4695. Metin
يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، لا تتخذوا عدوي وعدوكم خلصاء وأحباء، تُفْضون إليهم بالمودة، فتخبرونهم بأخبار الرسول ﷺ، وسائر المسلمين، وهم قد كفروا بما جاءكم من الحق من الإيمان بالله ورسوله وما نزل عليه من القرآن، يخرجون الرسول ويخرجونكم -أيها المؤمنون- من «مكة» ؛ لأنكم تصدقون بالله ربكم، وتوحدونه، إن كنتم -أيها المؤمنون- هاجرتم مجاهدين في سبيلي، طالبين مرضاتي عنكم، فلا توالوا أعدائي وأعداءكم، تُفْضون إليهم بالمودة سرًّا، وأنا أعلم بما أخفيتم وما أظهرتم، ومن يفعل ذلك منكم فقد أخطأ طريق الحق والصواب، وضلَّ عن قصد السبيل.
Ey Allah'ı ve Resulü'nü tasdik edip şeriatıyla amel edenler! Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olanları, onlara sevgi göstererek ve Resul sallallâhu aleyhi ve sellem'in ve diğer Müslümanların haberlerini ulaştırarak sırdaş ve dost edinmeyin. Oysa onlar, size haktan gelen Allah'a ve Resulü'ne imanı ve ona indirilen Kur'an'ı inkâr etmişlerdir. Rabbiniz olan Allah'a inandığınız ve O'nu birlediğiniz için Resul'ü ve sizleri -ey müminler- Mekke'den çıkarıyorlar. Eğer sizler -ey müminler- benim yolumda cihat eden ve benim rızamı arayan kimseler olarak hicret ettiyseniz, benim düşmanlarımı ve kendi düşmanlarınızı dost edinmeyin. Siz onlara gizlice sevgi gösteriyorsunuz; oysa Ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa, şüphesiz hak ve doğru yolu kaybetmiş, dosdoğru yoldan sapmış olur.
4696. Metin
إن يظفر بكم هؤلاء الذين تُسرُّون إليهم بالمودة يكونوا حربًا عليكم، ويمدوا إليكم أيديهم بالقتل والسبي، وألسنتهم بالسب والشتم، وهم قد تمنَّوْا -على كل حال- لو تكفرون مثلهم.
Kendilerine gizlice sevgi beslediğiniz bu kimseler, şayet sizi ele geçirecek olurlarsa size düşman kesilirler; öldürmek ve esir almak üzere ellerini, sövüp saymak için de dillerini size uzatırlar. Onlar zaten her hâlükârda sizin de kendileri gibi kâfir olmanızı arzu etmişlerdir.
4697. Metin
لن تنفعكم قراباتكم ولا أولادكم شيئًا حين توالون الكفار مِن أجلهم، يوم القيامة يفرق الله بينكم، فيُدْخل أهل طاعته الجنة، وأهل معصيته النار. والله بما تعملون بصير، لا يخفى عليه شيء من أقوالكم وأعمالكم.
Kâfirleri kendileri için dost edindiğiniz akrabalarınız ve çocuklarınız [o gün] size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Kıyamet günü Allah aranızı ayıracak; kendisine itaat edenleri cennete, isyan edenleri ise cehenneme koyacaktır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir; sözlerinizden ve amellerinizden hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
4698. Metin
قد كانت لكم -أيها المؤمنون- قدوة حسنة في إبراهيم ﵇ والذين معه من المؤمنين، حين قالوا لقومهم الكافرين بالله: إنا بريئون منكم وممَّا تعبدون من دون الله من الآلهة والأنداد، كفرنا بكم، وأنكرنا ما أنتم عليه من الكفر، وظهر بيننا وبينكم العداوة والبغضاء أبدًا ما دمتم على كفركم، حتى تؤمنوا بالله وحده، لكن لا يدخل في الاقتداء استغفار إبراهيم لأبيه; فإن ذلك إنما كان قبل أن يتبين لإبراهيم أن أباه عدو لله، فلما تبين له أنه عدو لله تبرأ منه، ربنا عليك اعتمدنا، وإليك رجعنا بالتوبة، وإليك المرجع يوم القيامة.
Şüphesiz İbrahim'de aleyhisselâm ve onunla birlikte olan müminlerde sizin için -ey müminler- güzel bir örnek vardır; hani onlar Allah'ı inkâr eden kavimlerine şöyle demişlerdi: «Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptığınız ilahlardan ve putlardan uzağız; sizi inkâr ettik. Siz tek olan Allah'a iman edinceye kadar, küfrünüz üzere kaldığınız müddetçe bizimle sizin aranızda ebedî bir düşmanlık ve kin baş göstermiştir.» Ancak İbrahim'in babası için bağışlanma dilemesi bu örnekliğe dâhil değildir; zira bu, ancak babasının Allah'ın bir düşmanı olduğu İbrahim'e belli olmadan önce idi. Onun Allah'ın düşmanı olduğu kendisine belli olunca ondan uzaklaştı. [Onlar şöyle dediler:] «Rabbimiz! Yalnızca sana tevekkül ettik, tövbe ile yalnızca sana yöneldik ve kıyamet günü dönüş de ancak sanadır.»
