Tekâsür

Mahallî & Süyûtî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

11556. Metin

{أَلْهَاكُمْ} شَغَلَكُمْ عَنْ طَاعَة اللَّه {التَّكَاثُر} التَّفَاخُر بِالْأَمْوَالِ وَالْأَوْلَاد وَالرِّجَال

{أَلْهَاكُمْ} “Sizi oyalayıp alıkoydu” sizi Allah'a itaatten meşgul etti, {التَّكَاثُر} “çoğaltma yarışı” mallarla, evlatlarla ve adamlarla övünmek.

11557. Metin

{حَتَّى زُرْتُمْ الْمَقَابِر} بِأَنْ مُتُّمْ فَدُفِنْتُمْ فِيهَا أَوْ عَدَدْتُمْ الْمَوْتَى تَكَاثُرًا

{حَتَّى زُرْتُمْ الْمَقَابِر} “Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz” ölüp oraya defnedilmek suretiyle yahut çoklukla övünmek için ölüleri sayarak.

11558. Metin

{كَلَّا} رَدْع {سَوْفَ تَعْلَمُونَ}

{كَلَّا} “Hayır!” bir caydırmadır. {سَوْفَ تَعْلَمُونَ} “Yakında bileceksiniz!”

11559. Metin

{ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ} سُوء عَاقِبَة تَفَاخُركُمْ عِنْد النَّزْع ثُمَّ فِي الْقَبْر

{ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ} “Sonra hayır! Yakında bileceksiniz!” can çekişme anında, sonra da kabirde övünmenizin kötü akıbetini.

11560. Metin

{كَلَّا} حَقًّا {لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْم الْيَقِين} عِلْمًا يَقِينًا عَاقِبَة التَّفَاخُر مَا اِشْتَغَلْتُمْ بِهِ

{كَلَّا} “Hayır!” Gerçekten, {لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْم الْيَقِين} “Kesin bir bilgiyle bilseniz” övünmenin akıbetini kesin bir bilgiyle [bilseydiniz], onunla meşgul olmazdınız.

11561. Metin

{لَتَرَوُنَّ الْجَحِيم} النَّار جَوَاب قَسَم مَحْذُوف وَحُذِفَ مِنْهُ لَام الْفِعْل وَعَيْنه وَأُلْقِيَتْ حَرَكَتهَا عَلَى الراء

{لَتَرَوُنَّ الْجَحِيم} “Andolsun o cehennemi mutlaka göreceksiniz” ateşi. [Bu ifade] mahzuf bir yeminin cevabıdır. Fiilin lâm'ı ve ayn'ı hazfedilmiş, harekesi ise ra harfine aktarılmıştır.

11562. Metin

{ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا} تَأْكِيد {عَيْن الْيَقِين} مَصْدَر لِأَنَّ رَأَى وَعَايَنَ بِمَعْنًى وَاحِد

{ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا} “Sonra andolsun onu mutlaka göreceksiniz” tekit (pekiştirme)dir. {عَيْن الْيَقِين} “gözünüzle kesin olarak” mastardır; zira görmek (ra'â) ile bizzat müşahede etmek (âyene) aynı anlamdadır.

11563. Metin

{ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ} حُذِفَ مِنْهُ نُون الرَّفْع لِتَوَالِي النُّونَات وَوَاو ضَمِير الْجَمْع لِالْتِقَاءِ السَّاكِنَيْنِ {يَوْمئِذٍ} يَوْم رُؤْيَتهَا {عَنْ النَّعِيم} مَا يُلْتَذّ بِهِ في الدنيا من الصحة والفراغ والأمن والمطعم والمشرب وغير ذلك = ١٠٣ سورة العصر

{ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ} “Sonra mutlaka sorguya çekileceksiniz” nun harflerinin peş peşe gelmesinden ötürü merfûluk nûnu, iki sâkinin bir araya gelmesinden ötürü de çoğul zamiri olan vâv hazfedilmiştir. {يَوْمئِذٍ} “o gün” onu gördüğünüz gün {عَنْ النَّعِيم} “nimetlerden” dünyada kendisinden lezzet alınan sağlık, boş vakit, güvenlik, yiyecek, içecek ve benzeri şeylerden. = 103 Asr Suresi