلك العاقبة التي حلت بتلك الأمم.
Bu kâfirler yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden önceki yalanlayıcı ümmetlerin başına gelen azaptan ibret almadılar mı? Allah onların yurtlarını yerle bir etmiştir. O kâfirler için de bu ümmetlerin başına gelen akıbetin benzerleri vardır.
4268. Metin
ذلك الذي فعلناه بالفريقين فريق الإيمان وفريق الكفر; بسبب أن الله وليُّ المؤمنين ونصيرهم، وأن الكافرين لا وليَّ لهم ولا نصير.
İki topluluğa, yani iman topluluğu ile küfür topluluğuna yaptığımız bu muamele; Allah'ın müminlerin velisi ve yardımcısı olması, kâfirlerin ise hiçbir velisi ve yardımcısının bulunmaması sebebiyledir.
4269. Metin
إن الله يدخل الذين آمنوا بالله ورسوله وعملوا الصالحات جنات تجري من تحت أشجارها الأنهار تَكْرِمَةً لهم، ومثل الذين كفروا في أكلهم وتمتعهم بالدنيا، كمثل الأنعام من البهائم التي لا همَّ لها إلا في الاعتلاف دون غيره، ونار جهنم مسكن لهم ومأوى.
Şüphesiz Allah; Allah'a ve Resulü'ne iman edip salih ameller işleyenleri, kendilerine bir ikram olarak, ağaçlarının altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenlerin dünyadaki yemeleri ve yararlanmaları ise, yemlenmekten başka hiçbir gayesi olmayan hayvanların durumu gibidir. Onların yurdu ve barınağı ise cehennem ateşidir.
4270. Metin
وكثير من أهل قرى كانوا أشد بأسًا من أهل قريتك -أيها الرسول، وهي «مكة» - التي أخرجتك، دمَّرناهم بأنواع من العذاب، فلم يكن لهم نصير ينصرهم من عذاب الله.
Seni yurdundan çıkaran kendi memleketinin —ki o Mekke'dir— halkından daha çetin ve güçlü nice belde halkları vardı ki, biz onları türlü azaplarla helak ettik de kendilerini Allah'ın azabından kurtaracak hiçbir yardımcıları olmadı.
4271. Metin
أفمن كان على برهان واضح من ربه والعلم بوحدانيته، كمن حسَّن له الشيطان قبيح عمله، واتبع ما دعته إليه نفسه من معصية الله وعبادة غيره مِن غير حجة ولا برهان؟ لا يستوون.
Rabbinden apaçık bir delil ve O'nun birliği bilgisi üzerinde olan kimse; hiçbir delili ve kanıtı olmaksızın, şeytanın kendisine çirkin amelini süslediği, nefsinin kendisini Allah'a isyana ve O'ndan başkasına kulluğa çağırdığı şeylere uyan kimse gibi midir? Onlar bir olmazlar.
4272. Metin
صفة الجنة التي وعدها الله المتقين: فيها أنهارٌ عظيمة من ماء غير متغيِّر، وأنهار من لبن لم يتغيَّر طعمه، وأنهار من خمر يتلذذ به الشاربون، وأنهار من عسل قد صُفِّي من مما يخالطه من الشوائب، ولهؤلاء المتقين في هذه الجنة جميع الثمرات من مختلف الفواكه وغيرها، وأعظم من ذلك السَّتر والتجاوزُ عن ذنوبهم، هل مَن هو في هذه الجنة كمَن هو ماكث في النار لا يخرج منها، وسُقوا ماء تناهى في شدة حره فقطَّع أمعاءهم؟
Allah'ın takva sahiplerine vadettiği cennetin niteliği şöyledir: Orada bozulmayan sudan büyük ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve içine karışan yabancı maddelerden arındırılmış süzme baldan ırmaklar vardır. Bu cennette takva sahipleri için türlü meyvelerden ve başka nimetlerden her türlü ürün vardır. Bundan da büyüğü ise, günahlarının örtülmesi ve bağışlanmasıdır. Bu cennette olan kimse; ateşin içinde ebedî kalan, oradan hiç çıkamayan ve bağırsaklarını parçalayacak derecede kaynar su içirilen kimse gibi olur mu?
