Kadir

Mahallî & Süyûtî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

11509. Metin

{إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ} أَيْ الْقُرْآن جُمْلَة وَاحِدَة مِنْ اللَّوْح الْمَحْفُوظ إلَى السَّمَاء الدُّنْيَا {فِي لَيْلَة الْقَدْر} أَيْ الشَّرَف الْعَظِيم

{إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ} “Şüphesiz biz onu indirdik” yani Kur’an’ı Levh-i Mahfûz’dan dünya semasına bir defada toptan [indirdik], {فِي لَيْلَة الْقَدْر} “Kadir gecesinde” yani büyük şeref [gecesinde].

11510. Metin

{وَمَا أَدْرَاك} أَعْلَمَك يَا مُحَمَّد {مَا لَيْلَة الْقَدْر} تَعْظِيم لِشَأْنِهَا وَتَعْجِيب مِنْهُ

{وَمَا أَدْرَاك} “Sana ne bildirdi” [yani] sana ne bildirdi ey Muhammed, {مَا لَيْلَة الْقَدْر} “Kadir gecesinin ne olduğunu?” Onun şanını yüceltme ve [durumunun büyüklüğüne] hayret ettirmedir.

11511. Metin

{لَيْلَة الْقَدْر خَيْر مِنْ أَلْف شَهْر} لَيْسَ فِيهَا لَيْلَة الْقَدْر فَالْعَمَل الصَّالِح فِيهَا خَيْر مِنْهُ فِي أَلْف شَهْر لَيْسَتْ فِيهَا

{لَيْلَة الْقَدْر خَيْر مِنْ أَلْف شَهْر} “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır” ki o [bin ayın] içinde Kadir gecesi yoktur. Ondaki salih amel, içinde [Kadir gecesi] bulunmayan bin aydakinden daha hayırlıdır.

11512. Metin

{تَنَزَّل الْمَلَائِكَة} بِحَذْفِ إِحْدَى التَّاءَيْنِ مِنْ الْأَصْل {وَالرُّوح} أَيْ جِبْرِيل {فِيهَا} فِي اللَّيْلَة {بِإِذْنِ رَبّهمْ} بِأَمْرِهِ {مِنْ كُلّ أَمْر} قَضَاهُ اللَّه فِيهَا لِتِلْكَ السَّنَة إِلَى قَابِل وَمِنْ سَبَبِيَّة بمعنى الباء

{تَنَزَّل الْمَلَائِكَة} “Melekler inerler” aslındaki iki “te”den birinin hazfiyle (düşürülmesiyle), {وَالرُّوح} “ve Ruh da” yani Cebrail, {فِيهَا} “onda” o gecede, {بِإِذْنِ رَبّهمْ} “Rablerinin izniyle” O'nun emriyle, {مِنْ كُلّ أَمْر} “her bir iş için” Allah'ın o gecede bir sonraki seneye kadar takdir ettiği [her iş için]. [Buradaki] min (مِنْ) harf-i ceri sebebiyye bildirir ve bâ (بِ) anlamındadır.

11513. Metin

{سَلَام هِيَ} خَبَر مُقَدَّم وَمُبْتَدَأ {حَتَّى مَطْلَع الْفَجْر} بِفَتْحِ اللَّام وَكَسْرهَا إِلَى وَقْت طُلُوعه جُعِلَتْ سَلَامًا لِكَثْرَةِ السَّلَام فِيهَا مِنْ الْمَلَائِكَة لا تَمُرّ بِمُؤْمِنٍ وَلَا بِمُؤْمِنَةٍ إِلَّا سَلَّمَتْ عَلَيْهِ = ٩٨ سورة البينة

{سَلَام هِيَ} “O bir esenliktir” öne geçmiş haber ve mübtedadır. {حَتَّى مَطْلَع الْفَجْر} “fecrin doğuşuna kadar” [matla'daki] lâm harfinin fethası ve kesresiyle (matle‘/matla‘), onun doğuş vaktine kadar. O gecede melekler tarafından yapılan selamın çokluğu sebebiyle [o gece] esenlik kılınmıştır; [melekler] uğradıkları her mümin erkek ve kadın mutlaka ona selam verirler. = 98 Beyyine Suresi