4444. Metin
أقسم الله تعالى بالنجوم إذا غابت، ما حاد محمد ﷺ عن طريق الهداية والحق، وما خرج عن الرشاد، بل هو في غاية الاستقامة والاعتدال والسداد، وليس نطقه صادرًا عن هوى نفسه. ما القرآن وما السنة إلا وحي من الله إلى نبيه محمد ﷺ.
Allah Teâlâ battıkları vakit yıldızlara yemin etti ki: Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem hidayet ve hak yolundan sapmamış, doğru yoldan çıkmamıştır. Aksine o, tam bir dosdoğruluk, itidal ve isabet üzeredir. Onun konuşması kendi nefsinin arzusundan kaynaklanmaz. Kur'an ve Sünnet, Allah'tan Peygamberi Muhammed'e sallallâhu aleyhi ve sellem gelen vahiyden başka bir şey değildir.
4445. Metin
علَّم محمدًا ﷺ مَلَك شديد القوة، ذو منظر حسن، وهو جبريل ﵇، الذي ظهر واستوى على صورته الحقيقية للرسول ﷺ في الأفق الأعلى، وهو أفق الشمس عند مطلعها، ثم دنا جبريل من الرسول ﷺ، فزاد في القرب، فكان دنوُّه مقدار قوسين أو أقرب من ذلك. فأوحى الله ﷾ إلى عبده محمد ﷺ ما أوحى بواسطة جبريل ﵇. ما كذب قلب محمد ﷺ ما رآه بصره.
Muhammed'e sallallâhu aleyhi ve sellem [vahyi], çok güçlü, güzel görünüşlü bir melek öğretti; o, en yüce ufukta -ki güneşin doğduğu yerdeki ufuktur- Resûl'e sallallâhu aleyhi ve sellem kendi asıl suretinde görünüp doğrulmuş olan Cibrîl'dir aleyhisselâm. Sonra Cibrîl, Resûl'e sallallâhu aleyhi ve sellem yaklaştı, yakınlığını daha da artırdı; öyle ki aralarındaki mesafe iki yay kadar yahut daha da yakın oldu. Böylece Allah azze ve celle, kulu Muhammed'e sallallâhu aleyhi ve sellem Cibrîl aleyhisselâm vasıtasıyla vahyettiğini vahyetti. Muhammed'in sallallâhu aleyhi ve sellem kalbi, gözünün gördüğünü yalanlamadı.
4446. Metin
أتُكذِّبون محمدًا ﷺ، فتجادلونه على ما يراه ويشاهده من آيات ربه؟ ولقد رأى محمد ﷺ جبريل على صورته الحقيقية مرة أخرى عند سدرة المنتهى -شجرة نَبْق- وهي في السماء السابعة، ينتهي إليها ما يُعْرَج به من الأرض، وينتهي إليها ما يُهْبَط به من فوقها، عندها جنة المأوى التي وُعِد بها المتقون. إذ يغشى السدرة من أمر الله شيء عظيم، لا يعلم وصفه إلا الله ﷿. وكان النبي ﷺ على صفة عظيمة من الثبات والطاعة، فما مال بصره يمينًا ولا شمالا ولا جاوز ما أُمِر برؤيته. لقد رأى محمد ﷺ ليلة المعراج من آيات ربه الكبرى الدالة على قدرة الله وعظمته من الجنة والنار وغير ذلك.
Muhammed'i sallallâhu aleyhi ve sellem yalanlayıp da Rabbinin ayetlerinden gördüğü ve müşahede ettiği şeyler hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem Cibrîl'i, Sidretü'l-Müntehâ'nın -bir nebbk (arabistan kirazı) ağacı- yanında kendi asıl suretinde bir kez daha gördü. O ağaç yedinci kat semadadır; yeryüzünden yukarı yükseltilen şeyler onda son bulur, onun üstünden indirilen şeyler de onda son bulur. Takva sahiplerine vaad edilen Me'vâ Cenneti onun yanındadır. O vakit Sidre'yi, Allah'ın emrinden öyle muazzam bir şey bürümüştü ki onun niteliğini Allah azze ve celle'den başkası bilemez. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem sebat ve itaatte pek yüce bir vasıftaydı; gözü ne sağa ne sola kaydı ve ne de görmesi emredileni aştı. Andolsun ki Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem Mirac gecesinde Rabbinin, Allah'ın kudret ve azametine delalet eden en büyük ayetlerinden Cennet'i, Cehennem'i ve daha başka şeyleri gördü.
4447. Metin
أفرأيتم -أيها المشركون- هذه الآلهة التي تعبدونها: اللات والعزَّى ومناة الثالثة الأخرى، هل نفعت أو ضرَّت حتى تكون شركاء لله؟
[Ey müşrikler!] Taptığınız şu putları gördünüz mü: Lât, Uzzâ ve bunların üçüncüsü olan diğer [put] Menât'ı? Bunlar Allah'a ortak olacak derecede bir fayda yahut zarar verdiler mi?
