17296. Metin
} ٠٦ سورة قريش مكية وآيها أربع
106 Kureyş Suresi Mekkîdir ve dört ayettir.
17297. Metin
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
17298. Metin
{لإيلاف قُرَيْشٍ} متعلقٌ بقولِه تعالَى فليعبدُوا والفاءُ لما في الكلامِ منْ مَعْنى الشَّرطِ إذِ المعَنْى أنَّ نِعمَ الله تعالَى عليهمْ غيرُ محصورةٍ فإنْ لَمْ يعبدُوه لسائرِ نعمهِ فليعبدُوه لهذِه النعمةِ الجليلةِ وقيلَ بمضمر تقديرُهُ فعلنَا مَا فعلنَا منْ إهلاكِ أصحابِ الفيلِ لإيلافِ الخ وقيلَ تقديرُهُ أعْجَبُوا لإيلافِ الخ وقيلَ بمَا قَبْلَهُ منْ قولِه تعالَى {فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولِ} ويؤيدُهُ أنهُمَا في مُصْحفِ أبي سورة واحدة فلا فصلٍ وَالمَعْنى أهلكَ مَنْ قصدَهُم منَ الحبشةِ ليتسامعَ الناس فيتهيبُوا لَهُمْ زيادةَ تهيبٍ ويحترمون فضلَ احترامٍ حَتَّى ينتظَم لهُمْ الأمنُ في رحلتيِهمْ فَلَا يجترىءُ عليهمْ أحدٌ وكانتْ لقريشٍ رحلتانِ يرحلونَ في الشتاءِ إلى اليمنِ وفي الصيفِ إِلى الشامِ فيتمارون ويتجرونَ وكانُوا في رحلتيِهمْ آمنينَ لأنَّهُم أهلُ حرمِ الله تعالَى وولاةُ بيتِه العزيزِ فَلَا يُتَعرضُ لهُمْ والنَّاسُ بينَ مُتخطَّفٍ ومنهوبٍ وَالإيلافُ منْ قولِكَ آلفتْ المكانَ إيلافاً إذا أَلفْتَهُ وقُرِىءَ لإلافِ قُريشٍ أيْ لمؤالفتِهمْ وقيلَ يقالُ ألفتُهُ إلفاً وإلافاً وَقُرِىءَ لإلفِ قريشٍ وقريشٌ ولدُ النَّضْرِ بنِ كنَانَةَ سُمُّوا بتصغيرِ القِرشِ وهُوَ دابةٌ عظيمةٌ في البحرِ تعبثُ بالسفنِ وَلَا تُطَاقُ إِلَاّ بالنارِ والتصغيرُ للتعظيمِ وقيلَ منَ القَرْشِ وهُوَ الكسبُ لأنهمْ كانُوا كسَّابينَ بتجاراتِهمْ وضربِهمْ في البلادِ
{لإيلاف قُرَيْشٍ} “Kureyş'i alıştırdığı için” [ifadesi], Yüce Allah'ın {فليعبدُوا} / "kulluk etsinler" buyruğuna bağlıdır. Başındaki fâ (ف) harfi, kelamda bulunan şart manasından dolayıdır. Zira mana şöyledir: Allah Teâlâ'nın onlara olan nimetleri sayılamaz; eğer O'na diğer nimetleri için kulluk etmeyeceklerse, bari bu yüce nimet için kulluk etsinler. [Bu ifadenin], takdiri "Fil sahiplerini helak etmek suretiyle yaptığımız şeyi Kureyş'in alışması için yaptık..." olan gizli bir fiile bağlı olduğu da söylenmiştir. Takdirinin "Kureyş'in alışmasına şaşın!..." şeklinde olduğu da söylenmiştir. Bir görüşe göre de kendisinden önceki {فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولِ} “Böylece onları yenmiş ekin yaprağı gibi kıldı” ayetine bağlıdır. Übeyy'in Mushafında bu iki surenin tek bir sure olması ve aralarında fasıla bulunmaması da bunu desteklemektedir. Mana şöyledir: [Kureyş'e] yönelen Habeşlileri helak etti ki insanlar bunu işitsin, onlardan daha fazla çekinsin ve onlara daha çok hürmet göstersinler; böylece iki yolculuklarında güvenlikleri sağlansın ve hiç kimse onlara [saldırmaya] cesaret edemesin. Kureyş'in iki yolculuğu vardı: Kışın Yemen'e, yazın ise Şam'a yolculuk eder, erzak temin eder ve ticaret yaparlardı. Bu iki yolculuklarında güvendeydiler; çünkü onlar Allah Teâlâ'nın Harem ehlidirler ve O'nun yüce Beyt'inin yöneticileridirler. İnsanlar kapılıp götürülürken ve malları yağmalanırken onlara asla dokunulmazdı. Îlâf (إيلاف) kelimesi, bir mekânı benimsediğinde söylediğin "Âlefte'l-mekâne îlâfen" (آلفت المكان إيلافاً) sözünden gelir. [Ayet], onların kaynaşması manasında {لإلافِ قُريشٍ} şeklinde de okunmuştur. Bir şeye alışmayı ifade etmek için "Eliftehû ilfen ve ilâfen" (ألفتُهُ إلفاً وإلافاً) denildiği de söylenmiştir. {لإلفِ قريشٍ} şeklinde de okunmuştur. Kureyş ise Nadr b. Kinâne'nin evlatlarıdır. Gemilerle oynayan ve ancak ateşle baş edilebilen denizdeki büyük bir canlının adı olan kırş (قِرش) kelimesinin küçültme ismiyle (tasgir) isimlendirilmişlerdir; buradaki küçültme tazim (yüceltme) içindir. Ticaretleri ve beldelerde dolaşmaları sebebiyle çokça kazanan kimseler oldukları için "kazanmak" manasına gelen karş (القَرْش) kelimesinden türediği de söylenmiştir.
