Zilzâl

Mahallî & Süyûtî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

11522. Metin

{إِذَا زُلْزِلَتْ الْأَرْض} حُرِّكَتْ لِقِيَامِ السَّاعَة {زِلْزَالهَا} تَحْرِيكهَا الشَّدِيد الْمُنَاسِب لِعَظَمَتِهَا

{إِذَا زُلْزِلَتْ الْأَرْض} “Yer sarsıldığı zaman” kıyametin kopması için hareket ettirildiği [zaman], {زِلْزَالهَا} “kendine has şiddetli sarsıntısıyla” büyüklüğüne yakışır şiddetli sarsıntısıyla [sarsıldığı zaman].

11523. Metin

{وَأَخْرَجَتْ الْأَرْض أَثْقَالهَا} كُنُوزهَا وَمَوْتَاهَا فَأَلْقَتْهَا عَلَى ظهرها

{وَأَخْرَجَتْ الْأَرْض أَثْقَالهَا} “Ve yer ağırlıklarını dışarı çıkardığı [zaman]” hazinelerini ve ölülerini sırtının üzerine atıp [çıkardığında],

11524. Metin

{وَقَالَ الْإِنْسَان} الْكَافِر بِالْبَعْثِ {مَا لَهَا} إِنْكَارًا لتلك الحالة

{وَقَالَ الْإِنْسَان} “Ve insan dediği [zaman]” yeniden dirilişi inkâr eden kâfir, bu durumu yadırgayarak ve inkâr ederek {مَا لَهَا} “Buna ne oluyor?” [dediği zaman].

11525. Metin

{يَوْمئِذٍ} بَدَل مِنْ إِذَا وَجَوَابهَا {تُحَدِّث أَخْبَارهَا} تُخْبِر بِمَا عُمِلَ عَلَيْهَا مِنْ خَيْر وَشَرّ

{يَوْمئِذٍ} “İşte o gün” [kelimesi], {إِذَا} [kelimesinden] bedeldir ve cevabı şudur: {تُحَدِّث أَخْبَارهَا} “[yer] haberlerini anlatır” üzerinde işlenen hayır ve şerri haber verir.

11526. Metin

{بِأَنَّ} بِسَبَبِ أَنَّ {رَبّك أَوْحَى لَهَا} أَيْ أَمَرَهَا بِذَلِكَ وَفِي الْحَدِيث تَشْهَد عَلَى كُلّ عَبْد أَوْ أَمَة بِكُلِّ مَا عَمِلَ عَلَى ظهرها

{بِأَنَّ} “Çünkü” şundan dolayıdır ki: {رَبّك أَوْحَى لَهَا} “Rabbin ona vahyetmiştir (emretmiştir).” Yani ona bunu emretmiştir. Hadiste [şöyle buyrulmuştur]: “O (yer), her bir erkek veya kadın kulun kendi sırtında işlediği her şeye şahitlik eder.”

11527. Metin

{يَوْمئِذٍ يَصْدُر النَّاس} يَنْصَرِفُونَ مِنْ مَوْقِف الْحِسَاب {أَشْتَاتًا} مُتَفَرِّقِينَ فَآخِذ ذَات الْيَمِين إِلَى الْجَنَّة وَآخِذ ذَات الشِّمَال إِلَى النَّار {لِيُرَوْا أَعْمَالهمْ} أَيْ جَزَاءَهَا مِنْ الْجَنَّة أَوْ النَّار

{يَوْمئِذٍ يَصْدُر النَّاس} “O gün insanlar çıkarlar” hesap yerinden ayrılırlar {أَشْتَاتًا} “bölük bölük” dağınık olarak; sağ tarafı tutup cennete gidenler ve sol tarafı tutup cehenneme gidenler şeklinde, {لِيُرَوْا أَعْمَالهمْ} “amelleri kendilerine gösterilsin diye.” Yani cennet veya cehennemden amellerinin karşılığı [kendilerine gösterilsin diye].

11528. Metin

{فَمَنْ يَعْمَل مِثْقَال ذَرَّة} زِنَة نَمْلَة صَغِيرَة {خَيْرًا يَرَهُ} يَرَ ثَوَابه

{فَمَنْ يَعْمَل مِثْقَال ذَرَّة} “Artık kim zerre ağırlığınca” küçük bir karınca ağırlığınca {خَيْرًا يَرَهُ} “bir hayır işlerse onu görür.” onun sevabını görür.

11529. Metin

{وَمَنْ يَعْمَل مِثْقَال ذَرَّة شَرًّا يَرَهُ} يَرَ جزاءه = ١٠٠ سورة العاديات

{وَمَنْ يَعْمَل مِثْقَال ذَرَّة شَرًّا يَرَهُ} “Ve kim zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görür.” onun cezasını görür. = 100 Âdiyât Suresi