17189. Metin
سسورة القدر سورة مكية مختلف فيها وآيها خمس
Kadir Suresi, Mekkî bir sure olup [iniş yeri hakkında] ihtilaf edilmiştir ve beş ayettir.
17190. Metin
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
17191. Metin
{إِنَّا أنزلناه فِى لَيْلَةِ القدر} تنويهٌ بشأنِ القرآنِ الكريمِ وإجلالٌ لمحلِه بإضمارِهِ المُؤذنِ بغايةِ نباهتِهِ المغنيةِ عن التصريحِ بهِ كأنهُ حاضرٌ فِي جميعِ الأذهانِ وبإسنادِ إنزالِه إلى نونِ العظمة المنبئ عنْ كمالِ العنايةِ بهِ وتفخيمُ وقتِ إنزالِه بقولِه تعالى
{إِنَّا أنزلناه فِى لَيْلَةِ القدر} “Şüphesiz biz onu Kadir gecesinde indirdik.” [ifadesi], Kur'ân-ı Kerîm'in şanını yüceltmek ve onun konumunu tazim etmek içindir. Bu da onun, sanki tüm zihinlerde hazır bulunuyormuşçasına açıkça anılmaya ihtiyaç bırakmayan son derece bilinirliğini bildiren bir zamirle ifade edilmesiyle; indirilmesinin, ona yönelik kusursuz ihtimamı haber veren azamet nûnuna [‘biz’ zamirine] isnat edilmesiyle ve indirildiği vaktin yüceliğinin Yüce Allah'ın şu buyruğuyla belirtilmesiyledir:
17192. Metin
{وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ القدر} لما فيهِ منَ الدلالةِ عَلى أنَّ علوِّ قدرِها خارجٌ عنْ دائرةِ درايةِ الخَلْقِ لا يدريَها وَلَا يدريَها إلَاّ علَاّمُ الغيوبِ كمَا يُشعر بهِ قولُه تعالَى
{وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ القدر} “Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?” Zira bu [ifade], onun kadrinin yüceliğinin yaratılmışların idrak sınırlarının dışında olduğuna, onu gaybları en iyi bilen [Allah]’tan başkasının hakkıyla bilemeyeceğine delalet etmektedir; nitekim Yüce [Allah]’ın şu buyruğunun da hissettirdiği üzere:
17193. Metin
{لَيْلَةُ القدر خَيْرٌ مّنْ أَلْفِ شَهْرٍ} فإنهُ بيانٌ إجماليٌّ لشأنها إثرَ تشويقهِ ﵇ إلى درايتها فإنَّ ذلكَ معربٌ عنِ الوعدِ بإدرائها وقدْ مرَّ بيانُ كيفيةِ إعرابِ الجملتينِ وفي إظهارِ ليلةِ القدرِ في الموضعينِ منْ تأكيدِ التفخيم مالا يخفى والمرادُ بإنزالِه فيها إمَّا إنزالُ كُلِّه إلى السماءِ الدُّنيا كَما رُوي أنَّه أُنزل جملةً واحدةً في ليلةِ القدرِ من اللوحِ المحفوظِ إلى السماءِ الدُّنيا وأملاهُ جبريلَ ﵇ على السَفَرة ثُمَّ كانَ ينزلهُ على النبيِّ ﷺ نُجوماً في ثلاثٍ وعشرينَ سنةً وإمَّا ابتداءُ إنزالِه فيها كما نُقلَ عن الشَّعبيِّ وقيلَ المَعْنى أنزلناهُ في شأنِ ليلةِ القدرِ وفضلِها كَما في قولِ عمر ﵁ خشيتُ أن ينزلَ فيَّ قرآن وقولِ عائشةَ ﵂ لأنَا أحقرُ في نفسي منْ أن ينزلَ فيَّ قرآن فالأنسبُ أن يجعلَ الضميرُ حينئذٍ للسورةِ التي هيَ جزءٌ من القرآنِ لا للكُلِّ واختلفوا في وقتها فأكثرهم على أنها في شهرِ رمضانَ في العشرِ الأواخرِ في أوتارِها وأكثرُ الأقوالِ أنها السابعةُ منها ولعلَّ السرِّ في إخفائها تعريضُ منْ يريدُها للثوابِ الكثير بإحياءِ الليالي الكثيرةِ رجاءً لموافقتها وتسميتُها بذلكَ إمَّا لتقدير الأمورِ وقضائها فيها لقولِه تعالى فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ أو لخطرها وشرفها على سائرِ الليالي وتخصيصُ الألفِ بالذكرِ إمَّا للتكثيرِ أوْ لمَا روي أنه ﷺ ذكرَ رجلاً من بني إسرائيلَ لبسَ السلاحَ في سبيلِ الله ألفَ شهرٍ فعجبَ المؤمنونَ منه وتقاصرتْ إليهم أعمالهم فأعطوا ليلةً هيَ خير منْ مدةِ ذلكَ الغازي وقيلَ إنَّ رجل فيما مَضَى مَا كانَ يقالُ لَهُ عابدٌ حَتَّى يعبدَ الله تعالى ألفَ شهر فأعطوا