4273. Metin
ومن هؤلاء المنافقين مَن يستمع إليك -أيها النبي- بغير فهم؛ تهاونًا منهم واستخفافًا، حتى إذا انصرفوا من مجلسك قالوا لمن حضروا مجلسك من أهل العلم بكتاب الله -على سبيل الاستهزاء-: ماذا قال محمد الآن؟ أولئك الذين ختم الله على قلوبهم، فلا تفقه الحق ولا تهتدي إليه، واتبعوا أهواءهم في الكفر والضلال.
Bu münafıklardan öylesi vardır ki, önemsemediklerinden ve hafife aldıklarından ötürü seni anlamaksızın dinler. Nihayet senin meclisinden ayrıldıklarında, Allah'ın Kitabı'nı bilen ilim ehlinden o mecliste bulunanlara alay yoluyla: "Muhammed az önce ne söyledi?" derler. İşte onlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği, bu yüzden hakkı anlamayan ve ona hidayet bulamayan, küfür ve sapkınlık hususunda hevalarına uyan kimselerdir.
4274. Metin
والذين اهتدوا لاتِّباع الحق زادهم الله هدى، فقوي بذلك هداهم، ووفقهم للتقوى، ويسَّرها لهم.
Hakka tabi olarak hidayeti bulanlara gelince; Allah onların hidayetini artırmış, böylece hidayetleri güçlenmiş, onları takvaya muvaffak kılmış ve bunu onlar için kolaylaştırmıştır.
4275. Metin
ما ينتظر هؤلاء المكذبون إلا الساعة التي وُعدوا بها أن تجيئهم فجأةً، فقد ظهرت علاماتها ولم ينتفعوا بذلك، فمن أين لهم التذكر إذا جاءتهم الساعة؟
Bu yalanlayıcılar, kendilerine vadedilen kıyametin ansızın başlarına gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri belirmiştir ama onlar bundan ibret almamışlardır. Kıyamet kendilerine geldiğinde artık öğüt almaları onlara nereden fayda verecek?
4276. Metin
فاعلم -أيها النبي- أنه لا معبود بحق إلا الله، واستغفر لذنبك، واستغفر للمؤمنين والمؤمنات. والله يعلم تصرفكم في يقظتكم نهارًا، ومستقركم في نومكم ليلا.
[Ey Peygamber!] Bil ki, Allah'tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Günahın için, mümin erkekler ve mümin kadınlar için bağışlanma dile. Allah, gündüz uyanıkken yaptıklarınızı da gece uykunuzda sığındığınız yeri de bilir.
4277. Metin
ويقول الذين آمنوا بالله ورسوله: هلا نُزِّلت سورة من الله تأمرنا بجهاد الكفار، فإذا أُنزِلت سورة محكمة بالبيان والفرائض وذُكر فيها الجهاد، رأيت الذين في قلوبهم شك في دين الله ونفاق ينظرون إليك -أيها النبي- نظر الذي قد غُشِيَ عليه خوفَ الموت، فأولى لهؤلاء الذين في قلوبهم مرض أن يطيعوا الله، وأن يقولوا قولا موافقًا للشرع. فإذا وجب القتال وجاء أمر الله بِفَرْضه كره هؤلاء المنافقون ذلك، فلو صدقوا الله في الإيمان والعمل لكان خيرًا لهم من المعصية والمخالفة.
Allah'a ve Resulü'ne iman edenler: "Keşke Allah'tan, bize kâfirlerle cihad etmeyi emreden bir sure indirilseydi!" derler. Hükmü açık, farzları belirten ve içinde cihad zikredilen muhkem bir sure indirildiği zaman ise, kalplerinde Allah'ın dinine dair şüphe ve nifak bulunanların, ölüm korkusundan baygınlık geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Kalplerinde hastalık bulunan bu kimseler için en uygun olanı; Allah'a itaat etmeleri ve şeriata uygun söz söylemeleridir. Savaş kesinleşip Allah'ın onu farz kılan emri geldiğinde bu münafıklar bundan hoşlanmadılar. Oysa iman ve amelde Allah'a sadakat gösterselerdi, bu onlar için isyan ve muhalefet etmekten elbette daha hayırlı olurdu.