4448. Metin
أتجعلون لكم الذَّكر الذي ترضونه، وتجعلون لله بزعمكم الأنثى التي لا ترضونها لأنفسكم؟ تلك إذًا قسمة جائرة. ما هذه الأوثان إلا أسماء ليس لها من أوصاف الكمال شيء، إنما هي أسماء سميتموها أنتم وآباؤكم بمقتضى أهوائكم الباطلة، ما أنزل الله بها مِن حجة تصدق دعواكم فيها. ما يتبع هؤلاء المشركون إلا الظن، وهوى أنفسهم المنحرفة عن الفطرة السليمة، ولقد جاءهم من ربهم على لسان النبي ﷺ، ما فيه هدايتهم، فما انتفعوا به.
Razı olduğunuz erkeği kendinize ayırıyor da kendi nefsiniz için razı olmadığınız dişiyi zannınızca Allah'a mı isnat ediyorsunuz? O hâlde bu, haksız bir taksimdir. Bu putlar, hiçbir kemal sıfatı bulunmayan kuru isimlerden ibarettir. Onlar ancak sizin ve atalarınızın batıl hevalarınız doğrultusunda taktığınız isimlerdir; Allah onların hakkında iddialarınızı doğrulayacak hiçbir delil indirmemiştir. Bu müşrikler ancak zanna ve selim fıtrattan sapmış nefislerinin hevasına uyuyorlar. Hâlbuki onlara Rablerinden Peygamber'in sallallâhu aleyhi ve sellem diliyle, kendilerini hidayete erdirecek [rehber] gelmiştir; fakat ondan istifade etmediler.
4449. Metin
ليس للإنسان ما تمناه من شفاعة هذه المعبودات أو غيرها مما تهواه نفسه، فلله أمر الدنيا والآخرة.
İnsana, bu tapılanların şefaati olsun veya nefsinin arzuladığı diğer şeyler olsun, temenni ettiği her şey verilecek değildir. Çünkü dünyanın da ahiretin de tasarrufu Allah'a aittir.
4450. Metin
وكثير من الملائكة في السموات مع علوِّ منزلتهم، لا تنفع شفاعتهم شيئًا إلا من بعد أن يأذن الله لهم بالشفاعة، ويرضى عن المشفوع له.
Göklerde bulunan nice melek vardır ki derecelerinin yüceliğine rağmen, Allah kendilerine şefaat için izin verip şefaat olunacak kimseden razı olmadıkça onların şefaati hiçbir fayda sağlamaz.
4451. Metin
إن الذين لا يصدِّقون بالحياة الآخرة من كفار العرب ولا يعملون لها ليسمُّون الملائكة تسمية الإناث؛ لاعتقادهم جهلا أن الملائكة إناث، وأنهم بنات الله. وما لهم بذلك من علم صحيح يصدِّق ما قالوه، ما يتبعون إلا الظن الذي لا يجدي شيئًا، ولا يقوم أبدًا مقام الحق.
Arap kâfirlerinden ahiret hayatına inanmayan ve onun için amel etmeyenler, meleklerin dişi ve Allah'ın kızları olduğuna dair cahilce inançları sebebiyle meleklere dişi isimleri verirler. Bu hususta onların söylediklerini doğrulayacak hiçbir sahih bilgileri yoktur; hiçbir fayda sağlamayan ve asla hakkın yerini tutmayan bir zandan başkasına uymazlar.
4452. Metin
فأعْرِضْ عمَّن تولى عن ذكرنا، وهو القرآن، ولم يُرِدْ إلا الحياة الدنيا. ذلك الذي هم عليه هو منتهى علمهم وغايتهم. إن ربك هو أعلم بمن حادَ عن طريق الهدى، وهو أعلم بمن اهتدى وسلك طريق الإسلام.
Bizim zikrimizden -ki o Kur'an'dır- yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden sen de yüz çevir. Onların içinde bulundukları bu durum, ilimlerinin son noktası ve gayesidir. Şüphesiz Rabbin, hidayet yolundan sapan kimseyi en iyi bilendir; doğru yolu bulan ve İslam yolunda yürüyen kimseyi de en iyi bilen O'dur.
4453. Metin
وفي هذا إنذار شديد للعصاة المعرضين عن العمل بكتاب الله، وسنة رسوله ﷺ، المؤثرين لهوى النفس وحظوظ الدنيا على الآخرة.
Bunda; Allah'ın Kitabı ve Resûlü'nün sallallâhu aleyhi ve sellem Sünneti ile amel etmekten yüz çeviren, nefsin hevasını ve dünya menfaatlerini ahirete tercih eden asilere yönelik pek çetin bir uyarı vardır.
