18854. Metin
نعم الله على نبيه وإرشاده لبعض الخصال
Allah'ın Peygamberine Nimetleri ve Onu Bazı Güzel Ahlak Esaslarına Yönlendirmesi
18855. Metin
عدّد الله تعالى بعض النعم على النبي المصطفى صلوات الله وسلامه عليه، إظهارا لمكانته في أعين قريش، وردا عليهم فيما زعموا بأن الله تعالى بتأخيره إنزال الوحي على نبيه قد قلاه (أبغضه) ربه وأبعده. وتميزت هذه النعم بأنها في الغالب أخلاقية أدبية، لا مادية أو سلطوية اغترارية، ثم أمر الله نبيه بشكر هذه النعم، وبالإحسان إلى الأيتام والسائلين، ليكون مثلا أعلى للإنسانية، وتسلك أمته سلوكه، وتنتهج نهجه، وذلك في سورة الضحى المكية بالاتفاق:
Allah Teâlâ, Kureyş'in gözünde onun konumunu ortaya koymak ve Allah Teâlâ'nın peygamberine vahyi geciktirmesi sebebiyle Rabbinin ona darıldığı (buğzettiği) ve onu terk ettiği yönündeki iddialarına cevap vermek üzere, seçkin Peygamberine -Allah'ın salât ve selâmı onun üzerine olsun- lütfettiği bazı nimetleri saymıştır. Bu nimetler, çoğunlukla aldatıcı maddî ya da otoriter nimetler olmayıp ahlâkî ve edebî nitelikte olmalarıyla temayüz etmiştir. Ardından Allah, insanlık için en yüce örnek olsun, ümmeti de onun tutumunu benimseyip yolundan gitsin diye Peygamberine bu nimetlere şükretmesini, yetimlere ve isteyenlere ihsanda bulunmasını emretmiştir. Bu da ittifakla Mekkî olan Duhâ Suresi'ndedir:
18856. Metin
[سورة الضحى (٩٣) : الآيات ١ الى ١١]
[Duhâ Suresi (93): Ayetler 1'den 11'e]
18857. Metin
﷽
Bismillâhirrahmânirrahîm
18858. Metin
وَالضُّحى (١) وَاللَّيْلِ إِذا سَجى (٢) ما وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَما قَلى (٣) وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولى (٤)
{ وَالضُّحَىٰ (١) وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ (٢) مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ (٣) وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ الْأُولَىٰ (٤) } “Kuşluk vaktine ant olsun. Karanlığı çöktüğü zaman geceye ant olsun ki, Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı. Elbette ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.”
18859. Metin
وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضى (٥) أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيماً فَآوى (٦) وَوَجَدَكَ ضَالاًّ فَهَدى (٧) وَوَجَدَكَ عائِلاً فَأَغْنى (٨) فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلا تَقْهَرْ (٩)
{ وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰ (٥) أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا فَآوَىٰ (٦) وَوَجَدَكَ ضَالًّا فَهَدَىٰ (٧) وَوَجَدَكَ عَائِلًا فَأَغْنَىٰ (٨) فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ (٩) } “Ve ileride Rabbin sana verecek de sen hoşnut olacaksın. O, seni bir yetim bulup barındırmadı mı? Seni yolunu kaybetmiş bulup doğru yola iletmedi mi? Seni yoksul bulup zengin etmedi mi? O halde, sakın yetimi ezme!”
18860. Metin
وَأَمَّا السَّائِلَ فَلا تَنْهَرْ (١٠) وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ (١١)
{ وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ (١٠) وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ (١١) } “El açıp isteyeni de sakın azarlama! Rabbinin nimetini ise durmayıp anlat.”
18861. Metin
«١» «٢» «٣» «٤» «٥» «٦» «٧» «٨» «٩» [الضحى: ٩٣/ ١- ١١] .
«1» «2» «3» «4» «5» «6» «7» «8» «9» [ed-Duhâ: 93/1-11].
