34634. Metin
وهي مكية.
Bu [sure] Mekkîdir.
34635. Metin
ذكر سبب نزولها وفضيلتها (¬١)
[Surenin] İniş Sebebi ve Faziletinin Zikri (¬١)
34636. Metin
قال الإمام أحمد: حدثنا أبو سعد محمد بن مُيَسّر الصاغاني، حدثنا أبو جعفر الرازي، حدثنا الربيع بن أنس، عن أبي العالية، عن أبيّ بن كعب: أن المشركين قالوا للنبي ﷺ: يا محمد، انسب لنا ربك، فأنزل الله: {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ} (¬٢).
İmam Ahmed dedi ki: Bize Ebu Sa‘d Muhammed b. Müyesser es-Sâğânî anlattı, bize Ebu Ca‘fer er-Râzî anlattı, bize er-Rabî‘ b. Enes, Ebu’l-Âliye’den, o da Übey b. Ka‘b’dan anlattı: Müşrikler Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Muhammed, bize Rabbini neseplendir (vasfını açıkla)” dediler. Bunun üzerine Allah: {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ} “De ki: O Allah tektir. Allah Samed’dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey de O'nun dengi olmamıştır.” [ayetlerini] indirdi (¬٢).
34637. Metin
وكذا رواه الترمذي، وابن جرير، عن أحمد بن منيع -زاد ابن جرير: ومحمود بن خِدَاش -عن أبي سعد محمد بن مُيَسّر به (¬٣) -زاد ابن جرير والترمذي-قال: " الصَّمَدُ "الذي لم يلد ولم يولد، لأنه ليس شيء يولد إلا سيموت، وليس شيء يموت إلا سيورث، وإن الله ﷻ لا يموت ولا يورث، {وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ} ولم يكن له شبه (¬٤) ولا عدل، وليس كمثله شيء.
Tirmizî ve İbn Cerîr de bunu Ahmed b. Menî‘den -İbn Cerîr: “ve Mahmûd b. Hıdâş” [ifadesini] ekledi- o da Ebu Sa‘d Muhammed b. Müyesser’den aynı [senetle] rivayet etmiştir (¬٣). -İbn Cerîr ve Tirmizî fazladan şöyle rivayet etti-: Dedi ki: “es-Samed; doğurmayan ve doğmamış olandır. Çünkü doğan hiçbir şey yoktur ki ölecek olmasın; ölen hiçbir şey de yoktur ki geride miras bırakacak olmasın. Şüphesiz Allah celle celâluhû ise ne ölür ne de geriye miras bırakılır. {وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ} “Hiçbir şey de O'nun dengi olmamıştır”; O’nun hiçbir benzeri (¬٤) ve dengi yoktur ve O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.”
34638. Metin
ورواه ابن أبي حاتم، من حديث أبي سعد (¬٥) محمد بن مُيَسّر، به. ثم رواه الترمذي عن عبد ابن حميد، عن عبيد الله بن موسى، عن أبي جعفر، عن الربيع، عن أبي العالية، فذكره مرسلا ولم يذكر "أخبرنا". ثم قال الترمذي: هذا أصح من حديث أبي سعد (¬٦).
İbn Ebî Hâtim de bunu Ebu Sa‘d (¬٥) Muhammed b. Müyesser hadisinden aynı [senetle] rivayet etti. Ardından Tirmizî bunu Abd b. Humeyd’den, o Ubeydullah b. Mûsâ’dan, o Ebu Ca‘fer’den, o er-Rabî‘den, o da Ebu’l-Âliye’den mürsel olarak rivayet etti ve “ahberenâ (bize haber verdi)” lafzını zikretmedi. Sonra Tirmizî: “Bu, Ebu Sa‘d’ın hadisinden daha sahihtir” dedi (¬٦).
34639. Metin
حديث آخر في معناه: قال الحافظ أبو يعلى الموصلي: حدثنا سُرَيج (¬٧) بن يونس، حدثنا إسماعيل بن مجالد، عن مجالد، عن الشعبي، عن جابر: أن أعرابيًا جاء إلى النبي ﷺ، فقال: انسب لنا ربك. فأنزل الله، ﷿: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "إلى آخرها. إسناده مقارب (¬٨).
Bu anlamda başka bir hadis: Hâfız Ebu Ya‘lâ el-Mevsılî dedi ki: Bize Süreyc (¬٧) b. Yûnus anlattı, bize İsmâil b. Mücâlid, Mücâlid’den, o eş-Şa‘bî’den, o da Câbir’den anlattı: Bir bedevî Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek: “Bize Rabbini neseplendir” dedi. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allah, sonuna kadar: “Kul huvallâhu ehad” [suresini] indirdi. İsnadı [makbul seviyeye] yakındır (¬٨).
34640. Metin
وقد رواه ابن جرير عن محمد بن عوف، عن سُرَيج (¬٩) فذكره (¬١٠). وقد أرسله غير واحد من السلف.
İbn Cerîr de bunu Muhammed b. Avf’tan, o Süreyc’den (¬٩) rivayet ederek zikretmiştir (¬١٠). Selef’ten birden fazla kişi de bunu mürsel olarak rivayet etmiştir.
34641. Metin
وروى عُبيد بن إسحاق العطار، عن قيس بن الربيع، عن عاصم، عن أبي وائل، عن ابن مسعود قال: قالت قريش لرسول الله ﷺ: انسب لنا ربك، فنزلت هذه السورة: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "
Ubeyd b. İshâk el-Attâr, Kays b. er-Rabî‘den, o Âsım’dan, o Ebû Vâil’den, o da İbn Mes‘ûd’dan rivayet etti ki, o şöyle demiştir: Kureyş, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Bize Rabbini neseplendir” dedi. Bunun üzerine şu sure indi: { قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ } “De ki: O Allah tektir.”
34642. Metin
قال الطبراني: رواه الفريابي وغيره، عن قيس، عن أبي عاصم، عن أبي وائل، مرسلا (¬١).
Taberânî dedi ki: Bunu Feryâbî ve başkaları Kays’tan, o Ebu Âsım’dan, o Ebu Vâil’den mürsel olarak rivayet etmiştir (¬١).
34643. Metin
ثم رَوَى الطبراني من حديث عبد الرحمن بن عثمان الطائفي، عن الوازع بن نافع، عن أبي سلمة، عن أبي هُرَيرة قال: قال رسول الله ﷺ: " لكل شيء نسبة، ونسبة الله: {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ} والصمد ليس بأجوف] (¬٢) (¬٣).
Sonra Taberânî, Abdurrahman b. Osmân et-Tâifî hadisinden, o el-Vâzi‘ b. Nâfi‘den, o Ebu Seleme’den, o da Ebu Hüreyre’den rivayet etti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Her şeyin bir nesebi vardır, Allah’ın nesebi ise: {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ} “De ki: O Allah tektir. Allah Samed’dir”dir. Samed ise içi boş (kovuk) olmayandır] (¬٢) (¬٣).
34644. Metin
حديث آخر في فضلها: قال البخاري: حدثنا محمد -هو الذُهليّ-حدثنا أحمد بن صالح، حدثنا ابن وهب، أخبرنا عمرو، عن ابن أبي هلال: أن أبا الرجال مُحمد بن عبد الرحمن حَدثه، عن أمه عَمْرَةَ بنت عبد الرحمن -وكانت في حِجْر عائشة زوج النبي ﷺ-عن عائشة: أن النبي ﷺ بعث رجلا على سَريَّة، وكان يقرأ لأصحابه في صلاتهم، فيختم ب" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "فلما رجعوا ذكروا ذلك للنبي ﷺ، فقال: "سلوه: لأيّ شيء يصنع ذلك؟ ". فسألوه، فقال: لأنها صفة الرحمن، وأنا أحب أن أقرأ بها. فقال النبي ﷺ: "أخبروه أن الله تعالى يحبه".
[Surenin] faziletine dair başka bir hadis: Buhârî dedi ki: Bize Muhammed -o ez-Zühlî’dir- anlattı, bize Ahmed b. Sâlih anlattı, bize İbn Vehb anlattı, bize Amr, İbn Ebî Hilâl’den haber verdi: Ebu’r-Ricâl Muhammed b. Abdirrahmân ona annesi Amre bint Abdirrahmân’dan -ki o, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’nin himayesindeydi- Âişe’den rivayetle anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bir seriyyeye bir adamı [komutan olarak] gönderdi. O da arkadaşlarına namazlarında [Kur'an] okur ve [kıraatini] “Kul huvallâhu ehad” ile bitirirdi. Döndüklerinde bunu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e anlattılar. O da: “Ona sorun, bunu niçin yapıyor?” buyurdu. Ona sordular, o da: “Çünkü o, Rahmân’ın sıfatıdır ve ben onu okumayı seviyorum” dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona Allah Teâlâ’nın da kendisini sevdiğini haber verin” buyurdu.
34645. Metin
هكذا رواه في كتاب "التوحيد" (¬٤). ومنهم من يسقط ذكر "محمد الذّهلي". ويجعله من روايته عن أحمد بن صالح. وقد رواه مسلم والنسائي أيضًا من حديث عبد الله بن وهب، عن عمرو بن الحارث، عن سعيد بن أبي هلال، به (¬٥).
[Buhârî] bunu “Tevhîd” kitabında böylece rivayet etmiştir (¬٤). Onlardan bazıları “Muhammed ez-Zühlî” zikrini düşürür ve bunu [Buhârî’nin] Ahmed b. Sâlih’ten rivayeti kılar. Müslim ve Nesâî de bunu Abdullah b. Vehb hadisinden, o Amr b. el-Hâris’ten, o Saîd b. Ebî Hilâl’den aynı [senetle] rivayet etmiştir (¬٥).
34646. Metin
حديث آخر: قال البخاري في كتاب الصلاة: "وقال عُبَيد الله (¬٦) عن ثابت، عن أنس قال: كان رجل من الأنصار يَؤمَهم في مسجد قُبَاء، فكان كلما افتتح سورة يقرأ بها لهم في الصلاة مما يقرأ به افتتح ب" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "حتى يَفرُغ منها، ثم يقرأ سورة أخرى معها، وكان يصنع ذلك في كل ركعة. فكلَّمه أصحابه فقالوا: إنك تفتتح بهذه السورة ثم لا ترى أنها تُجزئُك حتى تقرأ بالأخرى، فإما أن تقرأ بها، وإما أن تدعها وتَقرأ بأخرى. فقال: ما أنا بتاركها، إن أحببتم أن أؤمكم بذلك فعلت، وإن كرهتم تركتكم. وكانوا يَرَونَ أنه من أفضلهم، وكرهوا أن يَؤمهم غيره. فلما أتاهم النبي ﷺ أخبروه الخبر، فقال: "يا فلان، ما يمنعك أن تفعل ما يأمرك به أصحابك، وما حملك على لزوم هذه السورة في كل ركعة؟ ". قال: إني أحبها. قال: "حُبك إياها أدخلك الجنة" (¬٧).