4454. Metin
ولله ﷾ ملك ما في السموات وما في الأرض؛ ليجزي الذين أساءوا بعقابهم على ما عملوا من السوء، ويجزي الذي أحسنوا بالجنة، وهم الذين يبتعدون عن كبائر الذنوب والفواحش إلا اللمم، وهي الذنوب الصغار التي لا يُصِرُّ صاحبها عليها، أو يلمُّ بها العبد على وجه الندرة، فإن هذه مع الإتيان بالواجبات وترك المحرمات، يغفرها الله لهم ويسترها عليهم، إن ربك واسع المغفرة، هو أعلم بأحوالكم حين خلق أباكم آدم من تراب، وحين أنتم أجنَّة في بطون أمهاتكم، فلا تزكُّوا أنفسكم فتمدحوها وتَصِفُوها بالتقوى، هو أعلم بمن اتقى عقابه فاجتنب معاصيه من عباده.
Kötülük yapanları işledikleri kötülük sebebiyle cezalandırmak ve iyilik yapanları da Cennet'le mükâfatlandırmak için göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a azze ve celle aittir. O [iyilik yapanlar], Lemem (لَمَم) -ki sahibinin üzerinde ısrar etmediği küçük günahlar veya kulun nadiren işlediği kusurlardır- müstesna, büyük günahlardan ve çirkin hayâsızlıklardan kaçınanlardır. Farzların yerine getirilmesi ve haramların terk edilmesi şartıyla Allah bunları onlar için bağışlar ve örter. Şüphesiz Rabbinin mağfireti geniştir. Atanız Âdem'i topraktan yarattığı vakit de annelerinizin karnında ceninler hâlinde bulunduğunuz vakit de durumunuzu en iyi bilen O'dur. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp övmeyin ve takvalı olarak nitelendirmeyin. Kullarından, O'nun azabından sakınıp günahlarından uzak duranı en iyi bilen O'dur.
4455. Metin
أفرأيت -أيها الرسول- الذي أعرض عن طاعة الله وأعطى قليلا مِن ماله، ثم توقف عن العطاء وقطع معروفه؟
[Ey Resûl!] Allah'a itaatten yüz çeviren, malından pek az verip sonra vermekten vazgeçerek iyiliğini kesen kimseyi gördün mü?
4456. Metin
أعند هذا الذي قطع عطاءه علم الغيب أنه سينفَد ما في يده حتى أمسك معروفه، فهو يرى ذلك عِيانًا؟ ليس الأمر كذلك، وإنما أمسك عن الصدقة والمعروف والبر والصلة; بخلا وشُحًّا.
İyiliğini kesen bu kimsenin yanında, elindekinin tükeneceğine dair gayb ilmi mi var da iyiliğini tutuyor ve bunu apaçık görüyor? İş öyle değildir; o, cimrilik ve pintilik sebebiyle sadaka vermekten, iyilik, hayır ve sıla-i rahimde bulunmaktan el çekmiştir.
4457. Metin
أم لم يُخَبَّر بما جاء في أسفار التوراة وصحف إبراهيم الذي وفَّى ما أُمر به وبلَّغه؟
Yoksa Tevrat sayfalarında ve kendisine emredilenleri tastamam yerine getirip tebliğ eden İbrahim'in sahifelerinde bulunanlar kendisine haber verilmedi mi?
4458. Metin
أنه لا تؤخذ نفس بمأثم غيرها، ووزرها لا يحمله عنها أحد، وأنه لا يحصل للإنسان من الأجر إلا ما كسب هو لنفسه بسعيه.
Hiçbir günahkâr kimse başkasının günahı ile sorumlu tutulmaz, onun günah yükünü bir başkası taşımaz ve insan için kendi emeğiyle bizzat kazanmış olduğundan başkası yoktur.
4459. Metin
وأن سعيه سوف يُرى في الآخرة، فيميَّز حَسَنه من سيئه؛ تشريفًا للمحسن وتوبيخًا للمسيء.
Onun çalışması ahirette mutlaka görülecek; iyilik yapanı taltif etmek, kötülük yapanı da azarlamak için iyisi kötüsünden ayırt edilecektir.
4460. Metin
ثم يُجزى الإنسان على سعيه الجزاء المستكمل لجميع عمله، وأنَّ إلى ربك -أيها الرسول- انتهاء جميع خلقه يوم القيامة.
Sonra insana çalışmasının karşılığı, bütün amellerini eksiksiz karşılayacak bir mükâfat ile ödenecektir. [Ey Resûl!] Şüphesiz kıyamet gününde bütün yaratılmışların son varış yeri Rabbinedir.
4461. Metin
وأنه ﷾ أضحك مَن شاء في الدنيا بأن سرَّه، وأبكى من شاء بأن غَمَّه.
