Alak

Alimler Heyeti · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

5108. Metin

اقرأ -أيها النبي- ما أُنزل إليك من القرآن مُفْتَتِحًا باسم ربك المتفرد بالخلق، الذي خلق كل إنسان من قطعة دم غليظ أحمر. اقرأ -أيها النبي- ما أُنزل إليك، وإن ربك لكثير الإحسان واسع الجود، الذي علَّم خلقه الكتابة بالقلم، علَّم الإنسان ما لم يكن يعلم، ونقله من ظلمة الجهل إلى نور العلم.

[Ey Peygamber!] Yaratmada tek olan, her bir insanı koyu kırmızı bir kan pıhtısından (alaktan) yaratan Rabbinin adıyla başlayarak sana Kur'an'dan indirilenleri oku. [Ey Peygamber!] Sana indirilenleri oku; şüphesiz senin Rabbin pek çok ihsan sahibi ve lütfu geniştir. O, yaratıklarına kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediğini öğreten ve onu cehaletin karanlığından ilmin aydınlığına çıkarandır.

5109. Metin

حقًا أن الإنسان ليتجاوز حدود الله إذا أبطره الغنى، فليعلم كل طاغية أن المصير إلى الله، فيجازي كلَّ إنسان بعمله.

Gerçekten de insan, zenginlik kendisini şımartıp azdırdığında Allah'ın sınırlarını aşar. Her azgın bilsin ki dönüş Allah'adır; böylece O, her insana yaptığının karşılığını verecektir.

5110. Metin

أرأيت أعجب مِن طغيان هذا الرجل وهو أبو جهل، الذي ينهى عبدًا لنا إذا صلَّى لربه وهو محمد ﷺ؟ أرأيت إن كان المنهي عن الصلاة على الهدى فكيف ينهاه؟ أو إن كان آمرًا غيره بالتقوى أينهاه عن ذلك؟

Bu adamın -ki o Ebû Cehil'dir-, kulumuz Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem Rabbine namaz kıldığında onu engelleyen azgınlığından daha şaşırtıcı bir şey gördün mü? Gördün mü, ya namaz kılmaktan alıkonan [kul] doğru yol üzere ise, [o zaman onu nasıl engeller?] Yahut [başkasına] takvayı emrediyorsa, onu bundan meneder mi?

5111. Metin

أرأيت إن كذَّب هذا الناهي بما يُدعى إليه، وأعرض عنه، ألم يعلم بأن الله يرى كل ما يفعل؟ ليس الأمر كما يزعم أبو جهل، لئن لم يرجع هذا عن شقاقه وأذاه لنأخذنَّ بمقدَّم رأسه أخذًا عنيفًا، ويُطرح في النار، ناصيته ناصية كاذبة في مقالها، خاطئة في أفعالها، فكأن الكذب والخطأ باديان منها. فليُحْضِر هذا الطاغية أهل ناديه الذين يستنصر بهم، سندعو ملائكة العذاب. ليس الأمر على ما يظن أبو جهل، إنه لن ينالك -أيها الرسول- بسوء، فلا تطعه فيما دعاك إليه مِن تَرْك الصلاة، واسجد لربك واقترب منه بالتحبب إليه بطاعته.

Gördün mü, ya bu engelleyen kimse çağrıldığı şeyi yalanlar ve [ondan] yüz çevirirse, Allah'ın yaptığı her şeyi gördüğünü bilmez mi? Hayır, durum Ebû Cehil'in iddia ettiği gibi değildir! Şayet bu [adam] düşmanlığından ve eziyetinden vazgeçmezse, onu perçeminden (başının önünden) şiddetle yakalarız ve ateşe atılır. Onun perçemi, sözünde yalancı, eylemlerinde günahkâr bir perçemdir; sanki yalan ve günah ondan kaynaklanmaktadır. O hâlde bu azgın, yardım istediği meclisindekileri/taraftarlarını çağırsın! Biz de azap meleklerini çağıracağız. Durum Ebû Cehil'in sandığı gibi değildir; [ey Elçi!] o sana kesinlikle hiçbir kötülük yapamaz. O hâlde namazı terk etmen hususunda seni çağırdığı şeyde ona uyma; Rabbine secde et ve O'na itaatle kendini sevdirerek O'na yaklaş!