4278. Metin
فلعلكم إن أعرضتم عن كتاب الله وسنة نبيه محمد ﷺ أن تعصوا الله في الأرض، فتكفروا به وتسفكوا الدماء وتُقَطِّعوا أرحامكم.
Demek siz, Allah'ın Kitabı'ndan ve Peygamberi Muhammed'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) sünnetinden yüz çevirirseniz, yeryüzünde Allah'a isyan edip O'nu inkâr edecek, kan dökecek ve akrabalık bağlarını koparacaksınız öyle mi?
4279. Metin
أولئك الذين أبعدهم الله من رحمته، فجعلهم لا يسمعون ما ينفعهم ولا يبصرونه، فلم يتبينوا حجج الله مع كثرتها.
İşte onlar, Allah'ın kendilerini rahmetinden uzaklaştırdığı, kendilerine fayda veren şeyleri işitmez ve görmez kıldığı kimselerdir. Bu sebeple, ne kadar çok olsa da Allah'ın delillerini idrak edememişlerdir.
4280. Metin
أفلا يتدبر هؤلاء المنافقون مواعظ القرآن ويتفكرون في حججه؟ بل هذه القلوب مغلَقة لا يصل إليها شيء من هذا القرآن، فلا تتدبر مواعظ الله وعبره.
Bu münafıklar Kur'an'ın öğütlerini derinlemesine düşünmezler ve onun delilleri üzerinde kafa yormazlar mı? Aksine bu kalpler kilitlidir; bu Kur'an'dan hiçbir şey onlara ulaşmaz, dolayısıyla Allah'ın öğütlerini ve ibretlerini düşünüp kavramazlar.
4281. Metin
إن الذين ارتدُّوا عن الهدى والإيمان، ورجعوا على أعقابهم كفارًا بالله من بعد ما وَضَح لهم الحق، الشيطان زيَّن لهم خطاياهم، ومدَّ لهم في الأمل.
Kendilerine hak apaçık belli olduktan sonra hidayetten ve imandan dönüp gerisin geriye Allah'ı inkâra sapanlara şeytan, günahlarını süslemiş ve onları uzun emellerle oyalamıştır.
4282. Metin
ذلك الإمداد لهم حتى يتمادوا في الكفر ; بسبب أنهم قالوا لليهود الذين كرهوا ما نزل الله: سنطيعكم في بعض الأمر الذي هو خلاف لأمر الله وأمر رسوله، والله تعالى يعلم ما يخفيه هؤلاء ويسرونه، فليحذر المسلم من طاعة غير الله فيما يخالف أمر الله سبحانه، وأمر رسوله محمد ﷺ.
Onların küfürde haddi aşmaları için bu şekilde mühlet verilmesi; Allah'ın indirdiğini kerih gören Yahudilere: "Allah'ın ve Resulü'nün emrine aykırı olan bazı hususlarda size itaat edeceğiz" demeleri sebebiyledir. Allah Teâlâ onların gizlediklerini ve sır olarak tuttuklarını bilir. O halde bir Müslüman, Allah Teâlâ'nın ve Resulü Muhammed'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) emrine aykırı olan hususlarda Allah'tan başkasına itaat etmekten sakınsın.
4283. Metin
فكيف حالهم إذا قبضت الملائكة أرواحهم وهم يضربون وجوههم وأدبارهم؟
Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını aldıkları zaman halleri nice olur?
4284. Metin
ذلك العذاب الذي استحقوه ونالوه؛ بسبب أنهم اتبعوا ما أسخط الله عليهم من طاعة الشيطان، وكرهوا ما يرضيه عنهم من العمل الصالح، ومنه قتال الكفار بعدما افترضه عليهم، فأبطل الله ثواب أعمالهم من صدقة وصلة رحم وغير ذلك.