Başka bir hadis: Buhârî, Namaz Kitabı’nda dedi ki: “Ubeydullah (¬٦) Sâbit’ten, o da Enes’ten şöyle dediğini rivayet etti: Ensâr’dan bir adam Kubâ Mescidi’nde onlara imamlık yapıyordu. Namazda onlara okuyacağı bir sureye her başladığında, önce “Kul huvallâhu ehad” ile başlar, onu bitirince de onunla birlikte başka bir sure okurdu. Bunu her rekatta yapardı. Arkadaşları onunla konuşup: “Sen bu sure ile başlıyor, sonra onun sana yetmeyeceğini düşünüp bir başka sure daha okuyorsun; ya sadece onu oku ya da onu bırakıp başkasını oku” dediler. O da: “Ben onu terk edecek değilim. Eğer size bu şekilde imamlık yapmamı isterseniz yaparım, istemezseniz sizi bırakırım” dedi. Onlar da onun en faziletlileri olduğunu düşünüyor ve başkasının kendilerine imamlık yapmasından hoşlanmıyorlardı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem yanlarına geldiğinde durumu O’na haber verdiler. Bunun üzerine [Peygamber]: “Ey filan! Arkadaşlarından sana emrettikleri şeyi yapmaktan seni alıkoyan nedir ve seni her rekatta bu sureye sarılmaya sevk eden sebep nedir?” buyurdu. O da: “Ben onu seviyorum” dedi. [Peygamber]: “Onu sevmen seni cennete girdirmiştir” buyurdu (¬٧).
34647. Metin
هكذا رواه البخاري تعليقًا مجزومًا به. وقد رواه أبو عيسى الترمذي في جامعه، عن البخاري، عن إسماعيل بن أبي أويس، عن عبد العزيز بن محمد الدراوردي، عن عُبَيد الله بن عمر، فذكر بإسناده مثله سواء ٨. ثم قال الترمذي: غريب من حديث عبيد الله، عن ثابت. قال: وروى
Buhârî bunu cezm (kesinlik) sîgasıyla muallak olarak böylece rivayet etmiştir. Ebû Îsâ et-Tirmizî de el-Câmi‘ adlı eserinde Buhârî’den, o İsmâil b. Ebî Uveys’ten, o Abdülazîz b. Muhammed ed-Derâverdî’den, o Ubeydullah b. Ömer’den rivayet etmiş ve isnadıyla aynısını zikretmiştir 8. Sonra Tirmizî şöyle demiştir: "Ubeydullah'ın Sâbit'ten rivayeti olarak gariptir." [Tirmizî] dedi ki: Ve rivayet etti...
34648. Metin
مُبَارك بن فَضالة، عن ثابت، عن أنس، أن رجلا قال: يا رسول الله، إني أحب هذه السورة: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "قال: "إن حُبَّك إياها أدخلك الجنة".
Mübârek b. Fedâle, Sâbit’ten, o Enes’ten rivayet etti ki bir adam: ‘Ey Allah’ın Resûlü, ben bu ‘Kul huvallâhu ehad’ suresini seviyorum’ dedi. O da: ‘Şüphesiz onu sevmen seni cennete girdirmiştir’ buyurdu.”
34649. Metin
وهذا الذي علقه الترمذي قد رواه الإمام أحمد في مسنده متصلا فقال:
Tirmizî’nin muallak olarak zikrettiği bu rivayeti İmam Ahmed Müsned’inde muttasıl olarak rivayet edip şöyle demiştir:
34650. Metin
حدثنا أبو النضر، حدثنا مبارك بن فضالة، عن ثابت، عن أنس قال: جاء رجل إلى رسول الله ﷺ فقال: إني أحب هذه السورة: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "فقال رسول الله ﷺ: "حبك (¬١) إياها أدخلك الجنة" (¬٢).
Bize Ebu’n-Nadr anlattı, bize Mübârek b. Fedâle, Sâbit’ten, o da Enes’ten anlattı; dedi ki: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Ben bu ‘Kul huvallâhu ehad’ suresini seviyorum” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onu sevmen (¬١) seni cennete girdirmiştir” buyurdu (¬٢).
34651. Metin
حديث في كونها تعدل ثلث القرآن: قال البخاري: حدثنا إسماعيل، حدثني مالك، عن عبد الرحمن بن عبد الله بن عبد الرحمن بن أبي صَعْصَعَة، عن أبيه، عن أبي سعيد. أن رجلا سمع رَجُلا يقرأ: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "يرددها، فلما أصبح جاء إلى النبي ﷺ، فذكر ذلك له، وكأن الرجل يتقالّها، فقال النبي (¬٣) ﷺ: "والذي نفسي بيده، إنها لتعدل ثلث القرآن". زاد إسماعيل بن جعفر، عن مالك، عن عبد الرحمن بن عبد الله، عن أبيه، عن أبي سعيد قال: أخبرني أخي قتادة بن النعمان، عن النبي ﷺ (¬٤).
[Bu surenin] Kur’an’ın üçte birine denk olduğuna dair hadis: Buhârî dedi ki: Bize İsmâil anlattı, bana Mâlik, Abdurrahman b. Abdillah b. Abdirrahmân b. Ebî Sa‘sa‘a’dan, o babasından, o da Ebu Saîd’den anlattı: Bir adam, başka bir adamın: “Kul huvallâhu ehad” suresini tekrar tekrar okuduğunu işitti. Sabah olunca Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip bunu O’na anlattı; adam sanki onu azımsıyor gibiydi. Bunun üzerine Peygamber (¬٣) sallallâhu aleyhi ve sellem: “Nefsim elinde olana yemin olsun ki, o Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. İsmâil b. Ca‘fer, Mâlik’ten, o Abdurrahman b. Abdillâh’tan, o babasından, o da Ebu Saîd’den [şöyle] ziyade etti: “Kardeşim Katâde b. en-Nu‘mân, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den bana haber verdi” dedi (¬٤).
34652. Metin
وقد رواه البخاري أيضا عن عبد الله بن يوسف، والقَعْنَبِيّ. ورواه أبو داود عن القعنبي، والنسائي عن قتيبة، كلهم عن مالك، به (¬٥). وحديث قتادة بن النعمان أسنده النسائي من طريقين، عن إسماعيل بن جعفر، عن مالك، به (¬٦).
Buhârî bunu ayrıca Abdullah b. Yûsuf ve el-Ka‘nebî’den rivayet etmiştir. Ebu Dâvûd el-Ka‘nebî’den, Nesâî de Kuteybe’den rivayet etmiş olup hepsi Mâlik’ten aynı [senetle] rivayet etmiştir (¬٥). Katâde b. en-Nu‘mân hadisini ise Nesâî iki yoldan İsmâil b. Ca‘fer’den, o Mâlik’ten aynı [senetle] müsned olarak rivayet etmiştir (¬٦).
34653. Metin
حديث آخر: قال البخاري: حدثنا عُمَر بن حفص، حدثنا أبي، حدثنا الأعمش، حدثنا إبراهيم والضحاك المَشْرِقيّ، عن أبي سعيد قال: قال رسول الله ﷺ لأصحابه: "أيعجز أحدكم أن يقرأ ثلث القرآن في ليلة؟ ". فشق ذلك عليهم وقالوا: أينا يُطيق ذلك يا رسول الله؟ فقال: "الله الواحد الصمد ثلث القرآن" (¬٧).
Başka bir hadis: Buhârî dedi ki: Bize Ömer b. Hafs anlattı, bize babam anlattı, bize el-A‘meş anlattı, bize İbrâhim ve ed-Dahhâk el-Meşrıkî, Ebu Saîd’den anlattılar; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabına: “Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan aciz midir?” buyurdu. Bu onlara zor geldi ve: “Buna hangimizin gücü yeter ey Allah’ın Resûlü?” dediler. O da: “Bir ve Samed olan Allah [suresi], Kur’an’ın üçte biridir” buyurdu (¬٧).
34654. Metin
تفرد بإخراجه البخاري من حديث إبراهيم بن يزيد النَّخعي والضحاك بن شُرَحبيل الهمداني المشرقي، كلاهما عن أبي سعيد، قال القَرَبرِيّ: سمعت أبا جعفر محمد بن أبي حاتم وراقُ أبي عبد الله قال: قال أبو عبد الله البخاري: عن إبراهيم مرسل، وعن الضحاك مسند (¬٨).
Bunu İbrâhim b. Yezîd en-Nehaî ve ed-Dahhâk b. Şürahbîl el-Hemdânî el-Meşrıkî hadisinden -her ikisi de Ebu Saîd’den- tahric etmekle Buhârî tek kalmıştır. el-Ferebrî dedi ki: Ebu Abdillâh’ın kâtibi Ebu Ca‘fer Muhammed b. Ebî Hâtim’i şöyle derken işittim: Ebu Abdillâh el-Buhârî dedi ki: “İbrâhim’den gelen mürsel, Dahhâk’ten gelen ise müsneddir” (¬٨).
34655. Metin
حديث آخر: قال الإمام أحمد: حدثنا يحيى بن إسحاق، حدثنا ابن لَهِيعَة، عن الحارث بن يزيد، عن أبي الهيثم، عن أبي سعيد الخدري قال: بات قتادة بن النعمان يقرأ الليل كله ب" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "
Başka bir hadis: İmam Ahmed dedi ki: Bize Yahyâ b. İshâk anlattı, bize İbn Lehîa, el-Hâris b. Yezîd’den, o Ebu’l-Heysem’den, o da Ebu Saîd el-Hudrî’den anlattı; dedi ki: Katâde b. en-Nu‘mân bütün geceyi { قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ } “De ki: O Allah tektir” [suresini] okuyarak geçirdi.
