2. Metin
الحمد لله المنزه بذاته عن إشارة الأوهام المقدس بصفاته عن إدراك العقول والأفهام المتصف بالألوهية قبل كل موجود الباقي بالنعوت السرمدية بعد كل محدود الملك الذي طمست سبحات جلاله الأبصار المتكبر الذي أزاحت سطوات كبريائه الأفكار القديم الذي تعالى عن مماثلة الحدثان العظيم الذى تنزه عن مماسة المكان المتعالى عن مضاهاة الأجسام ومشابهة الأنام القادر الذي لا يشار إليه بالتكييف القاهر الذي لا يسأل عن التحميل والتكليف العليم الذي خلق الانسان وعلمه البيان الحكيم الذى نزل القرآن شفاء للأرواح والأبدان
Hamd; zâtıyla vehimlerin işaretinden münezzeh, sıfatlarıyla akılların ve anlayışların idrakinden mukaddes, her varlıktan önce ilâhlık sıfatına sahip, sınırlandırılmış her şeyden sonra ebedî vasıflarla bâkî olan; celâlinin nurları gözleri kamaştırıp kör eden el-Melik, kibriyâsının azameti fikirleri aciz bırakan el-Mütekebbir, sonradan yaratılanlara benzemekten yüce olan el-Kadîm, mekâna temas etmekten münezzeh olan el-Azîm, cisimlere denk ve mahlûkata benzer olmaktan müteâl, keyfiyetle işaret olunamayan el-Kâdir, yükleme ve mükellef kılmasından hesap sorulamayan el-Kâhir, insanı yaratıp ona beyânı öğreten el-Alîm, Kur’an’ı ruhlara ve bedenlere şifa olarak indiren el-Hakîm olan Allah’a mahsustur.
3. Metin
والصلاة والسلام عى المستل من أرومة البلاغة والبراعة المحتل في بحبوحة النصاحة والفصاحة محمد المبعوث إلى خليقته الداعى إلى الحق وطريقته ﷺ وعلى آله وشيعته
Salât ve selâm; belâgat ve maharetin asıl kökünden süzülüp çıkarılmış, samimiyet ve fesahatin merkezine yerleşmiş, mahlûkatına gönderilen, Hakk’a ve O’nun yoluna davet eden [Efendimiz] Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e, âline ve taraftarlarına olsun.
4. Metin
قال مولانا الشيخ الامام المعظم والحبر الهمام المقدم استاذ أهل الأرض محى السنة والفرض كشاف حقائق أسرار التنزيل مفتاح أسرار حقائق التأويل ترجمان كلام الرحمن صاحب علم المعانى والبيان الجامع بين الأصول والفروع المرجوع إليه في المعقول والمسموع حافظ الملة والدين شيخ الإسلام والمسلمين وارث علوم الأنبياء والمرسلين أكمل فحول المجتهدين قدوة قروم المحققين ذو السعادات والكرامات أبو البركات عبد الله بن أحمد بن محمود النسفى نفع الله الإسلام بطول بقائه والمسلمين بيمن لقائه قد سألني من تتعين إجابته كتابا وسطا في التأويلات جامعا لوجوه الاعراب والقراءات متضمنا لدقائق علمى البديع والاشارات حاليا بأقاويل أهل السنة والجماعة خاليا عن أباطيل أهل البدع والضلالة ليس بالطويل الممل ولا بالقصير المخل وكنت أقدم فيه رجلا وأؤخر أخرى استقصارا لقوة البشر عن درك هذا الوطر وأخذا لسبيل الحذر عن ركوب متن الخطر حتى شرعت فيه بتوفيق الله والعوائق كثيرة وأتممته في مدة يسيرة وسميته بمدارك التنزيل وحقائق التأويل وهو الميسر لكل عسير وهو على ما يشاء قدير وبالاجابة جدير
Mevlâmız; yüce şeyh ve imam, önder ve seçkin âlim, yeryüzü ehlinin üstadı, sünneti ve farzı ihya eden, vahyin sırlarının hakikatlerini keşfeden, tevil hakikatlerinin sırlarının anahtarı, Rahmân’ın kelâmının tercümanı, meânî ve beyân ilimlerinin sahibi, usul ile fürûu kendinde toplayan, akla ve nakle dayalı ilimlerde kendisine başvurulan, din ve milletin koruyucusu, İslâm’ın ve Müslümanların şeyhi, peygamberlerin ve resullerin ilimlerinin vârisi, müctehidlerin en kâmili, muhakkiklerin önderlerinin rehberi, saadetler ve kerametler sahibi Ebu’l-Berekât Abdullah b. Ahmed b. Mahmûd en-Nesefî —Allah, ömrünü uzun kılarak İslâm’ı ve kendisiyle buluşmayı bereketli kılarak Müslümanları faydalandırsın— şöyle dedi: İsteğine icabet edilmesi gereken bir kimse, benden teviller konusunda orta hacimli, irap ve kıraat vecihlerini toplayan, bedî‘ ve işârî ilimlerin inceliklerini içeren, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat’in görüşleriyle süslenmiş, bidat ve dalâlet ehlinin batıllarından arındırılmış, usandırıcı derecede uzun ve kusur oluşturacak derecede kısa olmayan bir kitap yazmamı istedi. İnsan gücünün bu amaca ulaşmada yetersiz kalmasından dolayı ve tehlikeye atılmaktan sakınma yolunu tutarak bu hususta bir adım ileri bir adım geri atıyordum. Nihayet engeller çok olmasına rağmen Allah’ın tevfikiyle ona başladım ve onu kısa bir sürede tamamladım; ona “Medâriku’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl” adını verdim. O, her zorluğu kolaylaştırandır; dilediği şeye hakkıyla güç yetirendir ve dualara icabet etmeye lâyıktır.
