1. Metin
{الْحَمْد لِلَّهِ} جُمْلَة خَبَرِيَّة قُصِدَ بِهَا الثَّنَاء عَلَى اللَّه بِمَضْمُونِهَا عَلَى أَنَّهُ تَعَالَى مَالِك لِجَمِيعِ الْحَمْد مِنْ الْخَلْق أَوْ مُسْتَحِقّ لِأَنْ يَحْمَدُوهُ وَاَللَّه عَلَم عَلَى الْمَعْبُود بِحَقٍّ {رَبّ الْعَالَمِينَ} أَيْ مَالِك جَمِيع الْخَلْق مِنْ الْإِنْس وَالْجِنّ وَالْمَلَائِكَة وَالدَّوَابّ وَغَيْرهمْ وَكُلّ مِنْهَا يُطْلَق عَلَيْهِ عَالَم يُقَال عَالَم الْإِنْس وَعَالَم الْجِنّ إلَى غَيْر ذَلِك وَغَلَبَ فِي جَمْعه بِالْيَاءِ وَالنُّون أُولِي الْعِلْم عَلَى غَيْرهمْ وَهُوَ مِنْ الْعَلَامَة لِأَنَّهُ عَلَامَة عَلَى مُوجِده
{الْحَمْد لِلَّهِ} “Hamd Allah’a mahsustur” [ifadesi], içeriğiyle Allah'a övgü kastedilmiş haberî bir cümledir; [bu da] Yüce Allah'ın yaratılmışların bütün hamdinin sahibi veya onların Kendisine hamdetmelerine hak sahibi olduğu [anlamındadır]. "Allah", hak olan Mabud'un özel ismidir. {رَبّ الْعَالَمِينَ} “Âlemlerin Rabbidir” yani insan, cin, melek, hayvanlar ve diğerleri olmak üzere bütün yaratılmışların sahibidir. Bunların her birine "âlem" denir; "insanlar âlemi", "cinler âlemi" vb. denilir. Ya ve nûn ile çoğul yapılmasında akıl sahipleri diğerlerine üstün tutulmuştur. Bu [kelime], "alâmet"ten [türemiştir]; çünkü o, var edicisine bir alâmettir.
2. Metin
{الرَّحْمَن الرَّحِيم} أَيْ ذِي الرَّحْمَة وَهِيَ إرَادَة الخير لأهله
{الرَّحْمَن الرَّحِيم} “Rahmân’dır, Rahîm’dir” yani rahmet sahibidir; o da ehline hayır dilemektir.
3. Metin
{مَالِك يَوْم الدِّين} أَيْ الْجَزَاء وَهُوَ يَوْم الْقِيَامَة وَخُصّ بِالذِّكْرِ لِأَنَّهُ لَا مُلْك ظَاهِرًا فِيهِ لِأَحَدٍ إلَّا لِلَّهِ تَعَالَى بِدَلِيلِ لِمَنْ الْمُلْك الْيَوْم لِلَّهِ وَمَنْ قَرَأَ مَالِك فَمَعْنَاهُ مَالِك الْأَمْر كُلّه فِي يَوْم الْقِيَامَة أَوْ هُوَ مَوْصُوف بِذَلِك دَائِمًا كَغَافِرِ الذَّنْب فَصَحَّ وُقُوعه صِفَة لِمَعْرِفَةِ
{مَالِك يَوْم الدِّين} “Din gününün mâlikidir” yani ceza [gününün ki] o, kıyamet günüdür. Özellikle zikredilmiştir; çünkü “Bugün mülk kimindir? Allah’ındır” [deliliyle] o günde Yüce Allah'tan başka hiç kimse için görünürde bir mülk yoktur. Kim "Mâlik" [şeklinde] okursa bunun anlamı, kıyamet gününde bütün işlerin sahibi demektir veya [Allah] "Gāfiru'z-Zenb" (günahı bağışlayan) gibi bununla daima nitelenmiştir; bu sebeple marife (belirli) bir kelimeye sıfat olması sahih olmuştur.
4. Metin
{إيَّاكَ نَعْبُد وَإِيَّاكَ نَسْتَعِين} أَيْ نَخُصّك بِالْعِبَادَةِ من توحيد وغيره ونطلب المعونه على العبادة وغيرها
{إيَّاكَ نَعْبُد وَإِيَّاكَ نَسْتَعِين} “Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz” yani tevhid ve benzeri ibadetleri yalnız Sana has kılarız; ibadet ve diğer hususlarda Senden yardım dileriz.
5. Metin
{اهْدِنَا الصِّرَاط الْمُسْتَقِيم} أَيْ أَرْشِدْنَا إلَيْهِ وَيُبْدَل منه
{اهْدِنَا الصِّرَاط الْمُسْتَقِيم} “Bizi doğru yola ilet” yani bizi ona yönelt. Ondan bedel yapılır:
6. Metin
{صِرَاط الَّذِينَ أَنْعَمْت عَلَيْهِمْ} بِالْهِدَايَةِ وَيُبْدَل مِنْ الذين بصلته {غَيْر الْمَغْضُوب عَلَيْهِمْ} وَهُمْ الْيَهُود {وَلَا} وَغَيْر {الضَّالِّينَ} وَهُمْ النَّصَارَى وَنُكْتَة الْبَدَل إفَادَة أَنَّ المهتدين ليسوا يهودا وَلَا نَصَارَى وَاَللَّه أَعْلَم بِالصَّوَابِ وَإِلَيْهِ الْمَرْجِع وَالْمَآب وَصَلَّى اللَّه عَلَى سَيِّدنَا مُحَمَّد وَعَلَى آله وصحبه وسلم تسليما كثيرا دائما أبدا وحسبنا الله ونعم الوكيل ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم = ٢ سُورَة الْبَقَرَة
{صِرَاط الَّذِينَ أَنْعَمْت عَلَيْهِمْ} “Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna” hidayet ile [nimet verdiğin]. Sılasıyla birlikte "ellezîne" kelimesinden bedel yapılır: {غَيْر الْمَغْضُوب عَلَيْهِمْ} “Gazaba uğramışların değil” ki onlar Yahudilerdir, {وَلَا} [yani] ve değil {الضَّالِّينَ} “sapmışların da [değil]” ki onlar Hristiyanlardır. Bedelin inceliği, hidayete erenlerin ne Yahudi ne de Hristiyan olduklarını ifade etmektir. Doğrusunu en iyi Allah bilir; dönüş ve varış O'nadır. Allah, Efendimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına ebediyen ve daima çokça salât ve selâm eylesin. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak pek yüce ve pek büyük olan Allah'a aittir. = 2 Bakara Suresi