34656. Metin
فذكر ذلك للنبي ﷺ، فقال: "والذي نفسي بيده، لَتَعدلُ نصف القرآن، أو ثلثه" (¬١).
Bu durum Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e anlatılınca: “Nefsim elinde olana yemin olsun ki, o kesinlikle Kur’an’ın yarısına veya üçte birine denktir” buyurdu (¬١).
34657. Metin
حديث آخر: قال الإمام أحمد: حدثنا حسن، حدثنا ابن لهيعة، حدثنا حُييّ بن عبد الله، عن أبي عبد الرحمن الحُبُلي، عن عبد الله بن عمرو: أن أبا أيوب الأنصاري كان في مجلس وهو يقول: ألا يستطيع أحدكم أن يقوم بثلث القرآن كل ليلة؟ فقالوا: وهل يستطيع ذلك أحد؟ قال: فإن" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "ثلث القرآن. قال: فجاء النبي ﷺ وهو يسمع أبا أيوب، فقال: "صدق أبو أيوب" (¬٢).
Başka bir hadis: İmam Ahmed dedi ki: Bize Hasan anlattı, bize İbn Lehîa anlattı, bize Huyey b. Abdillâh, Ebu Abdirrahmân el-Hubulî’den, o da Abdullah b. Amr’dan anlattı: Ebu Eyyûb el-Ensârî bir meclisteydi ve şöyle diyordu: “Sizden biri her gece Kur’an’ın üçte biriyle kıyam etmeye güç yetiremez mi?” Dediler ki: “Buna kim güç yetirebilir ki?” O da: “Şüphesiz ‘Kul huvallâhu ehad’ Kur’an’ın üçte biridir” dedi. [Ravi] dedi ki: O sırada Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem geldi, Ebu Eyyûb’u dinliyordu ve: “Ebu Eyyûb doğru söyledi” buyurdu (¬٢).
34658. Metin
حديث آخر: قال أبو عيسى الترمذي: حدثنا محمد بن بشار، حدثنا يحيى بن سعيد، حدثنا يزيد بن كيسَان، أخبرني أبو حَازم، عن أبي هريرة قال: قال رسول الله ﷺ: "احشُدوا، فإني سأقرأ عليكم ثلث القرآن". فحشد من حشد، ثم خرج نبي الله ﷺ فقرأ: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "ثم دخل فقال بعضنا لبعض: قال رسول الله ﷺ: "فإني سأقرأ عليكم ثلث القرآن". إني لأرى هذا خبرًا جاء من السماء، ثم خرج نبي الله ﷺ فقال: "إني قلت: سأقرأ عليكم ثلث القرآن، ألا وإنها تعدل ثلث القرآن".
Başka bir hadis: Ebu Îsâ et-Tirmizî dedi ki: Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, bize Yahyâ b. Saîd anlattı, bize Yezîd b. Keysân anlattı, Ebu Hâzim bana Ebu Hüreyre’den haber verdi; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Toplanın, çünkü ben size Kur’an’ın üçte birini okuyacağım” buyurdu. Toplananlar toplandı, sonra Allah’ın Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem çıkıp: “Kul huvallâhu ehad”i okudu, sonra içeri girdi. Birbirimize: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Ben size Kur’an’ın üçte birini okuyacağım’ demişti, sanırım bu gökten gelen bir haber [nedeniyle böyle oldu]” dedik. Sonra Allah’ın Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem çıkıp: “Ben size Kur’an’ın üçte birini okuyacağımı söylemiştim; dikkat edin, o Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu.
34659. Metin
وهكذا رواه مسلم في صحيحه، عن محمد بن بشار، به (¬٣) وقال الترمذي: حسن صحيح غريب، واسم أبي حازم سلمان.
Bunu Müslim de Sahîh’inde Muhammed b. Beşşâr’dan aynı [senetle] böylece rivayet etti (¬٣). Tirmizî de: “Hasen, sahih, gariptir; Ebu Hâzim’in adı Selmân’dır” dedi.
34660. Metin
حديث آخر: قال الإمام أحمد: حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، عن زائدة بن قُدَامة، عن منصور، عن هلال بن يَساف، عن الربيع بن خُثَيم (¬٤) عن عمرو بن ميمون، عن عبد الرحمن ابن أبي ليلى، عن امرأة من الأنصار، عن أبي أيوب، عن النبي ﷺ قال: "أيعجز أحدكم أن يقرأ ثلث القرآن في ليلة؟ فإنه من قرأ: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ "في ليلة، فقد قرأ ليلتئذ ثلث القرآن".
Başka bir hadis: İmam Ahmed dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî, Zâide b. Kudâme’den, o Mansûr’dan, o Hilâl b. Yesâf’tan, o er-Rabî‘ b. Huseym’den (¬٤), o Amr b. Meymûn’dan, o Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan, o Ensâr’dan bir kadından, o Ebu Eyyûb’dan, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den anlattı; [Peygamber] buyurdu ki: “Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan aciz midir? Kim bir gecede: ‘Kul huvallâhu ehad, Allâhu’s-samed’i okursa, o gece Kur’an’ın üçte birini okumuş olur.”
34661. Metin
هذا حديث تُسَاعيّ الإسناد للإمام أحمد. ورواه الترمذي والنسائي، كلاهما عن محمد بن بشار ٥ بندار -زاد الترمذي وقتيبة-كلاهما عن عبد الرحمن بن مهدي، به ٦. فصار لهما عُشَاريا. وفي رواية الترمذي: "عن امرأة أبى أيوب، عن أبي أيوب"، به [وحسنه] ٧. ثم قال: وفي الباب عن أبي الدرداء، وأبي سعيد، وقتادة بن النعمان، وأبي هريرة، وأنس، وابن عمر، وأبي مسعود. وهذا حديث حسن، ولا نعلم أحدًا رَوَى هذا الحديث أحسن من رواية "زائدة". وتابعه على روايته إسرائيل، والفضيل بن عياض. وقد رَوَى شُعبةُ وغيرُ واحد من الثقات هذا الحديث عن منصور واضطربوا فيه.
Bu, İmam Ahmed için dokuz râvili (tüsâî) isnada sahip bir hadistir. Bunu Tirmizî ve Nesâî de -Tirmizî Kuteybe’yi de eklemiştir- her ikisi Muhammed b. Beşşâr 5 Bündâr’dan, her ikisi Abdurrahman b. Mehdî’den aynı [senetle] rivayet etmiştir 6. Böylece [hadis] her ikisi için on râvili (uşârî) olmuştur. Tirmizî’nin rivayetinde: “Ebu Eyyûb’un eşinden, o Ebu Eyyûb’dan” şeklinde olup aynı [metinle rivayet edilmiştir] [ve Tirmizî bunu hasen saymıştır] 7. Sonra [Tirmizî] şöyle demiştir: “Bu konuda Ebu’d-Derdâ, Ebu Saîd, Katâde b. en-Nu‘mân, Ebu Hureyre, Enes, İbn Ömer ve Ebu Mes‘ûd’dan da [rivayet] vardır. Bu hasen bir hadistir; bu hadisi ‘Zâide’nin rivayetinden daha güzel rivayet eden birini bilmiyoruz. Bu rivayetinde ona İsrâîl ve Fudayl b. İyâz mütâbaat etmiştir. Şû‘be ve güvenilir râvilerden birden fazla kimse bu hadisi Mansûr’dan rivayet etmiş ve onda ihtilafa düşmüşlerdir (muztarip olmuşlardır).”
34662. Metin
حديث آخر: قال أحمد: حدثنا هُشَيْم، عن حُصَين، عن هلال بن يَسَاف، عن عبد الرحمن ابن أبي ليلى، عن أبيّ بن كعب -أو: رجل من الأنصار-قال: قال رسول الله ﷺ: "من قرأ ب" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "فكأنما قرأ بثلث القرآن" (¬١).
Başka bir hadis: Ahmed dedi ki: Bize Hüşeym, Husayn’dan, o Hilâl b. Yesâf’tan, o Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan, o Übey b. Ka‘b’dan -yahut: Ensâr’dan bir adamdan- anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kim ‘Kul huvallâhu ehad’i okursa, sanki Kur’an’ın üçte birini okumuş gibi olur” buyurdu (¬١).
34663. Metin
ورواه النسائي في "اليوم والليلة"، من حديث هُشَيم، عن حُصَين، عن ابن أبي ليلى، به (¬٢). ولم يقع في روايته: هلال بن يساف.
Nesâî de bunu “el-Yevm ve’l-Leyle”de Hüşeym hadisinden, o Husayn’dan, o İbn Ebî Leylâ’dan aynı [senetle] rivayet etti (¬٢). Onun rivayetinde Hilâl b. Yesâf yer almamıştır.
34664. Metin
حديث آخر: قال الإمام أحمد: حدثنا وَكيع، عن سفيان، عن أبي قيس (¬٣) عن عمرو بن ميمون، عن أبي مسعود قال: قال رسول الله ﷺ: "" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "تعدُل ثلث القرآن" (¬٤).
Başka bir hadis: İmam Ahmed dedi ki: Bize Vekî‘, Süfyân’dan, o Ebu Kays’tan (¬٣), o Amr b. Meymûn’dan, o da Ebu Mes‘ûd’dan anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “‘Kul huvallâhu ehad’ Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu (¬٤).
34665. Metin
وهكذا رواه ابن ماجة، عن علي بن محمد الطَّنافسي، عن وَكيع، به (¬٥). ورواه النسائي في "اليوم والليلة" من طرق أخر، عن عمرو بن ميمون، مرفوعًا وموقوفًا (¬٦).
İbn Mâce de bunu Ali b. Muhammed et-Tanâfisî’den, o Vekî‘den aynı [senetle] böylece rivayet etti (¬٥). Nesâî de “el-Yevm ve’l-Leyle”de bunu başka yollardan Amr b. Meymûn’dan merfû ve mevkûf olarak rivayet etmiştir (¬٦).
34666. Metin
حديث آخر: قال الإمام أحمد: حدثنا بَهْز، حدثنا بُكَير بن أبي السَّميط (¬٧) حدثنا قتادة، عن سالم بن أبي الجعد، عن مَعْدَان بن أبي طلحة، عن أبي الدّرداء، أن رسول الله ﷺ قال: "أيعجزُ أحدُكم أن يَقرأ كلّ يوم ثلث القرآن؟ ". قالوا: نعم يا رسول الله، نحن أضعفُ من ذلك وأعجز. قال: "فإن الله جَزأ القرآن ثلاثة أجزاء، ف" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "ثلث القرآن".