5. Metin
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
6. Metin
فاتحة الكتاب
FÂTİHATÜ’L-KİTÂB
7. Metin
مقدمة
Mukaddime
8. Metin
مكية وقيل مدنية والأصح أنها مكية ومدنية نزلت بمكة حين فرضت الصلاة ثم نزلت بالمدينة حين حولت القبلة إلى الكعبة وتسمى أم القرآن للحديث قال ﵇ لا صلاة لمن لم يقرا بام القرآن ولاشتمالها على المعاني التى في القرآن وسورة الوافية والكافية لذلك وسورة الكنز لقوله ﵇ حاكيا عن الله تعالى فاتحة الكتاب كنز من كنوز عرشى وسورة الشفاء والشافية لقولة ﵇ فاتحة الكتاب شفاء من كل داء إلا السام وسورة المثانى لأنها تثنى في كل صلاة وسورة الصلاة لما يروى ولانها تكون واجبة أو فريضة وسورة الحمد والاساس فانها أساس القرآن قال ابن عباس ﵄ إذا اعتللت أو اشتكيت فعليك بالأساس وآيها سبع بالاتفاق
[Bu sûre] Mekkîdir; Medenî olduğu da söylenmiştir. En sahih olan görüş ise hem Mekkî hem Medenî olduğudur. Namaz farz kılındığı vakit Mekke’de inmiş, sonra kıble Kâbe’ye çevrildiğinde Medine’de [tekrar] inmiştir. Şu hadisten dolayı "Ümmü’l-Kur’ân" (Kur’an’ın anası) diye isimlendirilir; [Peygamber] aleyhisselâm: { لَا صَلَاةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِأُمِّ الْقُرْآنِ } “Fâtiha Suresi’ni okumayanın namazı yoktur” buyurmuştur. Ayrıca Kur’an’daki manaları kapsadığı için de böyle adlandırılmıştır. Yine bu sebeple el-Vâfiye (tam) ve el-Kâfiye (yeterli) sûresi denir. [Peygamber] aleyhisselâm’ın, Yüce Allah’tan naklen: { فَاتِحَةُ الْكِتَابِ كَنْزٌ مِنْ كُنُوزِ عَرْشِي } “Fâtihatü’l-Kitâb, Arşımın hazinelerinden bir hazinedir” buyurmasından dolayı "el-Kenz Sûresi"; [Peygamber] aleyhisselâm’ın: { فَاتِحَةُ الْكِتَابِ شِفَاءٌ مِنْ كُلِّ دَاءٍ إِلَّا السَّامَ } “Fâtihatü’l-Kitâb, ölüm hariç her derde şifadır” buyurmasından dolayı "eş-Şifâ ve eş-Şâfiye Sûresi"; her namazda tekrarlandığı için "es-Seb‘u’l-Mesânî Sûresi"; rivayet edilen hadislerden dolayı ve namazda vacip veya farz olduğu için "es-Salât Sûresi"; Kur’an’ın temeli olduğu için "el-Hamd ve el-Esâs Sûresi" de denir. İbn Abbâs radıyallâhu anhümâ: “Hastalandığında yahut bir dertten şikâyet ettiğinde el-Esâs’a sarıl” demiştir. Ayet sayısı ittifakla yedidir.