Nâziât

Alimler Heyeti · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

4988. Metin

أقسم الله تعالى بالملائكة التي تنزع أرواح الكفار نزعا شديدا، والملائكة التي تقبض أرواح المؤمنين بنشاط ورفق، والملائكة التي تَسْبَح في نزولها من السماء وصعودها إليها، فالملائكة التي تسبق وتسارع إلى تنفيذ أمر الله، فالملائكة المنفذات أمر ربها فيما أوكل إليها تدبيره من شؤون الكون -ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير خالقه، فإن فعل فقد أشرك- لتُبعثَنَّ الخلائق وتُحَاسَب، يوم تضطرب الأرض بالنفخة الأولى نفخة الإماتة، تتبعها نفخة أخرى للإحياء.

Yüce Allah; kâfirlerin canlarını şiddetle söküp alan meleklere, müminlerin canlarını kolaylıkla ve yumuşaklıkla alan meleklere, gökten inerken ve göğe çıkarken yüzer gibi hareket eden meleklere, Allah'ın emrini yerine getirmeye yarışıp koşan meleklere ve kâinatın idaresinden kendilerine havale edilen işlerde Rablerinin emrini uygulayan meleklere yemin etti ki -yaratılmış bir varlığın yaratıcısından başkasına yemin etmesi caiz değildir; şayet ederse şirk koşmuş olur- öldürme üflemesi olan birinci sur üflemesiyle yeryüzünün sarsılacağı, ardından diriltme için olan diğer üflemenin geleceği o günde mahlûkat kesinlikle diriltilecek ve hesaba çekilecektir.

4989. Metin

قلوب الكفار يومئذ مضطربة من شدة الخوف، أبصار أصحابها ذليلة من هول ما ترى.

O gün kâfirlerin kalpleri şiddetli korkudan tir tir titrer, sahiplerinin gözleri gördükleri dehşetten dolayı zilletle yere eğilir.

4990. Metin

يقول هؤلاء المكذبون بالبعث: أنُرَدُّ بعد موتنا إلى ما كنا عليه أحياء في الأرض؟ أنردُّ وقد صرنا عظامًا بالية؟ قالوا: رجعتنا تلك ستكون إذًا خائبة كاذبة.

Yeniden dirilmeyi yalanlayan bu kimseler: "Biz öldükten sonra yeryüzünde eskiden olduğumuz gibi diri hâle mi döndürüleceğiz? Biz çürümüş kemikler hâline geldikten sonra mı [diriltileceğiz]?" derler. Şöyle dediler: "O takdirde bu dönüşümüz hüsranla sonuçlanan [ve gerçekleşmeyen] bir yalan olur."

4991. Metin

فإنما هي نفخة واحدة، فإذا هم أحياء على وجه الأرض بعد أن كانوا في بطنها.

O [diriliş] ancak tek bir sur üflemesidir; bir de bakarsın ki onlar, karnında bulunduktan sonra yeryüzünün üstünde dipdiridirler.

4992. Metin

هل أتاك -أيها الرسول- خبر موسى؟ حين ناداه ربه بالوادي المطهَّر المبارك «طوى» .

[Ey Resul!] Rabbi ona arındırılmış, bereketli "Tuvâ" vadisinde seslendiği vakit, Musa'nın haberi sana geldi mi?

4993. Metin

فقال له: اذهب إلى فرعون، إنه قد أفرط في العصيان، فقل له: أتودُّ أن تطهِّر نفسك من النقائص وتحليها بالإيمان، وأُرشدك إلى طاعة ربك، فتخشاه وتتقيه؟

Ona şöyle buyurdu: "Firavun'a git; zira o azgınlıkta haddi aştı. Ona de ki: Nefsini noksanlıklardan arındırmak ve onu imanla süslemek ister misin? Seni Rabbine itaat etmeye yönlendireyim de O'ndan korkup sakınasın."

4994. Metin

فأرى موسى فرعونَ العلامة العظمى: العصا واليد، فكذب فرعون نبيَّ الله موسى ﵇، وعصى ربه ﷿، ثم ولَّى معرضًا عن الإيمان مجتهدًا في معارضة موسى.

Bunun üzerine Musa, Firavun'a en büyük mucizeyi, asa ve [parlayan] eli gösterdi. Fakat Firavun, Allah'ın peygamberi Musa'yı -aleyhisselâm- yalanladı ve Rabbi -celle celâluhu-'na isyan etti. Sonra imandan yüz çevirip Musa'ya muhalefet etmek için var gücüyle çabalayarak geri döndü.

4995. Metin

فجمع أهل مملكته وناداهم، فقال: أنا ربكم الذي لا ربَّ فوقه، فانتقم الله منه بالعذاب في الدنيا والآخرة، وجعله عبرة ونكالا لأمثاله من المتمردين. إن في فرعون وما نزل به من العذاب لموعظةً لمن يتعظ وينزجر.