{لَيْلَةُ القدر خَيْرٌ مّنْ أَلْفِ شَهْرٍ} “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” Bu, [Resûlullah] aleyhisselâm onun mahiyetini bilmeye teşvik edildikten sonra onun şanına dair icmâlî (özet) bir açıklamadır. Çünkü bu [soru üslubu], onun bildirileceğine dair bir vaat ifade eder. Bu iki cümlenin irabının nasıl yapılacağı daha önce geçmişti. Kadir gecesi isminin her iki yerde de açık isim olarak zikredilmesinde ise [onun kadrini] tazim etmeyi pekiştirme gayesi gizlenemez derecede açıktır. Onun o gecede indirilmesinden kasıt; ya rivayet edildiği üzere Levh-i Mahfuz'dan dünya semasına Kadir gecesinde toptan indirilmesi, Cebrail aleyhisselâm'ın onu meleklere (es-Sefere) yazdırması ve ardından yirmi üç yılda parça parça Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e indirmesi şeklinde tamamının dünya semasına indirilmesidir; ya da Şa'bî'den nakledildiği gibi o gecede indirilmeye başlanmasıdır. Denildi ki: Anlamı; Ömer radıyallâhu anh'ın “Hakkımda bir Kur'an [ayeti] inmesinden korktum” ve Âişe radıyallâhu anhâ'nın “Nefsimde kendimi, hakkımda Kur'an inecek bir konumdan daha hakir görüyordum” sözlerinde olduğu gibi, “Biz onu Kadir gecesinin şanı ve fazileti hakkında indirdik” demektir. Bu takdirde zamirin, [Kur'an'ın] tamamına değil, Kur'an'ın bir cüzü olan sureye raci kılınması daha uygundur. Vakti konusunda ihtilaf etmişlerdir; çoğunluğuna göre o, Ramazan ayında, son on günün tek gecelerindedir. Görüşlerin çoğuna göre de yirmi yedinci gecedir. Onun gizlenmesindeki sır ise belki de onu arayan kimseyi, ona denk gelme ümidiyle pek çok geceyi ihya ederek çokça sevaba eriştirmektir. Onun bu şekilde isimlendirilmesi; ya Yüce Allah'ın {فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ} “Her hikmetli iş onda ayrılır” buyruğu gereğince işlerin o gecede takdir edilip hükme bağlanmasından ya da diğer gecelere olan üstünlüğü ve şerefinden dolayıdır. Bin [ay] sayısının özellikle zikredilmesi ise ya çokluk bildirmek içindir ya da rivayet edildiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in, İsrailoğullarından Allah yolunda bin ay silah kuşanmış bir adamı anması, müminlerin buna hayran kalıp kendi amellerini azımsamaları üzerine, onlara o gazinin [cihad ettiği] süreden daha hayırlı bir gecenin verilmesindendir. Denildi ki: Geçmişte bir adama, Yüce Allah'a bin ay ibadet etmedikçe ‘âbid’ denilmezdi; bunun üzerine [bu ümmete]
17194. Metin
٩٧ سورة القدر آية (٤ ٥) ليلةً إنْ أحيوْها كانُوا أحقَّ بأن يُسمَّوا عابدينَ من أولئكَ العبادِ وقيلَ أري النبيِّ ﷺ أعمارَ الأممِ كافةً فاستقصرَ أعمار أمنه فخافَ أنْ لا يبلغوا من العملِ مثلَ ما بلغَ غيرهم في طولِ العمرِ فأعطاهُ الله ليلةَ القدرِ وجعلها خيراً منْ ألفِ شهرٍ لسائرِ الأممِ وقيلَ كانَ ملكُ سليمانَ خمسمائةَ شهرٍ وملكُ ذي القرنينِ خمسمائةَ شهرٍ فجعلَ الله تعالَى العملَ في هذهِ الليلةِ لمنْ أدركها خيراً منْ مُلكِهِمَا وقولُه تعالَى
97 Kadir Suresi Ayet (4-5) ihya ettikleri takdirde bu âbidlerden daha çok ‘âbid’ olarak isimlendirilmeye layık olacakları bir gece verildi. Denildi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e bütün ümmetlerin ömürleri gösterildi, o da ümmetinin ömrünü kısa bularak onların uzun ömürde başkalarının ulaştığı amele ulaşamayacaklarından endişe etti; bunun üzerine Allah ona Kadir gecesini verdi ve onu diğer ümmetlerin bin ayından daha hayırlı kıldı. Denildi ki: Süleyman'ın mülkü beş yüz ay, Zülkarneyn'in mülkü de beş yüz aydı; Yüce Allah bu gecedeki ameli, ona erişen kimse için bu ikisinin mülkünden daha hayırlı kıldı. Yüce [Allah]’ın şu buyruğu ise:
17195. Metin
