4968. Metin
عن أيِّ شيء يسأل بعض كفار قريش بعضاً؟ يتساءلون عن الخبر العظيم الشأن، وهو القرآن العظيم الذي ينبئ عن البعث الذي شك فيه كفار قريش وكذَّبوا به.
Kureyş kâfirlerinin bir kısmı diğerine neyi soruyor? Kureyş kâfirlerinin hakkında şüpheye düştükleri ve yalanladıkları, yeniden dirilişi haber veren şanı yüce Kur'an olan o büyük haberi birbirlerine soruyorlar.
4969. Metin
ما الأمر كما يزعم هؤلاء المشركون، سيعلم هؤلاء المشركون عاقبة تكذيبهم، ويظهر لهم ما الله فاعل بهم يوم القيامة، ثم سيتأكد لهم ذلك، ويتأكد لهم صدق ما جاء به محمد ﷺ، من القرآن والبعث.
İş bu müşriklerin iddia ettiği gibi değildir. Bu müşrikler yalanlamalarının akıbetini bilecekler ve kıyamet günü Allah'ın kendilerine ne yapacağı onlara açıkça görünecektir. Sonra bu durum kendileri için kesinleşecek ve Muhammed'in sallallâhu aleyhi ve sellem Kur'an'dan ve yeniden dirilişten getirdiği şeylerin doğruluğu kendileri için kesinlik kazanacaktır.
4970. Metin
وهذا تهديد ووعيد لهم.
Bu, onlara yönelik bir tehdit ve uyarıdır.
4971. Metin
ألم نجعل الأرض ممهدة لكم كالفراش؟
Yeryüzünü sizin için bir döşek gibi serilmiş kılmadık mı?
4972. Metin
والجبال رواسي؛ كي لا تتحرك بكم الأرض؟
Ve yer sizinle sarsılmasın diye dağları sarsılmaz dayanaklar [yapmadık mı]?
4973. Metin
وخلقناكم أصنافا ذكرا وأنثى؟
Sizi erkek ve dişi türler halinde yaratmadık mı?
4974. Metin
وجعلنا نومكم راحة لأبدانكم، فيه تهدؤون وتسكنون؟
Uykunuzu bedenleriniz için bir dinlenme kılıp onda sükûnet bulup dinlenmenizi [sağlamadık mı]?
4975. Metin
وجعلنا الليل لباسًا تَلْبَسكم ظلمته وتغشاكم، كما يستر الثوب لابسه؟
Elbisenin giyeni örtmesi gibi, karanlığı sizi bürüyüp örten geceyi bir örtü kılmadık mı?
4976. Metin
وجعلنا النهار معاشا تنتشرون فيه لمعاشكم، وتسعَون فيه لمصالحكم؟
Gündüzü de geçiminizi sağlamak için dağıldığınız ve menfaatleriniz için çalıştığınız bir geçim vakti kılmadık mı?
4977. Metin
وبنينا فوقكم سبع سموات متينة البناء محكمة الخلق، لا صدوع لها ولا فطور؟
Üstünüzde sağlam yapılı, kusursuz yaratılışlı, hiçbir yarığı ve çatlağı olmayan yedi göğü bina etmedik mi?
4978. Metin
وجعلنا الشمس سراجًا وقَّادًا مضيئًا؟
Güneşi parıl parıl yanan, aydınlatıcı bir kandil kılmadık mı?
4979. Metin
وأنزلنا من السحب الممطرة ماء منصَبّا بكثرة، لنخرج به حبًا مما يقتات به الناس وحشائش مما تأكله الدَّواب، وبساتين ملتفة بعضها ببعض لتشعُّب أغصانها؟
İnsanların beslendiği taneleri, hayvanların yediği otları ve dallarının sarmaş dolaş olması sebebiyle birbirine girmiş bahçeleri onunla çıkaralım diye yağmur yüklü bulutlardan bolca dökülen sular indirmedik mi?
4980. Metin
إن يوم الفصل بين الخلق، وهو يوم القيامة، كان وقتًا وميعادًا محددًا للأولين والآخرين، يوم ينفخ المَلَك في «القرن» إيذانًا بالبعث فتأتون أممًا، كل أمة مع إمامهم.
Yaratılanlar arasında hüküm verme günü olan kıyamet günü, öncekiler ve sonrakiler için belirlenmiş bir vakit ve buluşma zamanıdır. Meleğin, yeniden dirilişi bildirmek üzere sûra üfleyeceği gün, her ümmet kendi önderiyle birlikte bölük bölük geleceksiniz.
4981. Metin
وفُتحت السماء، فكانت ذات أبواب كثيرة لنزول الملائكة.
Gök açılmış ve meleklerin inmesi için birçok kapılı hale gelmiştir.