18862. Metin
أخرج الشيخان وغيرهما عن جندب قال: اشتكى النبي ﷺ، فلم يقم ليلة أو ليلتين، فأتته امرأة، فقالت: يا محمد، ما أرى شيطانك إلا قد تركك، فأنزل الله:
Şeyhân (Buhârî ve Müslim) ve başkaları Cündeb'den rivayet etmiştir; o şöyle demiştir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem rahatsızlandı ve bir ya da iki gece [gece namazına] kalkamadı. Bunun üzerine bir kadın gelip: 'Ey Muhammed, şeytanının seni terk ettiğinden başka bir şey görmüyorum!' dedi. Bunun üzerine Allah [şu ayetleri] indirdi:
18863. Metin
وَالضُّحى وَاللَّيْلِ إِذا سَجى ما وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَما قَلى.
{ وَالضُّحَىٰ وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ } “Kuşluk vaktine ant olsun. Karanlığı çöktüğü zaman geceye ant olsun ki, Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı.”
18864. Metin
وأخرج الحاكم عن زيد
[Yine] Hâkim, Zeyd
18865. Metin
ابن أرقم قال: مكث رسول الله ﷺ أياما لا ينزل عليه جبريل، فقالت أم جميل امرأة أبي لهب: ما أرى صاحبك إلا قد ودّعك وقلاك، فأنزل الله: وَالضُّحى..
b. Erkam'dan şunu rivayet etmiştir; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Cebrâil'in kendisine inmediği birkaç gün geçirdi. Bunun üzerine Ebû Leheb'in karısı Ümmü Cemîl: 'Arkadaşının seni terk ettiğini ve sana darıldığını görüyorum' dedi. Bunun üzerine Allah [Teâlâ]: { وَالضُّحَىٰ } “Kuşluk vaktine ant olsun...”
18866. Metin
الآيات.
ayetlerini indirdi.
18867. Metin
أقسم بالضحى: وقت ارتفاع الشمس أول النهار، والمراد به النهار، لمقابلته بالليل، وبالليل إذا سكن وغطى بظلمته النهار، ما قطعك ربك قطع المودّع، وما تركك، ولم يقطع عنك الوحي، وما أبغضك وما كرهك.
Günün başında güneşin yükseldiği vakit olan kuşluk vaktine -gece ile karşıtlığı sebebiyle kastedilen gündüzdür- ve sakinleşip karanlığıyla gündüzü örttüğü zaman geceye yemin etmiştir ki; Rabbin seni vedalaşan birinin ilişiğini kesmesi gibi kesip atmadı, seni terk etmedi, vahyi senden kesmedi, sana buğzetmedi ve senden nefret etmedi.
18868. Metin
ثم بشره الله بأن المستقبل أفضل من الماضي، فللدار الآخرة خير لك من هذه الدار، إذا انقطع الوحي وحصل الموت، وكذلك أحوالك الآتية خير لك من الماضية، وأن كل يوم تزداد عزة ومهابة ورفعة وسموا، ونصرا.
Sonra Allah, geleceğin geçmişten daha hayırlı olduğu müjdesini vermiştir: Vahiy kesilip ölüm gerçekleştiğinde ahiret yurdu senin için bu dünyadan daha hayırlıdır. Aynı şekilde gelecekteki durumların geçmiştekinden daha hayırlıdır; zira her geçen gün izzet, heybet, yücelik, üstünlük ve zaferin artacaktır.
18869. Metin
أخرج الطبراني في الأوسط عن ابن عباس قال: قال رسول الله ﷺ: «عرض علي ما هو مفتوح لأمتي بعدي، فسرّني» فأنزل الله: وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولى
Taberânî el-Evsat'ta İbn Abbâs'tan rivayet etmiştir; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Benden sonra ümmetime açılacak olan fetihler bana gösterildi ve bu beni sevindirdi' buyurdu. Bunun üzerine Allah [Teâlâ]: { وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ الْأُولَىٰ }
18870. Metin
(٤) وإسناده حسن.
(4) “Elbette ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır” [ayetini] indirdi. Bunun isnadı hasendir.
18871. Metin
ثم بشره الله أيضا بعطاء جزيل، بقوله: وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ.. أي لسوف يمنحك ربك عطاء جزيلا، ونعمة كبيرة في الدنيا والآخرة، أما في الدنيا فهو الفتح في الدين، وانتشار الإسلام، وأما في الآخرة فهو الثواب، والحوض، والشفاعة لأمتك، فترضى به. وهذا دليل على تحقيق السمو في الدارين.
