11576. Metin
{أَلَمْ تَرَ} اِسْتِفْهَام تَعَجُّب أَيْ اِعْجَبْ {كَيْف فَعَلَ رَبّك بِأَصْحَابِ الْفِيل} هُوَ مَحْمُود وَأَصْحَابه أَبَرْهَة مَلِك الْيَمَن وَجَيْشه بَنَى بِصَنْعَاء كَنِيسَة لِيَصْرِف إِلَيْهَا الْحَاجّ عَنْ مَكَّة فَأَحْدَثَ رَجُل مِنْ كِنَانَة فِيهَا وَلَطَّخَ قِبْلَتهَا بِالْعَذِرَةِ اِحْتِقَارًا بِهَا فَحَلَفَ أَبَرْهَة لَيَهْدِمَنَّ الْكَعْبَة فَجَاءَ مَكَّة بِجَيْشِهِ عَلَى أَفْيَال الْيَمَن مُقَدَّمهَا مَحْمُود فَحِين تَوَجَّهُوا لِهَدْمِ الْكَعْبَة أَرْسَلَ اللَّه عَلَيْهِمْ مَا قَصَّهُ فِي قَوْله
{أَلَمْ تَرَ} “Görmedin mi?” [ifadesi] taaccüb (şaşkınlık ve hayret) bildiren bir soru olup, yani şaş [anlamındadır]. {كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ} “Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını?” O [fil], Mahmûd’dur. Onun sahipleri ise Yemen Kralı Ebrehe ve ordusudur. [Ebrehe], hacıları Mekke’den oraya çevirmek için San‘a’da bir kilise inşa etti. Bunun üzerine Kinâne kabilesinden bir adam, [kiliseyi] küçümseyerek içinde büyük abdestini bozdu ve kıblesine pislik bulaştırdı. Ebrehe de Kâbe’yi mutlaka yıkacağına yemin etti. Ordusuyla ve öncüsü Mahmûd olan Yemen filleri üzerinde Mekke’ye geldi. Kâbe’yi yıkmaya yöneldikleri zaman Allah, şu sözünde anlattığı şeyi onların üzerine gönderdi:
11577. Metin
{أَلَمْ يَجْعَل} أَيْ جَعَلَ {كَيْدهمْ} فِي هَدْم الْكَعْبَة {فِي تَضْلِيل} خَسَارَة وَهَلَاك
{أَلَمْ يَجْعَلْ} “Kılmadı mı?” yani kıldı, {كَيْدَهُمْ} “onların tuzaklarını” Kâbe’yi yıkma konusundaki [tuzaklarını], {فِي تَضْلِيلٍ} “boşa çıkarılmış” bir hüsran ve helak [içinde].
11578. Metin
{وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيل} جَمَاعَات جَمَاعَات قِيلَ لَا وَاحِد لَهُ كَأَسَاطِير وَقِيلَ وَاحِده أُبُول أَوْ إِبَال أَوْ إِبِّيل كَعُجُولِ وَمِفْتَاح وَسِكِّين
{وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ} “Ve onların üzerine bölük bölük kuşlar gönderdi.” Gurup gurup [kuşlar]. Esâtîr (masallar/efsaneler) [kelimesi] gibi tekilinin olmadığı söylenmiştir; tekilinin ise ucûl, miftâh ve sikkîn vezinlerinde olduğu gibi übbûl, ibbâl veya ibbîl olduğu da söylenmiştir.
11579. Metin
{تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجِّيل} طِين مَطْبُوخ
{تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجِّيلٍ} “Onlara pişirilmiş çamurdan taşlar atan.” Pişmiş çamur.
11580. Metin
{فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُول} كَوَرَقِ زَرْع أَكَلَتْهُ الدَّوَابّ وَدَاسَتْهُ وَأَفْنَتْهُ أَيْ أَهْلَكَهُمْ اللَّه تَعَالَى كُلّ وَاحِد بِحَجَرِهِ الْمَكْتُوب عَلَيْهِ اِسْمه وَهُوَ أَكْبَر مِنْ الْعَدَسَة وَأَصْغَر مِنْ الْحِمِّصَة يَخْرِق الْبَيْضَة وَالرَّجُل وَالْفِيل وَيَصِل إِلَى الْأَرْض وَكَانَ هَذَا عَام مولد النبي ﷺ = ١٠٦ سورة قريش
{فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ} “Neticede onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.” Hayvanların yediği, çiğnediği ve ufaladığı ekin yaprağı gibi. Yani Yüce Allah, mercimekten büyük, nohuttan küçük olan, miğferi, adamı ve fili delip geçerek yere ulaşan ve üzerinde her birinin adı yazılı bulunan taşıyla onları helak etti. Bu olay, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in doğduğu yılda gerçekleşmiştir. = 106 Kureyş Suresi