11609. Metin
النَّبِيّ ﷺ عَنْ رَبّه فَنَزَلَ {قُلْ هُوَ اللَّه أَحَد} فَاَللَّه خَبَر هُوَ وَأَحَد بَدَل مِنْهُ أَوْ خَبَر ثَانٍ
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e Rabbinden [soruldu], bunun üzerine {قُلْ هُوَ اللَّه أَحَد} “De ki: O, Allah'tır, tektir.” [ayeti] indi. [Buradaki] “Allah” lafzı, “hüve” (O) zamirinin haberi (yüklemi); “ehad” (tek) ise ondan bedel veya ikinci haberdir.
11610. Metin
{اللَّه الصَّمَد} مُبْتَدَأ وَخَبَر أَيْ الْمَقْصُود فِي الْحَوَائِج عَلَى الدَّوَام
{اللَّه الصَّمَد} “Allah Samed'dir.” [ifadesi] mübteda (özne) ve haberdir (yüklem). Yani ihtiyaçlar konusunda daima kendisine yönelilendir.
11611. Metin
{لَمْ يَلِد} لِانْتِفَاءِ مُجَانَسَته {وَلَمْ يُولَد} لِانْتِفَاءِ الحدوث عنه
{لَمْ يَلِد} “O, doğurmamıştır”, kendi cinsinden bir benzerinin bulunmaması sebebiyle; {وَلَمْ يُولَد} “doğurulmamıştır da”, sonradan var olma (hudûs) durumunun O'ndan nefyedilmiş/uzak olması sebebiyle.
11612. Metin
{وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَد} أَيْ مُكَافِئًا وَمُمَاثِلًا وَلَهُ مُتَعَلِّق بِكُفُوًا وَقُدِّمَ عَلَيْهِ لِأَنَّهُ مَحَطّ الْقَصْد بِالنَّفْيِ وَأُخِّرَ أَحَد وَهُوَ اِسْم يكن عن خبرها رعاية للفاصلة = ١١٣ سورة الفلق
{وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَد} “Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır.” Yani denk ve benzer [olmamıştır]. “Lehû” (O'na) ifadesi “küfüven” (denk) kelimesine müteallıktır (bağlıdır); nefyin (olumsuzlamanın) asıl hedefi olduğu için onun önüne geçirilmiştir. “Yekûn”ün ismi olan “ehad” ise, fasıla (ayet sonu uyumu) gözetilerek haberinden sonraya bırakılmıştır. = 113 Felak Suresi