Başka bir hadis: İmam Ahmed dedi ki: Bize Behz anlattı, bize Bükeyr b. Ebî’s-Semît (¬٧) anlattı, bize Katâde, Sâlim b. Ebî’l-Ca‘d’dan, o Ma‘dân b. Ebî Talha’dan, o da Ebu’d-Derdâ’dan anlattı ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sizden biriniz her gün Kur’an’ın üçte birini okumaktan aciz midir?” buyurdu. Dediler ki: “Evet ey Allah’ın Resûlü, biz bundan daha zayıf ve daha aciziz.” O da: “Şüphesiz Allah Kur’an’ı üç parçaya ayırmıştır; ‘Kul huvallâhu ehad’ de Kur’an’ın üçte biridir” buyurdu.
34667. Metin
ورواه مسلم والنسائي، من حديث قتادة، به (¬٨).
Müslim ve Nesâî de bunu Katâde hadisinden aynı [senetle] rivayet etti (¬٨).
34668. Metin
حديث آخر: قال الإمام أحمد: حدثنا أمية بن خالد، حدثنا محمد بن عبد الله بن مسلم -ابن أخي ابن شهاب -عن عمه الزهري، عن حُمَيد بن عبد الرحمن -هو ابن عوف-عن أمه -وهي: أم كلثوم بنت عقبة (¬٩) بن أبي مُعَيط -قالت: قال رسول الله ﷺ: "" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "تَعدلُ ثُلُثَ القرآن".
Başka bir hadis: İmam Ahmed dedi ki: Bize Ümeyye b. Hâlid anlattı, bize Muhammed b. Abdillâh b. Müslim -İbn Şihâb’ın kardeşinin oğlu- amcası ez-Zührî’den, o Humeyd b. Abdirrahmân’dan -o İbn Avf’tır-, o annesinden -ki o, Ümmü Külsûm bint Ukbe (¬٩) b. Ebî Muayt’tır- anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “‘Kul huvallâhu ehad’ Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu.
34669. Metin
وكذا رواه النسائي في "اليوم والليلة"، عن عمرو بن علي، عن أمية بن خالد، به ١٠. ثم رواه من طريق مالك، عن الزهري، عن حُمَيد بن عبد الرحمن، قوله ١١. ورواه النسائي أيضا في "اليوم والليلة" من حديث محمد بن إسحاق، عن الحارث بن الفُضَيل الأنصاري، عن الزهري، عن حُمَيد بن عبد الرحمن: أن نَفَرًا من أصحاب محمد ﷺ حَدثوه عن النبي ﷺ أنه قال:
Aynı şekilde Nesâî de bunu el-Yevm ve’l-Leyle’de Amr b. Alî’den, o Ümeyye b. Hâlid’den aynı [senetle] rivayet etti10. Sonra bunu Mâlik tarikiyle ez-Zührî’den, o Humeyd b. Abdirrahmân’dan onun kendi sözü olarak rivayet etti11. Nesâî yine el-Yevm ve’l-Leyle’de Muhammed b. İshâk hadisinden, o el-Hâris b. el-Fudayl el-Ensârî’den, o ez-Zührî’den, o Humeyd b. Abdirrahmân’dan rivayet etti ki: Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bir topluluk, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu kendisine anlattılar:
34670. Metin
" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "تَعدلُ ثُلُثَ القرآن لمن صلى بها" (¬١).
“‘Kul huvallâhu ehad’, onunla namaz kılan kimse için Kur’an’ın üçte birine denktir” (¬١).
34671. Metin
حديث آخر في كون قراءتها توجب الجنة: قال الإمام مالك بن أنس، عن عبيد الله بن عبد الرحمن، عن عُبيد بن حُنَين قال: سمعت أبا هريرة يقول: أقبلت مع النبي ﷺ، فسمع رجلا يقرأ" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "فقال رسول الله ﷺ: "وَجَبَتْ". قلت: وما وَجَبت؟ قال: "الجنة".
Onu okumanın cenneti vacip kıldığına dair başka bir hadis: İmam Mâlik b. Enes, Ubeydullah b. Abdirrahmân’dan, o Ubeyd b. Huneyn’den rivayet etti; dedi ki: Ebu Hüreyre’yi şöyle derken işittim: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yönelip geldik; bir adamın ‘Kul huvallâhu ehad’i okuduğunu işitti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Vacip oldu” buyurdu. “Ne vacip oldu?” dedim. “Cennet” buyurdu.
34672. Metin
ورواه الترمذي والنسائي، من حديث مالك (¬٢). وقال الترمذي: حسن صحيح غريب، لا نعرفه إلا من حديث مالك.
Tirmizî ve Nesâî de bunu Mâlik hadisinden rivayet etti (¬٢). Tirmizî dedi ki: “Hasen, sahih, gariptir; bunu sadece Mâlik’in hadisinden bilmekteyiz.”
34673. Metin
وتقدم حديث: "حُبّك إياها أدخلك الجنة".
“Onu sevmen seni cennete girdirmiştir” hadisi daha önce geçmişti.
34674. Metin
حديث في تكرار قراءتها: قال الحافظ أبو يعلى الموصلي: حدثنا قَطن بن نُسير، حدثنا عيسى ابن ميمون القرشي، حدثنا يزيد الرقاشي، عن أنس قال: سمعت رسول الله (¬٣) ﷺ يقول: "أما يستطيع أحدكم أن يقرأ: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "ثلاث مرات في ليلة (¬٤) فإنها تعدلُ ثلث القرآن؟ " (¬٥)
Onun okunuşunu tekrarlamaya dair hadis: Hâfız Ebu Ya‘lâ el-Mevsılî dedi ki: Bize Katan b. Nuseyr anlattı, bize Îsâ b. Meymûn el-Kuraşî anlattı, bize Yezîd er-Rakkâşî, Enes’ten anlattı; dedi ki: Resûlullah’ı (¬٣) sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: “Biriniz bir gecede üç defa: ‘Kul huvallâhu ehad’i okumaya güç yetiremez mi? (¬٤) Şüphesiz o, Kur’an’ın üçte birine denktir” (¬٥).
34675. Metin
هذا إسناد ضعيف، وأجود منه حديث آخر، قال عبد الله بن الإمام أحمد:
Bu zayıf bir isnaddır; bundan daha sağlamı başka bir hadistir, İmam Ahmed’in oğlu Abdullah dedi ki:
34676. Metin
حدثنا محمد بن أبي بكر المُقَدمي، حدثنا الضحاك بن مخلد، حدثنا ابن أبي ذئب، عن أسيدُ ابن أبي أسيد، عن معاذ بن عبد الله بن خُبيب، عن أبيه قال: أصابنا طَش وظلمة، فانتظرنا رسول الله ﷺ يصلي بنا، فخرج فأخذ بيدي، فقال: "قل". فسكت. قال: "قل". قلت: ما أقول؟ قال: "" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "والمعوذتين حين تمسي وحين تصبح ثلاثًا، تكفك كل يوم مرتين".
Bize Muhammed b. Ebî Bekr el-Mukaddemî anlattı, bize ed-Dahhâk b. Mahled anlattı, bize İbn Ebî Zi’b, Üseyd b. Ebî Üseyd’den, o Muâz b. Abdillâh b. Hubeyb’den, o da babasından anlattı; dedi ki: Bize çiseleyen bir yağmur ve karanlık isabet etti. Bize namaz kıldırması için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i bekledik. Dışarı çıktı, elimden tuttu ve: “Söyle” buyurdu. Ben sustum. “Söyle” buyurdu. “Ne söyleyeyim?” dedim. Şöyle buyurdu: “Akşama girdiğinde ve sabaha erdiğinde üçer defa ‘Kul huvallâhu ehad’i ve Muavvizeteyn’i (Felak ve Nâs surelerini) oku; [bu] sana her gün iki defa kâfi gelir.”
34677. Metin
ورواه أبو داود والترمذي والنسائي، من حديث ابن أبي ذئب، به (¬٦). وقال الترمذي: حسن صحيح غريب من هذا الوجه. وقد رواه النسائي من طريق أخرى، عن معاذ بن عبد الله بن خبيب، عن أبيه، عن عقبة بن عامر، فذكره [ولفظه: "يكفك كل شيء"] (¬٧) (¬٨).
Bunu Ebu Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî de İbn Ebî Zi’b hadisinden aynı [senetle] rivayet etti (¬٦). Tirmizî: “Bu vecihten hasen, sahih, gariptir” dedi. Nesâî ise bunu başka bir yoldan, Muâz b. Abdillâh b. Hubeyb’den, o babasından, o da Ukbe b. Âmir’den rivayet ederek zikretmiştir [ve lafzı: “Sana her şeye karşı kâfi gelir” şeklindedir] (¬٧) (¬٨).
34678. Metin
حديث آخر في ذلك: قال الإمام أحمد: حدثنا إسحاق بن عيسى، حدثنا ليث بن سعد، حدثني الخليل بن مرة، عن الأزهر بن عبد الله، عن تميم الداري قال: قال رسول الله ﷺ: "من قال: لا إله إلا الله واحدًا أحدًا صمدًا، لم يتخذ صاحبةً ولا ولدًا، ولم يكن له كفوا أحدا، عشر مرات، كُتِب له أربعون ألف ألف حسنة".
Bu hususta başka bir hadis: İmam Ahmed dedi ki: Bize İshâk b. Îsâ anlattı, bize Leys b. Sa‘d anlattı, bana el-Halîl b. Mürre, el-Ezher b. Abdillâh’tan, o Temîm ed-Dârî’den anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim on defa: ‘Lâ ilâhe illallâhü vâhiden ehaden sameden lem yettehız sâhibeten ve lâ veledâ ve lem yekün lehû küfüven ehad (Allah’tan başka ilah yoktur; O tektir, Samed’dir, ne bir eş ne de bir çocuk edinmiştir ve hiçbir şey O’nun dengi olmamıştır)’ derse, kendisine kırk milyon sevap yazılır.”
34679. Metin
تفرد به أحمد (¬٩) والخليل بن مُرّة: ضعفه البخاري وغيره بمُرّة.
Bunu rivayet etmekte Ahmed tek kalmıştır (¬٩). el-Halîl b. Mürre’yi ise Buhârî ve başkaları tamamen zayıf görmüştür.