4982. Metin
ونسفت الجبال بعد ثبوتها، فكانت كالسراب.
Dağlar yerinde sabit iken savrulup dağıtılmış ve serap gibi olmuştur.
4983. Metin
إن جهنم كانت يومئذ ترصد أهل الكفر الذين أُعِدَّت لهم، للكافرين مرجعًا، ماكثين فيها دهورًا متعاقبة لا تنقطع، لا يَطْعَمون فيها ما يُبْرد حرَّ السعير عنهم، ولا شرابًا يرويهم، إلا ماءً حارًا، وصديد أهل النار، يجازَون بذلك جزاء عادلا موافقًا لأعمالهم التي كانوا يعملونها في الدنيا.
Şüphesiz cehennem, o gün kendileri için hazırlandığı kâfirleri gözetlemektedir; kâfirler için bir dönüş yeridir. Orada kesintisiz, birbiri ardınca gelen çağlar boyunca kalacaklardır. Orada çılgın alevin hararetini kendilerinden giderecek bir serinlik ve susuzluklarını kandıracak bir içecek tatmazlar; kaynar su ve cehennem ehlinin irini müstesna. Dünyada yapmakta oldukları amellerine tam uygun, adil bir karşılık olarak bununla cezalandırılırlar.
4984. Metin
إنهم كانوا لا يخافون يوم الحساب فلم يعملوا له، وكذَّبوا بما جاءتهم به الرسل تكذيبا، وكلَّ شيء علمناه وكتبناه في اللوح المحفوظ، فذوقوا -أيها الكافرون- جزاء أعمالكم، فلن نزيدكم إلا عذابًا فوق عذابكم.
Onlar hesap gününden korkmuyor ve onun için hazırlık yapmıyorlardı. Elçilerin kendilerine getirdiği şeyleri alabildiğine yalanladılar. Biz ise her şeyi bildik ve Levh-i Mahfûz'da yazdık. [Ey kâfirler!] Artık amellerinizin cezasını tadın! Size azabınızın üstüne azaptan başka bir şey artırmayacağız.
4985. Metin
إن للذين يخافون ربهم ويعملون صالحًا، فوزًا بدخولهم الجنة. إن لهم بساتين عظيمة وأعنابًا، ولهم زوجات حديثات السن، نواهد مستويات في سن واحدة، ولهم كأس مملوءة خمرًا. لا يسمعون في هذه الجنة باطلا من القول، ولا يكذب بعضهم بعضًا.
Şüphesiz Rablerinden korkan ve salih amel işleyenler için cennete girmekle büyük bir kurtuluş vardır. Onlar için muazzam bahçeler, üzüm bağları, genç yaşta, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt eşler ve şarapla dolu kadehler vardır. Onlar bu cennette boş bir söz işitmezler ve birbirlerini yalanlamazlar.
4986. Metin
لهم كل ذلك جزاء ومنَّة من الله وعطاءً كثيرًا كافيًا لهم، ربِّ السموات والأرض وما بينهما، رحمنِ الدنيا والآخرة، لا يملكون أن يسألوه إلا فيما أذن لهم فيه، يوم يقوم جبريل ﵇ والملائكة مصطفِّين، لا يشفعون إلا لمن أذن له الرحمن في الشفاعة، وقال حقًا وسدادًا. ذلك اليوم الحق الذي لا ريب في وقوعه، فمن شاء النجاة مِن أهواله فليتخذ إلى ربه مرجعًا بالعمل الصالح.
Bütün bunlar onlara, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi, dünya ve ahiretin Rahmân'ı olan Allah'tan bir karşılık, bir lütuf ve bol, kifayetli bir ihsandır. Kendisine izin verdiği hususlar dışında O'na [bir şey] sormaya güç yetiremezler. O gün Cebrail aleyhisselâm ve melekler saf saf dururlar. Rahmân'ın şefaat etmesine izin verdiği ve doğru ile hak sözü söylemiş kimseden başkası şefaat edemez. İşte o, gerçekleşmesinde hiçbir şüphe olmayan hak gündür. Artık onun dehşetinden kurtulmak isteyen kimse, salih amel işleyerek Rabbine varan bir yol edinsin.
4987. Metin
إنَّا حذَّرناكم عذاب يوم الآخرة القريب الذي يرى فيه كل امرئ ما عمل من خير أو اكتسب من إثم، ويقول الكافر من هول الحساب: يا ليتني كنت ترابًا فلم أُبعث.
Şüphesiz biz sizi, her kişinin hayırdan işlediğini veya günahtan kazandığını göreceği yakın bir ahiret gününün azabıyla uyardık. Kâfir ise hesabın dehşetinden: "Ah ne olaydı, keşke toprak olsaydım da diriltilmeseydim!" diyecektir.