Halkını toplayıp onlara seslendi ve: "Ben, sizin üstünüzde başka ilah bulunmayan rabbinizim!" dedi. Bunun üzerine Allah, dünyada ve ahirette onu azapla cezalandırıp helak etti; onu, kendisi gibi diğer isyankârlara bir ibret ve ceza kıldı. Şüphesiz Firavun'da ve onun başına gelen azapta, ibret alıp sakınan kimse için bir öğüt vardır.

4996. Metin

أبَعْثُكم -أيها الناس- بعد الموت أشد في تقديركم أم خلق السماء؟ رفعها فوقكم كالبناء، وأعلى سقفها في الهواء لا تفاوت فيها ولا فطور، وأظلم ليلها بغروب شمسها، وأبرز نهارها بشروقها. والأرض بعد خلق السماء بسطها، وأودع فيها منافعها، وفجَّر فيها عيون الماء، وأنبت فيها ما يُرعى من النباتات، وأثبت فيها الجبال أوتادًا لها. خلق سبحانه كل هذه النعم منفعة لكم ولأنعامكم.

[Ey insanlar!] Sizin ölümden sonra yeniden yaratılmanız mı sizin takdirinize göre daha zordur, yoksa göğün yaratılması mı? [Allah] onu üstünüzde bir bina gibi yükseltti; tavanını boşlukta hiçbir düzensizlik ve çatlak olmaksızın yüceltti. Güneşini batırarak gecesini kararttı, güneşini doğdurarak gündüzünü aydınlığa çıkardı. Göğü yarattıktan sonra ise yeryüzünü yayıp döşedi, onda bulunan faydaları yerleştirdi, orada su pınarlarını fışkırttı, otlatılan bitkileri bitirdi ve dağları ona sağlam kazıklar kıldı. [Allah] -subhânehu- bütün bu nimetleri sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için yarattı.

4997. Metin

إن إعادة خلقكم يوم القيامة أهون على الله من خلق هذه الأشياء، وكله على الله هين يسير.

Kıyamet günü sizin yeniden yaratılmanız, Allah'a bu şeylerin yaratılmasından daha kolaydır; bunların hepsi Allah'a pek kolay ve basittir.

4998. Metin

فإذا جاءت القيامة الكبرى والشدة العظمى وهي النفخة الثانية، عندئذ يُعْرَض على الإنسان كل عمله من خير وشر، فيتذكره ويعترف به، وأُظهرت جهنم لكل مُبْصِر تُرى عِيانًا.

En büyük kıyamet ve en büyük zorluk olan ikinci sur üflemesi geldiği vakit, o esnada insana hayır ve şerden işlediği bütün amelleri arz olunur; insan onu hatırlar ve itiraf eder. Cehennem de her gören için apaçık ortaya çıkarılır, gözle görülür.

4999. Metin

فأمَّا مَن تمرد على أمر الله، وفضل الحياة الدنيا على الآخرة، فإن مصيره إلى النار.

Allah'ın emrine isyan edip dünya hayatını ahirete tercih eden kimseye gelince, şüphesiz onun varacağı yer ateştir.

5000. Metin

وأمَّا مَنْ خاف القيام بين يدي الله للحساب، ونهى النفس عن الأهواء الفاسدة، فإن الجنة هي مسكنه.

Hesap için Allah'ın huzurunda durmaktan korkan ve nefsini kötü hevalardan alıkoyan kimseye gelince, şüphesiz onun barınağı cennettir.

5001. Metin

يسألك المشركون أيها الرسول -استخفافاً- عن وقت حلول الساعة التي تتوعدهم بها. لستَ في شيء مِن علمها، بل مرد ذلك إلى الله ﷿، وإنما شأنك في أمر الساعة أن تحذر منها مَن يخافها. كأنهم يوم يرون قيام الساعة لم يلبثوا في الحياة الدنيا؛ لهول الساعة إلا ما بين الظهر إلى غروب الشمس، أو ما بين طلوع الشمس إلى نصف النهار.

Müşrikler sana -ey Resul- kendilerini tehdit ettiğin kıyametin ne zaman kopacağını hafife alarak soruyorlar. Senin onda hiçbir bilgin yoktur; aksine onun nihai bilgisi Allah -celle celâluhu-'ya aittir. Kıyamet konusunda senin vazifen, ancak ondan korkanı uyarmaktan ibarettir. Onlar kıyametin koptuğunu gördükleri gün, onun dehşetinden ötürü dünya hayatında sanki sadece bir öğle vaktinden güneşin batışına kadar ya da güneşin doğuşundan günün yarısına kadar kalmış gibi olurlar.