Hak ettikleri ve uğradıkları bu azap; şeytana itaat ederek Allah'ı kendilerine gazaplandıracak şeylerin peşine düşmeleri ve kendilerine farz kılındıktan sonra kâfirlerle savaşmak da dahil olmak üzere O'nu kendilerinden razı edecek salih amelleri kerih görmeleri sebebiyledir. Bu yüzden Allah sadaka, sıla-i rahim (akrabalık bağlarını gözetme) ve benzeri amellerinin sevabını boşa çıkarmıştır.
4285. Metin
بل أظنَّ المنافقون أن الله لن يُخْرِج ما في قلوبهم من الحسد والحقد للإسلام وأهله؟ بلى فإن الله يميز الصادق من الكاذب.
Yoksa o münafıklar, kalplerinde İslam'a ve ehline karşı besledikleri haset ve kini Allah'ın asla ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Bilakis, Allah doğru söyleyen ile yalancıyı birbirinden ayırt eder.
4286. Metin
ولو نشاء -أيها النبي- لأريناك أشخاصهم، فلعرفتهم بعلامات ظاهرة فيهم، ولتعرفنَّهم فيما يبدو من كلامهم الدال على مقاصدهم. والله تعالى لا تخفى عليه أعمال مَن أطاعه ولا أعمال من عصاه، وسيجازي كلا بما يستحق.
[Ey Peygamber!] Şayet dileseydik onların şahıslarını sana gösterirdik de sen onları üzerlerindeki belirgin alametlerden tanırdın. Sen onları maksatlarını ele veren konuşma tarzlarından da mutlaka tanırsın. Allah Teâlâ'ya, kendisine itaat edenin amelleri de isyan edenin amelleri de gizli kalmaz; herkese hak ettiğinin karşılığını eksiksiz verecektir.
4287. Metin
ولنختبرنكم -أيها المؤمنون- بالقتال والجهاد لأعداء الله حتى يظهر ما علمه سبحانه في الأزل؛ لنميز أهل الجهاد منكم والصبر على قتال أعداء الله، ونختبر أقوالكم وأفعالكم، فيظهر الصادق منكم من الكاذب.
[Ey müminler!] İçinizden cihad edenleri ve Allah'ın düşmanlarıyla savaşmaya sabredenleri ayırt etmek, O'nun ezelde bildiğini açığa çıkarmak ve sözlerinizle fiillerinizi imtihan edip içinizden doğru olanı yalancı olandan ayırt etmek için, Allah'ın düşmanlarıyla savaş ve cihad ile sizi mutlaka sınayacağız.
4288. Metin
إن الذين جحدوا أن الله هو الإله الحق وحده لا شريك له، وصدوا الناس عن دينه، وخالفوا رسول الله ﷺ، فحاربوه من بعد ما جاءتهم الحجج والآيات أنه نبي من عند الله، لن يضروا دين الله شيئًا، وسيُبْطِل ثواب أعمالهم التي عملوها في الدنيا؛ لأنهم لم يريدوا بها وجه الله تعالى.
Allah'ın tek ve ortaksız hak ilah olduğunu inkâr eden, insanları O'nun dininden alıkoyan ve onun Allah katından bir peygamber olduğuna dair deliller ve ayetler kendilerine geldikten sonra Allah'ın Resulü'ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı gelip onunla savaşanlar, Allah'ın dinine hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, dünyada yaptıkları amellerin sevabını boşa çıkaracaktır; zira onlar bu amellerle Allah Teâlâ'nın rızasını gözetmemişlerdi.
4289. Metin
يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه أطيعوا الله وأطيعوا الرسول في أمرهما ونهيهما، ولا تبطلوا ثواب أعمالكم بالكفر والمعاصي.
Ey Allah'ı ve Resulü'nü tasdik edip O'nun şeriatıyla amel edenler! Emir ve yasaklarında Allah'a itaat edin, Resul'e de itaat edin. İnkâr ve günahlarla amellerinizin sevabını boşa çıkarmayın.
4290. Metin
إن الذين جحدوا أن الله هو الإله الحق وحده لا شريك له وصدُّوا الناس عن دينه، ثم ماتوا على ذلك، فلن يغفر الله لهم، وسيعذبهم عقابًا لهم على كفرهم، ويفضحهم على رؤوس الأشهاد.