Sonra Allah Teâlâ, { وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ } “Ve ileride sana verecek...” buyruğuyla onu bol bir lütufla da müjdelemiştir. Yani Rabbin dünyada ve ahirette sana bol bir bağış ve büyük bir nimet verecektir; dünyada dinde fetih ve İslâm'ın yayılması, ahirette ise sevap, Havz ve ümmetin için şefaat bahşedecek, sen de bundan hoşnut olacaksın. Bu da iki cihanda da yüceliğin gerçekleşeceğinin delilidir.
18872. Metin
أخرج الحاكم والبيهقي في الدلائل والطبراني وغيرهم، عن ابن عباس قال: عرض على رسول الله ﷺ ما هو مفتوح على أمته كفرا كفرا- أي قرية قرية- فسرّ به، فأنزل الله: وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضى (٥) .
Hâkim, Beyhakî Delâil'de, Taberânî ve başkaları İbn Abbâs'tan rivayet etmişlerdir; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ümmetine açılacak fetihler köy köy -yani belde belde- gösterildi ve o bundan sevinç duydu. Bunun üzerine Allah Teâlâ: { وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰ (٥) } “Ve ileride Rabbin sana verecek de sen hoşnut olacaksın.” [ayetini] indirdi.
18873. Metin
ثم عدّد الله تعالى نعمه على رسوله قبل البعثة كالحال بعدها بقوله: أَلَمْ يَجِدْكَ أي ألم يجدك ربك يتيما لا أب لك، فجعل لك مأوى تأوي إليه، وهو بيت كافلك
Sonra Allah Teâlâ: { أَلَمْ يَجِدْكَ } “O, seni bulmadı mı?...” buyruğuyla peygamberlik sonrasında olduğu gibi peygamberlik öncesinde de Resûlüne olan nimetlerini saymıştır. Yani Rabbin seni babasız bir yetim olarak bulup da sana sığınacağın bir barınak kılmadı mı? O da sana bakan
18874. Metin
جدك عبد المطلب، ثم عمك أبو طالب. حيث مكث بعد وفاة أمه آمنة سنتين عند عبد المطلب، وله من العمر ثمان سنين، ثم كفله عمه أبو طالب إلى أن أتم أربعين سنة حيث بعثه الله نبيا.
deden Abdülmuttalib'in, ardından da amcan Ebû Tâlib'in evidir. Nitekim annesi Âmine'nin vefatından sonra iki yıl Abdülmuttalib'in yanında kalmış ve sekiz yaşındayken, ardından Allah onu peygamber olarak gönderene kadar kırk yaşını tamamlayıncaya dek amcası Ebû Tâlib onu himaye etmiştir.
18875. Metin
ووجدك ربك غافلا (ضالا) عن أحكام الشرائع، حائرا في معرفة أصح العقائد، فهداك لذلك، ووجدك فقيرا ذا عيال لا مال لك، فأغناك بربح التجارة في مال خديجة، وبما منحك الله من البركة والقناعة.
Rabbin seni şeriatlerin hükümlerinden habersiz (yolunu kaybetmiş), en sahih inanç esaslarını bilme konusunda şaşkınlık içinde bulup seni buna hidayet etti. Seni malı olmayan geçim darlığı içinde bir yoksul bulup Hatice'nin malıyla yapılan ticaret kazancıyla ve Allah'ın sana ihsan ettiği bereket ve kanaat ile seni zengin kıldı.
18876. Metin
أخرج الشيخان في الصحيحين عن أبي هريرة قال: قال رسول الله ﷺ: «ليس الغنى عن كثرة العرض، ولكن الغنى غنى النفس» .
Şeyhân Sahîhayn'da Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Zenginlik mal çokluğundan ibaret değildir; asıl zenginlik gönül zenginliğidir' buyurmuştur.
18877. Metin
ثم أمره ربه ببعض الأخلاق الإنسانية المحضة، وطالبه بشكر الله على نعمه، حيث قال: فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلا تَقْهَرْ أي كما كنت يتيما فآواك الله، فلا تستذل اليتيم ولا تتسلط عليه بالظلم لضعفه، بل أدّه حقه، وأحسن إليه، وتلطف به، واذكر يتمك.