{تَنَزَّلُ الملائكة والروح فِيهَا} استئنافٌ مبينٌ لمناطِ فضلِها على تلكَ المدةِ المتطاولةِ وقد سبقَ في سورةِ النبأ ما قيلَ في شَأنِ الروحِ عَلى التفصيلِ وقيلَ هم خلقٌ منَ الملائكةِ لا يراهُم الملائكةُ إلا تلكَ الليلةَ أيْ تتنزل الملائكةُ والروحُ في تلكَ الليلةِ منْ كُلِّ سماءٍ إلى الأرضِ أوْ إلى السماءِ الدُّنيا {بِإِذْنِ رَبّهِمْ} متعلقٌ بتنزلُ أوْ بمحذوفٍ هُو حالٌ من فاعلِه أيْ ملتبسينَ بِإِذْنِ رَبّهِمْ أيْ بأمرِه {مّن كُلّ أَمْرٍ} أي من أجلِ كُلِّ أمرٍ قضاهُ الله ﷿ لتلكَ السنةِ إلى قابلِ كقولِه تعالَى فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حكيم وقرئ من كل امرئ أي من أجل كل إنسانٍ قيلَ لا يلقونَ فيها مؤمنا ولا مؤمنةً إلا سلمُوا عليهِ
{تَنَزَّلُ الملائكة والروح فِيهَا} “Melekler ve Rûh o gecede inerler” [ifadesi], o uzun süreye karşı bu gecenin üstünlüğünün dayanağını açıklayan yeni bir cümledir (isti'nâf). Rûh hakkında söylenenler Nebe' Suresi'nde ayrıntılı olarak geçmişti. Denildi ki: Onlar meleklerden bir topluluktur ki diğer melekler onları ancak o gece görürler. Yani melekler ve Rûh o gecede her semadan yere veya dünya semasına inerler; {بِإِذْنِ رَبّهِمْ} “Rablerinin izniyle” [ifadesi] ‘inerler’ fiiline veya failin mahzuf olan hâline müteallıktır; yani Rablerinin izniyle, yani emriyle kuşatılmış olarak [inerler]; {مّن كُلّ أَمْرٍ} “Her türlü iş için” yani Yüce Allah'ın o yıldan gelecek yıla kadar hükmettiği her bir iş sebebiyle [inerler]. Nitekim Yüce [Allah]’ın {فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حكيم} “Her hikmetli iş onda ayrılır” buyruğu gibidir. [Bu kısım] (مِنْ كُلِّ امْرِئٍ) ‘her bir insandan dolayı’ şeklinde de okunmuştur. Denildi ki: O gecede karşılaştıkları her mümin erkek ve mümin kadına mutlaka selam verirler.
17196. Metin
{سلام هِىَ} أيْ مَا هيَ إلا سلامةٌ أيْ لا يقدرُ الله تعالى فيها إلا السلامةَ والخيرَ وأمَّا في غيرِها فيقضي سلامةً وبلاءً أوْ ما هيَ إلا سلامٌ لكثرةِ ما يسلمونَ فيها على المؤمنينَ {حتى مَطْلَعِ الفجر} أيْ وقت طلوعه وقرئ بالكسرِ على أنهُ مصدرٌ كالمرجعِ أو اسمُ زمانٍ على غيرِ قياسٍ كالمشرِقِ وحتَّى متعلقةٌ بتنزلُ على أنها غايةٌ لحكمِ التنزلِ أي لمكثِهمْ في محلِ تنزلِهم أو لنفسِ تنزلهم بأنْ لا ينقطعَ تنزلُهم فوجاً بعدَ فوجٍ إلى طلوعِ الفجرِ وقيلَ متعلقةٌ بسلامٍ بناءً على أنَّ الفصلَ بين المصدرِ ومعمولِه بالمبتدأ مغتفرٌ في الجارِّ عنِ النبيِّ ﷺ من قرأسورة القدرِ أعطي من الأجرِ كَمَنْ صامَ رمضانَ وأَحْيَا ليلة القدر
{سلام هِىَ} “O, bir esenliktir”; yani o ancak bir esenlik ve selamettir; diğer bir deyişle Yüce Allah o gecede esenlik ve hayırdan başkasını takdir etmez. Başka gecelerde ise esenlik ve bela takdir eder. Yahut [meleklerin] o gecede müminlere çokça selam vermelerinden ötürü o ancak bir selamdır. {حتى مَطْلَعِ الفجر} “Fecrin doğuşuna kadar.” Yani onun doğuş vaktine kadar. [‘Matla’ kelimesi], (el-merci’) gibi bir masdar veya (el-meşrık) gibi kıyasa aykırı bir zaman ismi olarak kesre ile [matli’ şeklinde de] okunmuştur. (حَتَّى) lafzı, inme hükmünün nihayeti olarak ‘inerler’ fiiline müteallıktır; yani indikleri yerde kalmalarının veya peş peşe kafileler halinde inmelerinin fecrin doğuşuna kadar kesilmemesi suretiyle bizzat inişlerinin gayesidir. Masdar ile ma'mûlü arasına mübtedanın girmesinin car-mecrurda hoş görülebilir olmasına dayanılarak (سَلَامٌ) kelimesine müteallık olduğu da söylenmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den [rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur]: “Kim Kadir Suresi'ni okursa, Ramazan orucunu tutmuş ve Kadir gecesini ihya etmiş kimse gibi kendisine ecir verilir.”