Nasr

Nesefî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

16518. Metin

سورة النصر مدنية وهي ثلاث آيات

Nasr Suresi Medenîdir ve üç ayettir.

16519. Metin

﷽

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

16520. Metin

إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ (١)

{ إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ } “Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde” (1)

16521. Metin

{إذا} منصوب بسبح وهو لما يستقيل والإعلام بذلك قبل كونه من أعلام النبوة وروي أنها نزلت في أيام التشريق بمنىٍ في حجة الوداع {جَاء نَصْرُ الله والفتح} النصر الإغاثة والإظهار على العدو والفتح فتح البلاد والمعنى نصر رسول الله ﷺ على العرب أو على قريش وفتح مكة أو جنس نصر الله المؤمنين وفتح بلاد الشرك عليهم

{ إِذَا } [kelimesi] { سَبِّحْ } ile mensuptur (nasb edilmiştir) ve geleceğe yöneliktir. Bunun henüz gerçekleşmeden önce haber verilmesi ise peygamberlik alametlerindendir. Veda Haccı'nda Mina'da teşrik günlerinde indiği de rivayet edilmiştir. { جَاء نَصْرُ الله والفتح } “Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde”: Nasr (نَصْر), yardım etmek ve düşmana karşı üstün kılmaktır; fetih ise beldelerin fethidir. Anlamı şudur: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Araplara yahut Kureyş'e karşı galip kılınması ve Mekke'nin fethi yahut Allah'ın müminlere olan yardım cinsi ve şirk beldelerinin onların fethine açılmasıdır.

16522. Metin

وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا (٢)

{ وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا } “Ve insanların akın akın Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde” (2)

16523. Metin

{وَرَأَيْتَ الناس يَدْخُلُونَ} هو حال من الناس على أن رَأَيْتُ بمعنى أبصرت أو عرفت أو مفعول ثانٍ على أنه بمعنى علمت {فِى دِينِ الله أفواجا} هو حال من فاعل يدخلون وجواب إذا فَسَبّحْ أي إذا جاء نصر الله إياك على من ناواك وفتح البلاد ورأيت أهل اليمن يدخلون في ملة الإسلام جماعات كثيرة بعد ما كانوا يدخلون فيه واحداً واحداً واثنين اثنين

{ وَرَأَيْتَ الناس يَدْخُلُونَ }: Şayet { رَأَيْتُ } kelimesi gördün yahut tanıdın/bildin anlamındaysa { يَدْخُلُونَ } [cümlesi] { الناس } kelimesinden hâldir (durum bildiren ögedir); şayet bildin/öğrendin anlamındaysa ikinci mef‘ûldür (nesnedir). { فِى دِينِ الله أفواجا } [ifadesindeki { أفواجا } kelimesi] { يدخلون } [fiilinin] failinden hâldir. { إِذَا } edatının cevabı { فَسَبِّحْ } [cümlesidir]. Yani; sana düşmanlık edenlere karşı Allah'ın sana yardımı ve beldelerin fethi gelip de daha önce birer birer ve ikişer ikişer İslâm dinine girerlerken artık Yemen halkının kalabalık topluluklar halinde girdiklerini gördüğün zaman...

16524. Metin

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا (٣)

{ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا } “Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan bağışlanma dile! Şüphesiz O, tevbeleri çokça kabul edendir” (3)

16525. Metin

{فَسَبّحْ بِحَمْدِ رَبّكَ} فقل سبحان الله حامداً له أو فصل له

{ فَسَبّحْ بِحَمْدِ رَبّكَ }: O'na hamd ederek 'Sübhânallâh' de yahut O'nun için namaz kıl.

16526. Metin

{واستغفره} تواضعاً وهضماً للنفس أو دم على الاستغفار {إِنَّهُ كَانَ} ولم يزل {توابا} التواب الكثير القبول التوبة وفي صفة العباد الكثير الفعل للتوبة ويروى أن عمر ﵁ لما سمعها بكى وقال الكمال دليل الزوال وعاش رسول الله ﷺ بعدها سنتين والله أعلم

{ واستغفره }: Bir tevazu ve nefsi kırma ifadesi olarak [bağışlanma dile] yahut bağışlanma dilemeye devam et. { إِنَّهُ كَانَ }: [O,] ezelden beri [böyledir]. { توابا }: Tevvâb (تَوَّاب), tevbeleri çokça kabul eden demektir. Kulların sıfatı olarak ise çokça tevbe eden manasındadır. Rivayet edilir ki Ömer radıyallâhu anh bunu işitince ağladı ve 'Kemal (tamamlanış), zevale (sona ermeye) delildir' dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bundan sonra iki yıl yaşadı. Doğrusunu en iyi Allah bilir.