17299. Metin
وقولُه تعالَى
Yüce Allah'ın şu buyruğu:
17300. Metin
{إيلافهم رِحْلَةَ الشتاء والصيف} بدلٌ منَ الأولِ ورحلةَ مفعولٌ لإيلافِهم وإفرادُهَا معَ أنَّ المرادَ رِحْلَتي الشتاءِ والصيفِ لأمنِ الإلباسِ وَفي إطلاقِ الإيلافِ عنِ المفعولِ أولاً وإبدالُ هَذا منْهُ فتخيم لأمرِهِ وتذكيرُ لعظيمِ النعمةِ فيهِ وَقُرِىءَ ليألفَ قريشٌ إلَفهُمْ رحلةَ الشتاءِ والصيفِ وقُرِىءَ رُحلةَ بالضمِّ وهيَ الجهةُ التي يُرحلُ إليَها
{إيلافهم رِحْلَةَ الشتاء والصيف} “Kış ve yaz yolculuklarına onları alıştırdığı için” [ifadesi], birincisinden bedeldir. {رِحْلَةَ} kelimesi {إيلافهم} lafzının mef'ulüdür (nesnesidir). Kastedilen kış ve yaz olmak üzere iki yolculuk olduğu halde lafzın tekil getirilmesi, bir karışıklık olmamasındandır. Birincisinde îlâf kelimesinin nesnesiz yalın bırakılıp, ikincisinin ondan bedel kılınmasında meselenin büyüklüğünü vurgulama ve bundaki yüce nimeti hatırlatma vardır. [Ayet] {ليألفَ قريشٌ إلَفهُمْ رحلةَ الشتاءِ والصيفِ} şeklinde de okunmuştur. Ötre ile {رُحلةَ} şeklinde de okunmuştur ki bu, yolculuk edilen yön/istikamet demektir.
17301. Metin
{فَلْيَعْبُدُواْ رَبَّ هذا البيت} {الذى أَطْعَمَهُم} بسببِ تينكِ الرحلتينِ اللتينِ تمكُنوا فيهَما بواسطةِ كونِهم منْ جيرانِهِ
{فَلْيَعْبُدُواْ رَبَّ هذا البيت} “Şu evin Rabbine kulluk etsinler.” {الذى أَطْعَمَهُم} “O ki onları yedirip doyurdu” [yani], Beyt'in komşuları olmaları sayesinde imkân buldukları o iki yolculuk sebebiyle [onları doyurdu].
17302. Metin
} ٠٦ سورة قريش آية (٤) {مِن جُوعٍ} شديدٍ كانُوا فيهِ قَبْلَهُما وقيلَ أريدَ بهِ القحطُ الذي أكلُوا الجيف والعظام {وآمنهم مِّنْ خَوْفٍ} عظِيمٌ لَا يُقادرُ قَدرُه وهُوَ خوفُ أصحابِ الفيلِ أوْ خوفُ التخطف في بلدهم ومسايرهم وقيلَ خوفُ الجُذَامِ فلَا يصيبُهمْ في بلدِهِم عنِ النبيِّ ﷺ مَنْ قرأَ سورةَ قريشٍ أعطاهُ الله تَعالَى عشر حسنات بعدد من طَافَ بالكعبةِ واعتكفَ بَها
106 Kureyş Suresi Ayet (4) {مِن جُوعٍ} “açlıktan [kurtarıp]” [yani], o iki [yolculuktan] önce içinde bulundukları şiddetli bir açlıktan [kurtardı]. Leş ve kemik yedikleri kıtlığın kastedildiği de söylenmiştir. {وآمنهم مِّنْ خَوْفٍ} “ve onları korkudan emin kıldı” [yani], ölçülemeyecek derecede büyük bir korkudan [emin kıldı] ki bu, Fil sahiplerinin korkusu veya kendi beldelerinde ve yolculuklarında kapılıp götürülme korkusudur. Beldelerinde kendilerine isabet etmeyen cüzzam korkusu olduğu da söylenmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle rivayet edilmiştir: "Kim Kureyş suresini okursa, Allah Teâlâ ona Kâbe'yi tavaf edenlerin ve orada itikâfa girenlerin sayısınca on hasene verir."