5101. Metin
ألم نوسع -أيها النبي- لك صدرك لشرائع الدين، والدعوة إلى الله، والاتصاف بمكارم الأخلاق، وحططنا عنك بذلك حِمْلك.
Dinin hükümleri, Allah'a davet ve güzel ahlak ile nitelenmen için -ey Peygamber- senin göğsünü açıp genişletmedik mi ve böylece üzerinden yükünü indirmedik mi?
5102. Metin
الذي أثقل ظهرك، وجعلناك -بما أنعمنا عليك من المكارم- في منزلة رفيعة عالية؟
O [yük] ki belini bükmüştü; sana lütfettiğimiz üstün hasletler sebebiyle seni pek yüce ve yüksek bir mertebeye eriştirmedik mi?
5103. Metin
فلا يَثْنِكَ أذى أعدائك عن نشر الرسالة؛ فإن مع الضيق فرجًا، إن مع الضيق فرجًا.
Düşmanlarının eziyeti seni risaleti tebliğ etmekten alıkoymasın; şüphesiz darlıkla beraber bir ferahlık vardır, muhakkak darlıkla beraber bir ferahlık vardır.
5104. Metin
فإذا فرغت من أمور الدنيا وأشغالها فَجِدَّ في العبادة، وإلى ربك وحده فارغب فيما عنده.
Dünya işlerinden ve meşguliyetlerinden boşaldığın vakit ibadete gayretle sarıl ve yalnızca Rabbine yönelip O'nun katındakileri arzula.