34680. Metin
حديث آخر: قال أحمد أيضا: حدثنا حسن بن موسى، حدثنا ابن لَهِيعَة، حدثنا زَبَّان بن
Başka bir hadis: Ahmed yine dedi ki: Bize Hasan b. Mûsâ anlattı, bize İbn Lehîa anlattı, bize Zebbân b.
34681. Metin
فائد، عن سهل بن معاذ بن أنس الجهني، عن أبيه، عن رسول الله ﷺ قال: "من قرأ" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "حتى يختمها، عشر مرات، بنى الله له قصرًا في الجنة". فقال عمر: إذن نستكثر يا رسول الله. فقال ﷺ: "الله أكثر وأطيب". تفرد به أحمد (¬١).
Fâid, Sehl b. Muâz b. Enes el-Cühenî’den, o babasından, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den anlattı; buyurdu ki: “Kim sonuna kadar ‘Kul huvallâhu ehad’i on defa okursa, Allah onun için cennette bir köşk bina eder.” Bunun üzerine Ömer: “Öyleyse [köşklerimizi] çoğaltırız ey Allah’ın Resûlü” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: “Allah’ın mükâfatı daha çok ve daha güzeldir” buyurdu. Bunu rivayette Ahmed tek kalmıştır (¬١).
34682. Metin
ورواه أبو محمد الدارمي في مسنده فقال: حدثنا عبد الله بن يزيد، حدثنا حيوة، حدثنا أبو عقيل زهرة بن معبد-قال الدارمي: وكان من الأبدال -أنه سمع سعيد بن المسيب يقول: إن نبي الله ﷺ قال: "من قرأ" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "عشر مرات، بنى الله له قصرًا في الجنة، ومن قرأها عشرين مرة بنى الله له قصرين في الجنة، ومن قرأها ثلاثين مرة بنى الله له ثلاثة قصور في الجنة". فقال عمر بن الخطاب: إذا لتكثر قصورنا؟ فقال رسول الله ﷺ: "الله أوسع من ذلك" (¬٢). وهذا مرسل جيد.
Ebu Muhammed ed-Dârimî de Müsned’inde bunu rivayet edip şöyle dedi: Bize Abdullah b. Yezîd anlattı, bize Hayve anlattı, bize Ebu Akîl Zühre b. Ma‘bed -Dârimî: ‘O ebdâllerdendi’ dedi- Saîd b. el-Müseyyeb’i şöyle derken işittiğini anlattı: Allah’ın Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim ‘Kul huvallâhu ehad’i on defa okursa, Allah onun için cennette bir köşk bina eder; kim onu yirmi defa okursa, Allah onun için cennette iki köşk bina eder; kim onu otuz defa okursa, Allah onun için cennette üç köşk bina eder.” Bunun üzerine Ömer b. el-Hattâb: “Öyleyse köşklerimiz çok olur?” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: “Allah’ın lütfu bundan daha geniştir” buyurdu (¬٢). Bu, ceyyid bir mürseldir.
34683. Metin
حديث آخر: قال الحافظ أبو يعلى: حدثنا نصر بن علي، حدثني نوح بن قيس، أخبرني محمد العطار، أخبرتني أم كثير الأنصارية، عن أنس بن مالك، عن رسول الله ﷺ قال: "من قرأ" قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "خمسين مرة غُفرت له (¬٣). ذنوب خمسين سنة" (¬٤) إسناده ضعيف.
Başka bir hadis: Hâfız Ebu Ya‘lâ dedi ki: Bize Nasr b. Alî anlattı, bana Nûh b. Kays anlattı, bana Muhammed el-Attâr haber verdi, bana Ümmü Kesîr el-Ensâriyye, Enes b. Mâlik’ten, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den haber verdi; buyurdu ki: “Kim elli defa ‘Kul huvallâhu ehad’i okursa, onun (¬٣) elli yıllık günahı bağışlanır” (¬٤). İsnadı zayıftır.
34684. Metin
حديث آخر: قال أبو يعلى: حدثنا أبو الربيع، حدثنا حاتم بن ميمون، حدثنا ثابت، عن أنس قال: قال رسول الله ﷺ: "من قرأ في يوم: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ " مائتي مرة، كتب الله له ألفًا وخمسمائة حسنة إلا أن يكون عليه دين" (¬٥). إسناده ضعيف، حاتم بن ميمون: ضعفه البخاري وغيره. ورواه الترمذي، عن محمد بن مرزوق البصري، عن حاتم بن ميمون، به. ولفظه: "من قرأ كل يوم، مائتي مرة: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "محي عنه ذنوب خمسين سنة، إلا أن يكون عليه دَين".
Başka bir hadis: Ebu Ya‘lâ dedi ki: Bize Ebu’r-Rebî‘ anlattı, bize Hâtim b. Meymûn anlattı, bize Sâbit, Enes’ten anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim bir günde iki yüz defa ‘Kul huvallâhu ehad’i okursa, üzerinde bir borç olmaması şartıyla, Allah ona bin beş yüz sevap yazar” (¬٥). İsnadı zayıftır; Hâtim b. Meymûn’u Buhârî ve başkaları zayıf görmüştür. Tirmizî de bunu Muhammed b. Merzûk el-Basrî’den, o da Hâtim b. Meymûn’dan aynı senetle rivayet etmiştir. [Tirmizî’nin] lafzı şöyledir: “Kim her gün iki yüz defa ‘Kul huvallâhu ehad’i okursa, üzerinde bir borç olmaması şartıyla, kendisinden elli yıllık günah silinir.”
34685. Metin
قال الترمذي: وبهذا الإسناد عن النبي ﷺ قال: "من أراد أن ينام على فراشه، فنام على يمينه، ثم قرأ: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "مائة مرة، فإذا كان يوم القيامة يقول له الرب، ﷿: يا عبدي، ادخُل على يمينك الجنة" (¬٦). ثم قال: غريب من حديث ثابت، وقد رُوي من غير هذا الوجه، عنه.
Tirmizî dedi ki: Bu senetle Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle buyurduğu [rivayet edildi]: “Kim yatağında uyumak isteyip de sağ tarafı üzerine yatar, sonra yüz defa ‘Kul huvallâhu ehad’i okursa; kıyamet günü olduğunda Rabbi azze ve celle ona: ‘Ey kulum, sağ yanından cennete gir!’ buyurur” (¬٦). Sonra [Tirmizî] şöyle dedi: Sâbit’in hadisinden garibtir; ondan bu tarikten başka şekilde de rivayet edilmiştir.
34686. Metin
وقال أبو بكر البزار: حدثنا سهل بن بحر، حدثنا حَبّان بن أغلب، حدثنا أبي، حدثنا ثابت، عن أنس قال: قال رسول الله ﷺ: "من قرأ: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "مائتي مرة، حط الله عنه ذنوب مائتي سنة" ٧. ثم قال: لا نعلم رواه عن ثابت إلا الحسن بن أبي جعفر، والأغلب بن
Ebu Bekir el-Bezzâr dedi ki: Bize Sehl b. Bahr anlattı, bize Habbân b. Ağleb anlattı, bize babam anlattı, bize Sâbit, Enes’ten anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Kim iki yüz defa { قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ } “De ki: O, Allah birdir” [suresini] okursa, Allah onun iki yüz yıllık günahını siler.» 7 Sonra [Bezzâr] şöyle dedi: Sâbit’ten bunu el-Hasen b. Ebî Ca‘fer ve el-Ağleb b.
34687. Metin
تميم، وهما متقاربان في سوء الحفظ.
Temîm’den başkasının rivayet ettiğini bilmiyoruz; bu ikisi de hıfzlarının kötülüğünde birbirine yakındır.
34688. Metin
حديث آخر في الدعاء بما تضمنته من الأسماء: قال النسائي عند تفسيرها: حدثنا عبد الرحمن بن خالد، حدثنا زيد بن الحباب، حدثني مالك بن مِغْول، حدثنا عبد الله بن بُرَيدة، عن أبيه: أنه دخل مع رسول الله ﷺ المسجد فإذا رجل يصلي، يدعو يقول: اللهم، إني أسألك بأني أشهد أن لا إله إلا أنت، الأحد الصمد، الذي لم يلد ولم يولد، ولم يكن له كفوا أحد. قال: "والذي نفسي بيده، لقد سأله باسمه الأعظم، الذي إذا سئل به أعطى، وإذا دعي به أجاب" (¬١).
İçerdiği isimlerle dua etmeye dair başka bir hadis: Nesâî bu [surenin] tefsirinde şöyle dedi: Bize Abdurrahman b. Hâlid anlattı, bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı, bana Mâlik b. Mığvel anlattı, bize Abdullah b. Büreyde babasından anlattı: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte mescide girdiğinde bir adam namaz kılıyor ve: “Allah’ım! Şehadet ederim ki Sen’den başka ilah yoktur; doğurmamış, doğurulmamış ve hiçbir şey dengi olmamış tek ve Samed olan ancak Sensin diyerek Sen’den istiyorum” diye dua ediyordu. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem] buyurdu ki: “Nefsim elinde olana yemin olsun ki, o Allah’tan, kendisiyle istendiğinde verdiği, dua edildiğinde icabet ettiği İsm-i Âzam’ı ile istedi” (¬١).
34689. Metin
وقد أخرجه بَقِيَّة أصحاب السنن من طُرُق، عن مالك بن مِغْول، عن عبد الله بن بُرَيدة، عن أبيه، به (¬٢). وقال الترمذي: حسن غريب.
Diğer sünen sahipleri de bunu Mâlik b. Mığvel’den, o Abdullah b. Büreyde’den, o da babasından olmak üzere muhtelif yollarla rivayet etmişlerdir (¬٢). Tirmizî: “Hasen garibtir” demiştir.
