11464. Metin
{ألم نشرح} إستفهام تقرر أَيْ شَرَحْنَا {لَك} يَا مُحَمَّد {صَدْرك} بِالنُّبُوَّةِ وغيرها
{ألم نشرح} “Biz açıp genişletmedik mi?” [ifadesindeki soru], takrîr (onaylatma) istifhâmıdır; yani [göğsünü] açıp genişlettik, {لَك} “senin için” ey Muhammed, {صَدْرك} “göğsünü” peygamberlik ve diğer şeylerle.
11465. Metin
{وَوَضَعْنَا} حَطَطْنَا {عَنْك وِزْرك}
{وَوَضَعْنَا} “Ve kaldırdık” indirdik/giderdik, {عَنْك وِزْرك} “senden yükünü”.
11466. Metin
{الَّذِي أَنْقَضَ} أَثْقَل {ظَهْرك} وَهَذَا كَقَوْلِهِ تَعَالَى {لِيَغْفِر لَك اللَّه مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبك}
{الَّذِي أَنْقَضَ} “O ki bükmüştü” ağırlaştırmıştı, {ظَهْرك} “senin belini”. Bu, Yüce [Allah]’ın şu sözü gibidir: {لِيَغْفِر لَك اللَّه مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبك} “Böylece Allah, senin geçmiş günahını bağışlasın”.
11467. Metin
{وَرَفَعْنَا لَك ذِكْرك} بِأَنْ تُذْكَر مَعَ ذِكْرِي فِي الْأَذَان وَالْإِقَامَة وَالتَّشَهُّد وَالْخُطْبَة وَغَيْرهَا
{وَرَفَعْنَا لَك ذِكْرك} “Ve senin şanını yükselttik” ezanda, kamette, teşehhütte, hutbede ve diğer yerlerde Benim zikrimle birlikte anılman suretiyle.
11468. Metin
{فَإِنَّ مَعَ الْعُسْر} الشِّدَّة {يُسْرًا} سُهُولَة
{فَإِنَّ مَعَ الْعُسْر} “Şüphesiz zorlukla beraber” şiddet ve sıkıntıyla [beraber], {يُسْرًا} “bir kolaylık vardır” kolaylık.
11469. Metin
{إِنَّ مَعَ الْعُسْر يُسْرًا} وَالنَّبِيّ ﷺ قَاسَى مِنْ الْكُفَّار شِدَّة ثُمَّ حَصَلَ لَهُ الْيُسْر بِنَصْرِهِ عَلَيْهِمْ
{إِنَّ مَعَ الْعُسْر يُسْرًا} “Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır”. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem kâfirlerden sıkıntı çekti, ardından onlara karşı galip kılınmasıyla kendisine kolaylık hasıl oldu.
11470. Metin
{فَإِذَا فَرَغْت} مِنْ الصَّلَاة {فَانْصَبْ} اِتْعَبْ فِي الدعاء
{فَإِذَا فَرَغْت} “O halde boş kaldığın zaman” namazdan [boşaldığında], {فَانْصَبْ} “hemen yorul / gayret et” duada çaba göster.
11471. Metin
{وإلى ربك فارغب} تضرع = ٩٥ سورة التين
{وإلى ربك فارغب} “Ve yalnız Rabbine yönel” yalvar, yakar. = 95 Tin Suresi