4699. Metin
ربنا لا تجعلنا فتنة للذين كفروا بعذابك لنا أو تسلط الكافرين علينا فيفتنونا عن ديننا، أو يظهروا علينا فيُفتنوا بذلك، ويقولوا: لو كان هؤلاء على حق، ما أصابهم هذا العذاب، فيزدادوا كفرًا، واستر علينا ذنوبنا بعفوك عنها ربنا، إنك أنت العزيز الذي لا يغالَب، الحكيم في أقواله وأفعاله.
«Rabbimiz! Bize azap etmen yahut kâfirleri üzerimize musallat kılıp bizi dinimizden saptırmaları veya bize galip gelip de bu sebeple fitneye düşerek, 'Eğer bunlar hak üzere olsalardı başlarına bu azap gelmezdi' deyip küfürlerini artırmaları suretiyle bizi inkâr edenler için bir fitne kılma! Günahlarımızı bağışlamanla onları bizim üzerimizde ört Rabbimiz! Şüphesiz sen, asla mağlup edilemeyen Azîz, sözlerinde ve fiillerinde Hakîm olansın.»
4700. Metin
لقد كان لكم -أيها المؤمنون- في إبراهيم ﵇ والذين معه قدوة حميدة لمن يطمع في الخير من الله في الدنيا والآخرة، ومن يُعْرِض عما ندبه الله إليه من التأسي بأنبيائه، ويوال أعداء الله، فإن الله هو الغنيُّ عن عباده، الحميد في ذاته وصفاته، المحمود على كل حال.
Andolsun ki İbrahim'de aleyhisselâm ve onunla birlikte olanlarda, Allah'tan dünyada ve ahirette hayır uman kimseler için -ey müminler- övgüye değer güzel bir örnek vardır. Kim Allah'ın peygamberlerine uymaya teşvik ettiği şeyden yüz çevirir ve Allah'ın düşmanlarını dost edinirse, bilsin ki Allah kullarından müstağnidir (Ganî'dir), zatında ve sıfatlarında övülendir (Hamîd'dir), her hâlükârda hamdedilmeye layık olandır.
4701. Metin
عسى الله أن يجعل بينكم -أيها المؤمنون- وبين الذين عاديتموهم من أقاربكم من المشركين محبة بعد البغضاء، وألفة بعد الشحناء بانشراح صدورهم للإسلام، والله قدير على كل شيء، والله غفور لعباده، رحيم بهم.
Olur ki Allah, göğüslerini İslam'a açmak suretiyle sizinle -ey müminler- müşrik akrabalarınızdan düşmanlık besledikleriniz arasında kinin ardından bir sevgi, düşmanlığın ardından bir ülfet var eder. Allah her şeye hakkıyla güç yetirendir. Allah kullarını çok bağışlayandır, onlara çok merhamet edendir.
4702. Metin
لا ينهاكم الله -أيها المؤمنون- عن الذين لم يقاتلوكم من الكفار بسبب الدين، ولم يخرجوكم من دياركم أن تكرموهم بالخير، وتعدلوا فيهم بإحسانكم إليهم وبرِّكم بهم. إن الله يحب الذين يعدلون في أقوالهم وأفعالهم.
Allah -ey müminler-, din hususunda sizinle savaşmamış ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış olan kâfirlere iyilikle ikramda bulunmanızı, onlara ihsanda bulunarak ve iyilik ederek adil davranmanızı size yasaklamaz. Şüphesiz Allah, sözlerinde ve fiillerinde adil olanları sever.
4703. Metin
إنما ينهاكم الله عن الذين قاتلوكم بسبب الدين وأخرجوكم من دياركم، وعاونوا الكفار على إخراجكم أن تولوهم بالنصرة والمودة، ومن يتخذهم أنصارًا على المؤمنين وأحبابًا، فأولئك هم الظالمون لأنفسهم، الخارجون عن حدود الله.
Allah sizi ancak, din hususunda sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kâfirlere yardım ve sevgi ile dostluk göstermekten meneder. Kim onları müminlere karşı yardımcı ve dost edinirse, işte onlar kendilerine zulmedenlerin, Allah'ın sınırlarını aşanların ta kendileridir.
4704. Metin
يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، إذا جاءكم النساء المؤمنات مهاجرات من دار الكفر إلى دار الإسلام، فاختبروهن؛ لتعلموا صدق إيمانهن، الله أعلم بحقيقة إيمانهن، فإن علمتموهن مؤمنات بحسب ما يظهر لكم من العلامات والبينات، فلا تردُّوهن إلى أزواجهن الكافرين، فالنساء المؤمنات لا يحلُّ لهن أن يتزوجن الكفار، ولا يحلُّ للكفار أن يتزوجوا المؤمنات، وأعطوا أزواج اللاتي أسلمن مثل ما أنفقوا عليهن من المهور، ولا إثم عليكم أن تتزوجوهن إذا دفعتم لهنَّ مهورهن. ولا تمسكوا بنكاح أزواجكم الكافرات، واطلبوا من المشركين ما أنفقتم من مهور نسائكم اللاتي ارتددن عن الإسلام ولحقن بهم، وليطلبوا هم ما أنفقوا من مهور نسائهم المسلمات اللاتي أسلمن ولحقن بكم، ذلكم الحكم المذكور في الآية هو حكم الله يحكم به بينكم فلا تخالفوه. والله عليم لا يخفى عليه شيء، حكيم في أقواله وأفعاله.