34690. Metin
حديث آخر في قراءتها عشر مرات بعد المكتوبة: قال الحافظ أبو يعلى [الموصلي] (¬٣): حدثنا عبد الأعلى، حدثنا بشر بن منصور، عن عمر بن نبهان (¬٤) عن أبي شداد، عن جابر بن عبد الله قال: قال رسول الله ﷺ: "ثلاث من جاء بِهِنّ مع الإيمان دَخَل من أيّ أبواب الجنة شاء، وزُوّج من الحور العين حيث شاء: من عفا عن قاتله، وأدى دينا خفيا، وقرأ في دبر كل صلاة مكتوبة عشر مرات: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ". قال: فقال أبو بكر: أو إحداهن يا رسول الله؟ قال: "أو إحداهن" (¬٥)
Farz namazdan sonra onu on defa okumaya dair başka bir hadis: Hâfız Ebu Ya‘lâ [el-Mevsılî] (¬٣) dedi ki: Bize Abdül‘alâ anlattı, bize Bişr b. Mansûr, Ömer b. Nibhân’dan (¬٤), o Ebu Şeddâd’dan, o da Câbir b. Abdullah’tan anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Üç şey vardır ki, kim imanla birlikte bunları yerine getirirse, cennetin dilediği kapısından girer ve hûr-i ‘în ile dilediği şekilde evlendirilir: Katilini affeden, gizli bir borcu ödeyen ve her farz namazın ardından on defa ‘Kul huvallâhu ehad’i okuyan.” Dedi ki: Bunun üzerine Ebu Bekir: “Veya bunlardan birini [yapan da mı] ey Allah’ın Resûlü?” dedi. [Resûlullah]: “Veya bunlardan birini [yapan da]” buyurdu (¬٥).
34691. Metin
حديث في قراءتها عند دخول المنزل: قال الحافظ أبو القاسم الطبراني: حدثنا محمد بن عبد الله بن بكر السراج العسكري، حدثنا محمد بن الفرج، حدثنا محمد بن الزبرقان، عن مروان بن سالم، عن أبي زُرْعَة بن (¬٦) عمرو بن جرير، عن جرير بن عبد الله قال: قال رسول الله ﷺ: "من قرأ: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "حين يدخل منزله، نفت الفقر عن أهل ذلك المنزل والجيران" (¬٧). إسناده ضعيف.
Eve girerken onu okumaya dair bir hadis: Hâfız Ebu’l-Kāsım et-Taberânî dedi ki: Bize Muhammed b. Abdillâh b. Bekr es-Serrâc el-Askerî anlattı, bize Muhammed b. el-Ferec anlattı, bize Muhammed b. ez-Zibrikān, Mervân b. Sâlim’den, o Ebu Zür‘a b. (¬٦) Amr b. Cerîr’den, o da Cerîr b. Abdullah’tan anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim evine girdiği sırada ‘Kul huvallâhu ehad’i okursa, bu o ev halkından ve komşulardan fakirliği giderir” (¬٧). İsnadı zayıftır.
34692. Metin
حديث في الإكثار من قراءتها في سائر الأحوال: قال الحافظ أبو يعلى: حدثنا محمد بن إسحاق المسيبي، حدثنا يزيد بن هارون، عن العلاء بن ٨ محمد الثقفي قال: سمعت أنس بن مالك يقول: كنا مع رسول الله ﷺ بتبوك، فطلعت الشمس بضياء وشعاع ونور لم نرها طلعت فيما مضى
Her durumda onu çokça okumaya dair bir hadis: Hâfız Ebu Ya‘lâ dedi ki: Bize Muhammed b. İshâk el-Müseyyebî anlattı, bize Yezîd b. Hârûn, el-Alâ b. 8 Muhammed es-Sekafî’den anlattı; dedi ki: Enes b. Mâlik’i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Tebük’teydik. Güneş, daha önce geçmişte benzer bir şekilde doğduğunu görmediğimiz bir aydınlık, şua ve nur ile doğdu
34693. Metin
بمثله، فأتى جبريل النبي ﷺ فقال (¬١) يا جبريل، ما لي أرى الشمس طلعت اليوم (¬٢) بضياء ونور وشعاع لم أرها طلعت بمثله فيما مضى؟ ". قال: إن ذلك معاوية بن معاوية الليثي، مات بالمدينة اليوم، فبعث الله إليه سبعين ألف ملك يصلون عليه. قال: "وفيم ذلك؟ " قال: كان يكثر قراءة: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "في الليل وفي النهار، وفي ممشاه وقيامه وقعوده، فهل لك يا رسول الله أن أقبض لك الأرض فتصلي عليه؟ قال: "نعم". فصلى عليه.
böyle doğduğunu görmemiştik. Bunun üzerine Cibrîl, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi. [Peygamber] dedi ki (¬١): “Ey Cibrîl! Bana ne oluyor ki bugün (¬٢) güneşin, daha önce benzerini görmediğim bir aydınlık, nur ve şua ile doğduğunu görüyorum?” [Cibrîl] dedi ki: “Şu Muâviye b. Muâviye el-Leysî’dir; bugün Medine’de vefat etti. Bunun üzerine Allah, üzerine namaz kılmaları için ona yetmiş bin melek gönderdi.” [Peygamber]: “Bu ne sebeptendir?” dedi. [Cibrîl]: “O; geceleyin, gündüzleyin, yürürken, ayaktayken ve otururken ‘Kul huvallâhu ehad’i çokça okurdu. Ey Allah’ın Resûlü, senin için yeri düreyim de onun üzerine cenaze namazı kılmak ister misin?” dedi. [Peygamber]: “Evet” buyurdu ve onun üzerine cenaze namazı kıldı.
34694. Metin
وكذا رواه الحافظ أبو بكر البيهقي في [كتاب] (¬٣) دلائل النبوة" من طريق يزيد بن هارون، عن العلاء أبي (¬٤) محمد (¬٥) -وهو متهم بالوضع -فالله أعلم.
Hâfız Ebu Bekir el-Beyhakī de Delâilü’n-Nübüvve [kitabında] (¬٣) bunu Yezîd b. Hârûn tarikiyle el-Alâ Ebu (¬٤) Muhammed’den (¬٥) -ki o hadis uydurmakla itham edilmiştir- bu şekilde rivayet etmiştir. En doğrusunu Allah bilir.
34695. Metin
طريق أخرى: قال أبو يعلى: حدثنا محمد بن إبراهيم الشامي أبو عبد الله، حدثنا عثمان بن الهيثم -مؤذن مسجد الجامع بالبصرة عندي-عن محمود أبي عبد الله (¬٦) عن عطاء بن أبي ميمونة، عن أنس قال: نزل جبريل على النبي ﷺ فقال: مات معاوية بن معاوية الليثي، فتحب أن تصلي عليه؟ قال: "نعم". فضرب بجناحه الأرض، فلم تبق شجرة ولا أكمة إلا تضعضعت، فرفع سريره فنظر إليه، فكبر عليه وخلفه صفان من الملائكة، في كل صف سبعون ألف ملك، فقال النبي ﷺ: "يا جبريل، بم نال هذه المنزلة من الله تعالى؟ ". قال بحبه: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ "وقراءته إياها ذاهبًا وجائيًا قائمًا (¬٧) وقاعدًا، وعلى كل حال (¬٨).
Diğer bir tarik: Ebu Ya‘lâ dedi ki: Bize Muhammed b. İbrâhîm eş-Şâmî Ebu Abdillâh anlattı, bize Osmân b. el-Heys̱em -bana göre Basra Cami-i Kebîr'inin müezzini- Mahmûd Ebu Abdillâh’tan (¬٦), o Atâ b. Ebi Meymûne’den, o da Enes’ten anlattı; dedi ki: Cibrîl, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e inip: “Muâviye b. Muâviye el-Leysî vefat etti; onun üzerine cenaze namazı kılmak ister misin?” dedi. [Peygamber]: “Evet” buyurdu. Bunun üzerine [Cibrîl] kanadıyla yere vurdu; öyle ki ne bir ağaç ne de bir tepe kaldı, hepsi alçaldı. Cenaze sedyesi yükseltildi, ona baktı; arkasında her safında yetmiş bin melek bulunan iki saf melek olduğu halde onun üzerine tekbir getirip namaz kıldırdı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey Cibrîl! O, Allah Teâlâ katında bu makama ne ile ulaştı?” dedi. [Cibrîl]: “‘Kul huvallâhu ehad’e olan sevgisiyle, giderken gelirken, ayaktayken (¬٧) otururken ve her hâlükârda (¬٨) onu okumasıyla” dedi.
34696. Metin
ورواه البيهقي، من رواية عثمان بن الهيثم المؤذن، عن محبوب بن هلال، عن عطاء بن أبي ميمونة، عن أنس، فذكره. وهذا هو الصواب (¬٩)، ومحبوب بن هلال قال أبو حاتم الرازي: "ليس بالمشهور" (¬١٠). وقد روي هذا من طرق أخر، تركناها (¬١١) اختصارًا، وكلها ضعيفة.
Beyhakī de bunu müezzin Osmân b. el-Heys̱em rivayetinden, Mahbûb b. Hilâl’den, Atâ b. Ebi Meymûne’den, Enes’ten rivayet edip zikretmiştir. Doğru olan da budur (¬٩). Mahbûb b. Hilâl hakkında Ebu Hâtim er-Râzî: “Meşhur değildir” demiştir (¬١٠). Bu rivayet başka tariklerle de aktarılmış olup kısalık olsun diye onları terk ettik (¬١١); hepsi de zayıftır.
