4760. Metin
يا أيها النبي إذا أردتم -أنت والمؤمنون- أن تطلِّقوا نساءكم فطلقوهن مستقبلات لعدتهن -أي في طهر لم يقع فيه جماع، أو في حَمْل ظاهر- واحفظوا العدة؛ لتعلموا وقت الرجعة إن أردتم أن تراجعوهن، وخافوا الله ربكم، لا تخرجوا المطلقات من البيوت التي يسكنَّ فيها إلى أن تنقضي عدتهن، وهي ثلاث حيضات لغير الصغيرة والآيسة والحامل، ولا يجوز لهن الخروج منها بأنفسهن، إلا إذا فعلن فعلة منكرة ظاهرة كالزنى، وتلك أحكام الله التي شرعها لعباده، ومن يتجاوز أحكام الله فقد ظلم نفسه، وأوردها مورد الهلاك. لا تدري -أيها المطلِّق-: لعل الله يحدث بعد ذلك الطلاق أمرًا لا تتوقعه فتراجعها.
Ey Peygamber! [Sen ve müminler] kadınlarınızı boşamak istediğiniz zaman, onları iddetlerine doğru (ilişki vuku bulmamış bir temizlik döneminde veya belirgin bir hamilelik halindeyken) boşayın ve iddeti sayın ki, şayet onlara dönmek isterseniz geri dönme vaktini bilesiniz. Rabbiniz olan Allah'tan korkun. Boşanan kadınları, -yaşı küçük olanlar, hayızdan kesilenler ve hamileler dışındakiler için üç hayız müddeti olan- iddetleri bitinceye kadar oturdukları evlerden çıkarmayın; kendileri de -zina gibi açık ve çirkin bir hayasızlık yapmadıkları sürece- oradan çıkmasınlar. İşte bunlar, Allah'ın kulları için koyduğu hükümlerdir. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa şüphesiz nefsine zulmetmiş ve onu helake sürüklemiş olur. [Ey boşayan kişi!] Bilemezsin, belki de Allah bu boşamadan sonra senin beklemediğin bir durum meydana getirir de ona geri dönersin.
4761. Metin
فإذا قاربت المطلقات نهاية عدتهن فراجعوهن مع حسن المعاشرة، والإنفاق عليهن، أو فارقوهن مع إيفاء حقهن، دون المضارَّة لهن، وأشهدوا على الرجعة أو المفارقة رجلين عدلين منكم، وأدُّوا -أيها الشهود- الشهادة خالصة لله لا لشيء آخر، ذلك الذي أمركم الله به يوعظ به مَن كان يؤمن بالله واليوم الآخر. ومن يخف الله فيعمل بما أمره به، ويجتنب ما نهاه عنه، يجعل له مخرجًا من كل ضيق، وييسِّر له أسباب الرزق من حيث لا يخطر على باله، ولا يكون في حسبانه. ومن يتوكل على الله فهو كافيه ما أهمَّه في جميع أموره. إن الله بالغ أمره، لا يفوته شيء، ولا يعجزه مطلوب، قد جعل الله لكل شيء أجلا ينتهي إليه، وتقديرًا لا يجاوزه.
Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna yaklaştıklarında, ya güzel bir geçim ve nafakalarını temin etmek suretiyle onları [nikâhınız altında] tutun ya da kendilerine zarar vermeksizin haklarını tam ödeyerek onlardan ayrılın. Geri dönmeye veya ayrılmaya içinizden adalet sahibi iki erkeği şahit tutun. [Ey şahitler!] Şahitliği başka hiçbir şey için değil, sırf Allah için dosdoğru yapın. İşte Allah'ın size emrettiği bu hususlarla, Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah'tan korkup O'nun emrettiklerini yapar, yasakladıklarından kaçınırsa, [Allah] ona her türlü darlıktan bir çıkış yolu ihsan eder ve ona hiç aklına gelmeyecek, hesabında olmayan bir yerden rızık sebeplerini kolaylaştırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, bütün işlerinde tasa ettiği şeylerde O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir; O'ndan hiçbir şey kaçmaz ve hiçbir maksat O'nu aciz bırakamaz. Muhakkak ki Allah, her şey için sona ereceği bir ecel ve aşamayacağı bir ölçü takdir etmiştir.