Allah'ın tek ve ortaksız hak ilah olduğunu inkâr eden, insanları O'nun dininden alıkoyan ve sonra da bu hâl üzere ölenleri Allah asla bağışlamayacaktır; inkârlarına ceza olarak onlara azap edecek ve şahitlerin huzurunda onları rezil edecektir.
4291. Metin
فلا تضعفوا -أيها المؤمنون بالله ورسوله- عن جهاد المشركين، وتجْبُنوا عن قتالهم، وتدعوهم إلى الصلح والمسالمة، وأنتم القاهرون لهم والعالون عليهم، والله تعالى معكم بنصره وتأييده. وفي ذلك بشارة عظيمة بالنصر والظَّفَر على الأعداء. ولن يُنْقصكم الله ثواب أعمالكم.
Ey Allah'a ve Resulü'ne iman edenler! Müşriklerle cihaddan yana gevşeklik göstermeyin, onlarla savaşmaktan korkup çekinmeyin ve siz onlara galip ve üstün durumda iken barış ve uzlaşmaya çağırmayın. Allah Teâlâ yardımı ve desteğiyle sizinle beraberdir. Bunda düşmanlara karşı zafer ve üstünlük hususunda büyük bir müjde vardır. Allah, amellerinizin sevabını asla eksiltmeyecektir.
4292. Metin
إنما الحياة الدنيا لعب وغرور. وإن تؤمنوا بالله ورسوله، وتتقوا الله بأداء فرائضه واجتناب معاصيه، يؤتكم ثواب أعمالكم، ولا يسألْكم إخراج أموالكم جميعها في الزكاة، بل يسألكم إخراج بعضها. إن يسألكم أموالكم، فيُلِحَّ عليكم ويجهدكم، تبخلوا بها وتمنعوه إياها، ويظهر ما في قلوبكم من الحقد إذا طلب منكم ما تكرهون بذله.
Dünya hayatı ancak bir oyun ve aldanıştır. Eğer Allah'a ve Resulü'ne iman eder, O'nun farzlarını yerine getirip günahlarından sakınarak Allah'tan korkarsanız, size amellerinizin mükâfatını verir; zekât hususunda mallarınızın tamamını çıkarmanızı istemez, bilakis bir kısmını çıkarmanızı ister. Eğer sizden mallarınızı isteyip de bu hususta size ısrar etse ve sizi zorlasaydı, cimrilik edip onu vermekten kaçınırdınız ve harcanmasından hoşlanmadığınız şey sizden istendiğinde kalplerinizdeki kin açığa çıkardı.
4293. Metin
ها أنتم -أيها المؤمنون- تُدْعَون إلى النفقة في جهاد أعداء الله ونصرة دينه، فمنكم مَن يَبْخَلُ بالنفقة في سبيل الله، ومَن يَبْخَلْ فإنما يبخل عن نفسه، والله تعالى هو الغنيُّ عنكم وأنتم الفقراء إليه، وإن تتولوا عن الإيمان بالله وامتثال أمره يهلكُّم، ويأت بقوم آخرين، ثم لا يكونوا أمثالكم في التولي عن أمر الله، بل يطيعونه ويطيعون رسوله، ويجاهدون في سبيله بأموالهم وأنفسهم.
İşte sizler —ey müminler— Allah'ın düşmanlarına karşı cihad etmek ve O'nun dinine yardım etmek üzere harcamada bulunmaya çağrılıyorsunuz. İçinizden kimi Allah yolunda infak etmekten cimrilik eder. Kim cimrilik ederse, ancak kendi aleyhine cimrilik etmiş olur. Allah Teâlâ size muhtaç olmayan zengindir, siz ise O'na muhtaç fakirlersiniz. Eğer Allah'a imandan ve O'nun emrine boyun eğmekten yüz çevirirseniz, sizi helak eder ve yerinize başka bir topluluk getirir; sonra onlar Allah'ın emrinden yüz çevirme hususunda sizin gibi olmazlar, aksine O'na ve Resulü'ne itaat ederler, O'nun yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ederler.