34697. Metin
حديث آخر في فضلها مع المعوذتين: قال الإمام أحمد: حدثنا أبو المغيرة، حدثنا معاذ بن رفاعة، حدثني علي بن يزيد، عن القاسم، عن أبي أمامة، عن عقبة بن عامر قال: لقيت رسول الله ﷺ، فابتدأته فأخذتُ بيده، فقلت: يا رسول الله، بم نجاة المؤمن؟ قال: "يا عقبة، احْرُسْ لسانك وليسعك بيتُك، وابْكِ على خطيئتك". قال: ثم لقيني رسول الله ﷺ، فابتدأني فأخذ بيدي، فقال: "يا عقبة بن عامر، ألا أعلمك خير ثلاث سُوَر أنزلت في التوراة، والإنجيل،
Muavvizeteyn ile Birlikte Bu Surenin Fazileti Hakkında Başka Bir Hadis: İmam Ahmed dedi ki: Bize Ebu'l-Mugīre anlattı, bize Muâz b. Rifâa anlattı, bana Ali b. Yezîd, Kāsım’dan, o Ebu Ümâme’den, o da Ukbe b. Âmir’den nakletti; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile karşılaştım. Önce ben davranıp elini tuttum ve: “Ey Allah’ın Resûlü! Müminin kurtuluşu ne iledir?” dedim. «Ey Ukbe! Diline sahip ol, evin sana geniş gelsin ve günahına ağla!» buyurdu. [Ukbe] dedi ki: Daha sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle karşılaştı. Önce o davranıp elimi tuttu ve: «Ey Ukbe b. Âmir! Tevrat’ta, İncil’de,
34698. Metin
والزبور، والقرآن العظيم؟ ". قال: قلت: بلى، جعلني الله فداك. قال: فأقرأني: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ " و " قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ " و" قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ "ثم قال: "يا عقبة، لا تَنْسَهُن ولا تُبتْ ليلة حتى تقرأهن". قال: فما نسيتهن منذ قال: "لا تنسهن"، وما بت ليلة قط حتى أقرأهن. قال عقبة، ثم لقيت رسول الله ﷺ فابتدأته، فأخذت بيده، فقلت: يا رسول الله، أخبرني بفواضل الأعمال. فقال: "يا عقبة، صِلْ من قطعك، وأعْطِ من حَرَمَك، وأعرض (¬١) عمن ظلمك" (¬٢)
Zebûr’da ve Yüce Kur’an’da indirilmiş en hayırlı üç sureyi sana öğreteyim mi?” buyurdu. Dedi ki: Ben: “Evet, Allah beni sana feda kılsın” dedim. Dedi ki: Bana ‘Kul huvallâhu ehad’, ‘Kul eûzü bi-rabbi’l-felak’ ve ‘Kul eûzü bi-rabbi’n-nâs’ı okuttu. Sonra: “Ey Ukbe! Bunları unutma ve bunları okumadıkça hiçbir geceyi geçirme” buyurdu. Dedi ki: O: “Bunları unutma” dediğinden beri onları hiç unutmadım ve onları okumadıkça hiçbir geceyi asla geçirmedim. Ukbe dedi ki: Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile karşılaştım; önce ben davranıp elini tuttum ve: “Ey Allah’ın Resûlü! Bana en faziletli amelleri haber ver” dedim. Şöyle buyurdu: “Ey Ukbe! Seninle alakasını kesenle ilişkini sürdür, seni mahrum edene ver ve sana haksızlık edenden yüz çevir (¬١)” (¬٢).
34699. Metin
روى الترمذي بعضه في "الزهد"، من حديث عُبيد الله بن زحر، عن علي بن يزيد وقال: هذا حديث حسن (¬٣). وقد رواه أحمد من طريق آخر:
Tirmizî bunun bir kısmını “Zühd” bahsinde Ubeydullah b. Zahr hadisinden, Ali b. Yezîd’den rivayet etmiş ve: “Bu hadis hasendir” demiştir (¬٣). Ahmed de bunu başka bir tarikten rivayet etmiştir:
34700. Metin
حدثنا حسين بن محمد، حدثنا ابن عياش، عن أسيد بن عبد الرحمن الخَثْعَمي، عن فرْوَة بن مجاهد اللخمي، عن عقبة بن عامر، عن النبي ﷺ، فذكر مثله سواء. تفرد به أحمد (¬٤).
Bize Hüseyin b. Muhammed anlattı, bize İbn Ayyâş, Üseyd b. Abdirrahmân el-Has‘amî’den, o Ferve b. Mücâhid el-Lahmî’den, o Ukbe b. Âmir’den, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den anlattı; [hadisi] aynen zikretti. Bunu rivayette Ahmed tek kalmıştır (¬٤).
34701. Metin
حديث آخر في الاستشفاء بهن: قال البخاري: حدثنا قتيبة، حدثنا المفضل، عن عُقَيل، عن ابن شهاب، عن عروة، عن عائشة أن النبي ﷺ كان إذا أوى إلى فراشه كُل ليلة جمع (¬٥) كفيه، ثم نفث فيهما فقرأ فيهما: " قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ " و " قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ " و" قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ "ثم يمسح بهما ما استطاع من جسده، يبدأ بهما على رأسه ووجهه، وما أقبل من جسده، يفعل ذلك ثلاث مرات.
Bunlarla şifa aramaya dair başka bir hadis: Buhârî dedi ki: Bize Kuteybe anlattı, bize el-Mufaddal, Ukayl’den, o İbn Şihâb’dan, o Urve’den, o da Âişe’den anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem her gece yatağına girdiği zaman iki avucunu bir araya getirir (¬٥), sonra bunlara üfler ve içlerine: ‘Kul huvallâhu ehad’, ‘Kul eûzü bi-rabbi’l-felak’ ve ‘Kul eûzü bi-rabbi’n-nâs’ı okurdu. Sonra o ikisiyle başından, yüzünden ve bedeninin ön tarafından başlayarak vücudundan erişebildiği yerleri meshederdi; bunu üç defa yapardı.
34702. Metin
وهكذا رواه أهل السنن، من حديث عُقَيل، به (¬٦).
Sünen ehli de bunu Ukayl hadisinden aynı senetle böylece rivayet etmiştir (¬٦).
34703. Metin
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
34704. Metin
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ (١) اللَّهُ الصَّمَدُ (٢) لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ (٣) وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ (٤)}
{ قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ (١) اللَّهُ الصَّمَدُ (٢) لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ (٣) وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ (٤) } “De ki: O Allah tektir. Allah Samed'dir. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey de O'nun dengi olmamıştır.”
34705. Metin
قد تقدم ذكر سبب نزولها. وقال عكرمة: لما قالت اليهود: نحن نعبد عُزيرَ ابن الله. وقالت النصارى: نحن نعبد المسيح ابن الله. وقالت المجوس: نحن نعبد الشمس والقمر. وقالت المشركون: نحن نعبد الأوثان -أنزل الله على رسوله ﷺ: (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ)
Nüzul sebebi daha önce zikredilmişti. İkrime dedi ki: Yahudiler: “Biz Allah’ın oğlu Üzeyr’e tapıyoruz”; Hristiyanlar: “Biz Allah’ın oğlu Mesih’e tapıyoruz”; Mecûsîler: “Biz güneşe ve aya tapıyoruz”; müşrikler de: “Biz putlara tapıyoruz” dediklerinde Allah, Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem’e: (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ) [ayetini] indirdi.
34706. Metin
يعني: هو الواحد الأحد، الذي لا نظير له ولا وزير، ولا نديد ولا شبيه ولا عديل، ولا يُطلَق
Yani O; hiçbir dengi, yardımcısı (veziri), eşi, benzeri ve misli bulunmayan el-Vâhid ve el-Ehad’dir. Ve [bu lafız] mutlak olarak...
34707. Metin
هذا اللفظ على أحد في الإثبات إلا على الله، ﷿؛ لأنه الكامل في جميع صفاته وأفعاله.
Bu lafız, olumlu anlamda Allah azze ve celle’den başkasına mutlak olarak söylenemez; zira O, bütün sıfatlarında ve fiillerinde kemal sahibidir.
34708. Metin
وقوله: (اللَّهُ الصَّمَدُ) قال عكرمة، عن ابن عباس: يعني الذي يصمد الخلائق إليه في حوائجهم ومسائلهم.
(اللَّهُ الصَّمَدُ) sözüne gelince; İkrime, İbn Abbas’tan şöyle dediğini nakletti: Yani yaratılmışların ihtiyaçlarında ve dileklerinde kendisine yöneldiği kimsedir.
34709. Metin
قال علي بن أبي طلحة، عن ابن عباس: هو السيد الذي قد كمل في سؤدده، والشريف الذي قد كمل في شرفه، والعظيم الذي قد كمل في عظمته، والحليم الذي قد كمل في حلمه، والعليم الذي قد كمل في علمه، والحكيم الذي قد كمل في حكمته (¬١) وهو الذي قد كمل في أنواع الشرف والسؤدد، وهو الله سبحانه، هذه صفته لا تنبغي إلا له، ليس له كفء، وليس كمثله شيء، سبحان الله الواحد القهار.
Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas’tan nakletti: O; efendiliğinde kemale ermiş Efendi (Seyyid), şerefinde kemale ermiş Şerîf, azametinde kemale ermiş Azîm, hilminde kemale ermiş Halîm, ilminde kemale ermiş Alîm ve hikmetinde kemale ermiş Hakîm’dir (¬١). O, şeref ve efendiliğin her çeşidinde kemale ermiş olandır; O da Sübhân olan Allah’tır. Bu sıfat ancak O’na layıktır; O’nun hiçbir dengi yoktur ve O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. Vâhid ve Kahhâr olan Allah münezzehtir.
34710. Metin
وقال الأعمش، عن شقيق (¬٢) عن أبي وائل: (الصَّمَدُ) السيد الذي قد انتهى سؤدده، ورواه عاصم، بن أبي وائل، عن ابن مسعود، مثله.
A‘meş, Şakīk’tan (¬٢), o da Ebu Vâil’den nakletti: “(الصَّمَدُ), efendiliği nihayete ermiş olan efendidir.” Âsım da bunu Ebu Vâil’den, o da İbn Mes‘ûd’dan benzer şekilde rivayet etmiştir.
34711. Metin
وقال مالك، عن زيد بن أسلم: (الصَّمَدُ) السيد. وقال الحسن، وقتادة: هو الباقي بعد خلقه. وقال الحسن أيضا: (الصَّمَدُ) الحي القيوم الذي لا زوال له. وقال عكرمة: (الصَّمَدُ) الذي لم يخرج منه شيء ولا يطعم.
Mâlik, Zeyd b. Eslem’den: “(الصَّمَدُ), efendidir” dediğini nakletti. Hasan ve Katâde: “O, yarattıklarından sonra bâkî kalandır” dediler. Hasan ayrıca: “(الصَّمَدُ), zevali olmayan Hayy ve Kayyûm’dur” dedi. İkrime ise: “(الصَّمَدُ), kendisinden hiçbir şey çıkmayan ve yemeyendir” dedi.
34712. Metin
وقال الربيع بن أنس: هو الذي لم يلد ولم يولد. كأنه جعل ما بعده تفسيرًا له، وهو قوله: (لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ) وهو تفسير جيد. وقد تقدم الحديث من رواية ابن جرير، عن أبي بن كعب في ذلك، وهو صريح فيه.
Rebî‘ b. Enes: “O, doğurmamış ve doğurulmamış olandır” dedi. Sanki o, bundan sonra gelen (لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ) sözünü onun tefsiri kılmıştır; bu da güzel bir tefsirdir. İbn Cerîr’in Übey b. Ka‘b’dan bu husustaki rivayeti daha önce geçmişti ve bu konuda açıktır.