4762. Metin
والنساء المطلقات اللاتي انقطع عنهنَّ دم الحيض؛ لكبر سنهنَّ، إن شككتم فلم تدروا ما الحكم فيهنَّ؟ فعدَّتهنَّ ثلاثة أشهر، والصغيرات اللاتي لم يحضن، فعدتهن ثلاثة أشهر كذلك. وذوات الحَمْل من النساء عدتهن أن يضعن حَمْلهن. ومن يَخَفِ الله، فينفذ أحكامه، يجعل له من أمره يسرًا في الدنيا والآخرة.
Boşanan kadınlardan yaşlılık sebebiyle hayız kanı kesilenler için, eğer [hükümleri konusunda] şüpheye düşer de onlar hakkındaki hükmün ne olduğunu bilemezseniz, onların iddeti üç aydır. Henüz hayız görmemiş küçük kadınların iddeti de aynı şekilde üç aydır. Hamile olan kadınların iddeti ise yüklerini bırakmalarıdır (doğum yapmalarıdır). Kim Allah'tan korkar ve O'nun hükümlerini uygularsa, [Allah] ona işinde dünyada ve ahirette bir kolaylık sağlar.
4763. Metin
ذلك الذي ذُكِر من أمر الطلاق والعدة أمر الله الذي أنزله إليكم -أيها الناس-؛ لتعملوا به. ومن يَخَفِ الله فيتقه باجتناب معاصيه، وأداء فرائضه، يمح عنه ذنوبه، ويجزل له الثواب في الآخرة، ويدخله الجنة.
Boşanma ve iddet konusundan zikredilen bu hususlar, [ey insanlar,] amel edesiniz diye Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'tan korkup günahlarından kaçınarak ve farzlarını yerine getirerek O'na karşı takvalı olursa, [Allah] onun günahlarını örter, ahirette sevabını artırır ve onu cennete koyar.
4764. Metin
أسكنوا المطلقات من نسائكم في أثناء عدتهن مثل سكناكم على قدر سَعَتكم وطاقتكم، ولا تلحقوا بهن ضررًا؛ لتضيِّقوا عليهن في المسكن، إن كان نساؤكم المطلقات ذوات حَمْل، فأنفقوا عليهن في عدتهن حتى يضعن حَمْلهن، فإن أرضعن لكم أولادهن منكم بأجرة، فوفوهن أجورهن، وليأمر بعضكم بعضًا بما عرف من سماحة وطيب نفس، وإن لم تتفقوا على إرضاع الأم، فستُرضع للأب مرضعة أخرى غير الأم المطلقة.
Boşadığınız kadınları iddetleri süresince, imkân ve gücünüz nispetinde kendi oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun. Onları meskende darlığa düşürmek suretiyle kendilerine zarar vermeyin. Şayet boşadığınız kadınlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğum yapıncaya) kadar iddetleri boyunca nafakalarını verin. Eğer sizden olan çocuklarınızı bir ücret karşılığında emzirirlerse, ücretlerini eksiksiz ödeyin. Aranızda hoşgörü ve gönül rızasıyla bilinen şekilde birbirinize danışıp emredin. Şayet annenin emzirmesi hususunda anlaşamazsanız, baba için boşanan anneden başka bir sütanne emzirecektir.
4765. Metin
لينفق الزوج مما وسَّع الله عليه على زوجته المطلقة، وعلى ولده إذا كان الزوج ذا سَعَة في الرزق، ومن ضُيِّق عليه في الرزق وهو الفقير، فلينفق مما أعطاه الله من الرزق، لا يُكَلَّف الفقير مثل ما يُكَلَّف الغني، سيجعل الله بعد ضيق وشدة سَعَة وغنى.
Eğer koca rızık genişliği içindeyse, boşadığı hanımına ve çocuğuna Allah'ın kendisine genişlettiği imkân nispetinde nafaka versin. Rızkı daraltılmış olan fakir kimse de Allah'ın kendisine verdiği rızıktan infak etsin. Fakir kimse, zenginin mükellef tutulduğu gibi mükellef tutulmaz. Allah, darlık ve sıkıntının ardından bir genişlik ve zenginlik kılacaktır.