Sonra Rabbi ona halis insanî ahlaktan bazılarını emretmiş ve nimetlerine şükretmesini isteyerek şöyle buyurmuştur: { فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ } “O halde, sakın yetimi ezme!” Yani nasıl ki sen yetim iken Allah seni barındırdıysa, sen de yetimi hor görme, zayıflığından ötürü zulümle ona tahakküm kurma; aksine hakkını ver, ona ihsanda bulun, nazik davran ve kendi yetimliğini hatırla.
18878. Metin
فكان رسول الله ﷺ يحسن إلى اليتامى ويبرهم ويوصي بهم خيرا. ويتم النبي ﷺ لئلا يكون عليه حق لمخلوق، كما قال الإمام جعفر الصادق.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de yetimlere iyilik eder, onlara ikramda bulunur ve haklarında hayır tavsiye ederdi. İmam Câfer es-Sâdık'ın da belirttiği gibi, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yetim kalması, üzerinde hiçbir yaratılmışın hakkı bulunmaması içindi.
18879. Metin
وكما كنت مخطئا في العقيدة، فهداك الله، فلا تنهر السائل المسترشد في العلم والدين أو طلب المال، ولا تزجره، بل أجبه، أو ردّ عليه ردا جميلا، والضلال هنا:
Nasıl ki sen inanç konusunda bilgisiz [iken] Allah sana hidayet verdiyse; ilim ve dinde doğru yolu arayan veya mal isteyen kimseyi sakın azarlama, onu kovma; bilakis sorusuna cevap ver ya da onu güzellikle geri çevir. Buradaki 'dalâl' (sapma/şaşırma):
18880. Metin
بمعنى الخطأ والمباينة عما آل إليه في حال النبوة والرسالة، وليس بمعنى الكفر والضلال البعيد، فإنه ﷺ لم يعبد صنما قط.
Peygamberlik ve risalet durumunda ulaştığı mertebeden önceki bilgisizlik ve farklılık anlamındadır; küfür ve haktan uzak sapıklık anlamında değildir. Zira o sallallâhu aleyhi ve sellem asla bir puta tapmamıştır.
18881. Metin
وتحدث بنعمة ربك عليك، واشكر هذه النعمة العظمى: وهي النبوة والقرآن، ومضامين الآيات. والتحدث بنعمة الله شكر، فكما كنت عائلا فقيرا، فأغناك الله، فتحدث بنعمة الله عليك، والمعنى في النبي ﷺ: أنه أغنى الأغنياء بالصبر والقناعة، وقد حبّبا إليه.
Rabbinin sana olan nimetini durmayıp anlat ve bu en büyük nimete, yani peygamberliğe, Kur'an'a ve ayetlerin içeriklerine şükret. Allah'ın nimetini anlatmak bir şükürdür. Nasıl ki sen yoksul bir fakir iken Allah seni zengin kıldıysa, sen de Allah'ın sana olan nimetini anlat. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hakkındaki anlam ise şudur: O, kendisine sevdirilen sabır ve kanaat sayesinde zenginlerin en zengini olmuştur.
18882. Metin
إن هذه الوصايا الثلاث تتناسب مع النعم الثلاث المذكورة، في كل نعمة وصية مناسبة لها، كما تبين، فيقابل صفة اليتم الوصية باليتيم، ويقابل صفة الخطأ ترك قهر السائل عن العلم والدين، لا سائل المال، ويقابل صفة الفقر شكر النعمة التي أسداها الله عليه.
Bu üç tavsiye, zikredilen üç nimetle tam bir uyum içindedir. Açıklandığı üzere her bir nimete uygun bir tavsiye bulunmaktadır: Yetimlik vasfına karşılık yetimle ilgili tavsiye, bilgisizlik vasfına karşılık -sadece mal isteyeni değil- ilim ve dini sorup öğrenmek isteyeni azarlamayı terk etmek, fakirlik vasfına karşılık ise Allah'ın kendisine lütfettiği nimete şükretmek yer almaktadır.