11618. Metin
{قُلْ أَعُوذ بِرَبِّ النَّاس} خَالِقهمْ وَمَالِكهمْ خُصُّوا بالذكر تشريفا لهم ومناسبة للاستعاذة من شر الموسوس في صدورهم
{قُلْ أَعُوذ بِرَبِّ النَّاس} “De ki: Sığınırım insanların Rabbine”; [yani] onların Yaratıcısına ve Mâlikine. Kendilerine şeref vermek ve göğüslerine vesvese verenin şerrinden sığınmaya uygun düşmesi amacıyla özellikle zikredilmişlerdir.
11619. Metin
{ملك الناس}
{ملك الناس} “İnsanların Melikine (hükümranına)”.
11620. Metin
{إِلَه النَّاس} بَدَلَانِ أَوْ صِفَتَانِ أَوْ عَطْفَا بَيَان وَأَظْهَر الْمُضَاف إِلَيْهِ فِيهِمَا زِيَادَة لِلْبَيَانِ
{إِلَه النَّاس} “İnsanların İlahına”; [bu iki ifade] iki bedel veya iki sıfat ya da iki atf-ı beyandır. Açıklığı artırmak amacıyla her ikisinde de muzâfun ileyh (tamlayan) açık isim olarak getirilmiştir.
11621. Metin
{مِنْ شَرّ الْوَسْوَاس} الشَّيْطَان سُمِّيَ بِالْحَدَثِ لِكَثْرَةِ مُلَابَسَته لَهُ {الْخَنَّاس} لِأَنَّهُ يَخْنِس وَيَتَأَخَّر عَنْ الْقَلْب كُلَّمَا ذُكِرَ اللَّه
{مِنْ شَرّ الْوَسْوَاس} “O vesvesecinin şerrinden”; şeytandır, onunla (vesvese ile) fazlasıyla içli dışlı olması sebebiyle mastar ismiyle adlandırılmıştır. {الْخَنَّاس} “Sinsice geri çekilenin [şerrinden]”; çünkü o, Allah her anıldığında siner ve kalpten geri çekilir.
11622. Metin
{الَّذِي يُوَسْوِس فِي صُدُور النَّاس} قُلُوبهمْ إِذَا غَفَلُوا عَنْ ذِكْر اللَّه
{الَّذِي يُوَسْوِس فِي صُدُور النَّاس} “Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir”; Allah'ın zikrinden gafil kaldıklarında onların kalplerine [vesvese verir].
11623. Metin
{مِنْ الْجِنَّة وَالنَّاس} بَيَان لِلشَّيْطَانِ الْمُوَسْوِس أَنَّهُ جِنِّيّ وَإِنْسِيّ كَقَوْلِهِ تَعَالَى شَيَاطِين الْإِنْس وَالْجِنّ أَوْ مِنْ الْجِنَّة بَيَان لَهُ وَالنَّاس عَطْف عَلَى الْوَسْوَاس وَعَلَى كُلّ يَشْتَمِل شَرّ لَبِيد وَبَنَاته الْمَذْكُورِينَ وَاعْتَرَضَ الْأَوَّل بِأَنَّ النَّاس لَا يُوَسْوِس فِي صُدُورهمْ النَّاس إِنَّمَا يُوَسْوِس فِي صُدُورهمْ الْجِنّ وَأُجِيبَ بِأَنَّ النَّاس يُوَسْوِسَونَ أَيْضًا بِمَعْنَى يَلِيق بِهِمْ فِي الظَّاهِر ثُمَّ تَصِل وَسْوَسَتهمْ إِلَى الْقَلْب وَتَثْبُت فِيهِ بِالطَّرِيقِ الْمُؤَدِّي إلى ذلك والله تعالى أعلم
{مِنْ الْجِنَّة وَالنَّاس} “Gerek cinlerden gerekse insanlardan”; vesvese veren şeytanın hem cinlerden hem de insanlardan olduğuna dair bir beyandır (açıklamadır); nitekim Yüce Allah: {شَيَاطِين الْإِنْس وَالْجِنّ} “İnsan ve cin şeytanları” buyurmuştur. Veya {مِنْ الْجِنَّة} onun (vesvesecinin) beyanıdır, {وَالنَّاس} ise {الْوَسْوَاس} kelimesine matuftur. Her iki duruma göre de [bu ifade], zikredilen Lebîd ve kızlarının şerrini kapsamaktadır. Birinci görüşe, insanların göğüslerine insanların vesvese vermeyeceği, onların göğüslerine ancak cinlerin vesvese vereceği şeklinde itiraz edilmiştir. Buna ise insanların da dışta kendilerine uygun düşen bir şekilde vesvese verdikleri (kötülüğü fısıldadıkları), sonra bu vesveselerinin kalbe ulaşıp buna yol açan vesilelerle orada yerleştiği şeklinde cevap verilmiştir. En doğrusunu Yüce Allah bilir.