34713. Metin
وقال ابن مسعود، وابن عباس، وسعيد بن المسيب، ومجاهد، وعبد الله بن بُريدة، وعكرمة أيضا، وسعيد بن جبير، وعطاء بن أبي رباح، وعطية العوفي، والضحاك، والسدي: (الصَّمَدُ) الذي لا جوف له.
İbn Mes‘ûd, İbn Abbas, Saîd b. el-Müseyyeb, Mücâhid, Abdullah b. Büreyde, yine İkrime, Saîd b. Cübeyr, Atâ b. Ebi Rabâh, Atıyye el-Avfî, Dahhâk ve Süddî: “(الصَّمَدُ), içi boşluksuz olandır” dediler.
34714. Metin
قال سفيان، عن منصور، عن مجاهد: (الصَّمَدُ) المصمت الذي لا جوف له.
Süfyân, Mansûr’dan, o da Mücâhid’den nakletti: “(الصَّمَدُ), içi boşluksuz olan masiftir.”
34715. Metin
وقال الشعبي: هو الذي لا يأكل الطعام، ولا يشرب الشراب.
Şa‘bî: “O, yemek yemeyen ve içecek içmeyendir” dedi.
34716. Metin
وقال عبد الله بن بُرَيدة (¬٣) أيضًا: (الصَّمَدُ) نور يتلألأ.
Abdullah b. Büreyde (¬٣) de: “(الصَّمَدُ), parıldayan bir nurdur” dedi.
34717. Metin
روى ذلك كلَّه وحكاه: ابن أبي حاتم، والبيهقي والطبراني، وكذا أبو جعفر بن جرير ساق أكثر ذلك بأسانيده، وقال:
Bütün bunları İbn Ebi Hâtim, Beyhakī ve Taberânî rivayet ve nakletmiştir; aynı şekilde Ebu Ca‘fer b. Cerîr de bunların çoğunu senetleriyle aktarmış ve şöyle demiştir:
34718. Metin
حدثني العباس بن أبي طالب، حدثنا محمد بن عمرو بن رومي، عن عبيد الله بن سعيد قائد الأعمش، حدثني صالح بن حيان، عن عبد الله بن بريدة، عن أبيه قال -لا أعلم إلا قد رفعه-قال: (الصَّمَدُ) الذي لا جوف له.
Bana Abbâs b. Ebi Tâlib anlattı, bize Muhammed b. Amr b. Rûmî, A‘meş’in kılavuzu Ubeydullah b. Saîd’den anlattı, bana Sâlih b. Hayyân, Abdullah b. Büreyde’den, o babasından anlattı -onu merfu kıldığından başka bir şey bilmiyorum- dedi ki: “(الصَّمَدُ), içi boşluksuz olandır.”
34719. Metin
وهذا غريب جدًا، والصحيح أنه موقوف على عبد الله بن بريدة.
Bu, oldukça garibtir1; sahih olan ise2 Abdullah b. Büreyde3 üzerinde mevkuf olmasıdır.
34720. Metin
وقد قال الحافظ أبو القاسم الطبراني في كتاب السنة له، بعد إيراده كثيرًا من هذه الأقوال في تفسير "الصمد": وكل هذه صحيحة، وهي صفات ربنا، ﷿، وهو الذي يُصمَد إليه في الحوائج، وهو الذي قد انتهى سؤدده، وهو الصمد الذي لا جوف له، ولا يأكل ولا يشرب، وهو الباقي بعد خلقه. وقال البيهقي نحو ذلك [أيضا] (¬١). (¬٢)
Hâfız Ebu’l-Kāsım et-Taberânî, Kitâbü’s-Sünne adlı eserinde “es-Samed”in tefsirine dair bu görüşlerin birçoğunu aktardıktan sonra şöyle demiştir: “Bunların hepsi sahihtir ve Rabbimiz azze ve celle’nin sıfatlarıdır. İhtiyaçlarda kendisine yönelinen O’dur; efendiliği nihayete ermiş olan O’dur; içi boşluksuz olan, yemeyen ve içmeyen Samed O’dur; yarattıklarından sonra bâkî kalacak olan O’dur.” Beyhakī de buna benzer bir söz söylemiştir [ayrıca] (¬١). (¬٢)
34721. Metin
وقوله: (لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ) أي: ليس له ولد ولا والد ولا صاحبة.
(لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ) sözü ise: Yani O’nun ne bir çocuğu, ne bir babası, ne de bir eşi vardır.
34722. Metin
قال مجاهد: (وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ) يعني: لا صاحبة له.
Mücâhid: “(وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ), yani O’nun bir eşi yoktur” dedi.
34723. Metin
وهذا كما قال تعالى: {بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ} [الأنعام: ١٠١] أي: هو مالك كل شيء وخالقه، فكيف يكون له من خلقه نظير يساميه، أو قريب يدانيه، تعالى وتقدس وتنزه. قال الله تعالى: {وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَنُ وَلَدًا * لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا إِدًّا * تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الأَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا * أَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمَنِ وَلَدًا * وَمَا يَنْبَغِي لِلرَّحْمَنِ أَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا * إِنْ كُلُّ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ إِلا آتِي الرَّحْمَنِ عَبْدًا * لَقَدْ أَحْصَاهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا * وَكُلُّهُمْ آتِيهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَرْدًا} [مريم: ٨٨ - ٩٥] وقال تعالى: {وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَنُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ * لا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِأَمْرِهِ يَعْمَلُونَ} [الأنبياء: ٢٦، ٢٧] وقال تعالى: {وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًا وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ * سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ} [الصافات: ١٥٨، ١٥٩] وفي الصحيح -صحيح البخاري-: "لا أحد أصبر على أذى سمعه من الله، إنهم يجعلون له ولدا، وهو يرزقهم ويعافيهم" (¬٣).
Bu tıpkı Teâlâ’nın şu buyruğu gibidir: { بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ } [el-En‘âm: 101] “Gökleri ve yeri yoktan var edendir. O'nun bir eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir? O her şeyi yaratmıştır...” Yani O, her şeyin Mâliki ve Yaratıcısıdır; yaratıklarından Kendisine denk olacak bir benzeri veya Kendisine yaklaşacak bir dengi nasıl olabilir? O yücedir, mukaddestir ve münezzehtir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: { وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَنُ وَلَدًا * لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا إِدًّا * تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الأَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا * أَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمَنِ وَلَدًا * وَمَا يَنْبَغِي لِلرَّحْمَنِ أَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا * إِنْ كُلُّ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ إِلا آتِي الرَّحْمَنِ عَبْدًا * لَقَدْ أَحْصَاهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا * وَكُلُّهُمْ آتِيهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَرْدًا } [Meryem: 88-95] “‘Rahmân çocuk edindi’ dediler. Andolsun ki çok çirkin bir şey ortaya attınız. Rahmân'a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp çökecekti! Rahmân'a çocuk edinmek yaraşmaz. Göklerde ve yerde olan herkes, Rahmân'a ancak kul olarak gelecektir. Andolsun ki O, onları kuşatmış ve teker teker saymıştır. Kıyamet günü onların hepsi O'na tek başına gelecektir.” Ve Teâlâ şöyle buyurmuştur: { وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَنُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ * لا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِأَمْرِهِ يَعْمَلُونَ } [el-Enbiyâ: 26, 27] “‘Rahmân çocuk edindi’ dediler. Hâşâ, O bundan münezzehtir! Bilakis [o melekler] ikram olunmuş kullardır. O'ndan önce söz söylemezler ve O'nun emriyle hareket ederler.” Ve Teâlâ şöyle buyurmuştur: { وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًا وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ * سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ } [es-Sâffât: 158, 159] “Allah ile cinler arasında bir soy bağı uydurdular. Andolsun cinler de kendilerinin mutlaka [hesaba] çekileceklerini bilmişlerdir. Allah, onların nitelemelerinden münezzehtir.” Sahih'te -Sahîh-i Buhârî’de- şöyle [geçmektedir]: “İşittiği eziyete Allah’tan daha sabırlı kimse yoktur. O’na çocuk isnat ederler de O yine onlara rızık verir ve afiyet bahşeder” (¬٣).
34724. Metin
وقال البخاري: حدثنا أبو اليمان، حدثنا شعيب، حدثنا أبو الزناد، عن الأعرج، عن أبي هُرَيرة، عن النبي ﷺ قال: "قال الله، ﷿: كذبني ابن آدم ولم يكن له ذلك، وشتمني ولم يكن له ذلك، فأما تكذيبه إياي فقوله: لن يُعيدَني كما بدأني، وليس أول الخلق بأهون عليّ من إعادته. وأما شتمه إياي فقوله: اتخذ الله ولدًا. وأنا الأحد الصمد الذي لم يلد ولم يولد ولم يكن له كفوًا أحد".
Buhârî dedi ki: Bize Ebu’l-Yemân anlattı, bize Şuayb anlattı, bize Ebu’z-Zinâd, el-A‘rec’den, o Ebu Hüreyre’den, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den anlattı; buyurdu ki: “Allah azze ve celle şöyle buyurdu: Âdemoğlu buna hakkı olmadığı halde Beni yalanladı ve buna hakkı olmadığı halde Bana sövdü. Beni yalanlaması: ‘Beni ilk yarattığı gibi asla tekrar diriltemez’ demesidir; halbuki ilk yaratma Bana [onu] yeniden yaratmaktan daha kolay değildir. Bana sövmesi ise: ‘Allah çocuk edindi’ demesidir. Oysa Ben; doğurmamış, doğurulmamış ve hiçbir şey Kendisine denk olmamış tek ve Samed olanım.”
34725. Metin
ورواه أيضا من حديث عبد الرزاق، عن مَعْمَر، عن همام بن مُنَبِّه، عن أبي هريرة، مرفوعًا بمثله. تفرد بهما من هذين الوجهين (¬٤).
Bunu ayrıca Abdürrezzâk hadisinden, Ma‘mer’den, Hemmâm b. Münebbih’ten, Ebu Hüreyre’den merfu olarak benzer şekilde rivayet etmiştir. [Buhârî] bu iki vecihten bunları rivayette tek kalmıştır (¬٤).
34726. Metin
آخر تفسير سورة "الإخلاص"
İhlâs Suresi tefsirinin sonu.