Şüphesiz O azze ve celle, dünyada dilediğini sevindirerek güldürmüş, dilediğini de kederlendirerek ağlatmıştır.
4462. Metin
وأنه سبحانه أمات مَن أراد موته مِن خلقه، وأحيا مَن أراد حياته منهم، فهو المتفرِّد سبحانه بالإحياء والإماتة.
Şüphesiz O Sübhânehu, yaratıklarından ölümünü dilediğini öldürmüş, yaşamasını dilediğini de yaşatmıştır; zira dirilten ve öldüren tek varlık O'dur Sübhânehu.
4463. Metin
وأنه خلق الزوجين: الذكر والأنثى من الإنسان والحيوان، من نطفة تُصَبُّ في الرحم.
Şüphesiz O; insan ve hayvandan iki cinsi, erkeği ve dişiyi, rahme dökülen bir nutfeden yaratmıştır.
4464. Metin
وأن على ربك -أيها الرسول- إعادة خلقهم بعد مماتهم، وهي النشأة الأخرى يوم القيامة.
[Ey Resûl!] Şüphesiz onları ölümlerinden sonra yeniden yaratmak ki o, kıyamet günündeki ikinci yaratılıştır, Rabbinin üzerinedir.
4465. Metin
وأنه هو أغنى مَن شاء مِن خلقه بالمال، وملَّكه لهم وأرضاهم به.
Şüphesiz O, kullarından dilediğini mal ile zengin kılmış, onlara mülk vermiş ve bununla onları hoşnut etmiştir.
4466. Metin
وأنه ﷾ هو رب الشِّعْرى، وهو نجم مضيء، كان بعض أهل الجاهلية يعبدونه من دون الله.
Şüphesiz O azze ve celle Şi'râ'nın da Rabbidir. O, Câhiliye ehlinin bazılarının Allah'ı bırakıp taptıkları parlak bir yıldızdır.
4467. Metin
وأنه ﷾ أهلك عادًا الأولى، وهم قوم هود، وأهلك ثمود، وهم قوم صالح، فلم يُبْقِ منهم أحدًا، وأهلك قوم نوح قبلُ. هؤلاء كانوا أشد تمردًا وأعظم كفرًا من الذين جاؤوا من بعدهم. ومدائن قوم لوط قلبها الله عليهم، وجعل عاليها سافلها، فألبسها ما ألبسها من الحجارة المتتابعة النازلة عليهم من السماء كالمطر.
Şüphesiz O azze ve celle, Hûd'un kavmi olan ilk Âd'ı helak etmiş, Sâlih'in kavmi olan Semûd'u da helak edip onlardan hiçbir kimseyi geriye bırakmamıştır. Daha önce de Nûh kavmini helak etmişti; bunlar, kendilerinden sonra gelenlerden daha azgın ve daha kâfir idiler. Lût kavminin şehirlerini de Allah altüst etmiş, üstünü altına getirmiş ve onların üzerini gökten yağmur gibi peş peşe yağan taşlarla örtmüştür.
4468. Metin
فبأيِّ نعم ربك عليك -أيها الإنسان المكذب- تَشُك؟
[Ey yalanlayıcı insan!] Rabbinin üzerindeki hangi nimetlerinden şüphe ediyorsun?
4469. Metin
هذا محمد ﷺ، نذير بالحق الذي أنذر به الأنبياء قبله، فليس ببدع من الرسل.
İşte bu Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem, kendisinden önceki peygamberlerin uyardığı hak ile uyaran bir uyarıcıdır; o, peygamberler arasında [benzeri görülmemiş] türedi bir elçi değildir.
4470. Metin
قربت القيامة ودنا وقتها، لا يدفعها إذًا من دون الله أحد، ولا يَطَّلِع على وقت وقوعها إلا الله.
Kıyamet yaklaştı ve vakti geldi; o vakit onu Allah'tan başka savacak hiç kimse yoktur ve onun vuku vaktini Allah'tan başkası bilemez.
4471. Metin
أفمِن هذا القرآن تعجبون -أيها المشركون- من أن يكون صحيحًا، وتضحكون منه سخرية واستهزاءً، ولا تبكون خوفًا من وعيده، وأنتم لاهون معرضون عنه؟ فاسجدوا لله وأخلصوا العبادة له وحده، وسلِّموا له أموركم.
[Ey müşrikler!] Bu Kur'an'ın hak olmasına mı şaşıyorsunuz, onunla alay edip eğlenerek gülüyorsunuz da tehdidinden korkup ağlamıyorsunuz ve siz ondan gafil olarak yüz mü çeviriyorsunuz? Haydi Allah'a secde edin, ibadeti yalnızca O'na halis kılın ve işlerinizi O'na teslim edin.