4766. Metin
وكثير من القرى عصى أهلها أمر الله وأمر رسوله وتمادَوا في طغيانهم وكفرهم، فحاسبناهم على أعمالهم في الدنيا حسابًا شديدًا، وعذَّبناهم عذابًا عظيمًا منكرًا، فتجرَّعوا سوء عاقبة عتوهم وكفرهم، وكان عاقبة كفرهم هلاكًا وخسرانًا لا خسران بعده.
Halkı Allah'ın ve Peygamberinin emrine karşı gelen, azgınlıklarında ve inkârlarında ısrar eden nice beldeler vardır ki, biz onları dünyada yaptıkları amellerinden ötürü şiddetli bir hesaba çektik ve onları görülmemiş, çetin bir azapla cezalandırdık. Onlar da taşkınlıklarının ve inkârlarının kötü akıbetini tattılar; inkârlarının sonu ise helak ve ardından başka hüsran olmayan bir hüsran oldu.
4767. Metin
أعدَّ الله لهؤلاء القوم الذين طغَوا، وخالفوا أمره وأمر رسله، عذابًا بالغ الشدة، فخافوا الله واحذروا سخطه يا أصحاب العقول الراجحة الذين صدَّقوا الله ورسله وعملوا بشرعه. قد أنزل الله إليكم -أيها المؤمنون- ذكرًا يذكركم به، وينبهكم على حظكم من الإيمان بالله والعمل بطاعته. وهذا الذكر هو الرسول يقرأ عليكم آيات الله موضحات لكم الحق من الباطل؛ كي يخرج الذين صدقوا الله ورسوله، وعملوا بما أمرهم الله به وأطاعوه من ظلمات الكفر إلى نور الإيمان، ومن يؤمن بالله ويعمل عملا صالحًا، يدخله جنات تجري من تحت قصورها وأشجارها الأنهار، ماكثين فيها أبدًا، قد أحسن الله للمؤمن الصالح رزقه في الجنة.
Allah, azgınlık eden, O'nun ve elçilerinin emrine muhalefet eden bu kavimlere son derece şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde Allah'tan korkun ve O'nun gazabından sakının ey Allah'ı ve peygamberlerini tasdik edip şeriatıyla amel eden üstün akıl sahipleri! Allah size -ey müminler- kendisiyle size [sorumluluklarınızı] hatırlatan, Allah'a iman ve O'na itaatle amel etmedeki nasibinizi size bildiren bir zikir indirmiştir. Bu zikir; Allah'ı ve Peygamberini tasdik edip Allah'ın kendilerine emrettikleriyle amel eden ve O'na itaat eden kimseleri küfrün karanlıklarından imanın aydınlığına çıkarsın diye, size hakkı batıldan ayıran Allah'ın ayetlerini apaçık okuyan Peygamberdir. Kim Allah'a iman eder ve salih amel işlerse, [Allah] onu altından (köşklerinin ve ağaçlarının altından) ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyar. Allah, salih mümin için cennetteki rızkı gerçekten güzel kılmıştır.
4768. Metin
الله وحده هو الذي خلق سبع سموات، وخلق سبعًا من الأرَضين، وأنزل الأمر مما أوحاه الله إلى رسله وما يدبِّر به خلقه بين السموات والأرض؛ لتعلموا -أيها الناس- أن الله على كل شيء قدير لا يعجزه شيء، وأن الله قد أحاط بكل شيء علمًا، فلا يخرج شيء عن علمه وقدرته.
Yedi kat göğü ve yerden de bir o kadarını (yedi kat yeri) yaratan yalnız Allah'tır. [Ey insanlar!] Allah'ın her şeye gücünün yettiğini, hiçbir şeyin O'nu aciz bırakamayacağını ve Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını, O'nun ilminden ve kudretinden hiçbir şeyin hariç kalamayacağını bilesiniz diye; Allah'ın peygamberlerine vahyettiği ve mahlukatını çekip çevirdiği emir, gökler ile yer arasında inip durmaktadır.