Ey Allah'ı ve Resulü'nü tasdik edip şeriatıyla amel edenler! Mümin kadınlar küfür diyarından İslam diyarına hicret ederek size geldiklerinde, imanlarının doğruluğunu bilmeniz için onları imtihan edin. Onların imanlarının hakikatini Allah en iyi bilendir. Şayet size zahir olan alametler ve delillere göre onların mümin olduklarını anlarsanız, onları kâfir kocalarına geri döndürmeyin. Zira mümin kadınların kâfirlerle evlenmesi helal olmadığı gibi, kâfirlerin de mümin kadınlarla evlenmesi helal değildir. Müslüman olan bu kadınların [kâfir] kocalarına, onlar için harcadıkları mehirlerin bir mislini verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınların nikâhlarına tutunmayın. İslam'dan irtidat edip onlara katılan kadınlarınız için harcadığınız mehirleri müşriklerden isteyin; onlar da Müslüman olup size katılan Müslüman kadınları için harcadıkları mehirleri istesinler. Ayette zikredilen bu hüküm, aranızda kendisiyle hükmettiği Allah'ın hükmüdür; ona muhalefet etmeyin. Allah [her şeyi] hakkıyla bilendir, hiçbir şey O'na gizli kalmaz; sözlerinde ve fiillerinde Hakîm olandır.
4705. Metin
وإن لحقت بعض زوجاتكم مرتدات إلى الكفار، ولم يعطكم الكفار مهورهن التي دفعتموها لهن، ثم ظَفِرتم بهؤلاء الكفار أو غيرهم وانتصرتم عليهم، فأعطوا الذين ذهبت أزواجهم من المسلمين من الغنائم أو غيرها مثل ما أعطوهن من المهور قبل ذلك، وخافوا الله الذي أنتم به مؤمنون.
Eğer eşlerinizden bazıları irtidat edip kâfirlere katılır da kâfirler onlara ödemiş olduğunuz mehirlerini size vermezlerse, sonra siz bu kâfirlere veya başkalarına galip gelip zafer kazanırsanız, ganimetlerden yahut başka şeylerden, eşleri gitmiş olan Müslümanlara daha önce o kadınlara verdikleri mehir miktarı kadar verin. Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkun.
4706. Metin
يا أيها النبي إذا جاءك النساء المؤمنات بالله ورسوله يعاهدنك على ألا يجعلن مع الله شريكًا في عبادته، ولا يسرقن شيئًا، ولا يزنين، ولا يقتلن أولادهن بعد الولادة أو قبلها، ولا يُلحقن بأزواجهن أولادًا ليسوا منهم، ولا يخالفنك في معروف تأمرهن به، فعاهدهن على ذلك، واطلب لهن المغفرة من الله. إن الله غفور لذنوب عباده التائبين، رحيم بهم.
Ey Peygamber! Allah'a ve Resulü'ne iman eden kadınlar; ibadetinde Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hiçbir şey çalmamak, zina etmemek, doğumdan sonra veya önce çocuklarını öldürmemek, kendilerinden olmayan çocukları kocalarına nispet etmemek ve kendilerine emredeceğin hiçbir meşru hususta sana karşı gelmemek üzere sana biat etmeye geldiklerinde, bu hususlarda onlardan biat al ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, tövbe eden kullarının günahlarını çok bağışlayandır, onlara çok merhamet edendir.
4707. Metin
يا أيها الذين آمنوا بالله ورسوله، لا تتخذوا الذين غضب الله عليهم; لكفرهم أصدقاء وأخلاء، قد يئسوا من ثواب الله في الآخرة، كما يئس الكفار المقبورون، من رحمة الله في الآخرة؛ حين شاهدوا حقيقة الأمر، وعلموا علم اليقين أنهم لا نصيب لهم منها، أو كما يئس الكفار مِن بَعْث موتاهم -أصحاب القبور-؛ لاعتقادهم عدم البعث.
Ey Allah'a ve Resulü'ne iman edenler! Küfürleri sebebiyle Allah'ın kendilerine gazap ettiği kimseleri dost ve sırdaş edinmeyin. İşin hakikatini görüp bundan hiçbir nasipleri olmadığını kesin bir bilgiyle anladıklarında kabirdeki kâfirlerin ahirette Allah'ın rahmetinden ümit kestikleri gibi, yahut kâfirlerin -yeniden dirilişin olmadığı inancıyla- kabir ehli olan ölülerinin diriltilmesinden ümit kestikleri gibi onlar da ahirette Allah'ın sevabından ümitlerini kesmişlerdir.