4721. Metin
ينزِّه الله تعالى عن كل ما لا يليق به كلُّ ما في السموات وما في الأرض، وهو وحده المالك لكل شيء، المتصرف فيه بلا منازع، المنزَّه عن كل نقص، العزيز الذي لا يغالَب، الحكيم في تدبيره وصنعه.
Göklerde ve yerde olan her şey, Allah Teâlâ'yı O'na yakışmayan her türlü noksanlıktan tenzih eder. O, her şeyin tek mâliki, her şey üzerinde çekişmesiz tasarruf sahibi, her türlü eksiklikten münezzeh, asla mağlup edilemeyen el-Azîz ve tedbirinde ve yaratmasında el-Hakîm olandır.
4722. Metin
الله سبحانه هو الذي أرسل في العرب الذين لا يقرؤون، ولا كتاب عندهم ولا أثر رسالة لديهم، رسولا منهم إلى الناس جميعًا، يقرأ عليهم القرآن، ويطهرهم من العقائد الفاسدة والأخلاق السيئة، ويعلِّمهم القرآن والسنة، وإنهم كانوا من قبل بعثته لفي انحراف واضح عن الحق. وأرسله سبحانه إلى قوم آخرين لم يجيئوا بعدُ، وسيجيئون من العرب ومن غيرهم. والله تعالى -وحده- هو العزيز الغالب على كل شيء، الحكيم في أقواله وأفعاله.
Okuma yazma bilmeyen, yanlarında ne bir kitap ne de bir peygamberlik eseri bulunan Arapların arasına kendilerinden bütün insanlara bir elçi gönderen Allah Sübhânehu'dur. O elçi onlara Kur'an'ı okur, onları bozuk inançlardan ve kötü ahlaktan arındırır, onlara Kur'an'ı ve sünneti öğretir. Oysa onlar, onun gönderilmesinden önce haktan apaçık bir sapma içindeydiler. O [Sübhânehu], onu henüz gelmemiş olan, ileride Araplardan ve Arap olmayanlardan gelecek başka bir topluluğa da göndermiştir. Yalnızca Allah Teâlâ, her şeye galip gelen el-Azîz, sözlerinde ve fiillerinde el-Hakîm'dir.
4723. Metin
ذلك البعث للرسول ﷺ، في أمة العرب وغيرهم، فضل من الله، يعطيه مَن يشاء من عباده. وهو -وحده- ذو الإحسان والعطاء الجزيل.
Elçinin [sallallâhu aleyhi ve sellem] Arap ümmetine ve diğerlerine bu şekilde gönderilmesi, Allah'ın bir lütfudur; onu kullarından dilediğine verir. O, tek başına ihsan ve bol bağış sahibidir.
4724. Metin
شَبَهُ اليهود الذين كُلِّفوا العمل بالتوراة ثم لم يعملوا بها، كشَبه الحمار الذي يحمل كتبًا لا يدري ما فيها، قَبُحَ مَثَلُ القوم الذين كذَّبوا بآيات الله، ولم ينتفعوا بها، والله لا يوفِّق القوم الظالمين الذين يتجاوزون حدوده، ويخرجون عن طاعته.
Tevrat'la amel etmekle yükümlü tutulup da sonra onunla amel etmeyen Yahudilerin durumu, içinde ne olduğunu bilmediği kitapları taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve onlardan faydalanmayan topluluğun misali ne kötüdür! Allah, O'nun sınırlarını aşan ve O'na itaatten çıkan zalimler topluluğunu muvaffak kılmaz.
4725. Metin
قل -أيها الرسول- للذين تمسكوا بالملة اليهودية المحرَّفة: إن ادَّعيتم- كذبًا- أنكم أحباء الله دون غيركم من الناس، فتمنَّوا الموت إن كنتم صادقين في ادِّعائكم حب الله لكم.
[Ey Elçi!] Tahrif edilmiş Yahudi dinine sarılanlara de ki: "Eğer diğer insanları dışlayarak sadece kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu yalan yere iddia ediyorsanız, Allah'ın sizi sevdiği iddianızda doğru sözlü iseniz ölümü temenni edin!"
4726. Metin
ولا يتمنى هؤلاء اليهود الموت أبدًا إيثارًا للحياة الدنيا على الآخرة، وخوفًا من عقاب الله لهم؛ بسبب ما قدَّموه من الكفر وسوء الفعال. والله عليم بالظالمين، لا يخفى عليه من ظلمهم شيء.
Bu Yahudiler, dünya hayatını ahirete tercih etmeleri ve işledikleri küfür ve kötü ameller sebebiyle Allah'ın azabından korkmaları yüzünden ölümü asla temenni etmezler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir; onların zulmünden hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
4727. Metin
قل: إن الموت الذي تهربون منه لا مفرَّ منه، فإنه آتٍ إليكم عند مجيء آجالكم، ثم ترجعون يوم البعث إلى الله العالم بما غاب وما حضر، فيخبركم بأعمالكم، وسيجازيكم عليها.
De ki: "Kendisinden kaçtığınız ölümden asla kaçış yoktur; ecelleriniz geldiğinde o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra diriliş günü gaybı ve görünen âlemi bilen Allah'a döndürüleceksiniz; O da yaptıklarınızı size haber verecek ve karşılığını eksiksiz verecektir."
4728. Metin
يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، إذا نادى المؤذن للصلاة في يوم الجمعة، فامضوا إلى سماع الخطبة وأداء الصلاة، واتركوا البيع، وكذلك الشراء وجميع ما يَشْغَلُكم عنها، ذلك الذي أُمرتم به خير لكم؛ لما فيه من غفران ذنوبكم ومثوبة الله لكم، إن كنتم تعلمون مصالح أنفسكم فافعلوا ذلك.
Ey Allah'ı ve Resûlü'nü tasdik edip şeriatıyla amel edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda, hutbeyi dinlemeye ve namazı kılmaya gidin. Alışverişi ve sizi bundan alıkoyan her şeyi bırakın. Bu emrolunduğunuz şey, günahlarınızın bağışlanması ve Allah'ın size vereceği mükâfat açısından sizin için daha hayırlıdır. Eğer kendi menfaatlerinizi biliyorsanız bunu yapın.
4729. Metin
وفي الآية دليل على وجوب حضور الجمعة واستماع الخطبة.
Alette cuma namazına katılmanın ve hutbeyi dinlemenin farz olduğuna delil vardır.
4730. Metin
فإذا سمعتم الخطبة، وأدَّيتم الصلاة، فانتشروا في الأرض، واطلبوا من رزق الله بسعيكم، واذكروا الله كثيرًا في جميع أحوالكم؛ لعلكم تفوزون بخيري الدنيا والآخرة.
Hutbeyi dinleyip namazı kıldığınızda yeryüzüne dağılın, çalışıp çabalayarak Allah'ın rızkından talep edin ve her halükârda Allah'ı çokça zikredin ki dünya ve ahiret hayrına kavuşup kurtuluşa eresiniz.
4731. Metin
إذا رأى بعض المسلمين تجارة أو شيئًا مِن لهو الدنيا وزينتها تفرَّقوا إليها، وتركوك -أيها النبي- قائمًا على المنبر تخطب، قل لهم -أيها النبي-: ما عند الله من الثواب والنعيم أنفع لكم من اللهو ومن التجارة، والله -وحده- خير مَن رزق وأعطى، فاطلبوا منه، واستعينوا بطاعته على نيل ما عنده من خيري الدنيا والآخرة.
Müslümanlardan bir kısmı bir ticaret ya da dünyanın eğlence ve süsünden bir şey gördüklerinde oraya doğru dağıldılar ve [ey Peygamber] seni minberde ayakta hutbe verirken bıraktılar. Onlara [ey Peygamber] de ki: "Allah katındaki mükâfat ve nimetler, eğlenceden de ticaretten de sizin için daha faydalıdır. Yalnızca Allah, rızık verenlerin ve ihsanda bulunanların en hayırlısıdır. O halde O'ndan isteyin ve O'nun katındaki dünya ve ahiret hayrına ulaşmak için O'na itaatle yardım dileyin."